Sorunlu Ogrenci Profili #1

Daha gecen gun universitedeki hinzirligimizdan bahsetmistim.  Hinzirlik deyip sirinlestiriyorum ama bildigin “cheating” (durust insan CS).  Neyse, simdi son zamanlarda gundemimi gereginden fazla isgal eden, sinirlerimi de beni sinir edecek kadar geren bir akademik yolsuzluk meselesini anlatayim.  Yakamdan dus dus dus artik diye bagirasim geldi bugun yine.

Bu sabah bir email aldim, once sevindim.  Ama tabii bu hikayenin bu kadar kolay sonlanmayacagini, hatta son bir hamle yapmak icin can havliyle bir atak gelecegini tahmin etmeliydim, geldi de. Sevincimi kursagimda birakip bugunku “gicik oldum yeaa!” anini yasatan olay da vuku buldu zira.

Gidin bir cay falan alin, ya da kahve, saglikli bunyeyseniz meyve. Uzun hikaye bu malesef.  2009 senesinin Bahar donemindeyiz.  O donem verdigim derste enteresan bir eleman var, dikkatimi ilk cekisi sinifa kizini getirmesiyle oldu.  Cocuk 7-8 yaslarinda olmali ama biraz hiperaktif, arka tarafta zor durdu, arada dikkatimi dagitti ders anlatirken.  Daha sonra garip, anti-Semitikligin sinirlarini zorlayan bir takim yorumlar yapti dersten sonra benimle yururken.  Sonra da bir doktor raporu krizi yasandi: odevini gec vermis ama gec teslim puani kirilmasin diye doktor raporu getirmis.  Doktor raporu baska bir ders icin ve odevin teslim edildigi hafta icin bile degil, kabul etmedim.

Yolsuzluk kismi donemin ikinci yarisinda basladi.  Asistanim (TA) verdigi odevlerden birinin tamamiyla oradan buradan kopyala-yapistir oldugunu tespit etmis.  Oha dedim, kendisiyle konusmamiz gerektigine karar verdim.  Tam o sirada, biz onunla irtibata gecmeden o bana geldi, yanlis dokumani teslim etmisim, o aslinda kendimce aldigim notlardi, hatami duzeltmeme izin verin, bilmemne.  Ben de iyi dedim, getir “dogru” odevi.  Ay bir tesekkurler bir “gercek bir kardes gibi davrandiniz” yaglamalari.  Getirdi “dogru” odevi.  Ama TA iskillenmisti bir kere, ve okurken yazi stili ve kelime haznesinin degiskenligi dikkatini cekmis.  Bunun uzerine basladi her sey zaten.

Okulda bir online sistem var, ogrencilerin odevlerini oraya yuklemeleri gerekiyor.  Sistem o odevi internetle ve sisteme daha onceden yuklenmis odevlerle karsilastiriyor.  Intihal sorununun onune gecme amacli bir sistem.  Lakin kitaplarla ve makalelerle karsilastiramiyor, hatta butun internetle de karsilastirmiyor.  Asistan bakiyor, bu sistemde benzerlik yuzdesi dusuk, yani bir sorun yok gibi gorunuyor.  Ama odev bariz sorunlu.  Google’da arativeriyor hic de bu ogrenci tarafindan kurulmus gibi gorunmeyen bir iki cumleyi.  Ve takir takir cikiyor hepsi, books.google.com sagolsun.  Elemanin eski odevlerine de bu kontrolu yapinca daha onceden de intihal yaptigini ama farketmemis oldugumuzu goruyoruz.

