Irkciliga dur de!

Bu konu buyuk ihtimalle okuyan cogu kisinin ilgisini cekmeyecek ama birkac gundur rahatsizim buraya. Web gunlugu olsa da gunluk, icimi dokecegim izninizle.  Mesele nahos bir mesele, irkcilik.  Bunun ozu ayni ama baglamina gore farkli sekiller aliyor.  Ben Amerikan baglamindan dem vuracagim.  Yani “irk” derken mevzubahis siyahlar, beyazlar, hispanikler vs.

Kimlikler uzerine pek cok sosyopolitik cekismelerin, gerilimlerin oldugu bir ulke Turkiye ama konu “irk/race” degil milliyetcilik, din vs.  Irk ve irk uzerine yasanan gerilimler bana yabanciydi Amerika’ya gelene kadar dogrusu.  Sunni Turk cogunluk Kurtleri otekilestirir, Alevileri otekilestirir, Rum/Ermeni vs. musluman olmayan azinliklari otekilestirir ama “irk” olarak herkes beyaz. (Kafatasci ideolojide Turk “irk”i diye bir sey var, irkdasim falan diyorlar, ama Altay ve Hint-Avrupa farki o, tam irksal bir farklilik sayilmaz. Kaldi ki Turkiye’deki Turkler o orijinal Ural-Altay tipinden bayagi uzaklar. Neyse, dagitmayalim.)  Turkiye’de cok bir zenci gormuslugum yoktu.  Tevfik Gelenbe’nin suratini boyayarak oynadigi bir Arap(!) Baci tiplemesi ve 90larda sonradan sonraya Istanbul’u mesken tutmus, Taksim’de falan isporta isi yapan Afrikali gocmenler haric.  Bak bir de Melis Sokmen ve ailesi var, nedense onlari hic “zenci” olarak algilamamisim.  Sonucta varliklarini cogunlukla TV ve sinema’dan bildigin,  yasam deneyimlerin icinde yeri olmayan, iletisim kurmadigin bir grup insan var.  Zenciler hakkindaki cogu fikrim Amerikan filmlerinden, dizilerinden aparmaydi herhalde, ama kisisel deneyimle olusmus bir onyargi falan yoktu.

(Bu arada bir ac parantez yapayim: Afrika’da dogmus buyumus ve Kanada vatandasi olan bir arkadasim vardi.  Formlarda falan hep sorulan “irk” sorusundan mi ne bahsediyorduk.  Beyaz isaretledigimi soyledim.  Sasirdi.  Ben de sasirdigina sasirdim.  “Turkler beyaz mi sayiliyor?” dedi.  Bu soyledigi “Aaa, siz Turkler fes takip deveye mi biniyorsunuz?” turu bir sey olarak algilanmasin, gayet de neyin ne oldugunu bilen akilli biridir kendisi.  “Ne bileyim? Caucasian diyorlar, biz de Kafkaslarin oralardaniz, ayrica OrtaDogulu milletler beyaz sinifina giriyor?” dedim.  Tipime bakinca herhangi bir beyazdan cok bir fark gorememesine ragmen sanki baska bir irksal sinifa ait olmam gerekiyormus da onu bulmaya calisirmis gibi bakti bakti.  “E beyaz degilse ne olacak ki? Asian desen, evet Orta Asya falan filan ama Cinli veya Taylandlilardan cok farkliyiz.  Mongoloid falan mi diyecegiz, yok oyle bir kategori?” dedim.  CevaB veremedi ama beyaz kategorisine beni sokamadi da, oyle kaldi.  Bu irksal meseleler gundemime girdiginden beri (yani Amerika’ya geldigimden beri) kendimi direk beyaz olarak konumlandirmistim, baskalarinin beni kendimi soktugum kategoriye sokmuyor oldugu ihtimali biraz garip hissettirdi ama yani ne yapayim.  Tenim beyaz?  Orhan Pamuk’un Beyaz Kale’sinden gelsin o halde: “WHAT AM I?”.)

