Mac

Ilk bilgisayarimiz bir Amiga500’du, bilgisayar demeye bin sahit ister tabii, oyun oynamaktan baska pek bir hayrini goremedik.  Ben de bilgisayar oyunlarindan (tetris haric) nefret eden bir insan oldugumdan, abim gordu hayrini yani.  O siralar ortaokuldaydim saniyorum, bilgisayar dersinde basic ogreniyorduk.  Bir sekilde amiga’da bir iki basic programi yazmistim.  Derste ogretilen ekrana 41 kere “hello world!” yazdirma gibi basit seyler, bir de bul karayi al parayi turu garip bir tahmin oyunu vardi (super basit bir sey, hic oyle karisik oyunlar dusunmeyin) onu.  Ama kafamda buyuk hayaller vardi, boyle algoritma semalari falan ciziyordum kafamdan.  Milliyet Cocuk’un verdigi fasikul fasikul ansiklopedilerden bilgisayarlarla ilgili olan bir tanesinde gormustum.  Soyle mi? Evet ya da hayir, evetse bilmemne, hayirsa geri don zirt pirt.  Programciliga falan yaramadi bu dizaynlar, ama game theory ogrenirken faydasini gordum.

Neyse konuyu dagitmayalim, benim genc yasta 5.25lik disketler zamaninda bilgisayar dehasi olma veya programciligin dibine vurma hayallerim okuldaki bilgisayar dersinin fos cikmasiyla ve evdeki Amiga’ya abimin el koyup sabah aksam demeden fifaydi, leisure suit larrydi oyunlara gomulmesiyle yikildi, tarumar oldu.  Bu arada, biraz once izledim su videoyu, burada da paylasayim.  Olayi yari yolda birakmayip programciligin dibine vuran genc ssg hikayesini anlatmis.  Sevdigim ve takdir ettigim bir arkadasimiz kendisi, buradan da kendisine el sallayalim sanki gelip de okuyacakmis gibi.

Ay hala sadede gelemedim.  Sadede gelmeden son bir duragimiz var.  Hazir ssg demisken, nasil bir windows bebesi, “maykrosoft”un kolesi oldugumdan bahsedecegim.  Bilgisayarlarla ikinci -randevum diyeyim- universite yillarinda oldu.  Universitenin bilgisayar lab.lerinde tekrar bulustuk bilgisayarlarla.  Lakin bunlar Amiga’dan cok farkliydi, bir “sey”ler yapabiliyordun, word, excel, paint, henuz sadece uni. ici intranet dahilinde olsa da email…  gozumuz gonlumuz acilmisti resmen.  Ilk donem bir bilgisayar dersi de konmustu, orada bu uygulamalari takir takir ogrendik hemen (hatirlatin daha sonra bu bilgisayar dersinde cevirdigimiz bir dalavereyi anlatayim eheh).  Tabii amiga ve pc farki Windows ve diger microsoft urunleriydi, onlar sayesinde bilgisayar benim icin ise yarar bir sey haline gelmisti.

Tamam, hicbir zaman bir bilgisayar gurusu olmadim (en basit ornek: hayatta bilgisayar formati atmis biri degilim, gerci ihtiyacim da olmadi, o ayri, istesem ogrenir yaparim sanirim.  nedense bilgisayara format atmis olmak kizlar icin bir olcut. neyse.).  Ama dogruya dogru, bilgisayarla (PC’den bahsediyorum su anda hala) bir sorunum oldu mu cozebiliyorum.  Internetten bilmemnerden bir cozum bulabiliyorum.  Windowsun susunu busunu biliyorum, olabildigince efektif kullaniyorumdur diye dusunuyorum.  1994-5’ten beri bir microsoft bebesiyim iste.

Ha bir aralar Microsoft’a monopol olmak istiyorsun zirt pirt ithamlarda bulunuldu, hala da nedenini anlamadigim bir sekilde bir antipati var bu sirket ve ana urunu windows’a karsi.  Apple Mac’i kullerinden yeniden dogurdugunda millet dort elle sarildi Microsoft’a gicik oldugundan.  Lakin Apple da az monopoli meraklisi degil, niye ayni tepki ona da gosterilmiyor?  Neyse, bu da asil konumuza bir teget, sonra irdelerim.  Sadece sunu demek istiyorum: herkes Microsoft’a nefret kusarken ben sagolsun varolsun modunda gayet mutlu mesut kullanmaya devam ediyordum windows’u office’i vs.yi.  Ilk laptopumu 97 sonu/98 basi aldim (o tarihten beri de bir daha desktop bilgisayarim olmadi zaten).  Hepsi de pc idi.  Hepsi dedigim de neredeyse 5 yil kullandigim ilk no-name bir sirketten aldigim bilgisayar (4gb hafizasi vardi, oldugunde butun hd’sini bir dvd’ye yazip elime vermislerdi!), bir toshiba, ve son 3 yildir kullandigim dell.  Birkac ay once bir de netbook almistim toshiba, o da fasulyeden.  Hep pc iste.