Genci hemen cagirdim, dedim boyle boyle, iste direk kopyalanmis cumleler, bana bunu acikla.  Valla bilmiyorum, ben yapmadim, o web sayfasini/kitabi gormedim hayatimda…  sayip dokuyor.  Bir yandan da aglamakli olmaya basladi, haydaaa dedim kendi kendime.  Sonra acti bilgisayarini, bakin dedi boyle bir web sayfasi var, ben odevimi orada kontrol ettim, 0% benzerlik cikti, yok intihal.  Inanamadim buna!  Bizim online sistemin yaptiginin aynisini yapan bir web sayfasi varmis (parali).  Gidiyorsun, odevini koyuyorsun, eger % yuksekse, benzerlik olan kisimlari (isaretliyor bunlari) degistiriyorsun sagindan solundan, tekrar yukluyorsun ve o % gormezden gelinecek bir miktara dusene kadar bunu tekrar ediyorsun.  Bizim kullandigimiz, okulun online sisteminde, bir kere yukledin mi odevi bir daha silip baska bir sey yukleyemiyorsun.  Ancak hocan silebiliyor ve oyle yeni bir sey yukleyebiliyorsun.  Yani oyle aa yuzde yuksek cikti degistireyim falan mumkun degil.  Ama iste serbest pazar bu musterileri de kacirmiyormus meger!  Diyeceksiniz ki “e bu eleman niye kek gibi acip bunu gosteriyor?”  Kendisi “eger % dusuk cikarsa kesinlikle intihal yoktur” gibi bir yanilsamaya sahip.  Acikladim, bu sistem kitap, makale veya butun internetle karsilastirmiyor, yani % dusuk diye intihal yok diyemeyiz.  Bu sistem sadece bir yontem intihali kontrol etmek icin ama her seyi yakalayamiyor.  Bunu o zaman anlamadi, bir hafta once gordum ki hala anlamamis -ya da anlamak istemiyor (bence dogrusu bu ikinci sik)!!!

Kendisine dedim ki, bak cicim (cicim demedim tabii burada sirinlik olsun diye yazdim onu), bunlari simdilik rapor etmiyorum ama bunlarin bir sorun oldugunu, hata oldugunu ve farkinda oldugumuzu da bil.  Eger final odevinde EN UFAK bir akademik yanlisin olursa butun bunlari paketleyip yollayacagim “Akademik olarak yanlislardasin” ofisine (bunun afilli resmi ismi var tabii, benim icimden boyle demek geldi).

Elemanin final odevinde intihal yoktu.  Oradan buradan bir seyler aldiysa da oyle cok oynamis ki google’la falan bir sey yakalamak mumkun olmadi.  Ama ne vardi, “fabrication” denen ihlal vardi.  Turkcesi tam olarak nedir bilemedim, uydurmaca diyebiliriz, gotunden element uydurma diyebiliriz.  Bu genelde deney yapilan bilimlerde oluyor, datayi uyduruyor deney yaptim ordan cikti diyor mesela.  Bu genc de bir kaynaca uydurmus.  Odev arastirma makalesi oldugu icin cesitli kaynaklar kullanilmasi, arastirilmasi, kullanilan kaynaklarin listelenmesi lazim.  Eleman gitmis olmayan kitaplari listelemis bunlari kullandim diye.

E nereden anladin listedeki kitaplarin uydurma oldugunu diyebilirsiniz.  Birincisi: o konudaki kaynak gosterilecek ana kaynaklar degillerdi, Ikincisi: isimleri bir garipti.  Ucuncusu: Garipligi farkedince Amerikan Kongre kutuphanesi, Worldcat, universitenin (bayagi kapsamli olan) kutuphane kataloglari, books.google ve hatta amazon’da arattim, bulamadim.  Library of Congress’te kaydi bulunmayan bir kitabin bu yavrucagizin eline gecmis olmasi ihtimali %2.5 (o da sifir’in etrafindaki istatistiki hata payi).

Neyse, uyarmistim, bu yamugu yapmayacaktin diyerek tak tak tak dokumantasyonumu yaptim, olayin hikayesini anlatan bir de ek yazdim.  Bir ogrenciyi bu “Akademik olarak yanlislardasin” ofisine yollamadan once kendisiyle oturup boyle boyle bir durum var, nedir? diye sormak gerekiyor.  Eger sorumluluk kabul ederse cezayi vermek hocaya dusuyor, istersen ceza vermeyebilirsin de, ceza vermiyorum/su cezayi uygun gordum diyerek ofise dosyayi yolluyorsun.  Eger sorumluluk kabul etmezse, peki canim bunu surayi imzalayarak da ifade et diyorsun ve ofise havale ediyorsun, siz halledin gerisini diyerek.  Ha bir de gorusmek istemene ragmen gorusemedigin gencler oluyor, onlari da “ulasilamadi” diyerek havale ediyorsun.