Amerika’ya ilk geldigimde nufusu cogunlukla beyazlardan olusan bir kuzey eyaletine geldim.  Ogrenciler arasinda beyazlar disinda Asyalilar vardi ama zenci ve hispanik neredeyse hic yoktu (oradaki cevremi ve ogrencileri dusunuyorum, herhalde %80den fazla beyazdi).  Sonradan bulundugum yerlerde de siyah nufuz bayagi azdi ama hispanik nufus daha onceki yere gore daha fazlaydi.  Son yasadigim/calistigim yer ise oooooh, corba gibi masallah!  Simdiye kadar bulundugum yerler icinde cesitliligi/”diversity”si en fazla olan yer.

Daha onceden Sorunlu Ogrenci Profili #1’de bahsetmistim, ogrencilerim icinde beyazi, siyahi, hispanigi, orta dogulusu, susu busu, her seyi var.  Arada notlarindan memnun olmayan cidden kotu ogrencilerin beni “irkci” olmakla sucladiklarini ve bundan nasil rahatsiz oldugumu da yazmistim.  Yani ben -en azindan tip olarak- beyaz olabilirim ama Amerika’da bir azinligim, gocmenim, kokeni disaridayim, oy verme hakkim bile yok.  Bulundugum pozisyondan irk ayirimi yapmam cok zor.  Yetistigim yer ve ortam sebebiyle Amerikanin irksal azinliklarina karsi bir negatif his beslemem de pek mumkun degil, o negatif his ve fikirleri icsellestirecek bir ortamda buyumedim zira.  Bu ogrenciler ne dusunurse dusunsun, ben irkcilik denen seye karsiyim.  Irkcilik adina yapilan seyler tuylerimi urpertiyor.  Saskinliga ugruyorum.  “Nasil boyle bir sey yapmayi/soylemeyi dusunebilirler?” diyorum.  Irkcilik kokan olaylar oldugu zaman bir miktar afalliyorum.

Son birkac gundur de bu afallama hallerindeyim, aklina geldikce “??????” diye kalakaliyorum, mavi ekran durumlari oluyor.  Bu durumlarima sebep ise UCSD kampusunde olanlar hakkinda okuduklarim.  UCSD dediginiz San Diego denen guzel sehrin biraz kuzeyindeki La Jolla denen cok guzel ve biraz da concon sehirde konuslanmis bir kampuse sahip iyi bir devlet universitesi.  Ogrencileri oyle yilda 50bin dolar odeyen zengin bebeleri degil yani.  Subat ayinin ikinci yarisinda ard arda sacma sapan irkci olaylar ve bunlarin hedefi olan siyah ogrencilerin protestolarina sahne oldu kampus.

Ilk olayda bir ogrenci grubu “Compton Cookout” diye bir parti duzenlemisler.  Partidir, eglencedir, oh ne guzel.  Lakin partinin temasi, davetiyesi, tarifi buram buram irkcilik kokuyor.  Subat ayi Siyah Tarihi ayi (Black History Month), Siyahlarin bu ulkedeki varligi, bu ulkenin tarihindeki yerleri gibi konularin vurgulandigi bir donem.  Hatali bir tesbih olacak buyuk ihtimalle ama “Ramazan ayi” gibi dusunulebilir.  Bu parti bu anma/kutlamalarla dalga geciyor, siyahlarin stereotipik hallerini vurgulayip onlarla dalga geciyor, genc siyah erkekler ve kadinlari ayri ayri yeriyor.  Ustelik partiye ismini veren “Compton” (bulunduklari civarin Harlem’i ghetto’su olarak dusunmus gencler bunu) daha cok Hispaniklerin yasadigi bir yermis, o yuzden o mahalleyi asagilayarak Hispanikleri de asagilamis oluyorlar.  Bu parti ve davetiyesi hakkinda cok detay yazmayacagim ama bir iki link vereyim, okuyup kendiniz gorun.

Simdi, bu olay birden gundeme dusunce, bu kadar iyi duzgun bir okulda boyle irkciliga nasil izin verilir diye saskinlik oldu.  Siyahlar universite yonetiminin yeterince tepki vermedigini, bu gerzeklerin agizlarinin payini vermedigini dusunduklerinden protestolar yaptilar.  Yapilanlar siyahlari rencide edecek turden (offensive) seyler, orasi tartisma goturmez ama bazilari da “first amendment”i yani dusunce ve ifade ozgurlugunu gundeme getirdiler.  Ha o cocuklar satire yapiyorlarmis, dusunduklerini ifade etme ozgurlukleri varmis.  Peki ifade ozgurlugu ile hakaret arasindaki cizgi nerede?  Siyaseten dogru/politically correct olma nerede baslar nerede biter?

