Cascade

Bulasik makinasi deterjanina guzelleme yazilir mi?  Benim gibi derdinize deva olduysa, bulasik makinesini her acisinizda yasadiginiz hayal kirikligina bir son verdiyse yazilir.  Aha iste soyle yazilir:

Ben cilginca cay icen biriyim, mutfakta kayniyor su anda bir yarim demligin alti (biri doldursa bardagimi…).  Bu durumda bardaklarimda fincanlarimda bir cay lekesi sorunum oluyor.  Sorunumuzun ozu bu (e tabii diger tabaklar canaklar da temiz ciksa iyi olur).

Ogrencilik donemimde sefildim tabii, ne bulasik makinesi.  Yakkkk mi yooooor e limiiiiii aaRRRRtik bu kayynarrrrr sulaRRRR diyerekten yikardim bulasiklarimi elde (bir ara ev arkadaslari ve bulasik daglari konulu bir kompozisyon yazayim size).  Neyse, sonra is guc sahibi olduk, bir daire tuttuk.  Kicimizi dolarla silecek seviyede zengin olmadik tabii ki ama en azindan bulasik ve camasir makinasi olan bir daire tutabilecek durumdaydim.  Iste o vesileyle bulasik makinam oldu.  Insanin hayatina bulasik makinasi girince “ne deterjan kullanaceemm?” derdi zuhur etti.  Gittim Target’a, gozume tablet halinde bir deterjan kestirdim (ismini unuttum simdi markanin, mavi-beyaz tabletin ortasinda boncuk gibi bir mavi sey var).  Daha paketin yarisina gelmemistim sitkim siyrildi, gittim baska bir deterjan arayisina girdim, Cascade’in yari jel yari konsantre toz tabletimsilerinden aldim (action pack diye geciyor).  Bu paketlerle ufak capli bir ask yasamaya baslamistim.  Cunku cay lekesi may lekesi yalan olmustu, hatta demligin icindeki cay lekesini bile cikariyordu.  Annem bunun icin icinde limon mimon kaynatir ovar teller demligi o lekeyi cikarmak icin.

Mutlu mesut temiz bardakli gunlerimizin uzerinde kara bulutlarin dolasmaya baslamasi uzun surmedi.  Simdi oturdugum eve tasindiktan sonra bulasik makinasi beni oyle mutsuz etti ki kapagini tekmeleyesim geliyordu.  Dusun bak, 1 saat zir zir calisiyor makina, bitiyor, sonra aciyorsun o bardaklar yivranc.  Koyarken bile daha temizdi huleayyn diyorum.  Alip rafa koymak yerine lavabonun yanina diziyorum sira sira, yikiyorum.

Simdi deterjan ayni deterjan, cay ayni cay, tasininca zeka seviyemde bir dusus olmadigini da varsayarsak sorun bu evdeki makinede (makine mi makina mi ikilemi icindeyim yaaaarrrrrr!).  Forumlarda sektim a dostlar, kullanim kilavuzlari hatmettim cancagizlarim.   Derdime deva bulamadim.  Ama belki isinize yarar tavsiye edilen seyler sunlar:

Makinayi calistirmadan once cesmeyi acin, su sicak gelene kadar akitin, suyu sicak almaya baslasin.// Tabaklari canaklari yerlestirmeye ozen gosterin (ki spreylenen su ulassin her yere). // Rinse-aid denen sividan kullanin (parlatici diye geciyor guzel yurdumda). // Beyaz sirke ile yikayin (bu ozellikle makinenin bosaltma borularini acmak icin iyiymis). Filan fistik.  Hepsi yalan.  Hatta oyle yalan ki makina kendi kendisini bile temizleyemiyor.  Kapaginda ve dibinde leke olmus (yine caydan sanirim), o lekeler bile cikmiyor ne yaparsam yapayim.  Bir de tabaklarda pas lekesi gibi lekeler olusmaya basladi, kafalari yiyesim geldi.

Dedim ulan bu deterjan paketleri bayatlamis olabilir mi?  Oyle her gun her gun calistirmiyorum makinayi, o yuzden cok kullanmiyorum deterjani, en son kutuyu ne zaman aldigimi hatirlamiyorum, ne bileyim?  Yeni deterjan arayisina girdim.  Dedim ulan cevreci olayim, ismi lazim degil bir markanin deterjanini aldim (method degil, ona laf soyletmem).  Yikadim yikadim i ih.  Hayallerim bir kez daha yikildi.  Yani tamam cevreci olacagiz da, bardaklari iki kere yikayinca harcanan su vs. cok mu cevreci oldu? Geecc! Deneme boyu olsaymis keske, kaldi sise oldugu gibi.

E git o tabletlerin tazesinden al yavrum diyebilirsiniz.  Ama soyle bir durum var. Makine zaten eski, bu toz turu deterjanlar borulari tikiyor, sonra isin yoksa plumber/muslukcu cagir, para dok, catal izle.  Gecen Costco’da Cascade sivi deterjan gordum, “all in one” diyor.  Costco’yu biliyorsaniz anlamissinizdir ki boyle dana gibi bir siseyi aldim eve getirdim.  Eger bu da o cevreci deterjan gibi ise yaramasaydi icerdim heralde heba olmasin diye!!

Doldurdum, calistirdim, biter bitmez actim, ohhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhh!  Bardaklar temiz, makine temiz, her sey mis.  Cascade sampiyon.  Alin aldirin, kullanin kullandirin.  (Sonra web sayfasina baktim, cay lekelerine karsi “bleach/camasirsuyu”lu versiyonu varmis, benimki ondan degil ama ona ragmen sonuclar super.  Arayislardaysaniz tavsiyem budur (arayisinizin hayatin anlami degil bulasik makinesi deterjani uzerine oldugunu umuyorum.  Gerci ben makinayi her acip kirli bardaklari buldugumda hayatin anlamini sorguladim birkac saniyeligine, o acidan sey yani.  Turkcem, ifade kabiliyetim, anlatim yetenegim sey yani.)

Kocambeye grading yapiyorum dedim buralarda surtuyorum.  O gradingler bu gece bitmeli.  Bu durumda baybay diyorum, hepinize temiz tabakli, piril piril bardakli gunler diliyorum.

What’s in a name? – Soyadi sancilari

Te vaktiyle demistim ya evlendim diye. Evet, yakin zamanda boyle bir olay vuku buldu.  Ama simdi Sezar’in hakkini Sezar’a verin, yeni evlenmis insan cilginligi ile dugun/gelinlik/pasta seytan ucgeninde kaybolmasina izin vermedim blogun.  Yeni evlenmis insan cilginligi yasamadim zira (Ya, parantez ici not: Bazen kendimin boyle cok ruhsuz, dugyusuz, android misin blogcu gelin assembly line’dan mi gectin bir insan oldugumu dusunuyorum.  Yani cogu kadin bu olaya “Evlenecegimmm!!!” “Evleniyorummm!!!” “Evlendimmm!!!”  seklinde cogul unlem isaretli hissiyatlarla yaklasirken ben neden isin burokrasisinde ve “wedding planner” sorumlulugunda takili kaldim bilemiyorum.  Sonrasinda “hayatimda gordugum en sakin gelindin!” seklinde yorumlar almam normal mi? Biraz cildirsam fena mi olurdu?  Bende bir yamukluk mu var?).

