Akilli ol, canimi ye!

Insanlar bazen ne kadar suursuz olabiliyor yareppim!  Suursuz kelimesini dusununce, kelimenin tam anlami ile beyin faaliyetinin olmamasi, bilincin kapali olmasi, bitkisel hayat ve saire geliyor akla.  Beyin nanay yani, yok. Beyni normalde faal olan bir cok insan da suursuz olabiliyor.  Bazen bir an beyniniz kisa devre yapar, yaptiginiz isin ortasinda sanki birkac saniyeligine uykuya dalip “hoh?” diye uyanirsiniz, ondan bahsetmiyorum.  Bahsettigim bir sey yaparken, bir is becerirken beynini surekli ama surekli bypass edip duranlar.  Soyle bir kafasini kaldirsa ve icinde bulundugu ortamin ve durumun gizli sakli degil gayet ortada olan gerceklerini guzelce bir algilasa dogru duzgun bir karar verecek ama suursuz, beyin algilamiyor bir sey.  Bakiyor etrafa, bir seyler goruyor* ama gozden gecen o data beyne ulasmiyor.  Diger duyular da acik ama beyin gelen bilgileri alip onlardan bir sonuc uretmiyor.  Bu aptalliktan, zeka kitligindan olmuyor.  Eleman bir durum degerlendirmesi yapsa, beyine bir sans verse vizir vizir islem yapilacak sonuclar uretilecek ama iste beyin yedek kulubesinde bekliyor.  Bir degil, iki degil.  Ben de bu durumu anlamiyorum.

Ogrenciler bazen insani dumura ugratan suursuzluk ornekleri sunabiliyorlar, ama burada bahsetmek istedigim ogrenciler degil (Sorunlu Ogrenci Profillerinden sonra bir de Suursuz Ogrenci Profili serisi mi baslatsam?). Simdi bahsedecegim, bu yaziyi yazmaya niyetlendiren sey sabah oldu.  Sabah klasik “bakalim facebook’ta neler donmus ben uyurken” diye durum guncellemelerine bakiyordum ki ne goreyim?  Liseden bir arkadasim “FACEBOOKTA GOLD ÜYELİK SİSTEMİ BAŞLADI! ÜCRETSİZ GEÇMEK İÇİN TIKLAYIN” grubuna uye olmus.  Tiklamis, cikan seylere OK demis, sonra da herhalde “Gold Uye oldunuz” diye onay mesaji beklemistir.  Gittim baktim gruba, amanallah, Gold Uyeligin avantajlari arasinda bir tek “masanizda kus sutu yoksa temin ediyoruz” yok.  Tabii en can alici olani, Gold Uye olanlarin profillerine kimin baktigini gorebilecek olduklari iddiasi.  Suursuzluga bak! Gold Uyelik lan ahahah, facebook’ta! Bunu gorunce “AAAAAaaaaaAAAAAA!” diye bagirasim geldi.  Sonra da bu genc simdi onumde olsa da soyle omuzlarindan tutup sarssam, “Ey Turk, titre ve kendine gel!” desem dedim, “beyni uyanip faaliyete gecene kadar ufak ufak elektrosoklar vermek ise yarar miydi ki?” dedim, “hic olmadi bir tokat ataydim okkalisindan” dedim.

Bir ara cok furyaydi bu profiline kim bakmis gormek istiyorsan bilmemne bilmemne.  O siralar bir suru kisinin bunlara kandigini goruyordum statulerinden.  Hep de lise arkadaslarim oluyordu bunlar, lise sonrasi hayatimdaki arkadaslarim daha suurlu cikti.  O siralar hep merak ettim, simdi bunu gorunce yine merak ediyorum.  Amerikalilarin deyimiyle “What were you thinkin?” diye sormak istiyorum bu gruplara uye olanlara, ya da belki “What were you smokin’?” diye sormak lazim ne bileyim.  “Su facebook ortaminda kimin kimin profiline baktigi bilgisinin orta mali olmasi mumkun mu?” diye niye hic sormuyorsunuz?  Mantik yurutun biraz. Ben simdi hatirlamiyorum uye olurken “privacy policies” okutup onaylatiyorlar mi ama net hatirliyorum kimin profiline baktiginizi kimse bilemez diye okudugumu bir yerde bir sekilde.