Butun bu yillar boyunca ben sadik PC kullanicisi takilirken Apple aldi basini gitti tabii.  Ilk basta su lolipop gibi renklere sahip mac laptoplar cikti.  Boyle hani midye kabugu gibiydiler neredeyse.  Tamam genclere sirin mirin gelebilirdi ama benim bilgisyara gore bayagi hantaldilar onlar.  Oeh dedim.  Bu arada bulundugum okulun (Amerika’daki okul) bilgisayar labinda macler de vardi, arada PCler dolu olunca onlara oturmak zorunda kaliyordum ama bir turlu o isletim sisteminin mantigini anlayamiyordum.  Bir email bakmak icin kirk takla atiyormus gibi hissediyordum.  Her seferinde Windows icin tanriya sukrederek kalkiyordum Macin basindan.  Apple ve Mac genclerin gonullerini ve okul cantalarini fethetmeye devam ediyordu, dizaynlar giderek daha $ik olmaya baslamisti, cok “designer” duruyorlardi.  Dogrusu ilk noname laptopum oldugunde yeni laptop bakarken Mac alsam mi diye ciddi dusundum, hep daha “stabil” oldugunu soyluyorlardi cunku (Gerci ben me ve vista devrelerine denk gelmedigim icin 93/95 ve XP ile gayet mutluy(d)um. Hele XP das gibi).  Hala karar verememisken bir gun labdeyim,  sozlukten print screen yapip -o zamanlar var olan s.c.r.e.e.n’e yollayacaktim.  Alamadim ulan screenshot’u!!!  PC’de bir dugmeye basip yaptigim seyi mac’te beceremedim.  Bir yolu vardir elbet, ama ben onu o an bulamadim.  Dedim, budur.  Benim bir de Macte ne nasil yapilir diye deli divane olacak vaktim yok, ugrasamam dedim ve toshiba’mi ismarladim hemen!

Tabii diger yandan da ipod cilginligi baslamisti.  Ipod shuffle vardi ilk, bir ciklet paketi buyuklugunde aman dizayn harikasi falan diye abartildi, lakin o noktada shuffle kadar ince, narin ve seksi olmasa da kapasite ve fonksiyon acisindan onu katlayacak urunler vardi (en azindan ekrani olup calan seyin ne oldugunu gosteren!).  Iste sahip oldugum ilk Apple urunu bir shuffle’di, onu da para verip almadim, bankanin teki hesap actim diye hediye etti.  Itunes’un gerzek bir program olmasi ve sync olayinin sacmaligi yuzunden pek randiman alamadim shuffle’dan.  Belki itunes gerzek degildir ve sync aslinda sacma degildir ama windows’da ve uygulamalarinda her bir seyi istedigi gibi ayarlayabilen ben bu itunes ve shuffle sync olayini bir turlu cozemedim.  Sorun sendedir diyorsaniz itiraz etmem ama bilgisayar aptali bir insan oldugumu asla kabul etmem.  Mac/apple urunu aptaliyim belki, bilemem.

Macler ve ipod gibi Apple urunleri bir prestij ogesi olmaya basladikca iyice gicik olmaya basladim.  Sirf daha havali gorunmek icin cebindeki baska marka mp3calarina beyaz/gri ipod kulakligi takmak gibi sacma seyler yapanlar turedi, oyle bir seckinlik, farklilik ifadesi oldu bu urunler.  Gel gor ki, ne seckinligi yavrum, sokaktaki muzik dinleyen 10 kisiden en az 7-8i ipoddan dinliyor muzigini!?!  Yani sirf daha sirin ya da daha guzel gorunuyor diye, sirf “imaj”i var diye ayni isi goren mp3 calar veya bilgisayarlar duruken niye Apple urunlerine para dokelim ki?  Sony Vaio icin de ayni sey.