Sahsen ben bu olayi derslerimde Danimarka’daki karikatur krizinden bahsederken kullanacagim.  Orada da bir grup insani inanclari uzerinden rencide edecegini bile bile onlarin kutsallari hakkinda aklindaki kucuk dusurucu seyleri soyler/cizer misin sorusu vardi.  Ben bu ikilemi sinifta anlattigimda, musluman olmayan ogrenciler celiskiyi anlamakta, kisisel baglanti kurmakta zorlaniyorlar.  Amerikan olduklarindan “tabii ki ifade ozgurlugu!” diyorlar.  Ama bakin belli bir gecmisle baglantisi yuzunden, ve bir grubu rencide ettigi bariz oldugu icin “N-word”u kullanmiyoruz, politically correct oluyoruz, kendimizi sansurluyoruz. Ifade ozgurlugunun sinirlari olmamali mi? diyorum.  Bu ornek daha guncel ve daha paralel bir ornek olacak. Cogunlugu azinlik olan ogrencilerimin Avrupa’daki musluman azinligi daha iyi anlayabilecegini saniyorum. (Disclaimer: tabii ki karikaturlerin sonrasinda gelisen siddet olaylarinin mazur gorulecek tarafi yok. Tepkilerin boyutu ayri hikaye).

Carsamba miydi neydi bu partiden haber oldugum gun, “yuh ya! yaziklar olsun!” diyerek sasirmistim.  Sonra Cuma gunu baska bir haber geldi, cok ciddi tonda yazilmis bir nottu aslinda. Bir “noose”dan bahsediyordu.  Ben de “noose” nedir bilmiyordum dogrusu, hemen tik tik aradaim baktim.  Kelimenin anlamini ogrenince cenem dustu, agzim acik kaldi, bu sefer bir sey de diyemedim.  Meger noose yagli ilmik demekmis.  Yine UCSD’de, ana kutuphanedeki kitapliklardan birinin kenarindaki lambaya yagli ilmik asmislar!!?!?!?!  Yagli ilmik!  Mesaja bak, gozdagina bak. (Haberi, ve daha fazlasi)

Bakin ne ben ne de (dusunceme gore) bu blogu okuyanlar Amerikaniz.  Amerikan tarihine dair bir seyler bilebiliriz ama o bizim tarihimiz degil.  Atiyorum Istanbul’un fethi sozkonusu olunca bir seyler hissederiz, hadi o olmadi Kurtulus Savasi, ama Amerikan tarihine dair gelismeler pek de bir sey hissettirmiyordur buyuk ihtimalle.  Ama bu ulkenin de tarihinde bazi kara sayfalar var.  Bunlardan biri de kolelik ve Civil Rights movement’a kadar siyahlara cektirilenler.  Uzun uzun bunlarin detayini yazacak degilim ama bu kara sayfalarin en kara satirlarinda “linc” yaziyor.  Siyahlarin, sirf siyahlar diye yagli ilmiklere gelisleri yaziyor (Wiki’den lynching diye aratip okunabilir bazi detaylar).  Dusunun, siyahsiniz ve birkac nesil oncesine kadar siyah oldugu icin senin gibi insanlari asmis insanlarla birarada yasama, onlarla bir butun olmaya calisiyorsunuz.  Sonra birisi cikip orta yere bir yagli ilmik koyuyor.  Ne hissederdiniz? Korkmaz miydiniz? Hayalleriniz yikilmaz miydi? Aidiyet duygularinizi sorgulamaz midyiniz? Kinlenmez miydiniz?  Bu nefret ve ayrimcilik HALA bitmedi diye uzulmez miydiniz?  Bunu yapan da sokaktaki cahil cuheyla herifler degil, universite ogrencileri diye daha da kederlenmez, “esit” oldugunuza ve olacaginiza dair inancinizi yitirmez miydiniz?