Neyse olan olmus, Haticeye degil neticeye bakalim.  Evlendik, bu cepte.  Simdi evlilik sonrasi burokrasi var.  Bu yazida da bunun cesiti boyutlarindan bahsetmeye niyetliyim.  Boyutlar cesit cesit: soyad secme boyutu, soyad degisikligini oraya buraya bildirme boyutu ve Amerikan ortaminda yapilmis evliligi Turk makamlarina tanitma boyutu esas isler.  Teker teker  ele alalim.

Soyadi degisikligi:  Bir kadin icin bu bir dert.  Erkekler icin hiiiiiiiiiiiccccc dert olmayan bu is, kadinlar icin

– degistirsem mi degistirmesem mi?

– degistirecegim ama yeni soyadim ne olacak?

sorularina cevap arama ve degisiklikte karar kilindiysa bu yeni soyadini her turlu yasal ortamda kullanmaya baslamak icin girisimde bulunma gibi sorun ustune sorun doguruyor.  Benim icin olaylar nasil gelisti? AZ SONRAAA…

Az sonra burasi: Ben soyadimi degistirmeye karar verdim, o kisim cok zor olmadi.  Bunun cesitli sebepleri var.  Herhangi bir onem sirasi dahilinde olmadan siralayayim:

– Yeni bir aile olusturuyoruz madem, bu sosyal unitenin elemanlarinin isimlerinde bir ortak payda olsun

– Amerikan kanunlarina gore istersem kendi isim ve soyadimla kalip evli olabiliyorum ama Turk kanunlarina gore ya esimin soyismini almak zorundayim, ya da kendi soyismime ekleyerek ikisini birden kullanmaliyim.  Yani Turk kanunlarina gore evlendikten sonra kendi tam ismimle varolamiyorum, bu Turk kanunlarinin ayibi.  Yeni pasaport cikarma ve benzeri Turk burokrasisi islemlerinde sacma sapan sorunlar cikmasin

– Ismim biraz jenerik.  Ayse Yilmaz gibi bir sey desem anlasilir belki (ismim bu degil ama, bilen biliyor).  Google’da aratilinca cikan tek kisi ben olmak istiyorum!  Bunun otesinde diger Ayse Yilmazlarla kazara karistirilmak istemiyorum.  Bir kisim Ayse Yilmaz super dangalak, onlarla karistirilma ihtimalim suratimi eksitecek kadar negatif bir olay.  ayseyilmaz@… seklindeki emaillerime bu hatunlara yollanmis emailler gelir bazen, ne siz sorun ne ben soyleyeyim.  Onlarla kendimi ayristirmak istememe yetiyor desem anlarsiniz.  Bir suru Ayse Yilmaz’dan bir olmak yerine tek Ayse Yilmaz Karasu (mesela) olayim

– Esim soyismini almasam laf etmezdi de, kayinpeder VE benim kendi babam mutlu olmaz -kendi babam icin konusayim- bunu da belli ederdi.  Aile saadetimize gereksiz golge dusmesin

Neyse, cesitli sebeplerden soyadi degisikligine gitmeye karar verdik.  Bu durumda ne olacak yeni soyadi sorunu gundeme geliyor.  Opsiyonlar:

-Direk esin soyadini aliyorsun: Ayse Karasu

– Esin soyadini kendikine ekliyorsun: Ayse Yilmaz Karasu

– Esin soyadinla kendininkini tire ile birlestiriyorsun: Ayse Yilmaz-Karasu

Ben birincisini yapmak istemedim.  Oturup bu secimimi yadirgayan insanlara kendimi anlatmaya kasamayacagim.  Kisaca isim benim ismim size ne ulen deyip gecebilirim, Phoebe Buffay gibi ismimi Princess Consuela Bananahammock’a cevirsem belki laf etme sebebiniz olur da, onun disinda cok da fifi.  Insanin ismine bakip bir suru cikarimlarda bulunuyorlar: yok efendim feministmis, yok efendim yeterince feminist degilmis, yok efendim ne gerek varmis, yok cok uzun oluyormus (soyadi Karaosmanogullarindan olana laf edin o zaman), ne demeye calisiyormus.  Akademisyen olup da evlilik oncesi yayinlari yapan kisi ile evlilik sonrasi yayinlari yapan kisinin ayni oldugunu ifade etme cabasi icinde olanlara anlayis gosteriliyor ilginc bir sekilde.  Ama ev hanimiysaniz nicin iki soyadini da kullanmaniza gerek varmismis ki?

Isim denen sey aslinda bir etiket, gayet yapay bir sey aslinda.  Ama bir kere yapistirilinca o etiket sizin “kim?”liginizin bir parcasi oluyor.  Deminden beri kendi ismimi kullanmamak icin kendime Ayse Yilmaz diyorum ya, acayip yadirgayarak yapiyorum bunu mesela.  Benim sacim, burnum, diz kapagim kadar “ben”in bir parcasi o isim de.  Hatta o yuzden ortamda ayni etikete sahip bir suru baska insan olmasi batiyor, bana ait, bana ozel olmasini istedigim o etiketin baskalarini da tanimladigini bilmek batiyor.  Bu durumda, sirf evlendim diye ismimin yarisini silip atacak degilim.  Sirf evlendim diye nasil kolumu kesmiyorsam ismimin yarisini da kesip atmak zorunda kalmamaliyim.  O ismin babadan geliyor olmasi (ve bunun cagristirdigi ataerkillik) onemli degil.  Kaynagi ne olursa olsun o soyismi ben “benim” yapmisim, onemli olan o.

Neyse, esimin soyadini da ekleyecegim ama nasil.  Tireli mi tiresiz mi (kanli mi kansiz mi gibi oldu bu eheh)?  Simdi tiresiz ekleyince kendi soyadin gobek adi gibi oluyor bir sure sonra.  Benim bir ikinci ismim yok, soyadim da isim olarak kullanilabilecek bir isim.  Ama o zaman insanlar nasil atif yapacaklarini bilemiyorlar.  Yilmaz Karasu, Ayse mi olacagim, Karasu, Ayse Yilmaz mi, Karasu Yilmaz, Ayse mi?  Ya da direk Ayse Y. Karasu olmak var ki, direk amaca ihanet ediyor.  Bu yuzden, aslinda cok hastasi olmasam da tireli versiyonu sectim, artik ismim Ayse Yilmaz-Karasu formatinda.  Telefonda ismimi sorduklarinda daha uzun surecek harf harf soylemem, ogrenciler kafayi yiyecek odevlerine ismimi yazarken (oyle bir adet var, hocanin adi yaziliyor odevin “kime” kismi gibi).  Napalim artik.  Alisacagim, alisacaklar.