Ben bizim gence email attim, dedim boyle boyle, gel konusacagiz.  Kullandigin kitaplari da getir, ama kizini bu toplantiya getirme (kizini daha once psikolojik baski unsuru olarak kullanmisti).  Amaaaaaannnnn, basladi mi bir email yagmuru ondan sonra.  Fittirdi eleman.  Yok siz bana taktiniz, yok kitaplar gercek iste sana bilgileri (yollanan kitap bilgilerinin listelenmis kaynaklar ile alakasi yok belki konu benzerligi haricinde).  Gitmis ogrenci danismani bir hanim var, ona sikayet edercesine email atmis.  Kadin da neye ugradigini sasirdi, ertesi gun telefonda konustuk anlattim durumu, dedim yolluyorum size geregini yaparsiniz.  Eleman sehir disindaymis, gorusmeye gelemeyecekmis.  Ohhh dedim, bir de yuz yuze konusmak zorunda kalmayacagim.  Emailde diyor, %lerim dusuktu tabii ki sorumluluk kabul etmiyorum.  Sac bas yolmak istenen ama ulan guzelim saclarimi bu aklievvel icin ne yolacagim deyip vazgecilen o yuzden o “arrgghhhh!” hissinin icte kalarak patlamaya hazir bomba gibi ikindirmasi durumunu yasadim.  Sonra salvolar basladi: siz benim odevlerimi degistirdiniz, benim verdigim odevde intihal yoktu, siz benden nefret ettiginiz icin o cumleleri oraya eklediniz! Haydaaaaaaaaaaa!  Yani su iddia o kadar farkli boyutta yanlis olmanin otesinde salakca ki! (Gelecegiz buna).  Sonra da tabii beklenen sarki geliyor: Irk ayrimi yapiyorsunuz, butun bunlar derimin rengi yuzunden olmasin?  Ha bu acik acik soylenmiyor, alttan alttan ima ediliyor.  “Bir cocukla tanistim, ona da derisinin rengi yuzunden taktigini soyledi” (Sorunlu Ogrenci Profili #2 olacak bu genc de bir noktada).  Korler sagirlar birbirini agirlar misali birbirlerini paranoyak hikayeleriyle doldurup birbirlerinin sacma hikayelerini tasdikliyorlar.

Bu irkcilik ithamiyla ilk karsi karsiya kalisim degil.  Istedigi notu alamayan ogrenci derisinin rengi musaitse hemen bunu derisinin rengine yoruyor ve beni irkci, ayirimci olmakla sucluyor.  Ve de iste hep ayni sekilde acik acik soylemek yerine alttan alttan imalarla yapiyorlar bunu.  Her seferinde icime oturuyor, her seferinde gunun gerisini caresiz ve uzgun, iptal bir sekilde geciriyorum.  Insan “irkci” olarak itham edilmeye bir noktada alisabilir mi, tepkisiz kalabilir mi merak ediyorum.  Hele de bunu benim gibi cok ciddi bir “hakaret” olarak algiliyorsa.  Ben henuz o alisma noktasinda degilim, her seferinde uzuluyorum.  Ama elimden ne gelir?

Ilk seferinde saskinliktan kalakaldim.  Sonra standart bir cevap gelistirdim, onu kullaniyorum.  Once alttan yapilan imayi direk acikca ortaya seriyorum: “Burada yaptigin ithamin ciddiyetinin farkinda misin?  Irksal ayirimcilik ciddi bir meseledir, oyle basitce ve hafifce ortaya atilacak bir sey degildir.”  Sonra blofunu gordum ve artiriyorum mesaji veriyorum:  “Ben ayrimcilik yapmadigimdan eminim ama eger bu yonde endiselerin varsa lutfen universitenin ilgili ofisine  resmi bir basvuru yap.  Gerekirse onlar benimle bu konuda irtibata gececeklerdir.” Ve sonra da konu uzamasin diye: “Bu konuda seninle daha fazla konusamam ama resmi taleplere pek tabii ki cevap verecegim.”  Simdiye kadar resmi sikayet yapan kimse cikmadi, genelde “Ayyy sen yanlis anladinnnnnn!” seklinde kivirtiyorlar email atip, ama kendi kafalarindaki hikaye de degismiyor isin ilginci.  Ona buna hala derimin rengi hikayesi anlatiyorlar!