Bu rencide edici (ve son olayda acikca tehdit edici) eylemleri yapanlari karsima alip “Cocum senin derdin ne? Kafana darbe falan mi yedin?” demek istiyorum.  Yani akli fikri olan birisi boyle islere girer mi?  Bunlari yapmis olmak icin ya gecen yazimda bahsettigim gibi “suursuz” olmak lazim, ya da ciddi ciddi irkci olmak lazim.  Ben siyah degilim ama asiri derecede rahatsiz oldum bu yapilanlardan, aklima geldikce cok kotu hissediyorum.  Kim bilir bir de siyah olsam herhalde feci sarsilirdim.

Fazla soze hacet yok. Irkciliga dur de! demek istiyorum.  Sizin ortaminizda belki siyahlar, hispanikler yoktur, ama muhtemelen “kim”ligi yuzunden onyargilara maruz kalan, asagilanan, ayrimciliga ugrayan, rencide edilen kisiler ve gruplar vardir.  Bu tur tutum ve davranislar hakkinda dusunun, kendinizi onlarin yerine koyun, safinizi belirleyin ve belli edin.  Ha, olur da dusunup tasinip kendinizi diger safa yerlestirirsiniz, “irkciyim, gururluyum” dersiniz, napalim, fikir ve ifade ozgurlugudur, siz bilirsiniz, ama bu blogdan da bir daha donmemecesine cektirip gidebilirsiniz.  Azalarak bitin! Irkcilik, ayrimcilik da hizla azalarak bitsin.

Yazdim, yazdim, icimi dokmeye calistim ama hala da pek rahatlayamadim.  Yagli ilmik ya!

Ekleme:  UCSD olaylari hakkinda bir ozet de burada (Sociological Images begendigim bir blog), digerlerine bakmadiysaniz giderayak buna bakin.  Bu arada bu konuda friendfeed’de konusurken gundeme geldi, Nazi irkciligi (Aryan irk takintisi).  Bir insanin hangi irka mensup oldugunu nasil belirlersin ki?  Nazi yonetimi sozkonusu olunca bu irk belirleme ayni zamanda kader belirleme.  DC’deki Holocaust Museum’da bu is icin kullanilan objeler var.  Sociological Images’da bu objelerin konu edildigi bir yazi da varmis. Bunlari da ekleyeyim dedim.

Reklamlar

5 thoughts on “Irkciliga dur de!

  1. tabuların ülkesi amerika. onu deme, bunu yapma. n-word dersen dayak yersin, ilmik asarsan hapse girersin, ondan sonra da ifade özgürlüğü. oldu yavrıcığım.

    ırkçılığı gerçek anlamda içinde hissetmek için ne kadar kütük bir insan olunması gerektiği aşikar (insanların hiçbir şey üretemeyip, kendi varlıklarını tanımlama noktasında çareyi tamamen rastlantı eseri sahip oldukları sıfatlarda bulmaları devletlerin mi, eğitim sistemlerinin mi toplumun mu kütüklüğü, o ayrıca tartışılır. zira sonuna kadar ırkçı olan insanların nesine kızmaya hakkımız var, onu da tam olarak bilemiyorum).

    fakat asıl, “ırkçılığı sallamak” nedir? ırkçılığa anormal tepki verenlerin halleri o kadar komik ki, ırkçı gibi görünen çıkışların çok çok büyük kısmının, eğlence anlayışı bu insanların “ırkçılığa verdikleri komik tepkileri” izlemek üzerine kurulu troll’ler tarafından yapıldığını düşünüyorum. git ekşi sözlüğün “haftanın en kötü entryleri” listesine bak. orada kürtlere, türklere, alevilere ya da dindarlara filan saydıran entry’lerin çok azı ciddi, ama toplumun eblehliğinin ve dolayısıyla eğlencenin sınırı yok (ben yapmam, yapana da hayatta dur demem) (şimdi türk-kürt ayrı siyah-beyaz ayrı diyeceksin belki, fakat ben buna çok katılamayacağım, zira motivasyon itibarı ile iki gruptaki uçların birbirine saldırı noktaları neredeyse aynı bence).

    siyahların dertlerine bak. yok yağlı ilmik asmışlar, yok n-word’ü kullanmışlar. tamam, işi gücü olan bunları yapmaz da, işi gücü olan bunları nasıl bu kadar sallar ben onu anlamıyorum.

    ırkçılığın nesine dur diyelim?

    eblehliğe dur diyor muyuz? almış başını gidiyor. neden diyemiyoruz? cevap veriyorum: çünkü.

