Eurovision ile Eurotrashlige adim adim

Lawff oh lawffff birinci oldu.  LOL yani.  Ozet boyle.

Aslinda biraz kasip kici basi duzgun bir Eurovision ve politikokulturel yansimalari konulu bir yazi yazaydim obur bloga ama kafam kazan, geyik cevirecegim.  Tutmayin beniiiieeeeEEEEEhhhh!

Efenim sozkonusu Orovizyon olunca ben boyle bir kimlik krizine giriyorum.  Turkum sonucta, yillar yili ailecek TRT karsisinda yeni yil senliklerinin mini versiyonu hazirliklar ve beklentilerle izlemisiz yarismayi.  Dansozun cikmasini bekler gibi birinci sarkiyi beklemisiz, milli piyango sonucunu bekleme heyecaniyla puan aciklamalarini takip etmisiz.  Gazeteler yeni yil icin nasil hangi saatte kim cikacak diye sayfa yapardiysa Eurovision icin de ulke cikis siralamasini ve evde kendimiz oylayalim, hangi ulke kime kac puan vermis yazip takip edelim diye cizelge iceren bir Eurovision sayfasi yaparlardi.  Buyuk olaydi yani.  Cetin Alp’in Opera’yi net hatirliyorum, keza Seyyal’i, MFO’yu, Halley’i.  Bir Turk olarak Avrupa takimlariyla oynana futbol maclariyla ayni psikolojiye sahip bu yarisma.  Kendimizi Avrupa’ya kanitlayacagiz, muzigimizi onlara ispatlayacagiz, muasir medeniyetler seviyesine ulastigimizi Eurovision sahnesine damgalayacagiz.  Cogu sefer de kic ustu otururduk, bu da ancak bir sonraki sene icin ekstra hirs yapmaya yarardi.  2000li yillarda daha basariliyiz (sebepleri muhtelif) ama sarki sozlerinde hala bir guzel Europa’ya serenatlar var: “Everyway that I can, I’ll make you love me again” diyoruz, “Beni buyutun aldatmayin, sahte duslerle oyalamayin” diyoruz, “We could be the same” diyoruz.  Sarki sozleri=serenat olayini fazla kasamam, espriydi ama bu hala yarismayi bir “Avrupa Avrupa duy sesimizi” heyecaniyla gordugumuz gercegini degistirmiyor.  Avrupa kupalarinda 8-0 yiyip oturanlar yerine galibiyetler alan, hatta sampiyon olan milli/lig takimlarimiz var ama hala Viyana kusatmasina gider gibi oynaniyor o maclar.

Gicik Avrupalilarin bizi bir turlu bagirlarina basmayislari tabii butun bunlarin sebebi (bakin biz ve onlar ile Avrupalilardan farkli oldugumu bizzat kendim ifade ederken bizi “kendi”lerinden bilmiyorlar diye sitem edip celiskinin dibine vurmamis miyim?).  Atiyorum, twitter’da biri demis ki “Turkiye, Azerbaycan, Israil bunlarin ne isi var Avrupa’da?”  Bak Turkiye’nin daha dogusunda, Azerbaycan’in dibinde olmalarina ragmen Ermenistan veya Gurcistan’i sorun etmiyor.  Cografi veya kurumsal olarak Avrupa’nin sinirlarinin nerede baslayip nerede bittigi muallak.  Ama elemanlarin kafasindaki o mental sinirlarin nereden gectigi belli, Allah’im Huntington’a, clash of civilizations’a baglamadan biri beni durdursun!  Turkiye’nin Avrupai kesimin de bu reddedilmislik uzerine hirs yapmalari, “ulan biz sizden daha Avrupaiyiz godoslar!” mesajini heriflerin gozune sokmalari normal.  Ben de yapiyorum, icimdeki Turk “roaaggrrr!” diye kukruyor iyi derece aldikca.  Ezik miyim(z)?  Belki. Ama NBC Cannes’da odul aldiginda sevinmek ve Eurovision’da ilk 5’e girdiginde sevinmek arasinda bir fark da gormuyorum, o da kayitlara gecsin.