Neyse, yaz basinda ben bu dosyayi, email bombardimaninin ciktilarini da ekleyerek yolladim.  Bu arada bu elemanin baska bir derste de sorun yasadigini benim asistanin ofis arkadasinin o dersin asistani olmasi sebebiyle biliyordum.  O hocayla koridorda ayak ustu bir konusmustuk.  Ben “rapor edecegim” dedigimde o “D ile gecirme” taraftariydi (cunku birakirsa o dersi tekrar alacak, tekrar ugrasmak istemiyor).  Sonradan ogrendim ki dogru yolu bulmus, o da rapor etmis, hem “akademik olarak yanlislardasin” hem de “sosyal olarak yanlislardasin” sikayeti hem de.  Cunku eleman gecenin bir vakti adami cebinden arayip notunu tartismaya kalkmis!

Neyse, sonra araya yaz girdi vs.  Sonra guz donemi geri geldik, okul basladi.  Bu ofis de yapilan sikayetleri isleme almaya baslamis.  Elemanla gorusmusler, israrla ihlalleri reddettigi gibi, turlu ithamlara da vitesi artirarak devam etmis (odevimi degistirdiler vs.).  Simdiye kadar bu sekilde sikayet ettigim bir suru ogrenci oldu, ilk defa olay “mahkeme”  asamasina geldi.

Evet, mahkeme kuruluyor!  Birkac ogrenci ve en az bir proftan olusan bir juri oluyor.  Universiteyi temsilen savci gibi hareket eden biri var, bir de hakim gibi ortaligi duzenleyen sen sus sen konus diyen birisi.  Bu eleman orada hazir bulunuyor ve bir noktada bizleri de teker teker sahit olarak iceri aliyorlar.  Juri sorular sorabiliyor, savci aciklik getirmek istedigi seyleri soruyor, bu sanik da soru sorabiliyor.  Acikcasi bana “mahkeme vaaar” emaili geldiginde hic mutlu olmadim.  Bu elemanla yuz yuze gelmek istemiyordum acikcasi, cunku sagi solu belli olmaz.  Uzerime atlayip sacimi basimi yolmaya kalkabilir yani, sasirmam.  Normal degil zira.

Mahkeme/komitede bu “odevler benim degil” iddiasi uzerine sorular soruldu.  Bunun sorulmus olmasi bile hakaret aslinda.  Cunku odevler hem sinifta elden veriliyor hem de bu bahsettigi sisteme yukleniyor.  Sistem yuklendigi tarihi saati falan damgaliyor.  Ben sisteme yuklenmis bir odevi silebiliyorum, ama yerine bir sey eklemem mumkun degil, ihtimal sifir, hata paysiz.  Dedim, hic cekinmeyin, buyrun, universitenin bilgisayar sistemleriyle ilgilenen insanlarla konusun, bu sisteme kim hangi saatte hangi ip adresinden ne yuklemis, ne silmis, ne degistirmis size dokumunu versinler.  Isim gucum yok da intihalli cumleler bulacagim, elemanin odevine sokusturacagim, oburunu silip bunu yukleyecegim.  Olme essegim olme.  Bu kadar hirsli bir insan olsam simdiye fezaya cikmis haftada iki kere uzay yuruyusune cikip MIR’in camlarini siliyor olurdum be!

Benim taniklik ettigim sirada eleman bayagi sacmaladi, rahatsiz davranislarda bulundu.  Sonra bir ara verildi ve ben isime gucume geri dondum.  Benden sonra diger dersin hocasi (ve sonra da asistani) girmisler, onlardan duyduguma gore odayi terketme, aglama zirlama, cosma gibi taskin davranislar sergilemis.