    ırkçılığı bu kadar ciddiye alıp ona dur demek bence ırkçılığı ekonomik, politik, kültürel, tarihi gerekçelerden çok çok daha az beslemiyor.

    semboller güçlerini onlara verilen tepkilerden alıyor. bence yağlı ilmiği yağlı ilmik yapan, bir yerde ona “yağlı ilmik ya!” demektir.

    neyse.

    ben sosyal bilimci değilim. bu konularda dilim fazla uzamasın bakalım. madem bu kadar okudum, bari yazmadan gitmeyeyim dedim, sırf ondan.

    sevgi, selam.

  2. Oy Meren! Bilerek ya da bilmeyerek o kadar farkli boyutlardan dalmissin ki olaya yazdigimdan utandim. Oyle icimi dokmustum zira, pek analitik degil yazdiklarim, bayagi tepkisel. Ama dusunup tasinsam da ayni yerde dururdum, o ayri.

    Once sembolizmden dalayim. Burada tepki gosterilen yagli ilmigin kendisi degil verdigi mesaj. Tarihsel surec icinde o yagli ilmik o tehdit mesajiyla tamamen esitlenmis, ilmigi asan da nasil algilanacagini gayet iyi bilerek asmis. Yani eleman direk “Siyahlara olum! Aynen eskiden oldugu gibi!” diyor. “Yagli ilmik ya!” aslinda “Elemana bak, acik acik tehdit ediyor ya!” demek. Kafaya KKK kukuletasi gecirmek de ayni etkiyi yapardi. Yani bu objeleri, sembolleri onemli yapan verilen tepki degil, verdikleri mesajin tartismasiz/unequivocal olmasi. Yagli ilmik veya N-word’un Amerikali siyahlar icin anlamini, ozellikle yarattiklari psikolojik etkiyi, senin-benim tam olarak anlamamizin pek mumkun olmadigini dusunuyorum. Ama yagli ilmigin hedefli bir tehdit olarak algilanacagi garanti (ve yapan da o yuzden onu kullaniyor zaten). Atiyorum bir Turk’e yagli sicim gostersen aklina Deniz Gezmisler gelir, Adnan Menderes gelir herhalde, bizim toplumsal hafizamizda bu kadari var. Ama siyahlar icin bu siyah olduklari icin KKK tarafindan asilanlari, linc edilenleri getiriyordur akla ve buyuk ihtimalle acikca bu sembolun ortaya atilabildigi bir yerde guvenliklerinden suphe etmeye baslamislardir. Nazi bayragi cekilmis bir kampuste bir yahudinin hissedebilecegi gibi. Birileri eglenecek diye bir grup insan boyle sembolik de olsa terorize edilemez, psikolojik siddete maruz birakilamaz. Bir yagli ilmik bazen bir ip parcasi degildir, swastikanin manalari konusunda Dr. Langdon’a havale edecegim seni (: N-word kullanmayi tabu olarak nitelemissin, tam anlamiyla tabu degil aslinda. Kullaninca kiyamet kopmuyor, ecinniler carpmiyor. Ama kullanirsan sonuclarina katlanirsin, sonuclari da pek hayirli degil! Kelimenin anlami degisti sonucta, “siyah” demek degil artik, “eski koleler sizi, kole kalmaliydiniz” demek. Bunun boyle oldugunu bile bile kullanmak da art niyet, hakaret ifadesi olarak algilaniyor haliyle. Siyahlar arasinda kullanirsan olacaklar icin (bkz: rush hour), beyazlarin bir kismi da verilen “kolelik yanlisiyim” mesaji yuzunden tepki verecektir. Diyeceksin ki e o kelimeye o anlam yuklenmeseymis. Dilin evrimi, yuklenmis bir kere.