Icimdeki Turk boyle.  Gel gor ki I’m an alien, I’m a legal alien, I’m a Turkish woman in California. “Identities are multiple and contextual” diye bir laf var ya (duymadiysan sozume guven, var)?  Amerika ortaminda/baglaminda Eurovision gunu uzerime belki 1-2 beden bol gelen bu Avrupali kimligim uste cikiyor.  Atlantigin ote yakasinda gerek dalga gecerek, gerek cidden milliyetcilik gosterisi yaparak, gerek eglenerek bunu izleyen bir guruh var, ve ben de bu “imagined community”nin/hayali toplulugun bir parcasiyim bir sekilde.  Eurovision ortak paydalarimizdan biri.  Ben de onlar gibi Celine Dion’u Titanic sarkisindan, dunyanin geri kalaninin tanimasindan cok once biliyordum.  Ben de onlar gibi “Ah Irlanda’nin o eski balladlari” “Aman bu Fransizlarin asiri agirkanli aristokrat sarkilari” “Ya, Beatles cikarmis Ingiltere’nin sarkisina bak gotum gibi” laflari edebiliyorum ortak bir Eurovision tarihimiz/hafizamiz var zira.  Neyse, Anglofonlarin dedigi gibi, you get the point.  Yan komsularimin hiiiiiccccccccc haberi olmayan bir sey donuyor benim evimde, internet ve teknoloji sagolsun, izliyorum bunu.  Amerikalilarin izlediginde “Eurotrashlikte son nokta” olarak nitelendirecekleri (orada burada boyle dendigini okudum bile) bu Eurovision aktivitesine ortak oluyor, onlarin gozunde Eurotrashlige adim atiyorum.  Normalde Amerikalilar icin bir Turk’um, o Avrupali kimligim degil “dogulu” kimligim oncelikli onlar icin, ama Eurovision gununde isler degisiyor iste.

Gecen sene tam Eurovision’un oldugu gun yeni evimize tasiniyorduk.  Buranin saatiyle ogleden sonra bir saatte baslamisti.  O saate kadar esyalarin tasinmasi tamamlanmisti.  Kocambey hemen interneti islevsel hale getirmeye ugrasti (Eurovision icin degil, email falan icin).  Ben de kurulur kurulmaz actim baglantiyi Eurovisionla test ettim.  Bir yandan yarismayi dinleyip bir yandan da mutfakta hemen ihtiyac duyacagimiz esyalari cikarmak uzere kutu acmaya baslamistim.  Hey gidi, bir seneden birkac hafta fazla zaman gecti uzerinden.  Bu sene bir yandan eksi sozluk, ff, twitter gibi online sosyal ortamlarda yazilanlari okudum, diger yandan da eurovision sayfasindan canli yayini izledim.  Insanlarin milliyetci duygulari ne kadar yogun, bikkinlik geldi.  Ben ff veya twitter’da cikan sarkilar, yorumcular, kiyafetler falan hakkinda komik degerlendirmeler gorup Terry’nin boslugunu doldurmak istiyordum ama cogu insan bin kere ALBANIA ❤ yazip kopyala yapistir yaparak ortami kirletiyorlardi.  Bir Ingilizin UK ❤ bir Belcikalinin BELGIUM ❤  yazdigini gormedim bu arada, genelleme yapmis olmayayim ama bu denyolugu yapanlar “muasir medeniyetler seviyesi” sancisi bizden beter Balkan+eski Sovyet ulkeleri oluyor genelde.  Bir dertleri var ama nedir anlayamadim tam, extra research needed, ehe.  Yine en cok eglendiren eksi sozluk oldu ama onda da yeni yazilanlari gormek pek mesakatli.  Seneye bir sekilde organize olsak da ff uzerinde bir feed acip orada atissak.  Belki vardi eglenceli insanlarin oyle bir feedi ama biyolokum’un son dakika golu haricinde ben goremedim.  Bunu yapilacaklar listesine yazayim, gelecek seneki orovizyona kadar ff’de bir altyapi olustur eeheh.

