Hidirellez

Bu gece hidirellezmis!  Ben bu hidirellezle alakali dilek dileme olayinin ise yarayip yaramadigini bilecek kadar deneysel calisma yapmadim onceki yillarda (hatirladigim kadariyla sadece 1 kere dilek diledim, ondan bile pek emin degilim).  “Ya cikarsa?” diyerek yilbasi piyangosu icin bilet alircasina bir dilek dileme isine girisecegiz (azzz sonraaaa).  Az sonra diyordum ki annem hadi dedi, gittik gecen haftalarda ektigimiz mini mini gul fidelerimizin altina kagit gomduk, cizdik, ip bagladik ve saire.  Ustunden atlama isini es gectim yalniz, fidelerin boyu ustlerinden atlamaya pek musait olsalar da gecen gun etraflarina dikilmis gazanialari telef etmemek adina adetin o kismini bilmezlikten geldik.  Ortam karanlik olmasa bir iki fotograf ceker koyardim, usendim dogrusu.

Hidirellez hakkinda degisik rivayetler var, ama bazilarinin dedigi gibi bu olay baharin gelmesi ile falan alakaliysa benim baharim coktaaaaan geldi, beklemedi hidirellezi.  Bizim bahce biraz hayvanat bahcesi, artik giderek daha cok “yok artik!” demeye basliyorum.  Su salyangoz ve sumukluboceklerle olan mucadelemizden bahsetmistim. Bu yivislara yenilmedigimi gururla belirtirim.  (Ama pazar gunku bebek partisinde misafir cocuklardan icine canavar kacmis biri bahcedeki sus kayalardan birini carpmak suretiyle yerinden oynatmis, altindan cikan sumuklubocekler cocuk kismini en az bir 30-40 dakika mesgul etti, hayvanat bahcesi deneyimi yasatti ama bu yaratiklara gonullerince dokunabildikleri icin (iyyyyyy! mide de yok ki canavarlarda) mest oldular.  Vicik vicik oynamaya basladiklari anda ben iceri kactim.  Orada burada kaya altlarinda hala bir miktar yivisgan var yani).  Klasik bocekimsi hayvanat da bol sanirsam, mesela karincalar, mesela son birkac gundur disarida iyica artan sicaklardan bunalip kendilerini -nasil ve ne araliktan bilmem- iceri atan bocek elemanlarinin cumle alem familyalari, mesela salatalik yapraklarimi bir turlu rahat birakmayip beni yine bir kimyasal kullanmaya mecbur birakan gizemli bocekler.

kilkuyrukBir de tabii kertenkelelerim var.  Kertenkelelerimiz manyak.  Onlari gordugum siklikta yilan gorsem mesela, ilk firsatta evi satar bir apartman dairesinde yasamaya geri donmeye calisirdim.  Belki hic rasyonel degil yilanlara bu tepkim ama etrafimda bir suru yilan oldugunu bilerek yasamam mumkun degil.  Halbuki kertenkelelerle farklari asagi yukari 4 ayak. Biyolog arkadaslardan dayak yiyebilirim su son yazdigim sey yuzunden o yuzden bu karsilastirma bahsini uzatmayip, kertenkelelere yogunlasip, sevgili biyolog arkadaslarimi kertenkeleler uzerine yapacaklari fieldworkler icin bahceme davet edip gonullerini alma girisiminde bulunurum.  Kendi capinda bir mikro kertenkele dunyasi var burada, orasi net.  Duvarlarda falan dolaniyorlar, karsidan bakiyorsun ok… de… bir de fazla teshirci versiyonlari var.  Bu arkadaslar calisma masamin hemen solundaki alcakca pencereye tirmanip oooyyyle donup kaliyorlar orada bayagi bir sure.  Yani hayvanat bahcesindeki akvaryumlardaki hayvanlari izler gibi oluyorum oturdugum yerde.  Hayvanin boynu, gogsu, gobegi, ayaklarinin alti falan super manzara oluyor.  Hatta -cep telefonuyla cektigim ve aradaki sinek telini ekarte edemedigim icin super olmasa da- beni upppuzun kuyruguyla sasirtan capkin arkadasin bir fotografini koyayim.  Darwinistler elemanin bu kuyrukla mali goturdugunu dusunurler mi acaba?  Yani tavus kusu degil bu ama o kuyruktan bir insan olarak ben etkilendim, bir disi kertenkele de etkilenirdi herhalde.  Evet, ortam arsiz ve teshirci kertenkele kayniyor.  Cok ayip!