    Gelelim tepkisellige: Irkciliga tepki vermeyi tumden mi elestiriyorsun, yoksa “asiri” tepki vermeyi mi tam anlayamadim. Irkciliga veya kimlik temelli diger turlu ayrimciliklara tepki vermeyip susmak, aman egleniyor gencler deyip gecmek cok yanlis. Yapilan veya soylenilen seylerin OK olmadiginin, bir grup insani rahatsiz ettiginin, uzdugunun bilinmesi gerekiyor. Hedeflenen insanlarin yaninda o gruptan olmayan insanlarin da durmasi, bu bizim icin de kabul edilebilir degil mesajini vermesi gerekiyor. Argumentum ad Hitlerum yapmak istemem ama Alman halkinin yahudiler ve digerlerine yapilanlara ses cikarmamasi katliamin boyutlarinin buyumesini ve devam edebilmesini sagladi (niye ses cikarmadiklari ayri bir mesele). Bu ufak tefek basit, sembolik eylemler, tepkiler ve tepkilere tepkiler aslinda bir tur power struggle, halat cekme oyunu gibi. Sonucuna gore toplum icin “norm”al olan belirleniyor. Karsi taraf cekince sen cekmezsen “ha x grubunu asagilamaktan zarar gelmiyormus” anlayisi yavas yavas yerlesiyor (banality of evil oluyor). Bunun icin “cascading” denen sureclere bakabilirsin, Malcom Gladwell denen eleman da “the tipping point” diye kitabini yazip populerlestirmisti o kavrami. Bugun eglence icin racial stereotyping yapanlara, acikca tehdit savuranlara ses cikarmazsan, bunu normallestirmis oluyorsun, dozajini artirarak tekrarlamak isteyenlerin yolunu aciyorsun.

    Dersen ki bu ufak tefek olaylara sembollere takilmak yerine toplumdaki irkci, ayirimci egilimleri egitimle vs. torpuleyelim, siyahlarin durumunu iyilestirecek bir sey yapalim. Tabii ki bunlar uzun vadede yapilmasi sart seyler, o tartisilmaz. Malesef sihirli degnekle dokunup sipsak degistiremiyoruz bunlari. Siyahlarin bu topluma katkilarini vurgulamak icin Black History Month yapiliyor (egitim sart!), ama karsiligi Compton Cookout (=siz ghetto duskunlerisiniz, oyle kalacaksiniz, kasmayin). Kisa vadede rahatsiz eden bir sey varsa “rahatsiziz bak!” tepkisi vermek de gerekiyor.

    Tabii buradaki sorun neyin tepki gormeyi hak ettigi ve tepkinin dozaji. Insanin aklina hemen kapicilar meslek grubunun Bizimkiler dizisindeki kapici yuzunden diziyi protesto etmesi geliyor. Gereksiz alinganliklarla tepkiler verilebilir, ve bu komik olabilir. Ama sonucta bu da tepki verenin ifade ozgurlugu. Yaptiginizdan/soylediginizden rahatsiziz diyorlar. Bu UCSD orneginde verilen cezalar yapilan eyleme gore degisiyor dikkat edersen. Parti icin universite ici disiplin sistemi isletiliyor (okuldan atilma duzeyinde bir ceza da verilmiyor) ama yagli ilmik icin hapis ve para cezasi veriliyor.

    Eglencesine, girgir olsun diye ona buna laf saydiranlara laf yetistirecegim diye omur tuketmek de nereye kadar, sen de haklisin. Mesela Ek$i’de dayanamayip author’un misojinist entrylerine bir iki kez cevap dosenmisligim vardir. Ama cogunlukla oeh deyip geciyorum, adam egleniyor aman ya diyerek. Lakin author muridlerinin turemesini, onun yari saka yari ciddi ortaya attigi misojinist soylemlerin bir kisim aklievvele bayrak oldugunu gorunce de yuh dedim. Icsellestirdikleri ataerkillik ve onun sablonlarina tam uymayan sehirli/modern ortamdaki deneyimleri arasinda kalmis, o ikilikte kadini nereye koyacagini bilemeyen kafasi karisik gencler kendilerine verilen hap gibi cevabi sorgulamadan benimseyiveriyorlar. Kezban anlayisinin etrafinda sekillendirmeye basliyorlar kadinlara bakislarini ve iliskilerini. Burada suc authorun mu, onun dalgalarini siar edinen eblehlerin mi? Ikisi de dogrusu, birbirlerini tamamliyorlar!

