Daldan dala

Bir haftayi gecti, hastayim.  Sacma sapan bir hastalik, ne oldugu bile tam belli degil.  En son yazin Turkiye’ye giderayak da ayni bu sekilde hastalanmistim ve butun tatilim rezil olmustu.  Gribal gibi gorunuyor ama degil, sinuzit azmasi olsa gerek.  Igrenc olacak ama resmen kafamin ici sumuk dolu gibi hissediyorum, o sumugu kafamdan bosaltmadan da gecmeyecek.  Resmen kendimden igreniyorum, siz de benden igrenebilirsiniz gonlunuzce.  Mendiller yetismez oldu, devamli oksure oksure banyoya kosmaktan yoruldum.  Yazin Turkiye’deyken antibiyotik vermisti doktor koku kurusun diye, simdi hala kendiliginden ardi kesilir diye bekliyorum.

Beni en perisan eden butun bu -kendi aramizda dedigimiz sekliyle- mumukluluk degil de geceleri uykuma olan negatif etkisi.  Gece nefes alamadigim icin, burnum akip durdugu icin ya da postnasal drip kaynakli oksuruk krizi geldigi icin uyanip durudugumda uykum da rezil oluyor haliyle.  Dun gece iyi uyudum en azindan, sabah uyaninca bayagi kriz oldu ama o da cabuk gecti, bir onceki gun feciydi.  Of isyanim var bu sinuzite, bu mumuk dolu kafaya.

Neyse iste, bu sinuzit belasi bende hep vardi ama son 1-2 senedir yilda bir iki kez vuruyor, perisan ediyor.  Gecen haftasonu ormanlik yerlerde kabinde toplandik bir grup arkadasla.  Bayagi hazirlik sureci gecirdik, ben persembeden basladim hazirliklara.  Bayagi cok yemek vardi ortalikta, yedik yedik oh oh oh.  Parka gidip yuruyus de yaptik ama bayagi kardi ortalik, kayip da yere dusecegiz diye seke seke yuruduk.  Hava daha onceki kabin deneyimimize gore cok cok daha sicakti, hic usume musume olmadi. Ama her yer daha bir kardi, ve insanlar yuruyup durdugu icin patikalar bir guzel artistik patinaj pistlerine donmuslerdi.  Bir de havalar sicak diye botlari falan goturmemistim bile, kaygan zemine uygun ayakkabi da yardimci olurdu, ehe.

Nasil yedik nasil yedik…

Yeme icme sozkonusu olunca bir de bu konuda isyan etmeden gecemeyecegim.  Insanin bulundugu yerde bir Trader Joe’s bir Turk urunleri satan Turk/Arap/vs. bakkali olmali kardesim!  Bu haftasonu Atlanta’dan geldi cogunluk, topladilar TJ’s den Turk marketinden her seyleri, oh.  Bizim burnumuzda tutuyor boyle seyler.  Mesela Tadim aycekirdegi.  Aycekirdegi her yerde var ama ya cok tuzlu oluyor, ya hic tuzsuz oluyor, ya kabugu soyulmus oluyor, bir sekilde Tadiminki gibi olmuyor (Sss, Tadim’cilar, bak reklaminizi yapiyorum cilginca, beni de gorursunuz, adresime bir koli cekirdegi yollarsiniz artik ha?)  Bizim oralardaki Ortadogu marketlerinde beyaz peynir, mercimek, makarna falan bulabiliyoruz ama Tadim cekirdek, yufka, Turk cayi gibi seyleri bulmak cok kolay olmuyor (bazen hic olmuyor).

TJ’s de satilan ve devamli aldigimiz, severek yedigimiz bazi seylerin muadili baska yerlerde daha pahaliya bile olmuyor.  Misal, kedim kuru mamasi disinda pek bir sey yemez. Yas mamaya burun kivirir.  Bir iki peynir cesidini her uzattigimda olmasa da elimden yemisligi vardir, ot (bildigin ot) yer, catnip yer ama sut, yogurt vs. i ih.  TJ’s de satilan treat/odul mamalarini yiyor bir tek.  Ustelik icinde omega-3 falan oldugu icin Nazlimin kepek sorununa da iyi geliyor bu treat.  Biz de kedimiz de ozluyoruz TJ’s i.

