Continuity and change

Turkiye hakkinda yazilan makalelerde cok kullaniyor bizim akademisyen tayfasi bu lafi.  X in Turkey: Continuity and Change gibi basliklar atiyorlar.  Devam ve degisim diye cevirebiliriz belki.  Anne ve babamin gelecegini soylemistim ya, geldiler.  O gunden beri de biraz karmasik durumlar yasiyoruz.  Bu “continuity and change” lafi da bu karmasik durumlari iyi ozetliyor.  Anne ve baba aynen her zamanki anne ve baba olunca, aramizdaki iliskiler ozunde ayni olunca bir sureklilik, bir devamlilik oluyor.  Diger yandan “baglam” farkli, yani Turkiye’de degil Amerika’dayiz, onlarin evinde (baba catisi) degil, benim evimdeyiz (arti ben evli ve kedili bir kadinim artik, hahahah!).  Bunlar da bazi degisiklikleri mecbur kiliyor.  Annemlerden bagimsiz olarak bir su basmasi surekliligi yasiyorum, once bundan baslayacagim izninizle.

Ya nedir bu sudan cektigim kardesim?  Blogu takip edenler biliyorlar ki dogu kiyisindaki gunlerimiz sirasinda bir kere gecenin bir yarisi su kazani patlamis ve ev (ve alt kattaki daireler) vicik vicik su olmustu, bir keresinde de bulasik makinesi+cop ogutucusu bir oyun oynamis, makinenin bosalttigi su lavaboyu doldurmus mutfaga tasmis, ortaligi batirmisti.  Kendi evimize geri donduk ama sular gitmemeleri gereken yerlere gitmeye ve beni deli etmeye devam ediyor.  Geldigimizden beri bahceyi elden geciriyoruz yavastan.  On tarafta, kaldirima yakin bir yerde cimler cosmus, hem yesil, hem sik, hem uzun hayallerimizin cimeni olmus.  Kocambey o bolgenin biraz gol gibi oldugunu soyledi bakinca, sulama sisteminin suyu bir sekilde orada toplaniyor diye dusunmustu.  Cukurda kaliyorsa orayi biraz dolduralim falan dedik.  Sonra o bolgeye cali turu bitkiler ekmeye karar verdik ve bahce duzenleme isini yaparken farkettik ki olayin sulama sistemiyle falan alakasi yok.  Meger o cimenlerin ortasinda bir kapak varmis.  Kapagi kaldirinca anladik ki bu eve giren ana su borusunun vanasinin oldugu cukur (evet, ana vananin nerede oldugunu ancak bu vesileyle ogrendim, buyuk rezalet!)  Cukur su doluydu, bu iste bir yanlislik vardi.  Bir sekilde bir yerden boru patlamis, su siziyordu yani!  Offffff, isin yoksa ugras.  Bir de tabii tamirler falan icin cebimden para cikacakti, ev sahibi olmanin dezavantajlari.  Iste isyankar sular yine basima dert olmustu.  (Benim bildigim bir tesisatci vardi, cagirdim, hakikaten de patlamis boru 40 cm derinlikte, su saatinden sonra (doh!) ama ana vanadan once.  Tamir etti.  Kim bilir ne zamandan beri patlakti orasi ve kim bilir ne kadar su bosa gitti (sair burada suya verdigi paraya degil, cevreci bir bilincle, harcanan suya yaniyor).