Ha diyelim ki facebook daha onceden yaptigi gibi paragozlugu yuzunden privacy/gizlilik prensiplerini satti ve hakikaten “Gold Uyelik” diye bir sey cikardi.  Diyelim ki Gold Uye olanlar bazi bilgileri haiz olabilecekler.  Imkansiz degil.  E abicim, boyle bir sey olsa adamlar onu parayla satar ki? “Bu gruba uye ol, listendeki herkesi de davet et, gold uye olacan” diye mi duyurur gold uyeligi? Turk bir elemanin yaraticisi oldugu, Turkce isimli bir grupla?  Hahahah, ya guldurmeyin ya.  Bakin, tokatci hikayeleri diye bir seri de var blogda, henuz 1 tane ama gerisi de gelecek bir ara yavas yavas.  Ben de yabanci degilim tongalara basmalara ama yani boyle degil, bu kadar da degil.  Bu kadari suursuzluk.

Arkadas uye olmus ama orada da yine tokezlemis. Madem inandin, gold uyelik yoluna bas koydun, bak bakalim ne gerekiyormus di mi?  Listesindeki herkesi davet etmesi gerekiyor.  Bana davet gelmedi vallahi, eger beni silmediyse, islemi tamamlamamis.  Bu konuda da suursuz suursuz “aa neden olmadi kiii?” diye kafa yoruyordur allah bilir.  Grubun discussion kismina bakinca goruluyor ki bir suru insan “yalan bu, fake bu” diye isyanlara gelip saydirmis sovmus.  Bizim genc bunlari da gormemis herhalde.  Her seye ragmen, inancla mi desem suursuzlukla mi desem inatla mi desem hala gruba uye, uyelikten cikmamis.

Bu “profiline kim bakmis gormek icin…” turu tongalara dusen arkadaslarimi gordukce hissettigim bir hayal kirikligi oluyor.  Gercekten.  Ortaokul, lise yillarindan taniyorum bu insanlari, o zamanlar aptal falan degildiler.  Sonra da guzel guzel isler edinmisler, doktoru var muhendisi var.  Beyinler yerinde yani.  Ama iste, calistirmiyorlar.  Bazilari bir kez oyle bir gruba uye olup gerekeni yapip bir sey olmadigini gordukleri halde tekrar tekrar baska baska benzer gruplara uye oldular.  Bunlari gordukce gercekten uzuluyorum.  Hele bu sonuncusu benim lisedeki platonik askimdi.  Coktaaan kapanip kaldirilmis o defterleri cikarip yakasim, kullerini de facebook binasinin onune savurasim geldi yeminle.  Bir “closure” eksikligi icinde degilim (olsam cok acikli olurdu, romani yazilsa bestseller olurdu) ama bir friends repligi atmak isterim.  And that my friend is what they call closure!  Bazen dusunuyorum, bir kismiyla yillaaarrrdir gorusmedigim ve buyuk ihtimalle hiiicc gorusmeyecegim insanlar nicin arkadas listemdeler, silmeli miyim.  Hele de ota boka burnunu sokan suursuz gold uyelik meraklilarini?  Suursuz da olsa maziden bir sayfa deyip silmiyorum, bir gun facebook’un kaderi defriendster’in kaderine converge edince bu sorun kendi kendine ortadan kalkacak zaten.

Bu arada facebook, eski arkadaslar ve hayal kirikligi demisken bir de sundan bahsedeyim.  Bunun yanlis anlasilma ihtimali var ama yine de yazacagim, icimde kalmasin.  Facebook’ta hic ilkokul arkadasi bulamadimdi iyi mi?  3 degisik ilkokulunda okumus olmama ragmen nil, nada.  Sonradan sonraya iki kisi buldum hayret ettim.  Biri sayilmaz, cunku ortaokulda da ayni okulda/siniftaydik.  Ama digerini bulunca harbi heyecan yaptim, ekledim.  Eklesince ve bunnca yil nereden nereye hakkinda biraz bilgilenince bir hayal kirikligi yasadim.

