Edward Scissorhands, DVD teknolojisi (woaauw!)

Bu aksam kocambey yine is guc derken gec gelecekti, ben de Netflixten haftalar once gelen ama bir turlu izlemeye firsat bulamadigim filmlerden birini izleyeyim dedim.  Edward Scissorhands’i izleyesim vardi, filmi bilmem bilir misiniz.  Aslinda eski sayilabilecek bir film, 1990mis yapim yili.  Etrafimdan cok methini duymus olsam da hic firsat olmamisti izlemeye.  Itiraf edeyim ki Tim Burton’un gotik dunyasi icimi karartiyor, o yuzden de guzel olacagini, izleyince begenecegimi bile bile uzak duruyorum filmlerinden.  Bir nevi procrastination bu da, sonra birden esiyor, aliyorum izliyorum rahatliyorum!  E.S. de cogu sahne civil civildi, tepedeki ev sahneleri gotikimsiydi sadece.

Neyse, malum evde TV yok, bilgisayardan izliyorum filmi.  Koydum DVDyi, basladi, ben de o arada cay mi aliyordum neydim, azicik gecikmeyle geldim oturdum basina.  Menu cikmadan once cikan tanitim, reklam, film fragmani gibi seylerin oldugu kisim.  Aa dedim, yine Blue Ray reklami herhalde.  “Ustun goruntu kalitesiiii, mukemmel ses kalitesiiii, sahne secme olanagiii, yonetmen ve oyuncularin yorumlarini dinleme imkaniiii, filmle ilgili mini belgesellerrrr…” diye sayip dokuyor.  “Nasil ya?” dedim, “bunlari DVD de yapiyor ki?”  Ornek gosterilen filmler de Die Hard falan.  Blue Ray reklamlarinda ekstradan neyin reklamini yapiyorlar hatirlayamadim ama en azindan 300 Spartans filminden kareler gosterip durduklarini cok iyi hatirliyordum.  Sonra bu reklam/tanitim filminin sonuna geldik, “FOX DVD Video! Mutlaka deneyin!” gibi bir sey dedi.

Iste benim jetonlar o anda tingir mingir dustu.  Bu DVD olayi ilk ne zaman piyasaya cikti ki?  Film 1990 yilindan olduguna gore bu teknolojinin yeni oldugu zamanlarda cikmistir.  DVD’nin basinda VHS video yerine DVD tercih edin reklami konmasini gerektirecek kadar yeniymis demek ki.  Boyle teknolojinin ne kadar kisa zamanda ne kadar hizli degistigini hatirlatan seyler olunca ben biraz ambale oluyorum.  Aman yareppim hizina yetisemiciiim diye paniklemekle tey tey teeeey hey gidinin diye yasli nineler gibi nostalji yapmak arasi bir sey.  VHS donemini birak betamax donemini bile hatirliyorum, bohu bohu.

O zamanlar amcamlarda bir videocalar vardi (bizim hic olmadi).  Tabii turkiye’de blockbuster dukkanlari yoktu ama video kiralayan dukkanlar yok degildi.  Hatirliyorum da bir kere tatilde amcamlara gittigimizde evde Mavi Mavi ve Orhan Gencebay-Oya Aydogan’li bir film vardi (Orhan Gencebay Dil Yarasi sarkisini soyluyordu bir yerinde).  Amanin o iki filmi evir cevir 10 kez izlemistik herhalde.  24 saat TV yayini ve ozel kanallar yoktu, onu hatirlatayim, keyfimizden degil yani, mecburiyetten.

Amerika’ya ilk geldigimde bile DVD ile film yok gibiydi, Blockbuster’larda yoktu ona eminim.  Oda arkadasimin videolu TVsi vardi, arada film kiralar izlerdik.  DVDlerin Blockbuster dukkanlarinin bir kosesine sigismisken cok kisa bir sure icinde yayilip butun dukkani ele gecirmesi, VHS kasetlerin Blockbusterlardan silinip gitmesi, ardindan Blueray ve neydi o simdi silinip giden alternatifinin gelisi.  Blueray rakibini sildi ama DVDye karsi cabuk bir zafer kazanamadi.  Blockbuster raflari uzerine DVD Blueray savaslari devam ediyor ama DVD onurlu bir savas verse de yenilecegi kesin.