    Irkciligin ve genel olarak kimlikler uzerinden kurulan cekismeli iliskilerin, ideolojilerin, politikalarin iki yuzu var (siyah-beyaz, Turk-Kurt ozunde ayni, haklisin, group boundary maintenance/passing sureclerinde farklilik olabiliyor ama). Birincisi “grassroots” denebilecek kisiler seviyesi, ikincisi de “elites” yani seckinler seviyesi. Bir kimligin politizasyonunda ikisinden hangisinin daha baskin oldugu hala tartisilan bir konu ama kisilerde o kimligi minimal de olsa sahiplenme olmazsa seckinlerin sekillendirebilecegi/insa edebilecegi, mobilize edebilecegi malzeme olmuyor; ortada halki manipule edecek seckinler olmazsa da insanlarin kendi kendilerine senin deyiminle raslanti sonucu sahip olduklari sifatlara anlamlar yukleyip bunlar uzerinden aktive olmalari zor. Burada kisilerin elit manipulasyonu ruzgarlarinda savrulan suursuz saftrikler, kutukler olmadiklarini da belirteyim. O eblehler gerzek degiller yani. Bulunduklari baglam ve sartlar icinde kisisel cikarlarina uygun secimler yapiyorlar onlar da (baglam, sart ve kisitlarini yanlis degerlendiriyor olabilirler, bounded rationality, eblehlik oradan geliyor zaten). Ic savaslarda irrasyonel, rastgele oldugu dusunulen vahsetlerin ozune inince gayet rasyonel, kisisel sebepler cikiyor. Rwanda’da, eski Yugoslavya’da elitlerin yonlendirmesi cok etkilidir ama kisisel hesaplarin, yerel grup ici dinamiklerinin etkisi olmasa duz duvara konusuyor olurlardi. Ogun Samast denen hiyar aptal mi, beyni mi yikanmis? Superzeka oldugu iddiasinda degilim ama adam kahraman olmak icin yola cikmis ve malesef oldu da.

    Ifade ozgulugu vs. politik dogruculuk muhabbetini ise simdilik es gececegim, ya da direk politikhayvan bloguma havale edecegim! Siyaseten dogruculugun da bazen sapittigini dusundugumu soylemekle yetineyim.

    sevgi selam bilmukabele

  3. daha dun gece, bir tezin review’unu yaptim. tezi yazan kisiyi hic tanimiyorum, ama okuduklarimdan anladigim kadariyla bir kadin, bir guneyli, ve guney’in ekonomik bagimsizliginin ic savasla beraber kuzey’e gectigini, kuzeylilerinde guneyi o gun bugundur somurdugunu iddia ediyor. atlanta’da ildiginiz gibi cok fazla afrika kokenli amerikali var. (hatta bir alisveris merkezinde, Turk bir arkadasim etrafina bakip: hic beyaz yok su anda burda, sadece biz variz, cok tuhaf, demek onlar da boyle hissediyorlar kendilerini” demisti, cok veciz bir benzetmeydi bu bana kalirsa). Civil Right Movement’in icerigini kabaca biliyorum, 40 sene once herkesin gozu onunde oldurulen bir adam icin, su anda “gun yapiyorlar, tatil ilan ediyorlar o gunu). Benim yorumum Civil Right Movement’in meseleyi halletmedigi, ama insanlar icin dertleri cekilir hale getiren bir medeniyet maskesi getirdigi halka. Icten ice kazan kaynamaya devam ediyor. Burada butun servis sektorunde siyahlar calisiyor. Georgia Tech gibi buyuk ve “saygin” bir okulda neredeyse siyah ogrenci yok. Ogrenci olmalari yasak degil, ancak ekonomik duzen herhangi bir siyahin GT’de okumasina pek olanak saglamiyor burada. Benim okulum olan Georgia State’te ise cok cok cok siyah ogrenci var. Bu ogrencilerin bir kismi benim de sinif arkadasim. Diger sinif arkadaslarimdan bazilari da zengin, “soylu” guneyli koklere sahip beyazlar. Dersler tarihten oldugu icin hemen her hafta cetin bir tartismaya sahit oluyorum ve aralarindaki tansiyonu her defasinda saskinlikla izliyorum (gerci artik kaniksadim, sasmiyorum). Sahici guneyliler ne yazik ki hala koleligin yanlis anlasilgini, onun basit bir sinif farki oldugunu savunabiliyorlar mesela. Siyahlar aslinda hala haklarinin pesinde kosuyolar, artik kole degiller ama hicbir sekilde ozgur de degiller. Okulun kampusu downtown’da. Aksam yediden sonra kampuste kaliyorsaniz yaniniza polis almdan gazmeyin diye e-mail atiliyor her hafta. Suc orani tavana vurmus durumda. Suca karisanlarin hemen hepsi siyah genc cocuklar. Bu anlamda ayni Istanbul’un Kustepe’sine benzetiyorum burayi. Bilgi’de 3 sene calistim ve Kustepeli genclerle Bilgi ogrencileri arasindaki iliskiyi gordum. Iki tarafta beklenmedik sekilde kolayca iletisim kuruyordu, ancak birbirlerine degmeden, etkilemeden, degistirmeden surduruyorlardi iliskiyi. Biri digerine benzeyecek diye korkarak. Bilgi oraya kampus kurarken sehir universitesi kisvesi altinda gitmisti, tipki barajlarin yorenin cahil halkina medeniyet goturecek olmazi tezi gibi, Kustepe’nin islahi soz konusuydu. Kustepe islah olmadi (ayrica islah kelimesinin bana ait olmadigini da soyleyeyim), Bilgi orda dam ustunde saksagan olarak varligini surduruyor. Kustepe’nin universitenin gelisinden sonraki sosyolojik degisimi uzerine bir iki zorlama calisma yapildi, bir yere varmadi.
    Oha cok dagittim konuyu. Kisaca demem o ki, bu irkcilik meselesi zaten bitmemis bir mesele, en azindan guneyde. Insanlar hala gunay bayraklariyla susluyor arabalarini. Ayrica yenilmis olmanin onurlarina verdigi zarar oyle buyuk ki, kusaktan kusaga bunu ‘gorkem”li bir discourse seklinde aktariyorlar, bu daha da boyle gidecek. Bunun uzantilarindan biri de galina “eyvah amerika elden gidiyor, muslumanlar bizi ele gecirecek” dalgasi.