Bu kiz ilkokul 3 ve 4. siniflardayken sinifin en basarili ogrencilerindendi.  Yanlis anlarsaniz anlayin, disime goreydi diyorum, haha.  Caliskandim ben tamam mi (cogunluk buna inek diyor ama bence misnomer bu, ben inek diilim taam mi!), o da benim kadar caliskandi, hem arkadastik hem gizli gizli yarisirdik.  Ama onun bir avantaji vardi, anne ve babasi bizimkilerden daha egitimliydi.  Bizimkiler benim okul isleri, odevleri konusunda saldim cayira mevlam kayira dusturunu bellemisken, onun babasi odevlerine yardim ederdi, calistirirdi.  Ben o okuldan ayrildiktan sonra onu hic gormedim, hic haberini alamadim facebook’ta gorene kadar.  Ama onu hic unutmadim (ilginc de ismi vardi, onun da etkisi vardir).  Aklima geldikce, “Ooo, o simdi kim bilir ne olmustur” derdim.  Gozumde “Istese uzay muhendisi bile olabilirdi!” diyebilecegim bir insandi.  Onun icin iste boyle buyuk hayallerim vardi.

Iste facebook’ta biraz kendisi ile hasir nesir olunca onun icin kurdugum buyuk hayaller sangir sungur kirilip parca parca basimdan asagi dokuldu.  Siradan bir universiteye gitmis, edebiyat ogretmeni olmus.  Simdi, su yanlis anlasilmasin, edebiyat ogretmenligini kucumsuyor degilim.  Ben de bir nevi ogretmenim, neyini kucumseyecegim.  Ama uzay muhendisi diyorum ya! Uzay muhendisi nire lise ogretmeni nire, arada bir fark var kabul edelim ki.  Ha, ogretmen olmasi bile degildi aslinda o kadar hayal kirikligi yaratan, kendi sayfasinda ogrencileriyle yaptigi muhabbetleri gorunce “iyyyy!” dedim, hayallerima asil darbe o oldu.  Nasil anlatsam, bir “burcucum cok guzel cikmissin” “ah bebeyim cok tatlisin o senin guzelligin” turu muhabbetleri onca yil hayalimde buyuttugum arkadasima yakistiramadim.  Iste hayal kirikligi.  Yine de, onunla gorusmeyecegimizi, eski gunleri yadetmek imkanimizin olmayacagini bilsem de silmedim.  Sonra bir gun farkettim ki o beni silmis.  Normalde kim kimi silmis, niye silmis, aazindan mi opmus gibi meraklarim yoktur.  Ama onun sildigini farkettigimde iki saniyeligine de olsa dusundum, niye sildi ki?  Dogrusu “4. siniftan beri aramizda olusan ucuruma dayanamadi, benim basarilarim ona kendisini kotu hissettirdi” falan diyerek bir ego pompalamasi yapmak istemedim degil, ama yapamadim bev! Muhtemelen sebep “Amaaaan, ne sikici biri olmus, isim olmaz.” falan demis olmasidir dedim, egomun boynu bukuk kaldi.  Benim yapamadigimi o yapti, o acidan takdir ediyorum. “Gecmise mazi, simdiye gazi, gelecege niyazi derler yavrummmmmm!” diyerek bu bahsi kapatiyorum.

Basi kici ayri oynamayan bir blog yazisi yazacagim bir gun, bu konuda inancimi yitirmedim.  Buna nasip olmadi neyleyim.  Diyecegim o ki, hepimiz sacmaliyoruz arada, insanlik hali.  Ama siz siz olun, suurlu olun, boyle cin cin bakin.  Abartip pic olmayin, tilki olmayin, gerek yok.  Sadece akilli olun.  Akilli olun, canimi yiyin!

*Bloga dipnot eklemek de komik olacak ama bunu yazinca aklima lise edebiyat kitabindaki bakmak ve gormek farkini irdeleyen “makale” ornegi geldi, hey gidi gunler.  Gazetelerde edebiyat kitabindaki tanimina uygun, arguman iceren bir “makale” aramistim, bulamamistim, kose yazarligi ne bicim seymis demistim.  Konuyla cok alakasiz bu cagrisimi da yazinin icine yazamadim.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s