Soyadini sectik, evlenirken “marriage license”a bunu yazdik.  Simdi o dokumanda “yeni soyadim bu olsun” diye belirttigin isim, o dokuman gerekli ofiste kaydedildigi anda senin yeni yasal ismin oluyor.  Ama bu ismi oraya buraya bildirmek sana kaliyor.  Ilk is sosyal guvenlige gitmek, cunku seni isminden bile yogun sekilde tanimlayan, adeta barkodun olan sosyal guvenlik numaran ile iliskilendirilmis ismi guncellemen gerekiyor.  O numarayla ve isimle islem yaptigin diger yerlerden once sosyal guvenlikte.  Mesela ehliyetinde degistirmek istediginde sosyal guvenlikten kontrol edip ona gore yapiyorlar degisikligi.  Sosyal guvenligi hallettim, cok sira beklemeden, randevu almaya gerek kalmadan tik tik halloldu.  DMV (hedef: yeni ehliyet -ki kimlik yerine geciyor) o kadar kolay degil.  Biliyorum ki randevusuz gitsem en az 1 saat sira bekleyecegim ayakta.  Randevu aldim taaaa 3 hafta sonraya verdiler.  Bekleyecegiz artik randevu gununu.  Isverende de degistirmek gerekiyor, cunku vergi-sosyal guvenlik vs kesintilerini dogru numara ve isimle iliskilendirmeleri gerekiyor, aksaklik olursa duzeltmek daha zor.  Bizim sekretere sordum, bakalim nasil degisiyormus.  Herhalde “payroll” ofisinde otomatik degisiyordur.  Kredi kartlarinda, magazalardaki kayitlarda, posta sisteminde, sigortalarda, bankada zirtta pirtta yavas yavas degistirecegiz artik.  What’s in a name?  Cevabi bu iste:  You are in that name!  Senin bulastigin HER yerde seni o isim temsil ediyor ve isim degistiginde bulastigin o HER yere “Sevgili arkadaslar benim etiket degisti” diye haber vermen gerekiyor.  Olme esegim olme… Onumuzdeki bir sene icinde bu gecis tamamlanmis olur diye umuyorum.

Bunu ayrica ele almak istiyorum, cunku gicik oldum: USCIS (vatandaslik ve gocmenlik isleri) sirf yesil kartin (gren card denen sey) uzerindeki ismi degistirmek icin toplam 370 dolar para istiyor!!!   Bunun 80 dolari biyometrik olcum bicim icin.  Yani sanki daha onceden hic bu bilgileri vermemissin gibi kalkip gidip parmak izi, yuz resmi bilmemne vermen gerekiyor.  Bu isim ve “ben”i kayitlara beraber gecin mantigi midir nedir?  Alti ustu uzerinde Ayse Yilmaz yazan kart yerine Ayse Yilmaz-Karasu yazan yeni bir kart cikarip normal postayla yolluyorsunuz bu neyin parasi???  Tamam kart biraz janjanli (ozellikle arkasi pek artiz) ama 300 dolar etmez be abi be!  Buna feci gicik oldum, kayitlara gecsin.

Ahanda kayitlara gecesice ikinci gicik oldugum burokratik sey:  Turk konsoloslugu araciligiyla evlilik tasdigi.  Nikahini kayit edebilmen icin ananin nikahini istiyorlar resmen!  Incik cincik bir suru sey.  Bir kere -anladigim kadariyla- bu basvuruyu erkegin yapmasi gerekiyor.  Kadinlar yabanci bir erkekle evlenince yapiyorlarmis ancak.  Hadi len!  Bizim ailede burokratik kafa olan benim, kocam olacak genc mutlaka bir seyi yanlis yapar, sorun cikar sonra ugras dur.  Bu cinsiyetcilige bir gicik oldum bastan.  Asil gicik eden sey ise formlardan biri.  Formda evlenen iki kisinin ismi soyadi ana adi baba adi vs sorulmus ust kisimda.  Alt kisimda, sayfanin yarisini falan kapsayan kutularda dinini sormuslar, ve bir suru din listelemisler.  Abi size ne benim dinimden?  Evliligimi kaydedin diyorum, dinle bunun ne alakasi var?  O sorunun oradaki mantigini kesinlikle anlamadim.   Turkiye’de farkli dini gruplara farkli medeni kanunlar, nufus yonetmelikleri falan mi uygulaniyor?  Turkiye’nin  yabanci gelin/damatlar icin yillik dini kotalari mi var?  “Turkiye’nin yuzde 99.9’u Musluman” diyebilmek icin mi bu caba?  Gerci oyle bir caba olsa bu bilgileri (anadil veya etnik koken bilgileri gibi) hic sormaz, hasiralti ederlerdi, zira hepimiz biliyoruz ki o %99 yalan.  Arti ateist’i listelemisler (Sahika mode on: Sasirdimm!)  ama agnostik yok.  Bunlar farkli seyler arkadasim, cookie cutterini ayarla da gel.  Turkiye burokrasisi evliligimi tanisin, isim degisikligimi onaylasin diye kasmayacagim, yavas yavas sirasi gelince olur.  Amerika’da pasaport bilgilerimi gerektiren islemlerde sorun cikmasin, uyumlu olsun disinda aceleye getirmek icin bir sebep goremiyorum.  Gerci annemler bir evlilik cuzdani gormek icin kivraniyorlar ve bir sayfalik soguk damgali mamgali certified marriage license onlari kesmeyecek. Konsoloslugun verdigi “uluslararasi aile cuzdani” midir nedir onlari mutlu ederdi ama bu yuzden kasamayacagim.

Evlendigimizin ertesi gunu girdim facebook’a esim ve ben statumuzu nisanlidan evliye cevirdik, ismimi de yeni ismim seklinde degistirdim (Onur da dalga gecti). Email yolladigimda gorunen ismimi degistirmek de keza tik tik iki saniyelik islem.  Keske gercek hayatta ismimi degistirmek sanal ortamdaki kadar kolay olsaydi.

PS. Gelin adaylarina yonelik bir pazar var, bundan bahsetmekten kaciniyorum ama bir noktada deginmem kacinilmaz.  Bu pazarin urunleri arasinda “name change kit”leri de var.  Satiliyor bu evet!  Ha bu kit bir Kitt olaydi, “enter your current name” “enter your new name” click “I approve” dedikten sonra otomatikman devlet burokrasisinin ve ozel sektorun networklerinde kimil kimil dolanip bu degisikligin yasal onayini alip sonra da butun bu ofislerde, sirketlerde, zirt pirt kayitlarda ismimi tikir tikir degistirecek yeni kartlari adresime postalatacak bir yazilim olaydi para sayardim.  En az bir 300 dolar cikardi benden (USCISi bedavaya yapiyorsa ehehe).  Ama bu kit saniyorum degisiklik yapilmasi gereken yerleri listeliyor, ve belki gerekli formlarin kopyalari var.  OEEHHHHH!

Boyleyken boyle, daha yazarken icim karardi, procrastinationla doldum tastim bu isim degisikligi konusunda.  Baby steps diyorum, one office at a time diyorum, agir agir saci basi dagitmadan diyorum. Derin bir nefes aliyorum.  Gidin bir sakinlestirici falan getirin bana, isyanim daglara!

 

Sorunlu Ogrenci Profili #1

Daha gecen gun universitedeki hinzirligimizdan bahsetmistim.  Hinzirlik deyip sirinlestiriyorum ama bildigin “cheating” (durust insan CS).  Neyse, simdi son zamanlarda gundemimi gereginden fazla isgal eden, sinirlerimi de beni sinir edecek kadar geren bir akademik yolsuzluk meselesini anlatayim.  Yakamdan dus dus dus artik diye bagirasim geldi bugun yine.