Bir de kediler var sonra.  Benim kizginem ev kedisi, disari cikmiyor.  Ancak ben bahcede oldugumda benim gozetimimimde cikiyor.  Hemen ot yemeye veya kuruyup dokulmus erguvan ciceklerini lupletmeye calisiyor, o yuzden pek basibos birakmiyorum.  Ama yan taraftaki evin tweety’nin sylvester’i gibi siyah-beyaz oldugu icin sylvester ismini taktigimiz kedisi ile sokagin karsisindaki evin sarman oldugu icin sarman dedigimiz sisko kedisi arada kendilerini bir sekilde bizim bahcede buluyorlar.  Oyle “buralarin krali benim” dercesine pit pit pit dolanirken goruyorum onlari, ozellikle sylvesteri.  Ama biraz daha Britanya kralicesi ve avustralya arasindaki iliski gibi iliskimiz.  O kendini buralarin hakimi saniyor, arada gelip bir kolocan ediyor, biz de kendisini pek umursamayarak hayatimizi surdursek de gordugumuz zaman “Aaa, sylvester gelmiss!” seklinde bir heyecan dalgasi yasayip cama/kapiya yanasip pist pist diye ilgisini cekmek icin sevgi gosterilerinde bulunuyoruz.  Bu biz’e kedikizim dahil degil, o bahcedeki yabanci kedileri farkederse garip sesler cikariyor ve “hissss”leyerek kaciriyor.

Bu kediler yuzunden cok istesem de bir bird-bath (kus banyosu) koyamiyorum bahceye, ya da bir kus yemligi asamiyorum.  Hayvanlari alistiracagim, bizim bahceye ugrar olacaklar sonra da bu Sylvester allahsizi gelip bunlari bir bir avlayacak.  Yani kedi kebapcisi acmis olurum bir nevi anlatabiliyor muyum?  Biz kuslara bir bed and breakfast ortami saglayamamis olsak da bizleri yalniz birakmiyorlar sagolsunlar.  Sabah saatlerinde gelip, tam kapinin onundeki palmiyenin etrafinda bir iki tur atip kaybolan bir sinekkusu bile goruyorum arada.  Lakin kuslar konusundaki asil surprizi gecen gun yasadim.  Meger bazi kuslarimiz teklifsizlermis, biz yem, banyo, tahta kutu/yuva saglamasak da bir gecekonducu mantigiyla yuvayi konduruvermisler.