Gelelim anne baba muhabbetlerine.  Gecen sefer yazmistim ya, yolculuklarini kolaylastirma yollari diye.  Hakikaten de gayet rahat ve sorunsuz gelmisler.  Geldiklerinden beri de ya bilgisayar basinda egleserek, ya bahcenin orasina burasina giriserek, ya da dukkan dolasarak gunlerini geciriyorlar.  Ilk mesguliyet, yani bilgisayar, basta biraz zor oldu, resmen “eyvah” dedim.  Bizim evde bilgisayar vardi vaktiyle ama bir gunden bir gune basina oturmamislardi, sonra da bilgisayarlari aldik gittik.  Su devirde, Istanbul’da bilgisayarsiz, internetsiz bir ev arayan olursa adresi hemen vereyim, o sekil durumlar.  Geldiklerinin ertesi sabahi verdim babamin eline netbookumu.  Onu almamin hemen ardindan macbook’u alinca elimi surmez olmustum kendisine, direk babama tahsis ettim.  Babamda (ingilizce bilmiyor, hatirlatayim) bir takim terminoloji var, bilgisayar acildiginda windows cikti falan diyor.  Lakin windowsda cesit cesit program calistigini pek kavrayabilmis degil, kendisi icin windows Google chrome’dan ibaret sanki.  Windowsun da ingilizce olmasi pek yardimci olmuyor.  Touchpad biraz sorunlu olsa da, ozellikle tap-to-click olayini kapattiktan sonra guzelce (ama temkinli temkinli) kullanabilmeye basladi.  Bilgisayari acip soyle bir algoritma izliyor: Chrome ikonuna (renkli top) cift tikla, cikan yere (acilis sayfasi google) hurriyet/milliyet vs. yaz, enter’a bas (cikan yer google arama cubugu da olabilir, adres cubugu da, neresi eserse oraya yaziyor).  Gazetede gordugun herhangi bir linkin ustunde imlec el olunca bas.  Diziler icin direk canlidizi’den girdim olaya (bir de diziizle, diziizleyelim gosterip kafa karistirmak istemedim).  Canlidizi yaz, siteye gir, diziyi sec, kisimi sec, “tanitimi gec” tikla, ucgen’e (play isareti) bas, buyuk ekran yap.  Ilk bir iki gun dakika basi “ya bu soyle oldu” “ya bu boyle oldu” diye beni cagirdi durdu, bir noktada “offf, olmayacak bu boyle” diye pes etmek uzereydim.  Derken bir sabah bir kalktim, ooo hooo, acmis kendi kendine, isine bakiyor.  Simdi neredeyse hic bana seslenmeden gazeteler ve diziler arasinda sekiyor, kendini mesgul ediyor.  Bir skype olayi var, hesap aldim onlara, abimle konussunlar diye.  Ona da yavas yavas alisiyorlar.  Bir email hesabi aldim bir de, ondan haberleri yok henuz.  Ama facebook’a varmayacak bu is, orasi net.  Facebook lafindan haberdarlar, “arkadaslarini buluyorlarmis ya orasi” diyorlar ama ne oldugunu tam bilmiyorlar.  Bence oyle kalmasi en guzeli, yoksa sosyal networklerde anamla babamla hasir nesir olasim hic yok.  Blogumu kesfedip google reader’dan takip etmeye basladiklari gun zaten isyan ederim, kiririm bu internetleri, kimse beni tutamaz.  Generation gap diye bir sey var, mind the gap!  Baslamis olabilir ama bu internet hikayesinin eksik kalmasina itirazim olmadigi gibi bu konuda israrliyim da.