Bu sabah bir email aldim, once sevindim.  Ama tabii bu hikayenin bu kadar kolay sonlanmayacagini, hatta son bir hamle yapmak icin can havliyle bir atak gelecegini tahmin etmeliydim, geldi de. Sevincimi kursagimda birakip bugunku “gicik oldum yeaa!” anini yasatan olay da vuku buldu zira.

Gidin bir cay falan alin, ya da kahve, saglikli bunyeyseniz meyve. Uzun hikaye bu malesef.  2009 senesinin Bahar donemindeyiz.  O donem verdigim derste enteresan bir eleman var, dikkatimi ilk cekisi sinifa kizini getirmesiyle oldu.  Cocuk 7-8 yaslarinda olmali ama biraz hiperaktif, arka tarafta zor durdu, arada dikkatimi dagitti ders anlatirken.  Daha sonra garip, anti-Semitikligin sinirlarini zorlayan bir takim yorumlar yapti dersten sonra benimle yururken.  Sonra da bir doktor raporu krizi yasandi: odevini gec vermis ama gec teslim puani kirilmasin diye doktor raporu getirmis.  Doktor raporu baska bir ders icin ve odevin teslim edildigi hafta icin bile degil, kabul etmedim.

Yolsuzluk kismi donemin ikinci yarisinda basladi.  Asistanim (TA) verdigi odevlerden birinin tamamiyla oradan buradan kopyala-yapistir oldugunu tespit etmis.  Oha dedim, kendisiyle konusmamiz gerektigine karar verdim.  Tam o sirada, biz onunla irtibata gecmeden o bana geldi, yanlis dokumani teslim etmisim, o aslinda kendimce aldigim notlardi, hatami duzeltmeme izin verin, bilmemne.  Ben de iyi dedim, getir “dogru” odevi.  Ay bir tesekkurler bir “gercek bir kardes gibi davrandiniz” yaglamalari.  Getirdi “dogru” odevi.  Ama TA iskillenmisti bir kere, ve okurken yazi stili ve kelime haznesinin degiskenligi dikkatini cekmis.  Bunun uzerine basladi her sey zaten.

Okulda bir online sistem var, ogrencilerin odevlerini oraya yuklemeleri gerekiyor.  Sistem o odevi internetle ve sisteme daha onceden yuklenmis odevlerle karsilastiriyor.  Intihal sorununun onune gecme amacli bir sistem.  Lakin kitaplarla ve makalelerle karsilastiramiyor, hatta butun internetle de karsilastirmiyor.  Asistan bakiyor, bu sistemde benzerlik yuzdesi dusuk, yani bir sorun yok gibi gorunuyor.  Ama odev bariz sorunlu.  Google’da arativeriyor hic de bu ogrenci tarafindan kurulmus gibi gorunmeyen bir iki cumleyi.  Ve takir takir cikiyor hepsi, books.google.com sagolsun.  Elemanin eski odevlerine de bu kontrolu yapinca daha onceden de intihal yaptigini ama farketmemis oldugumuzu goruyoruz.

Genci hemen cagirdim, dedim boyle boyle, iste direk kopyalanmis cumleler, bana bunu acikla.  Valla bilmiyorum, ben yapmadim, o web sayfasini/kitabi gormedim hayatimda…  sayip dokuyor.  Bir yandan da aglamakli olmaya basladi, haydaaa dedim kendi kendime.  Sonra acti bilgisayarini, bakin dedi boyle bir web sayfasi var, ben odevimi orada kontrol ettim, 0% benzerlik cikti, yok intihal.  Inanamadim buna!  Bizim online sistemin yaptiginin aynisini yapan bir web sayfasi varmis (parali).  Gidiyorsun, odevini koyuyorsun, eger % yuksekse, benzerlik olan kisimlari (isaretliyor bunlari) degistiriyorsun sagindan solundan, tekrar yukluyorsun ve o % gormezden gelinecek bir miktara dusene kadar bunu tekrar ediyorsun.  Bizim kullandigimiz, okulun online sisteminde, bir kere yukledin mi odevi bir daha silip baska bir sey yukleyemiyorsun.  Ancak hocan silebiliyor ve oyle yeni bir sey yukleyebiliyorsun.  Yani oyle aa yuzde yuksek cikti degistireyim falan mumkun degil.  Ama iste serbest pazar bu musterileri de kacirmiyormus meger!  Diyeceksiniz ki “e bu eleman niye kek gibi acip bunu gosteriyor?”  Kendisi “eger % dusuk cikarsa kesinlikle intihal yoktur” gibi bir yanilsamaya sahip.  Acikladim, bu sistem kitap, makale veya butun internetle karsilastirmiyor, yani % dusuk diye intihal yok diyemeyiz.  Bu sistem sadece bir yontem intihali kontrol etmek icin ama her seyi yakalayamiyor.  Bunu o zaman anlamadi, bir hafta once gordum ki hala anlamamis -ya da anlamak istemiyor (bence dogrusu bu ikinci sik)!!!

Kendisine dedim ki, bak cicim (cicim demedim tabii burada sirinlik olsun diye yazdim onu), bunlari simdilik rapor etmiyorum ama bunlarin bir sorun oldugunu, hata oldugunu ve farkinda oldugumuzu da bil.  Eger final odevinde EN UFAK bir akademik yanlisin olursa butun bunlari paketleyip yollayacagim “Akademik olarak yanlislardasin” ofisine (bunun afilli resmi ismi var tabii, benim icimden boyle demek geldi).

Elemanin final odevinde intihal yoktu.  Oradan buradan bir seyler aldiysa da oyle cok oynamis ki google’la falan bir sey yakalamak mumkun olmadi.  Ama ne vardi, “fabrication” denen ihlal vardi.  Turkcesi tam olarak nedir bilemedim, uydurmaca diyebiliriz, gotunden element uydurma diyebiliriz.  Bu genelde deney yapilan bilimlerde oluyor, datayi uyduruyor deney yaptim ordan cikti diyor mesela.  Bu genc de bir kaynaca uydurmus.  Odev arastirma makalesi oldugu icin cesitli kaynaklar kullanilmasi, arastirilmasi, kullanilan kaynaklarin listelenmesi lazim.  Eleman gitmis olmayan kitaplari listelemis bunlari kullandim diye.

E nereden anladin listedeki kitaplarin uydurma oldugunu diyebilirsiniz.  Birincisi: o konudaki kaynak gosterilecek ana kaynaklar degillerdi, Ikincisi: isimleri bir garipti.  Ucuncusu: Garipligi farkedince Amerikan Kongre kutuphanesi, Worldcat, universitenin (bayagi kapsamli olan) kutuphane kataloglari, books.google ve hatta amazon’da arattim, bulamadim.  Library of Congress’te kaydi bulunmayan bir kitabin bu yavrucagizin eline gecmis olmasi ihtimali %2.5 (o da sifir’in etrafindaki istatistiki hata payi).

Neyse, uyarmistim, bu yamugu yapmayacaktin diyerek tak tak tak dokumantasyonumu yaptim, olayin hikayesini anlatan bir de ek yazdim.  Bir ogrenciyi bu “Akademik olarak yanlislardasin” ofisine yollamadan once kendisiyle oturup boyle boyle bir durum var, nedir? diye sormak gerekiyor.  Eger sorumluluk kabul ederse cezayi vermek hocaya dusuyor, istersen ceza vermeyebilirsin de, ceza vermiyorum/su cezayi uygun gordum diyerek ofise dosyayi yolluyorsun.  Eger sorumluluk kabul etmezse, peki canim bunu surayi imzalayarak da ifade et diyorsun ve ofise havale ediyorsun, siz halledin gerisini diyerek.  Ha bir de gorusmek istemene ragmen gorusemedigin gencler oluyor, onlari da “ulasilamadi” diyerek havale ediyorsun.