manda degilDun aksam gunes battiktan hemen sonra bahcedeydik, kediyi de cikardim, seviyorum oyle, tuyleri temizliyorum falan.  Anlik bir gelisme oldu, kedi arkamda yukarida bir yere gozunu dikip pur dikkat kesildi ve o noktadan bir “sey” ucarak yol aldi ve kayboldu.  Ben “n’oooluyoruz?” diye kedinin baktigi yere baktim, daha “aaa, karanlikta yanlis mi goruyorum” derken farkettim ki balkonun altinda diregin kosesinde bir kus yuvasi var. Bu erguvan’in dokulmus dallarini toplamis toplamis yuva yapmis kus.  Kediyi farkedince de pirr diye kaciverdi herhalde.  Kedi tabii elimin altindaydi, bir yere gidecegi yoktu, ama biraksam icindeki canavar salisesinde yuvanin dibindeki direge dogru atlayacakti.  Kediyi iceri sokup yuvaya bakindim ama cok yuksekte oldugu icin nedir ne degildir pek anlayamadim.  Ertesi gun “Ulan asagidan bakinca yuksekte ama balkonun altindaaaaa!” farkindaligini yasadim, balkona ciktim ve balkonu olusturan tahta kalaslarin arasindan yuvanin icini dikizlemeye calistim (kus rontgencisi oldum resmen, mahremiyetleri falan kalmadi!).  Bilmiyorum bu kendiliginden mi olmus, yoksa kus mu yapmis, ama yuvanin ustune denk gelen yerdeki kalas araligi kuru erguvan cicekleri/yapraklari ile doluydu (yagmur yagsa asagi sizmiyordur herhalde bu yuzden).  Bu cicekleri cektim araliktan, ve zor da olsa gorebildim yuvanin icini.  Tam sayamadim ama 3ten fazla yumurta vardi, beyaz beyaz, minicik.  Torunlarim oluyor resmen yav!  Bir yandan neler olup bitiyor merak ediyorum ama diger yandan yandan da hayvani rahatsiz etmek, yuva yapmak icin bizim balkonun altini sectigine pisman etmek, beddualarina hedef olmak istemiyorum.  Bakalim vicir vicir yavru sesleri gelmeye basladiginda duyarim herhalde.  Bu arada ben de civara ekmek kirigi falan birakayim bari.  Tabii bir taraftan da sylvester’a yem olacaklar diye korkuyorum.  Benim ev ici kedicigim bile boyle “kediyim ben huleaaynn, yirim kuslari yirimmm” turu bir tepki vermisken sylvester zillisinin kusu sirf sahibinin onune koyup “baaak sana hediye getirdim” dercesine miyavlayabilmek icin avlamasi isten bile degil.  Suc sylvesterin sahibinde, ne birakiyorsunuz kardesim hayvani sokaga?  Coyoteler (cakal) kapiyor kedileri, ya da araba altinda kaliyorlar, risk aliyorsunuz, farkinda degil misiniz? Adi ustunde felis domesticus, ev kedisi, evde hapsedilmis hissetmezler biraz da oyun moyun oynayip ilgilenirseniz.  Benimki gayet mutlu mesela (aldigim barinak da asla disari birakmamami soylemis, hatta buna dair bir sey imzalatmisti).

Neyse iste, kuslarim ve yumurtalarim var.  Annem gecen gun bahceye oturmaya ciktiklarinda kusun tekinin ilerideki duvara konup uzuun uzun soylenircesine, sikayetkar bir sekilde otup durdugunu soyledi.  Birkac hafta once kocambeyle ben yeni isinan havalarin tadini cikarmak icin bahceye ciktigimiz gunlerden birinde yan evin catisindan bize bayagi bik bik bik oten bir (bazen bir tane daha) kus dikkatimizi cekmis, aman bahcemizde de oturtmayacaklar bunlar bizi, kovuyor suna bak dedirtmisti.  Acaba diyoruz bu kus(lar) yuvanin sahibi, yimirtalarin anasi babasi midir?  Bilemiyorum valla, ama oyleyse o kuslara “bak cicim, benden de kedimden de size zarar gelmez, bi eksiginiz var mi diye sormaya geldim” falan diyebilmek isterdim. “bagak cigicigim..” diye baslasam ise yaramayacak biliyorum.  Eskiden ingilizce vs. yabanci dilleri de dikkatli dinler, “formulunu” (aradaki g’li heceleri cikarmak gibi) cozersem anlayabilecegimi sanirdim.  Goruyorsunuz, o gunlerden bu yana bayagi yol katetmisim IQ olarak, heheh.

Gecen sefer tease ettigim seyleri yazmadigim icin kandirilmis hissetmeyin, yazacagim hala baby shower ve alakali olaylari, rapor verecegim.  Oldu, bitti, simdilik “phew!” diyorum elimin tersini soyelce bir alnima surup asagi dogru sallayarak.  Alnimin akiyla ciktigimi da mujdeliyorum.  Detaylari yakinda.  Ha “biz zaten merak etmiyorduk ki, yazsan da okumicektik zaten” diyorduysaniz “hih, o da size bayiliyodu!” diye trip atar Hulya Kocyigit kosusu ile kacarim bu blog yazisindan!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s