Dukkan dolasma kismi en sorunlu kisim.  Hic sevmiyorum dukkan dolasmayi, alisveris yapmayi (giyim stilime de yansiyor bu ama bir degisiklik yapamayacak kadar sikici geliyor bana dukkan dolasmak).  Bizimkiler de istiyor ki incik cincik dukkan dolassinlar, alacak bir seyleri olmasa bile fiyatlara baksinlar, her sey icin fiyatlar (gerekirse miktarlar metrik sisteme cevrilerek ve dahi dolar TL’ye cevrilerek) Turkiye’deki fiyatlarla karsilastirilsin, “yavvv burada et ne kadar ucuz, olmaz boyle sey, Turkiye’de kilosu…” seklinde yorumlar yapilsin (ve o noktada ben altyazili bir Food, Inc. bulup dayamayi cok istiyorum).  Dukkan dolasmak kadar dukkana gidis gelisler de sorunlu.  Ben acemi soforum ama ehliyeti aldigimdan beri buranin bu hizli ve cilgin trafiginde kazasiz belasiz kullaniyorum.  Babam arabada feci stres oluyor, devamli mudahalede bulunuyor. “Yavas!” deyip duruyor, lakin bu trafikte yavas gittin mi millet deliriyor.  Buna da sukur tabii, gecen seferki deneyimimize tercih ederim araba kullanmama mudahale etmesini.  Gecen sefer ehliyetim ve arabam yoktu, araba kiralamistik, babam kullanirken ben hem yol tarif ediyor hem de ne yapmasi gerektigini soyluyordum (or: sag seride gec, stop isaretinde dur, su araba gecince devam et, bir sonraki saga don…).  Bu cok ama cok yorucu ve sinir bozucu bir sey.   Neyse ki her gun her gun disari cikmiyoruz.  (Bu arada sunu da anlatmadan gecemeyecegim: Ekim ayinda abim geldiginde ben kullanayim dedi, gece yemege giderken aldi arabayi.  Ingilizce biliyor ama buradaki trafigi ve yollari bilmiyor, yine babamla oldugu gibi bir durum  oldu yani.  Bir yerden sola donecegiz, sola donus seridinden dondu, kendi seridine girmek yerine dondugumuz yolun sola donus seridine girdi, ters yone yani (Allahtan orada sola donmek icin bekleyen bir araba yoktu).  Ben panik, “saga gec, kendi seridine gec, n’apiyorsun?” diyorum, bu da gayet sakin ve laubali “Niye ki?” diyor.  Feci gicik oldum.  Kardesim gec diyorsam gec, sonra sorgula sorgulayacaksan.)

Ve bahce olaylari.  Bahceye minik bir sebze bahcesi yaptik yan tarafa.  Domates ve patlican fideleri ektik, bir de maydonoz, roka, nane ve salatalik tohumlari.  Rokalar minik minik cikmaya baslamislar bile.  Yalniz bu sabah bir baktik patlicanlarin yapraklari gitmis!  Bahcede cok salyangoz var, ben onlari zararsiz saniyordum, megerse gaaaayet zararlilarmis.  Buradan da duyuruyorum, salyangozlara savas actim.  Topumla, tufegimle, agir sanayi hamlemle gelecegim!!!  Yok olmadi, biramla gelecegim!  Vallahi saka degil, biraciymis bunlar.  Bir kaba bira koyup kabi hafifce gomuyorsun, bunlar da biraya yumulmak icin gelip icine dusup boguluyorlar.  Yar etmem o fideleri size!  Igrensem de cekici alip tekeer tekeer o kabuklariniza indirmekten de cekinmem.  Ben bu salyangoz sorununun bu kadar ciddi oldugunun farkinda degildim, kabuklarini goruyordum etrafta sadece.  Gecen gece “uyy, sabah cop toplayacaklar, cikarmayi unutmusum” diyerek kendimi gecenin 12sinde sokaga vurdugumda bir baktim, o hooooooooo! Evin onunde resmen salyangoz partisi var.  Yani benim evin onu olmus salyangozlara siz deyin reina, ben diyeyim babylon.  Gunduz kabuktan ibaret takilan bu yivranc yaratiklar gece tamamiyle cikip resmen “BOY” gosteriyorlar, anten gosteriyorlar.  Igrencler.  O goruntunun ustune bir de patlicanlarima ettiklerini gordum ya… Sictim olm agziniza sizin, pis yaratiklar!  Allah yaratti demem!