Ben bizim gence email attim, dedim boyle boyle, gel konusacagiz.  Kullandigin kitaplari da getir, ama kizini bu toplantiya getirme (kizini daha once psikolojik baski unsuru olarak kullanmisti).  Amaaaaaannnnn, basladi mi bir email yagmuru ondan sonra.  Fittirdi eleman.  Yok siz bana taktiniz, yok kitaplar gercek iste sana bilgileri (yollanan kitap bilgilerinin listelenmis kaynaklar ile alakasi yok belki konu benzerligi haricinde).  Gitmis ogrenci danismani bir hanim var, ona sikayet edercesine email atmis.  Kadin da neye ugradigini sasirdi, ertesi gun telefonda konustuk anlattim durumu, dedim yolluyorum size geregini yaparsiniz.  Eleman sehir disindaymis, gorusmeye gelemeyecekmis.  Ohhh dedim, bir de yuz yuze konusmak zorunda kalmayacagim.  Emailde diyor, %lerim dusuktu tabii ki sorumluluk kabul etmiyorum.  Sac bas yolmak istenen ama ulan guzelim saclarimi bu aklievvel icin ne yolacagim deyip vazgecilen o yuzden o “arrgghhhh!” hissinin icte kalarak patlamaya hazir bomba gibi ikindirmasi durumunu yasadim.  Sonra salvolar basladi: siz benim odevlerimi degistirdiniz, benim verdigim odevde intihal yoktu, siz benden nefret ettiginiz icin o cumleleri oraya eklediniz! Haydaaaaaaaaaaa!  Yani su iddia o kadar farkli boyutta yanlis olmanin otesinde salakca ki! (Gelecegiz buna).  Sonra da tabii beklenen sarki geliyor: Irk ayrimi yapiyorsunuz, butun bunlar derimin rengi yuzunden olmasin?  Ha bu acik acik soylenmiyor, alttan alttan ima ediliyor.  “Bir cocukla tanistim, ona da derisinin rengi yuzunden taktigini soyledi” (Sorunlu Ogrenci Profili #2 olacak bu genc de bir noktada).  Korler sagirlar birbirini agirlar misali birbirlerini paranoyak hikayeleriyle doldurup birbirlerinin sacma hikayelerini tasdikliyorlar.

Bu irkcilik ithamiyla ilk karsi karsiya kalisim degil.  Istedigi notu alamayan ogrenci derisinin rengi musaitse hemen bunu derisinin rengine yoruyor ve beni irkci, ayirimci olmakla sucluyor.  Ve de iste hep ayni sekilde acik acik soylemek yerine alttan alttan imalarla yapiyorlar bunu.  Her seferinde icime oturuyor, her seferinde gunun gerisini caresiz ve uzgun, iptal bir sekilde geciriyorum.  Insan “irkci” olarak itham edilmeye bir noktada alisabilir mi, tepkisiz kalabilir mi merak ediyorum.  Hele de bunu benim gibi cok ciddi bir “hakaret” olarak algiliyorsa.  Ben henuz o alisma noktasinda degilim, her seferinde uzuluyorum.  Ama elimden ne gelir?

Ilk seferinde saskinliktan kalakaldim.  Sonra standart bir cevap gelistirdim, onu kullaniyorum.  Once alttan yapilan imayi direk acikca ortaya seriyorum: “Burada yaptigin ithamin ciddiyetinin farkinda misin?  Irksal ayirimcilik ciddi bir meseledir, oyle basitce ve hafifce ortaya atilacak bir sey degildir.”  Sonra blofunu gordum ve artiriyorum mesaji veriyorum:  “Ben ayrimcilik yapmadigimdan eminim ama eger bu yonde endiselerin varsa lutfen universitenin ilgili ofisine  resmi bir basvuru yap.  Gerekirse onlar benimle bu konuda irtibata gececeklerdir.” Ve sonra da konu uzamasin diye: “Bu konuda seninle daha fazla konusamam ama resmi taleplere pek tabii ki cevap verecegim.”  Simdiye kadar resmi sikayet yapan kimse cikmadi, genelde “Ayyy sen yanlis anladinnnnnn!” seklinde kivirtiyorlar email atip, ama kendi kafalarindaki hikaye de degismiyor isin ilginci.  Ona buna hala derimin rengi hikayesi anlatiyorlar!

Neyse, yaz basinda ben bu dosyayi, email bombardimaninin ciktilarini da ekleyerek yolladim.  Bu arada bu elemanin baska bir derste de sorun yasadigini benim asistanin ofis arkadasinin o dersin asistani olmasi sebebiyle biliyordum.  O hocayla koridorda ayak ustu bir konusmustuk.  Ben “rapor edecegim” dedigimde o “D ile gecirme” taraftariydi (cunku birakirsa o dersi tekrar alacak, tekrar ugrasmak istemiyor).  Sonradan ogrendim ki dogru yolu bulmus, o da rapor etmis, hem “akademik olarak yanlislardasin” hem de “sosyal olarak yanlislardasin” sikayeti hem de.  Cunku eleman gecenin bir vakti adami cebinden arayip notunu tartismaya kalkmis!

Neyse, sonra araya yaz girdi vs.  Sonra guz donemi geri geldik, okul basladi.  Bu ofis de yapilan sikayetleri isleme almaya baslamis.  Elemanla gorusmusler, israrla ihlalleri reddettigi gibi, turlu ithamlara da vitesi artirarak devam etmis (odevimi degistirdiler vs.).  Simdiye kadar bu sekilde sikayet ettigim bir suru ogrenci oldu, ilk defa olay “mahkeme”  asamasina geldi.

Evet, mahkeme kuruluyor!  Birkac ogrenci ve en az bir proftan olusan bir juri oluyor.  Universiteyi temsilen savci gibi hareket eden biri var, bir de hakim gibi ortaligi duzenleyen sen sus sen konus diyen birisi.  Bu eleman orada hazir bulunuyor ve bir noktada bizleri de teker teker sahit olarak iceri aliyorlar.  Juri sorular sorabiliyor, savci aciklik getirmek istedigi seyleri soruyor, bu sanik da soru sorabiliyor.  Acikcasi bana “mahkeme vaaar” emaili geldiginde hic mutlu olmadim.  Bu elemanla yuz yuze gelmek istemiyordum acikcasi, cunku sagi solu belli olmaz.  Uzerime atlayip sacimi basimi yolmaya kalkabilir yani, sasirmam.  Normal degil zira.