Eveet, son olarak dun bir restoranda basimiza gelen garip olayi anlatayim.  Kocambey et yemiyor, cok seyrek balik yemek ve Turkiye’ye gidince birkac kez kebaba hayir dememek istisnalari disinda. Benim gecmisimde de 2-2.5 yillik vejetaryenlik var, oyle cok et duskunu degilim.  Eve et almiyoruz denebilir (arada sucuk pastirma alip, Kocambey evde yokken gizli gizli pisirip yemek haricinde).  Ara sira et aseriyorum ben.  Madem bifteklerin, riblerin memleketindeyim, bir kez bunlar uzerine yogunlasmis bir restorana gidelim dedim.  Dune kismetmis.

Burada en etoburcu restoraninda bile vejetaryen bir seyler olur.  Kocamkisisi de bakti “mantar bugeri” diye bir sey var.  Biz dusunduk ki bu hamburgerin et yerine gril edilmis portabella konmus versiyonudur.  Genelde oyle olur.  Siparisi verirken yine de sorduk garson kiza, “bu vejetaryen, degil mi?” diye, “evet” dedi.  Cok da acikmistik, beklerken aperatif, salata falan geldi ama doyamadik, merakla yemekleri bekledik.  Sonunda geldiler, ohhh diye bir dalacaktik ki bir baktik, bu hamburgerin icindeki mantar falan degil bildigin et koftesi.  Haydaaaa.

Garson kizi cagirdik, dedik bu etmis?  Kiz da “evet, vejetaryen burgerimiz yok” dedi.  E ama sordugumuzda vejetaryen dediniz deyince ik mik etti.  “Menuyu getireyim baska bir sey secin” dedi.  Kocambey de sorun cikarmak istemediginden “Onemli degil, yerim bunu” dedi.  Istemiyordu et yemek ama sorun olsun istemedi.  Yanlis anlasilmadan mahcup oldugumuz icin aciklamaya giristik “Iste sorup da veggie deyince” falan diye.  Orada garip bir sey oldu.  Kiz birden “o zaman ben mudurumu cagirayim” dedi ve kayboldu.  Biz iyice kotu hissettik, cunku onu sucladigimizi, ortaligi ayaga kaldiracagimizi falan sandi biz konusmaya devam edince, oysa biz ozur dilercesine ediyorduk o laflari, kaderimizde et varsa yeriz moduna girmisti Kocambey.  Sonra mudur elinde menuyle geldi, veggie baska bir sey sectik, gitti.

Istedigi olmayinca cirkeflesen, ya da her sey tam istedigi gibi olsun diye ortaligi birbirine katan “high maintenance” (When Harry met Sally’i hatirlayalim) tiplerden olmadim hic, kendime de kendim gibi koca sectim.  Hic restoranda geri yemek yolladigimi hatirlamiyorum, belki yanlis siparis gelmistir de yapmisimdir.  Bu boyleyken simarik, high maintenance, cirkef insanlarmisiz gibi kizin “amanin bunlar her an ortami bozmaya meyilli, gachayim” dercesine fiyip muduru libero olarak one surmesi, mudur bu buna konus demesi bir miktar komigime gitmekle beraber daha cok uzdu, sasirtti.

Aptal degiliz cok sukur ailecek, ama boyle cingoz insanlar da degiliz.  Piclik, tilkilik taraklarinda cok bezimiz yok.  Kafasina vur agzindan lokmasini al modunda olmasak da sorun yaratmamak ugruna memnuniyetsizligimizi dile getirmek yerine sessiz kalabiliyoruz.  Bu biraz da bizim yetistirilisimizle ilgili, kulturel bir sey belki.  Lakin, Amerika’da aglayan cocuga meme veriyorlar, “hakkim bu” dedin mi daglari yikabiliyorsun.  Insanlar “ne kaybederim ki?” diyerek sikayetkar davraniyorlar bazen hatta.  Ama iste herkes buna gore programlanmis, servis saglayanlar da (garsonlar olsun, musteri temsilcileri olsun) alisik ve bekliyorlar herhalde, sen sikayet etmeden daha onune bir seyler atiyorlar!  Valla, ne diyeyim, Amerika’da cirkeflesmeden sesinizi yukseltin azicik, aglayin, meme istiyorum deyin.  Oyunun kurallari boyle.