  4. “Guney” hakikaten bambaska bir alem. Ben ilk ciddi guney deneyimimi su anda yasiyorum ama bulundugum sehir savasta Kuzey tarafindaymis (arazisi plantation/pamuk uretimine uygun olmadigi icin kolelik burada yokmus, zaten siyah orani bayagi az. Hatta Kaliforniya’da bulundugum yerde daha fazla siyah goruyorum diyebilirim.). Asil yasadigim yerde bayagi diversity var ama civil war gecmisi ve onunla alakali psikoloji yok. Bu olaylar Atlanta’da olmus olsa igrenmekle beraber saskinligim daha az olurdu sanki. Kaliforniya’da olmus olmasi saskinlik ve endise verici.
    GA Tech ve GA State karsilastirmanin aynisi UCSD ve bizim icin de gecerli diversity acisindan. Kadinlar icin bir “glass ceiling”den bahsediliyor ya, siyahlar (ve bizim oralarda hispanikler) icin de var oyle bir sey. Affirmative action falan var tabii de “starting point” o kadar kotu ki, affirmative action da iflas ediyor bir yerden sonra. Mesela siyah kadinlar arasindaki bekar anneligin yayginligi sorunu var. Bir ogrencim vardi, zehir gibi ve ilerleyen yasina ragmen israrla derecemi alacagim diyen. Ama donem boyunca devamsizliklari oldu, odevleri gec teslim etti vs. cunku ufak cocugu vardi, hastalaniyordu ve tek basina hem calisip hem okuyup hem cocukla ilgileniyordu. Malesef nesilden nesile aktarilan bir dezavantaj var ve benim ogrencimin cocugu da muhtemelen hayata 1-0 yenik basliyor annesinin belini dogrultmakta yasadigi guclukler sebebiyle. Bu “dezavantaj”lar nesilden nesile aktariliyor.
    Civil War’a geri donecek olursak: yasadigim yerlerde tarihten bir sayfa sadece CW, ilk defa NC ve VA’ya gittigimde anlamistim o kadar da basit olmadigini. Ezildik ama yenilmedik, bu hikaye burada bitmedi seklinde bir yaklasim var. Blue/red state dagiliminin hala ic savas sinirlariyla belirleniyor olmasi ne garip. Bu ne bicim path dependency huleayn diye isyan ediyor insan. Guneyli bible thumping elemanlar da “cek git arugulani kendi ulkende ye sen liberal gocmen” diye karsilik verir herhalde!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s