Mahkeme/komitede bu “odevler benim degil” iddiasi uzerine sorular soruldu.  Bunun sorulmus olmasi bile hakaret aslinda.  Cunku odevler hem sinifta elden veriliyor hem de bu bahsettigi sisteme yukleniyor.  Sistem yuklendigi tarihi saati falan damgaliyor.  Ben sisteme yuklenmis bir odevi silebiliyorum, ama yerine bir sey eklemem mumkun degil, ihtimal sifir, hata paysiz.  Dedim, hic cekinmeyin, buyrun, universitenin bilgisayar sistemleriyle ilgilenen insanlarla konusun, bu sisteme kim hangi saatte hangi ip adresinden ne yuklemis, ne silmis, ne degistirmis size dokumunu versinler.  Isim gucum yok da intihalli cumleler bulacagim, elemanin odevine sokusturacagim, oburunu silip bunu yukleyecegim.  Olme essegim olme.  Bu kadar hirsli bir insan olsam simdiye fezaya cikmis haftada iki kere uzay yuruyusune cikip MIR’in camlarini siliyor olurdum be!

Benim taniklik ettigim sirada eleman bayagi sacmaladi, rahatsiz davranislarda bulundu.  Sonra bir ara verildi ve ben isime gucume geri dondum.  Benden sonra diger dersin hocasi (ve sonra da asistani) girmisler, onlardan duyduguma gore odayi terketme, aglama zirlama, cosma gibi taskin davranislar sergilemis.

Bu sabah da email geldi iste, mahkeme/komite kendisini sorumlu bulmus, bu iki derse daha onceden de baska bir derste sorumlu bulunmasi eklenince 3 ihlal olmusmus, ve bu da okuldan atilma demek.  Phew dedim okuyunca, resmen sevindim, cunku ne kendim bir daha onunla muhatap olmak isterim, ne de diger arkadaslarimin benim yasadigim sinir bozucu seyleri yasamasini isterim.  Ama bir temyiz maddesi de vardi mektupta: diyor ki biz (iki hoca) veya elemanin kendisi temyize gidebilirmis.  Temyiz icin gerekli sartlar prosedurel hatalar, gunisigina cikan yeni bilgiler vs.  “Saka mi yapiyoooosoooaaaan?” demek istedim Selin misali, o kadar dert olmus o kararin alinabilmesi bana niye itiraz edeyim (bir yanlislik yapildigini dusunmuyorum bu arada, bir yamuk gorsem sessiz kalmazdim.  Her sey kuralina gore oldu).

Haa genc okuldan atildi da bizim derdimiz bitti mi sandin?  Ne munasebet!  The saga continues…  Bugun dersten ciktim, ofisteyim, ogle saatleri.  Benim ofis telefonum cok calmaz, bir arkadas var telefonum caldiginda kendisinin duydugu tonu cok sevdigi icin (nostaljikmis) oglen yemege gidelim mi falan demek icin ararsa cepten degil ofisten arar.  O zannettim actim, acayip miril miril bir ses ismimi soylemeye calisiyor.  Oyle ki yanlis numara mi ki diye suphelendim bile.  Kim ariyor diye sorunca sesini yukseltti, ismini soyledi.  Of ya, of ya, of yyyyyaaaaaa!  Ya dersten yeni cikmisim, cilginca acim, dersle ilgili bir iki is halledip cikmam da lazim.  Bununla ugrasmak IS-TEEE-MIIII-YOOOO-RUMMM!  Ama iste suratina tel. kapatamiyorsun da!

Ne istiyorsun?

Konusabilir miyiz?

Ne konuda?

Emaili aldim temyiz bidi bidi.

Benimle niye konusacaksin?

Bi konussak.

Ama niye?

Bi konussak.

Benim sana soyleyebilecegim bir sey yok.  Bilmem gerektigini dusundugun bir sey varsa X hanima soyle, o bana iletir gerekirse.

Bi konussak.

Anlatamiyorum, konusmamiz bir sey farketmez, bu resmi bir karar, arti buna vaktim yok.

(Bu bir sure devam etti boyle)

(Aglamakli bir tonda) Bari telefonda bir dakika ayirsaydin.

Uzgunum cikmam lazim. dedim ve kapattim.

Sonra diger hocayi gordum koridorda, onun ofisine gelmis, temyizine yardim eder diye medet umuyor.  O kadar sacmaladiktan, dert olduktan sonra nasil boyle bir beklentiye girebiliyor inanamadik.  Sonra ofise dondum, yapmam gereken isi halledip cikacaktim, cok actim dogrusu.  Yine telefon caldi (ilkinden 15-20 dakika sonra), bu sefer arkadasimdir artik dedim, actim, karsi taraftan ses gelmedi, kapatti.  Yuh dedim, ofiste olup olmadigimi mi kontrol ediyor?  Acti, ofisteymis, gidip basayim zorla mecbur birakayim konusmaya falan mi dedi kendi kendine bilmem.  Ciktim sonra, ofise geldiyse de bilemem.  Bir sonraki adim icin planlarini, bu planlar cercevesinde bizi daha ne kadar bunaltacagini bilemiyorum, gorecegiz.  Ama dogrusu ben yeterince bunalmis durumdayim.

Iste boyle.  Burada yazildigi kadariyla belki yeterince yansimamistir, ama bu ogrenci (ve diger birkaci) psikolojik olarak normal degiller, kafalarinin icinde bir takim sorunlar var, bu cok bariz.  Hepsinde bir paranoya var.  Bunlarin sorunlu oldugunu  biliyoruz, cogu durumda universitenin cesitli ofisleri de biliyor.  Ama bir sey yapamiyoruz, tek yapabildigimiz akademik yanlislar yaparlarsa rapor etmek.  Ama “cocugum senin sorunlarin olabilir, git psikolog incelemesinden gec” diyemiyorsun, sadece tavsiye edebiliyorsun “bi gitsen?” diye.  Ama cocuk sorunu olduguna inanmiyor ki, o en bir mukemmel insan, biz onu asagi cekmeye calisiyoruz taktigimizi icin, o niye gitsin psikologa, biz gitmeliyiz asil!

Sonra da Virginia Tech oluyor, Fort Hood oluyor.  “Sorunlu” oldugu bilinen elemanlara karsi onlem alinmadigi icin bunlar sonunda tamamen fittirip silahi ellerine alip onu bunu tarayip katliam yapinca da “vah vah vaahhh!” oluyor, mum yakiliyor, bayraklar yariya iniyor, yas oluyor.  Bu ulkede “sorunlu” elemana “sorunlusun” diyemiyorsun ya, sorunlu oldugu gayet ortadayken, akademik olarak cirkeflik yaptigi bilinirken sirf azinlik diye, “aman dava acilmasin” diye korkarak bu cocuklara “patlamaya hazir bombayim, hele bir pimimi cekin de gorun”den gelen o kudreti veriyoruz ya, hem “yuh!” diyorum hem de caresiz hissediyorum.  Bu sorunlu ogrencilerden birinin bir gun sinifimi basip bana ve/ya ogrencilerime zarar verebilecegi endisesini yasiyorum, bu da benim paranoyakligim olsun hadi ama imkansiz oyle bir sey demeden once CNNe cikmamis ogrenci fittirmalari orneklerini dusunun!

Iste boyle…  Bu sorunlu ogrenci profilimizi de Mavi Sakal’dan Cektir Git isimli sarkiyla sona erdirelim bari.  Ya da muzikal tercihlerine gore Seda abla’nin Gullu’nun falan boyle cik hayatimdan, defol git pis herif Allah belani versin temali sarkilari var.