Neysaaaa.  Yarismayi dakika dakika yeniden anlatacak degilim, izleseydiniz kardesim bana neaaa.  Oz olarak diger yillardan cok farkli degildi, onu soyleyeyim de iciniz rahatlasin.  Elemanlar 31 milyon ($) harcamislar bunun icin, yuh be.  Puanlar verilirken tr’da izleyenler Bulend Ozveren’e bayagi laf saydirdilar eksi’de, ama of, keske ben de adamin bikbiklenmelerini duyabilseydim.  Terry yoksa tercihim o olurdu.  Bir iki ufak tespit de yapmadan duramayacagim yalniz: * Herkes Ermeni ablanin gozumuze sokulan memelerine hayran kaldiydi ama puanlamada bayagi patladilar sarki fena olmamasina ragmen.  Neymis, erkek milleti kor gozum parmagina seksapeli degil citi piti sirinligi seviyormus.  Tamam sarki da daha dile dolanasi idi ama eksi’de iki eleman hakkindaki yorumlara bakinca insan erkek milletinin kadinlardan ne bekledigi, neyi cekici buldugu konusunda bayagi fikir ediniyor.  *  Ermeni abla demisken:  Ermeniler icin nasil bir trajedidir ki boyle duygusal ve tarihi/politik gondermeli bir sarki yapmislar ama Avrupalilar kes-sin-lik-le o gondermeleri anlamiyorlar.  Anlayan ve kimisi empati yapan/kimisi kuplere binen yine kanli bicakli olduklari biz oluyoruz.  Millet hatuna “she’s singing about apricots but she’ll win with the melons” (kayisilar hakkinda sarki soyluyor ama kavunlarla kazanacak) falan diyor, apricot girl diyor, kayisinin manasini, o sergiledikleri sahne sovunu hic mi hic anlamiyorlar.  Biz anladik ama.  Bu arada Amerika’da kayisinin hasi Turkish Apricot diye geciyor, bizim Trader Joe’s Turkiye’den kayisi alicilarinin icinde basi cekiyormus ustelik.  Neyse iste, bu sarkinin bu trajedisi icin Ermeni ekibi adina uzulmedim desem yalan olur. * Oylamada 50-50 yontemine gidilmesi en cok “diaspora” oyu alan Turkiye, Ermenistan, Yunanistan gibi ulkelere koydu bence.  Cunku “politik” oy denen seyi fi tarihinden beri juriler de yapiyordu.  “Profesyonel juri” dedigin iki uc TRT memuru degil mi sonucta, goren de konservatuardan adam cagiriyorlar sanacak.  Cogu da Musluman asilli ya da dogu blokundan olan gocmenlerin tercihini sansurlemeye yaradi en cok bu is anlayacaginiz.  * Politik oy demisken, bir yerde “Balkans ve Vikings” demislerdi.  Var boyle bir sey, gidin scholar.google.com’da eurovision voting diye arayin bakin bilimsel olarak da calisilmis bir mesele.  Ama bana bu sene ilginc gelen puanlari aciklayan ulke spikerlerinin de artik bunu aleni aleni soylemeleri oldu.  “Pek sevgili komsumuza gidiyor 12 puan” diyeni mi ararsin “sevgili dostlarimiza” diyeni mi.  Komsumuz, dostumuz oldugu icin veriyoruz der gibi.  Bir de Israil’in sunucusu 10 puan miydi 12 miydi, Rusya’ya verirken “to the great mother Russia” dedi.  Ab-boovvvv dedim bunu duyunca.  Israil, sen olmussun aglayanin yok.  Bunun yeri ve sirasi bu degil ama Israil ic politikasinda Sovyetler cokunce oralardan, Rusya’dan gelen “russian speaking” Yahudiler (otomatikman vatandas oldular) bayagi ikircikli bir durum.  Eger Eurovision’da Israil’in Rusya’ya yaklasimi Kibris’in Yunanistan’a yaklasimi gibi olacaksa, secimler mecimler derken dis politikalarina da etkisi olmaya baslayabilir bu Rus orijinli nufusun, super eglenceli olur eheh.  * Avrupa’daki ekonomik krizin ve ekonomik dengelerin yarismaya ve sonuclarina izdusumu uzerine bir makale yazasim var.  Merkel de Lena kadar “citi piti sirin mirin” olsaydi her sey cok farkli olabilirdi! * Alexander ve ardindan Lena yuzunden bir sonraki Eurovision su Erol Evgin’le Pinar Altug’un sundugu cocuklari boylarindan sarki soyletmek suretiyle somurme yarismasina donecek.  Abi sirinlik yarismasi degil ki bu, sarki yarismasi.  Tamam, iki sarki da genelden farkli ve dikkat cekiciydi de, bence millet yanlis mesaji alacak.  Ingiltere Adele’i, Norvec de Maria Mena’yi yollasin madem, bari kaliteli, kiran kirana bir mucadele olsun bu citi piti love-struck kiz moda olacaksa. Biz de Nil’i yollayalim,  mucadeleyi izler kenardan, belki atak yapar dalar icine falan, Lena gibi Mockney aksan edinse sansi olabuluuu.