Iste te ortaokuldayken baslayan bilgisayar/teknolojik urun maceram, 90larin ilk yillarinda baslayan “gercek” bilgisayar kullaniciligim hep Macten uzak oldu.  Bu yaza kadar.  Bu yaz -o noktada nisanlim ve mustakbel kocam olan- kocam ile yeni telefon almaya karar verdik.  Oyle telefonlarimiz en son model olmak zorunda insanlarindan degiliz, o noktada 2-3 senedir kullanmakta oldugumuz ve artik elimizde parcalanmaya baslamis telefonlarimizi gorseniz anlardiniz.  E almisken bir smartphone alalim dedik, ozellikle o siralarda yapacagimiz road-triplerde faydali olacagini dusunduk.  Benim gonlum android’li telefonlarda ya da palm-pre’deydi ama onlar da “yanlis” telefon sirketleriyle anlasmaliydi (soyle diyeyim, o sirketlerin 3g kapsaminda degildim, anca edge).  Ya tee yeni yili bekleyecektim palm-pre adam gibi bir sirket tarafindan da verildigi zaman almak icin, ya da adam gibi sirketler ne veriyorsa ona bakacaktim.  Blackberry hic dusunmedim (bilmiyorum neden), nokia’nin duzgun smartphone modelleri ise bir iphone’la tam yarisacak durumda degildi (en sonuncusu yakalamis galiba).  Bir de kocam olacak genc iphone olsun deyince “e iyi bari” dedim.  Kocam olacak genc tabii bayagidir itouch kullaniyordu, Apple’in agina dusmustu, ve hatta o noktada “dur yeni isime baslayinca macbookpro alicam” diye hayaller de kurmaktaydi.  Sunu da soylemeliyim ki kendisinin igrenc bir HP+Vista deneyimi oldu, illallah etmisti (ozellikle HPden), benim bilgisayarlarimda oyle sorun olsa elimi kolumu baglayan ben de alternatif arardim herhalde.  Bu yaz edindigim iphone 3gs ile artik ben de bir Apple insani oldum.

iphone’dan genelde memnun olmakla ve pek cok fonksiyonundan, applerinden falan yararlansam da gicik eden seyler de yok degil.  Mesela blootooth olayi.  Benim bu son degil, ondan once (yani yillaar once) kullandigim kiytirik nokia telefonumda bile bluetooth veya IR ile bilgisayardan dosya zirt pirt indirmece vardi.  iphone’da bluetooth ile ancak kulaklik vs. iletisimi oluyor, bilgisayarla iletisim icin ille o kabloyu takip itunes’u acmak zorundasin.  Iste gicik itunes kendisini zorla hayatima soktu tekrar anlayacaginiz.  Hala ipod/muzik olayi konusunda sorunum yok degil.  Ha: ringtone.  En kiytirik telefonlara bile istedigin mp3yi bilmemneyi ringtone yapabiliyorsun.  iphone’da ozel ringtone olmasi gerekiyor!  itunes store’dan parasini verip aldigin mp3 (ya da formati her neyse) sarkiyi ringtone yapiveremiyorsun.  Niye, bu engelin mantigi nedir hicbir fikrim yok (copyright vs. olaylari var ama apple’in kendi urunlerinin format ve paylasabilme kisitlari araciligiyla empoze ettigi daha farkli bir copyright anlayisi var!  Benim de hic hosuma gitmiyor, korsan ruhlu oldugumdan degil, mantigina akil sir erdiremememden.)

Apple ile asil hayal kirikligim ise iphone’umun “zombie mode” ismi verilen sorunu yasatmasi sonrasinda oldu.  Birincisi, aman cok stabil cok saglam denen Apple isletim sistemi sicmisti iste (bir benimki degil, aratin bakin zombie mode diye neler cikiyor).  Forumlardan falan baktim, neymis niye oluyormus cozumu neymis.  Millet bir takim cozumler onermis ama hic biri de surekli olmuyormus cozumlerin.  Ve iste Cupertino, CA’ya pis bakislar firlatma sebebi:  apple’a bu konuda sikayette bulunan, cozum isteyenler duz duvara konusuyorlarmis.  Apple gidin sim cardinizi degistirin diyerek topu ATT’ye atiyormus, ki sorun kesinlikle cellular sirketiyle alakali degil orasi belli.  Ben de sirf kaydi olsun diye aradim elemanlari.  Sonra kendi kendine gecti, ya da bir daha tekrar etmedi diyelim (ama her an tekrar basgostermeyecegi anlamina gelmiyor bu).   Apple’a bu duyarsizligi, sattim mali ne haliniz varsa gorun tavri nedeniyle yine gicik oldum.

Bu sirada departman bana yeni bir bilgisayar icin para verdi.  Dell’im hala calisiyor, pek bir sorun yok ama yaslandigini da belli ediyor (arada oksuruyor diyelim ehehe).  Bu arada benim bey macbook pro’sunu almis, birkac aydir kendisiyle buyuk ask yasamaktaydi, kiskanmiyor olusum tamamen benim genisligim, baska hangi kadin olsa kirirdi o proyu.  Neyse, ben de hazir kendi cebimden cikmiyor parasi diyerek bir macbook pro aldim.    Bu da bahsi gecen arkadastan girilen ilk giri.

Gec oldu, uykum geldi, kedim “ya yataga gidelim artik” huzursuzlugu icinde.  Asil konumuz olan macbook pro hakkinda soyleyeceklerim de yarina kalsin.  Of cok gevezeyim ya, sadede gelmem bu kadar mi surer ya, kol kadar yazi oldu yine 😦

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s