Ay-Su

Ayda su bulunmus ya?  Dogrusu haberlerin detayini okumadim, NASA ayda su bulmus bilmemne.  Kurnaz bir girisimci olsam gider belediye suyunu soyle futuristik bir siseye doldurur “ay’dan gelen sifa, Ay-su” diye pazarlarim vallahi billahi.  Cesmeden icebileceklerinin tipatip aynisi suyu para verip siseyle alinca daha temiz daha steril sanan, icine kimyasal ve boya basilmis sulari ustune vitamin-water vs. yaziyor diye super saglikli sanan (gidin bir elma yiyin evladim) insan ogul ve kizlari eminim bu Ay-Su icin paraciklari ellerime sayacaktir.  Stewie Griffin nerdesin, tut ellerimi.

Bu arada bizim atalarimiz ne kadar uzakgoruslu ne kadar bilge insanlarmis, kizlarina Aysu ismini vermisler, bilmisler te binyillar oncesinden ayda su oldugunu (seklinde igrenc bir espri yapmasaydim kendimle mutlu bir hayat suremezdim. Uzgunum).

Ama madem havadan sudan konusuyoruz, sizleri “off bosuna okudum bir suru zirva” hissiyatiyla yollamayayim.  Arizona’da, Grand Canyon’un orijinal yerli halklarindan bir “asiret” var, ismi “Havasupai.” Bilin bakalim ne demek: “the people of the blue-green waters/mavi-yesil sularin insanlari” demekmis.  Yaaaaa.  Orta Asya’da “gok/kok” mavi renk icin kullanilan kelime, gokyuzu renginden geliyor haliyle.  Bir de bunlarin komsulari Hualapailer var, onlara Grand Canyon’un ortasina kondurduklari “skywalk” garabeti, bir de bu garabet icin sacma sapan paralar istedikleri icin gicigim.  Gozunuzu para hirsi burumus Hualapailer, sevmiyorum sizi, kadar kurbani olabilirsiniz ama doga anaya boyle tecavuz edecek kadar asliniza sirt donmeyecektiniz!

Neyse iste, netice itibariyle, Baris Manco’ya bagliyorum: Kizilderililer Turkmus!  Time to contemplate.

Sonradan sonraya: Boyle de bir sey gordum, ben ne diyorum, luffen bakin -> Siselenmis su gercekleri

Bilgisayar Dersi Cinligi (Bundan Gurur Duymuyorum ya da Don’t try this at home)

Eveett, bir cuma gecesi daha yayilmalarin dibine vurmus vaziyetteyim.  Simdi soyle: persembe aksami ve cuma gunu bayagi yogun geciyor bu donemki program itibariyle, ben de cuma ogleden sonra isim bitince kendimi eve atip seriliyorum.  Resmen nakavt olmus boksor gibi iki-seksen seriliyorum.  Isin guzel tarafi, persembe gunu en sevdigim diziler var, cuma gunu onlar hulu’ya konmus oluyor. Ben de aliyorum cayimi cekirdegimi oturuyorum izliyorum hepsini siradan.  Bir yandan dizi izleyip bir yandan da iki satir yazayim dedim beynim biraz yerine gelince.

Ne yazayim ne yazayim diye cok dusunmedim, hani bir postumda bilgisayar dersinde bir cinlik yaptik demistim ya, ondan bahsedecegim.  Oncelikle disclaimer.  Bu yaptigim turden isleri devamli yapan bir insan degilim.  Kopyaci degilim yani.  Lise’de kopya veriyordum (almaya ihtiyacim yoktu diyecegim, komik ya da ayip olacak ama dogrusunu soylemek gerekirse dogrusu bu).  Sacma sapan din, milli guvenlik vs. derslerinde kopya vermisim, vermemisim pek onemli degildi yani.  Ama universitede kopya mopya cekmedim, vermedim de.  Ne birden ahlaki anlayisim degisti, ne de curve vs. yuzunden hirslandim.  Kopyanin “utility”si daha farkli universite ortaminda.  Ha, bizimki pek cok universite gibi tiriskadan derslerin sirf mecburiyetten alindigi bir universite olsaydi durum farkli olurdu ama anlayis farkliydi.  Yillar sonra Amerika’daki okullarda oldugunu ogrendigim “honor code”u kendi kendime uygulamaya sokmusum herhalde.

Ama tabii burada anlatacagim bir istisna var.  Ders bilgisayar dersi (comp 100 mu ne).  Cocuklar email yollamayi, word’de odev yazmayi, excel’de grafik cizmeyi ve saireyi ogrensinler tez elden seklinde bir ders.  O gun derste sinav gibi bir sey olacakti.  Habersiz quiz de degildi, onceden biliyorduk.  Sinav hocanin bize verdigi bir excel ekranini kendimiz yaratmak, basmak ve teslim etmekti.  Ekranda da suslu puslu formatlanmis bir tablo, o tablonun pie-chart seklinde suslu bir grafigi falan var.  Oturduk yapiyoruz.  Kolayca da bir sey, bayagi cabuk bitirdim, sagini solunu susluyorum falan.  Bu arada tabii aklimi mesgul eden bir sey var.

Simdi efenim, o yillarda genclik basimda duman durumlari var.  Platonik olarak hoslandigim bir genc var ve bu genc de o ilk sene butun dersleri ve lableri beraber aldigim 20 kisilik grubun icinde.  Badi falan da olmusuz ama iste o kadar.  Sinav oluyoruz ama bana dert olan su ki bizim genc ortalikta yok, sinavi bile bile niye gelmedi ki diyorum kendime. Sonradan sonraya, dersin bitimine az kala bu hicbir sey yokmus gibi daldi sinifa.  Herkesi haril haril bilgisayara dalmis gorunce kafasina dank etti saniyorum ama hiiiic bozuntuya vermedi koftehor.  Gecti, oturdu bir yere dersi yaptigimiz bilgisayar labinde.  Yani o zamanlar cool lafi lugatimiza girmis olsaydi “ay ne cool” derdim, oyle bir giris yapti eleman.

Detayini hatirlamiyorum ama ya yanima ya civarimda bir yere oturmustu, bir kas goz isaretlesmesi yaptik.  Ve ben bitirmis oldugum odevi email’e attach edip ona yolladim.  O da bir guzel acti, sol ust kosedeki hucreye yazilmis ismimi silip yerine kendi ismini yazdi, sagini solunu degistirdi biraz ve voila!  Sonucta hepimizin ayni dokumani yaratmasi gerektiginden teslim ettigi odevin benimkine benzemesi sorun olmayacakti, benzemesi gerekiyor zira.  Sonra basti, ders bitti, ciktilari teslim ettik ve ciktik.  Kendi sinavini teslim ederken hoca “Vay, bu kadar az surede halledebilecegini sanmiyordum, aferin” gibi bir laf etti.  Ve bizim supercool genc “ne sandindi ya” dercesine gulumsedi ve gitti.

Simdi burada isin ilginc tarafi bize bu dersi veren kisinin bilgisayar sistemleri konusunda doktorali bir eleman olusu.  O zamanlar muhendislik falan yok, o yuzden koskoca profesor bize bilgisayar ogretiyor ve okulun bilgi-sistem altyapisindan sorumlu.  Ama adamin aklina ne birisinin gec gelen gence bu dokumani elektronik olarak yollamis olabilecegi, ne de gidip elinin altindaki aktivite kayitlarindan o saatlerde o bilgisayarlarda neler oldugunu kontrol etmek geliyor.  Baksa benden ona attachmentli email gittigini gorebilirdi herhalde.  Sanirim Amerika’daki universite deneyiminden bir “honor code” davranisi bekliyordu bizden, o yuzden hic suphelenmedi.