Son olarak bir keresinde uzun yol yolculugumuzda bir gece konakladigimiz yerde basimiza geleni anlatayim ornek olarak, ve bitireyim. Rezervasyon yaptirmistik, oyle luks muks olmayan bir motelde.  Gece gec saatte varip, uyuyup, erkenden kalkip yolumuza devam edecektik.  Vardik, anahtari aldik, odaya girdik.  Ulen, non-smoking ayirtmistik, ve hatta butun odalarin sigara icilmeyen olmasi gerekiyor tanitima gore ama bu oda vicik vicik sigara kokuyor.  Hem non-smoking odada kultablasinin isi ne, 2 tane birden vardi.  Biz icmedigimiz icin iyice rahatsiz etti.  Cok feciydi, butun perdelere, halilara, yatak ortulerine sinmis gibiydi.  Gece gec oldugu icin, yorgun oldugumuz icin ve kadin check in’de dolu olduklarini soyledigi icin oyle uyumaya calistik.  Pek rahat olmadi.   Sabah oradan ayrilirken resepsiyondaki kadina dedik, “Biz sigara icilmeyen oda istemistik, cok feci sigara kokuyordu” diye.  Aaa, sizden oncekiler icmistir, vah vah tuh tuh, terbiyesizler kurallarimiz karsi gelmisler (odada sigara icilmez isareti de yoktu diye hatirliyorum).  “Cok da yogundu, her tarafa sinmis” dedik.  Burada hafif cirkeflesmemizin, bik bik etmemizin sebebi bir sey koparmak degildi.  Olan olmus, igrenc kokular icinde rahatsiz bir gece gecirmisiz, neye yarar ki?  Bize goz gore gore yalan soylemelerine gicik oldum, butun odalar sigarasiz denmesine ve biz sigarasiz ayirtmamiza ragmen o les gibi odayi verdiklerini kabul etmelerini istedim.  Oyle iki gunluk sigara kokusu degildi cunku o.  Kadin da “O zaman size bir gece bedava kalma belgesi verelim, herhangi bir X motelinde” dedi, verdi bir kagit.  Bir nevi, kullanirsak o sigarali gece bedavaya gelecekti.  Hoppp atti onumuze, sus ve cektir git dercesine.  Bizden sonra o odada kalacak sigara icmez insanlara aciyarak cektik gittik ne yapalim.

Saniyorum ki her isletmenin boyle “sorunlu” musterilere sus payi olarak verilmek uzere ayrilmis bir butcesi var.  Masaya gelenden baska bir yemek, bedava X kuponu, bir ay bedava kullanim, zirt pirt.  Sirf bik bik ederek bu “bonus”lari toplamayi hayatinin amaci edinmis bedavaci insanlar da var.  Ben ise, amacim bikbik etmek degilken, kendimi aciklamaya veya bir konuya dikkat cekmeye calisirken onume “Off yeter be, amma konustun, bik bik bik, kafamizi seettin. Al su seni sustursun.” dercesine boyle seyler atildiginda hafiften hakarete ugramis hissediyorum.  Oyle biri degilim zira, cirkef degilim, bedavaci degilim.  Ama diger yemegi, bedava 1 gece kuponunu alip susuyor muyum?  Susuyorum.  Onume sus payi atmis adamla daha fazla konusmanin faydasi olmadigini anladigimdan.

Neredeeen nereye.   Mumuklu burnumdan sus payina.  Harbi daldan dala oldu ha!  Bakalim etraftaki komsular ne zaman kapimiza dayanip “Al sana bedava doktor ziyareti ve ilac kuponu, nolur oyle hayvan gibi oksurme gecenin bir yarisi” diyecekler?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s