Akibeti belirsiz sebze bahcemiz haricinde iste vananin civarindan cimleri sokup “dwarf myrtle” ektik, buyuyunce cit gibi olacaklar abisi.  Yan tarafta cim cikmayan, ciksa da egimli olusu sebebiyle bicmesi cok zor olan bir bolge var. Orayi capalaya capalaya temizledi annemler gecen gun, gul falan ekecegiz oraya, yere de ya groundcover turu bir bitki (katir tirnagi “groundcover”dir mesela) ya da direkt “mulch” denen agac kabugu kiymigi koyacagiz.  Bakalim iste bir seyler yapacaklar daha burada kaldikca.  Bahce isleri onlari yoruyor biraz ama hoslarina da gidiyor. Havalar da guzel, gunesli ama bunaltici sicak yok, tam onlara gore.

Son olarak bir “change” durumundan bahsedeyim.  Kedikizimla ilk defa tanisiyorlar annemler.  Hala da “kedi tuyu” olayina alisabildikleri soylenemez, kedinin “pis” oldugunu dusunuyorlar.  Atiyorum, kediye dokunduktan sonra elimi yikamam gerektigini dusunuyorlar.  Diger yandan kizim mesafeli ve magrur bir kedi olsa da asaletiyle gonullere bayragini coktan dikmis durumda.  Bunda annemin bir torun hasretiyle yanip tutusuyor olmasi, icindeki bu yangini sondurmeye yegenimin yetmemesi de etkilidir tabii.  Kediye ben cocugum gibi davrandigimdan o da torunu gibi davranmaya basladi, ve hatta kediyi kendisinden kiskaniyorum, sakiniyorum, kediyi ondan sakliyorum gibi sanrilarla trip bile atmaya basladi (Torunumu benden kaciriyorsun muhabbeti vardir ya oyle).  Halbuki olay benimle degil, kediyle ilgili.  Kedicigim cok urkek, bana alismasi bile bayagi zaman aldi.  Ben dedim ki, ilgi gostermeyin, yok gibi davranin, sakin uzerine gitmeyin, sevmeye kalkmayin, kucaginiza almayin.  Cunku biliyorum ki boyle yaparlarsa kedi hem stres olacak, mutsuz olacak hem de 1 ay boyunca onlardan kacip yatak altinda takilacak.  Kendi haline birakirlarsa yavas yavas yanasir onlara.  Ben sevmeyin, dokunmayin dedim diye “aman ne kiymetli kedin var, cocugun olsa onu da gostermezsin sen bize vs.” muhabbetler dondu. Imdaaattt!  Kediginemi soracak olursaniz, idare ediyor.  Yavas yavas alisiyor.  Boyle ikircikli ortamlar ve durumlarda hep yaptigi gibi bana duskunlugu artti.  Ya yatak altinda takiliyor, ya da koltuktaysam arkamdaki yastigin tepesinde, calisma odamdaysam odanin bir yerinde uyukluyor.  Evimize dondugumuzden beri kucagima gelip oturmamisti ama gecen gun durup dururken gelip kucagima cikti yine.  Bir de sabahin 5inde yorgani patileyerek kaldirmami saglayip sonra da icine girip govdeme yaslanma isine agirlik vermis olmasa her sey gulluk gulistanlik olacak ama uykumun en tatli yerine bu mudahaleden cok hoslandigimi soyleyemeyecegim.

Boyleyken boyle.  Benim dogu kiyisi jet lagim uzerine annemlerin jet lagi eklenince erken yatip erken kalkar olduk.  Fena da olmadi aslinda, erken kalkan yol aliyor zira.  Simdi de gidip yastigima baskoymak uzera ciao diyorum.  Yataga gidis saatlerimiz “change” ornegi olsa da, ayakucumda pisikedi ile uyku “continuity” ornegi.  Iste bunu seviyorum!

Reklamlar

2 thoughts on “Continuity and change

  1. hahahah bahce muhabbetlerine, bilgisayara cok guldum! artik bilgisayarda kendileri idare etmeleri supermis! bir de salyangozlarla ilgili anlatayim: benim kizkardesim kucukken bunlari bahceden tek tek toplar, bebek arabasina bindirip gezdirirdi 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s