Aradan bunca zaman gectikten ve hatta ogrenci ogreten ikiliginde cizginin obur tarafina transfer olduktan sonra bu yaptigimiz aklima geldikce hala gulerim, biraz da utanirim itiraf edeyim ki.  Sonra utanma, sucluluk gibi hislerimi bastirmak icin kendime derim ki: O hoo, bilgisayar olayini yalayip yutmusuz belli ki, ders amacina ulasmis, gerisi fasa fiso!  Cok konusuna hakim ve smart-ass bir “cheating” (cheating oldugunu kabul ediyorum, ama lutfen bu yuzden diplomam elimden alinmasin!!!!!) oldugu konusunda benimle hemfikir olmalisiniz, olmazsaniz kuserim.  Hatta daha sonraki yillarda benim de aldigim bir dersin final sinavinda organize bir “cheating” olayi yasanmis (hic haberim olmadi), resmen skandal oldu, isin icinde para mara varmis o derece, bizim yaptigimiz acayip masumdu o cirkefligin yaninda.  O isin mimarlari bir sure uzaklastirilsa da donup diplomalarini alabildiklerine gore benim diplomam tehlikede olamaz herhalde!  Bu skandali da sonra bir ara anlatayim.

Tabii simdi kendi ogrencilerimin bir kismiyla hemen her donem yasadigim “academic conduct” ve otesi meseleleri de bir ara anlatirim.  Cok sevimsiz durumlar, bu aksam hic bulasmayayim o meseleye.  Bir ara bu konuda vent edesim, icimi dokesim, katharsis yasayasim gelecek biliyorum ki, o zamana kalsin!  Keske butun “cheating”ler bizimki kadar sevimli ve zekice olsa.  Bir ara bir yere yazmistim, rapor ettigim plagiarism degil aptallik oluyor cogunlukla.

Simdi de gidip Fringe izleyelim.  Onu izlerken baska is yapmiyorum, tum dikkatimle izliyorum.  Cayim da bitti, saraba mi yonelsem?  Hmm, neyse ben bu zor soruya yanit arayaraktan kaciyorum, papay!

Dusen yapraklar nereye ucuyor?

Demistim ya Eksi Sozluk’te yaziyordum ama artik yazmiyorum diye.  Yine de okuyorum (gundem takibi ihtiyaci).  Sozlugu bir cok baska yazar da birakti bu arada.  Tabii benim dikkatimi ceken ayrilmalar ya olayli bir sekilde ayrilanlar ya da populer yazar olduklari icin ayrilinca arkalarindan bir suru entry girilenler.  Bu ikinci grup yuzunden insanin komplo teorileri uretesi geliyor.  Rumuzlari Eksi Sozlukle bir anilir olmus, hatta moderatorluk/praetorluk yapmis yazarlar bile el veda’yi cekip gittiklerine gore bir is olamaz mi bu isin icinde?  Mesela soyle:

Eksi Sozluk’e sonradan gelen sabirtaslarindan, onlarla degisen ortamdan  sikayetci olan, o eski ortami ozleyen gencler yeni bir olusuma gittiler, herkes arkalarindan “gettiiii getti gettiii, en favori yazarim X cekti gettiii, bari entrylerini biraksaydin zalim X” diye agit yakarken onlar bir yerde, “the next big thing” ortamda muhtesem egleniyorlar, cosuyorlar, edebiyat parcaliyorlar, elit elit takiliyorlar, boyle “O gemide ah ben de olsaydim!” diye ic cektirecek bir ortamda fink atiyorlar.  Olamaz mi?  Bence olabilir.  Bir sorusturmak lazim.

Ha tabii ikinci soru: Boyle bir ortam hakikaten var diyelim, dediler ki ay Cilginim Sapkacim sensiz olmuyor, sen de gel, sen de bizimle cos diyelim.  Gitmem.  Hehehe.  Kurallarim var yalan soyleyemem senden sogudugumu bir tek sen degil bir tek ben degil aaalleeemmm biliyooooor, aalleeeeeemmm biliyoooorr.  Boyle de Hande Yener’e bagladim ama bir garezim, bir seyim yok. Herkese hayatlarinda mutluluklar dilerim.

P.S.  Burayi sozlukten kimsenin okudugunu sanmiyorum ama olur a denk gelen olursa yazayim. Oyle sozlukten ayrilanlarin kurdugu bir olusum falan yok, attim tamamen.  Yani su notu yazmak zorunlulugu hissetmem bile dusundurucu degil mi?

H1N1 Asisinin Ardindan

Eveettt, bugun H1N1 asisini oldum.  Aslinda pek niyetim yoktu ama niyetim olmamasinin asil sebebi de tembelligimdi dogrusu.  Sigortam bedava yapiyordu asi ama iste asi geldi mi diye sorusturma, kalkip gitmek, olmak gerekiyordu ve ben de useniyordum.  Eger risk grubunda olsaydim, usengecligimi atar giderdim ama iste hastaligi kapma ihtimalim dusuk (ama 0 degil her halikarda).  Neyse, arkadaslarim bu konuda cok titizler.  Asi olmak ve korunmak istiyorlar (ve onlar icin sart aslinda) ama titiz olduklari diger konu da asilarin muhteviyati.  Asi olacagim diye formaldehyde, civa, su, bu almak istemiyorlar vucutlarina (Amerika’da asilar bayagi tartismali meseleler, normal cocuk asilari bile.  Otizme yolaciyor diyorlar).  Ama yine de oldular, bana da sen de ol sen de ol dediler.  Universite’nin saglik merkezinde yapiyorlarmis, ogrencilere bedava calisanlara $10.  Hem ucuz hem de iki adim yer ofisimden, ben de e gidip olayim dedim.  Bugun guzel bir yuruyus yaptim bu vesileyle, gittim tik tik oldum asiyi.  Beklemedim bile, formlari doldurdum, igneyi yedim koluma ve yallah.  Simdi tek dozajlik asilarda koruma amacli kimyasallar olmuyor, o yuzden hamilelere vs. bunlari yapiyorlar. Bizim bir arkadas da degilim ama hamile kalmaya calisiyorum demis o tip asi olmak icin.  Ben oyle numara cekemedim, asiyi da kimyasali da yedim.

Yan etkiler olabiliyor.  Alerjiksen zaten asiyi olamiyorsun.  Ama alerjilerin otesindeki yan etkilerinin bir kisminin basgostermesini bekliyordum.  Gercekten de bir miktar atesim yukseldi (simdi o da azaldi zaten).  Biraz da yorgunluk var ama o siradan yorgunluk da olabilir.

Boyleyken boyle, en fazla 1-2 gun surecek hafif yan etkilere ve asinin icindeki olasi yabanci maddelere OK diyerek olasi domuz gribine karsi onlem aldik bakalim.  Yakalansam 1 hafta surunecegim, ha atlatirim ederim de yalnizken hasta olmak istemiyorum.  Cok feci bir deneyim efenim yalnizken hasta olmak, hic tavsiye etmiyorum.  Durumda degisiklik olursa guncellemek uzere Ciao! diyorum.