Teknoloji muhabbetine son vermeden once bir de LCD TV teknolojisinden bahsedeyim.  Benim simdiye kadar sahip oldugum tek TV 37 ekran minik, tuplu bir TV idi, bir daha da TVm olmadi.  Simdi kendim icin degil ama yakinda ziyaretime gelecek TV bagimlisi anne-babam icin bir TV alsam mi ki diye dusunmeye basladim.  Soyle bir bakinayim ne var ne yok, LCDler ayaga dustu mu iyice diye (en son baktigimda bayagi pahalilardi).  Amaneyyyy, LED-LCD TV’ler cikmis piyasayi yavastan ele gecirmeye baslamislar bile!  LCDlerin ilk ciktiklarinda olduklari gibi el yakiyorlar (ve okuduguma gore uretim masrafi LCDlerden bile ucuzken boyle pahali olmalari cok manasizmis).  Bir TV almak icin bu sefer de LEDlerin fiyatinin dusmesini mi beklemeliyim?  Beklerim herhalde, o elektrik tasarrufuna deger, bisi degil cevrecim.

Teknoloji iste cok cilgin, durmuyor, bunca muhendis cikiyor okullardan, bos durmuyor elemanlar.  Yeni bir urun, yeni bir teknoloji ciktiginda onu edinmek icin bir optimum zaman var aslina, onu yakalamak lazim.  Ilk ciktiklarinda cok pahali oluyorlar, arti urun henuz mukemmellesmis olmuyor.  Daha sonra benzer urunler farkli firmalarca ortaya suruluyor hem cesit oluyor hem competition yuzunden fiyat dusuyor.  Ama hala da almazsan teknoloji eskiyor ve yeni teknoloji yine yuksek fiyattan cikiyor.  Ben mesela ilk mp3 calarimi ve ebook readerimi almakta acele ettim, bir sure sonra daha ucuz ve daha iyi seyler cikti.  LCD TV alma konusunda da goruldugu uzere gec kaldim, ahhaha.

Teknolojik muhabbetleri bir kenara birakip cok kisa filmden bahsedip kacacagim.  Filmi izlemeyen kaldiysa okumasin gerisini. Sonradan not: bir suru filme dair mini spoilerlar var, es gecmek isteyebilirsiniz.

Filmin sonlarina dogru aksam karanliginda Edward iki yani dizim dizim ev olan sokakta kosarak uzaklasiyor ya, orayi izlerken “Ana! Dogville miymis?” dedim.  Masum, cocuksu bir yabanciyi (bir outsider’i demek isterim izninizle) alip ondan bir guzel faydalanip ondan sonra da kendi pisliklerinin sucunu da onun ustune yikmaya calisan bir grup komsu ve bu pisliklerden kosarak uzaklasan masum.  Edward zavallim bir “closure” da yasayamadi, yalniz kaldi, basladigi yere dondu.  Film bitince “lan bi filme benzetmistim hangi filmdi o?” diye kalakaldim ama, unutuvermisim bu Dogville benzerligini. Sozlukten baktim, pinokyo’ya benzetmisler, “haggaten ha!” dedim, pinokyo’nun gercek cocuk olma hayali, Edward’in el hayali… Bir miktar da King Kong mu sanki?  Hep ayni hikaye.  Cok basit bir istegi, bir tutkusu olan hayvan/masum “freak”ler, once onlari dislayan sonra bagrina basip faydalanmaya calisanlar, ve mutsuz son.  Freak deyince aklima bir de The Elephant Man geldi.

Bak aklimda hic yokken yazarken yazarken iki sey geldi aklima, nostalji yapiyorken bahsedeyim hemen:

Birincisi: Yakinca gecmisten bu.  Artificial Intelligence filmini hatirlar misiniz?  Oradaki AI cocuk da Pinokyo gibi gercek cocuk olmak istiyor, bunun sirrini ogrenmek icin mavi periyi ariyordu.  Sonunda buluyordu da ama hmpfh.  Allahim ne agladim o filmde ben, ne agladim.  Depresif bir donemimdi herhalde, sinemada yanimda arkadaslarla falan izlememe ragmen helak oldum, herhalde evde yalniz izlesem basimi duvarlara falan vururdum.  Film pek begenilmemisti diye hatirliyorum, ama bende ozel bir yeri var, aklima geldikce icim ciz eder.

Ikincisi: Eskiden milliyet cocuk’ta cimcime vardi hatirlar misiniz?  Iste onun bir macerasinda bunlar King Kong filmine gideceklerdi ve Cimcime King Kong’la ilgili hayallere dalmisti.  O siralar milliyet cocugun diger sayfalarinda da King Kong’dan bahsedip dururlardi.  Star Wars’i, Rocky’i sinemada izledigimi hatirliyorum ama King Kong Turkiye’ye gelmedi mi, ne oldu?  Cunku tamamen fransiz kalmistik King Kong muhabbetine.  Ben o filmi yilllaaaarrr sonra Amerika’ya gelince videodan izledim.  Ahanda, video dedik, full cycle yaptik, burada bitireyim en iyisi.  Hatirlamayanlar icin cimcime’nin resmini buldum asagida, orijinal (italyan) ismi Stefi imis!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s