Bu sabah da email geldi iste, mahkeme/komite kendisini sorumlu bulmus, bu iki derse daha onceden de baska bir derste sorumlu bulunmasi eklenince 3 ihlal olmusmus, ve bu da okuldan atilma demek.  Phew dedim okuyunca, resmen sevindim, cunku ne kendim bir daha onunla muhatap olmak isterim, ne de diger arkadaslarimin benim yasadigim sinir bozucu seyleri yasamasini isterim.  Ama bir temyiz maddesi de vardi mektupta: diyor ki biz (iki hoca) veya elemanin kendisi temyize gidebilirmis.  Temyiz icin gerekli sartlar prosedurel hatalar, gunisigina cikan yeni bilgiler vs.  “Saka mi yapiyoooosoooaaaan?” demek istedim Selin misali, o kadar dert olmus o kararin alinabilmesi bana niye itiraz edeyim (bir yanlislik yapildigini dusunmuyorum bu arada, bir yamuk gorsem sessiz kalmazdim.  Her sey kuralina gore oldu).

Haa genc okuldan atildi da bizim derdimiz bitti mi sandin?  Ne munasebet!  The saga continues…  Bugun dersten ciktim, ofisteyim, ogle saatleri.  Benim ofis telefonum cok calmaz, bir arkadas var telefonum caldiginda kendisinin duydugu tonu cok sevdigi icin (nostaljikmis) oglen yemege gidelim mi falan demek icin ararsa cepten degil ofisten arar.  O zannettim actim, acayip miril miril bir ses ismimi soylemeye calisiyor.  Oyle ki yanlis numara mi ki diye suphelendim bile.  Kim ariyor diye sorunca sesini yukseltti, ismini soyledi.  Of ya, of ya, of yyyyyaaaaaa!  Ya dersten yeni cikmisim, cilginca acim, dersle ilgili bir iki is halledip cikmam da lazim.  Bununla ugrasmak IS-TEEE-MIIII-YOOOO-RUMMM!  Ama iste suratina tel. kapatamiyorsun da!

Ne istiyorsun?

Konusabilir miyiz?

Ne konuda?

Emaili aldim temyiz bidi bidi.

Benimle niye konusacaksin?

Bi konussak.

Ama niye?

Bi konussak.

Benim sana soyleyebilecegim bir sey yok.  Bilmem gerektigini dusundugun bir sey varsa X hanima soyle, o bana iletir gerekirse.

Bi konussak.

Anlatamiyorum, konusmamiz bir sey farketmez, bu resmi bir karar, arti buna vaktim yok.

(Bu bir sure devam etti boyle)

(Aglamakli bir tonda) Bari telefonda bir dakika ayirsaydin.

Uzgunum cikmam lazim. dedim ve kapattim.

Sonra diger hocayi gordum koridorda, onun ofisine gelmis, temyizine yardim eder diye medet umuyor.  O kadar sacmaladiktan, dert olduktan sonra nasil boyle bir beklentiye girebiliyor inanamadik.  Sonra ofise dondum, yapmam gereken isi halledip cikacaktim, cok actim dogrusu.  Yine telefon caldi (ilkinden 15-20 dakika sonra), bu sefer arkadasimdir artik dedim, actim, karsi taraftan ses gelmedi, kapatti.  Yuh dedim, ofiste olup olmadigimi mi kontrol ediyor?  Acti, ofisteymis, gidip basayim zorla mecbur birakayim konusmaya falan mi dedi kendi kendine bilmem.  Ciktim sonra, ofise geldiyse de bilemem.  Bir sonraki adim icin planlarini, bu planlar cercevesinde bizi daha ne kadar bunaltacagini bilemiyorum, gorecegiz.  Ama dogrusu ben yeterince bunalmis durumdayim.

Iste boyle.  Burada yazildigi kadariyla belki yeterince yansimamistir, ama bu ogrenci (ve diger birkaci) psikolojik olarak normal degiller, kafalarinin icinde bir takim sorunlar var, bu cok bariz.  Hepsinde bir paranoya var.  Bunlarin sorunlu oldugunu  biliyoruz, cogu durumda universitenin cesitli ofisleri de biliyor.  Ama bir sey yapamiyoruz, tek yapabildigimiz akademik yanlislar yaparlarsa rapor etmek.  Ama “cocugum senin sorunlarin olabilir, git psikolog incelemesinden gec” diyemiyorsun, sadece tavsiye edebiliyorsun “bi gitsen?” diye.  Ama cocuk sorunu olduguna inanmiyor ki, o en bir mukemmel insan, biz onu asagi cekmeye calisiyoruz taktigimizi icin, o niye gitsin psikologa, biz gitmeliyiz asil!