Neyse iste, ondan sonracigima, izledim yarismayi, bitti, sonra disari cikmam gerekti.  Arabada radyoyu actim, iste Alice in Chains’den “Rooster” cikti, sonra Aerosmith’ten “Dream On”, sonra RHCP falan diye gitti.  Ulan dedim, atiyorum, AIC ciksa Eurovision’a bir Down in a Hole, bir No Excuses patlatsa acaba kac puan alir, acaba birinci olur mu?  Bence direkt harcanir yani, “ne bu miy miy miy” derler.  Ne bileyim, the Beatles’in, Morrissey’in, Muse’un Ingilteresi nasil sonuncu geliyor ki?  Sonra dusundum.  Ulan, Amerika Eurovision’a sarkici yollayacak olsa AIC mi giderdi sanki?  Kim giderdi?  Jessica Simpson giderdi, Taylor Swift giderdi.  Hah, bak, Taylor-kiz o kedi gozleriyle bu Lena’yi tahtindan ne bicim ederdi.  Yani AIC’li, Morrissey’li bir Eurovision icin diyebilecegimiz sey su: OROVIZYON BU DEYIL!!!11!2   Eurovision mainstream pop degil aslen, ruhunda bir kitsch var, sagolsun dogu bloku da dibine vurdurdu o ruhun (kraldan cok kralciliktan mi, o ruh bunlarin ruh ikizi de ondan mi bilemiyorum).  Yeni Sex and the City filmi vesilesiyle yeni bir sey ogrendim, camp diye nitelendirilen stili, eurovision’da bunun super cheeeeeezy bir versiyonu da var.  O sacma sapan kiyafetler, o gereginden fazla isiltili sahne duzeni, o garip koreografiler (kayisi cekirdeginden agac cikmasi, robotun icinden sulun gibi hatun cikmasi, belaruslu hatunlarin kelebek gibi kanatlanmasi…).  Aslinda igrenc.  Yani atiyorum Madonna, Lady Gaga, Biritnisipiiirs boyle seyleri sahne sovu diye yaptiklarinda OK de, bir yarismada 3-4 dakika icin o “sok degeri”ni yaratmaya calismak super abes.  Ama Eurovision boyle bir sey, boyle guzel.  O agirrr agiirrr balladimsilar, o aglak aglak ask sarkilari, o “haydin hobba”ligin cilginligina bogulmus sarkilar, o “nasil yapsam da etnik oge/enstruman/ezgi sokustursam” diye cabalamalar.  Yani bunlar dururken Eurovision’a Beyonce cikip Single Ladies mi soylesin?  Single Ladies’i her gun dinliyoruz ki, Eurovision bir saman alevi olmali, tek gecelik ask misali.  Bu bataga senede bir dalip cikivermeliyiz.  Bir gunlugune Eurotrashligin dibine vurup sonra kendimize gelmeliyiz.

Kendimiz neyiz ki peki?  Ben sahsen populer muzikal referanslarim acisindan direk Turkish-American’im anacigim.  Turkce dinliyorum, Amerika’nin kulturel ihrac mallarini dinliyorum (daha yerel tuketime yonelik Countrymsipop gibi urunlerden ozenle imtina ediyorum).  Turkiye’deyken bile dinledigim “yabanci” muzigin cogu Amerika menseliydi (Queen vs. istisnalari saymazsak), yani Amerika’nin bu kulturel hegemonisi oldukca nerede olursak olalim bir miktar Amerikaliyiz zaten her daim.  Aman sekerim, bosveerrrr, bir gunluk “guilty pleasure”di Eurovision da, yasandi bitti saygisizca.  Sizleri yarisan sarki ve gosterilerin hemen hepsinden daha guzel bir Eurovision sovuyla basbasa birakiyorum.  Icimdeki Eurotrash 4 Temmuz havai fisekleri gibi patlayacak simdi.  Videonun bir yerinde Norvec’in hala bir kraliyet oldugunu hatirlayacaksin, sasirma!  Bu devirde ne kraliyeti, ne asaleti lan salaklar?  (Aha, icimdeki Amerikan gorevi devraldi).  Bizim Turkler de Taksim’de yapsalardi su dansi, hem bizimkiler 19 Mayis gosterilerinden talimliydi boyle bir guruh halinde kollarini kaldirip indirmeye?  Biri Marmara otelinden ustlerine ates acar diye mi korktular, yilbaslarindaki taciz rezaletleri vuku bulur diye mi bilmem artik. Alaturka ve tutkulu Bihter intihar ederken, alafranga ve safsalak Nihal sefa sursun zaten, oh la la. (Turk aslima geri dondum, burada birakayim).

P.S. Ya son olarak hamile takibimin 3-0 skora ulastigini belirtmek istiyorum.  Baby shower’ini yaptigim bebek de iki gun once dunyaya geldi ve o da erkek!  Bu sene erkek bollugu var gibi.

P.S. 2. Biz evde sushi yaptik, oluyo oyle.  Anlatirim sonra.

Reklamlar

One thought on “Eurovision ile Eurotrashlige adim adim

  1. Geri bildirim: Dalyan hayal kirikligi demekmis | Sapkadan Cikan Tavsanlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s