Sonra da Virginia Tech oluyor, Fort Hood oluyor.  “Sorunlu” oldugu bilinen elemanlara karsi onlem alinmadigi icin bunlar sonunda tamamen fittirip silahi ellerine alip onu bunu tarayip katliam yapinca da “vah vah vaahhh!” oluyor, mum yakiliyor, bayraklar yariya iniyor, yas oluyor.  Bu ulkede “sorunlu” elemana “sorunlusun” diyemiyorsun ya, sorunlu oldugu gayet ortadayken, akademik olarak cirkeflik yaptigi bilinirken sirf azinlik diye, “aman dava acilmasin” diye korkarak bu cocuklara “patlamaya hazir bombayim, hele bir pimimi cekin de gorun”den gelen o kudreti veriyoruz ya, hem “yuh!” diyorum hem de caresiz hissediyorum.  Bu sorunlu ogrencilerden birinin bir gun sinifimi basip bana ve/ya ogrencilerime zarar verebilecegi endisesini yasiyorum, bu da benim paranoyakligim olsun hadi ama imkansiz oyle bir sey demeden once CNNe cikmamis ogrenci fittirmalari orneklerini dusunun!

Iste boyle…  Bu sorunlu ogrenci profilimizi de Mavi Sakal’dan Cektir Git isimli sarkiyla sona erdirelim bari.  Ya da muzikal tercihlerine gore Seda abla’nin Gullu’nun falan boyle cik hayatimdan, defol git pis herif Allah belani versin temali sarkilari var.

Reklamlar

9 thoughts on “Sorunlu Ogrenci Profili #1

  1. Okurken cok fena oldum, senin adina gerildim, gerildim, gerildim, canim ya… Neler yasamissin. Bizim meslegin en zorlayici kismi baska hicbir sey degil, bu sanirim: sorunlu ogrenci. Ustelik senin genc “sorunlu” olmanin da fersah fersah otesine gecmis belli ki… Olaylarin mumkun olan en hayirli sekilde nihayetlenmesini ve senin bu kabustan kurtulmani diliyorum en kisa surede. Tekrar tekrar gecmis olsun guzelim…

  2. Valla olan olmus, umit ediyorum ki bu gibi ornekler bir daha ne benim ne de tanidiklarimin basina gelir. Ozellikle de bu ise basladigim ilk yillarda bolumde ne kadar sorunlu eleman varsa bana dadanmis olmasi (2 ve 3 numaralar olarak yazarim bir ara) beni neredeyse meslekten sogutacakti! Talihsizligim de kayitlara gecsin, diger arkadaslara ya biri ya oburu dusuyor, ben hepsini elimden gecirdim masallah!

  3. Hakikaten bahtsizlik canim ya, haydi bununla gelmis gecmis olsun. Sorunlu Ogrenci Profilleri 2 ve 3’u de heyecanla bekliyorum.

  4. Geri bildirim: Sorunlu Ogrenci Profili #2 | Sapkadan Cikan Tavsanlar

  5. bence o çoçuğun kızı falan varmış kim bilir ne sorunları vardır bence biraz empati de yapılabilirdi..

    • bende öğrenci olduğum için kendi evli çoçuklu arkadaşlarımdan biliyorum gerçekten onlarında bir yandan öğrencilik bir yandan başka dertler zor oluyor

      • Buradaki vakada empati ile varilacak bir yer yoktu malesef. Cocuklu cok ogrencim oldu, iki uc iste calisip ogrencilik yapan ogrencilerim de oldu. Kendi cocugum yoktu o zamanlar ama ogrencinin dersle ilgilendigini gorursem hayat gailelerinin engel oldugu zamanlarda destek olmaya calistim diger ogrencilere haksizlik etmeden, o kadar empatiyi her ogrenciyle kuruyorum. Burada donem boyunca gelisen bir kotu niyet var. Ilk bir iki seferinde gormezden gelsem de giderek artarak devam etti ve ben artik musamaha etmemeye baslayinca iyice garip bir hal aldi. Buradaki ogrenci ile onceki yillarda diger hocalari da sorunlar yasadi, tek ben de degilim. Dersin gerekliliklerinin otesinde psikolojik ve mental sorunlari vardi, o konuda yardim almasi gerekiyordu.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s