Yumurta ve kapi arasindaki ahlaksiz iliski

Flas!Flas!Flas!

Yumurta kapiya dayandi!

Aaaa, yine miiiii?  Evet, vermeniz gereken tepki bu, zira bende bu “procrastination” sorunu varoldukca daha nice yumurtalar nice kapilara dayanacaklar ve ben her seferinde kafamda bu deyimin nereden geldigine dair spekulatif yorumlar yapacagim, tavuk anatomisi bilgimi zorlayarak.

Bu ay sonuna bitirmem gereken iki yazi vardi, birini dun gece yolladim, digeri uzerinde su anda ugrasiyor olmam gerekiyor ama daha 2 gun var diye de sacma bir rahatlik var ustumde.  Tam rahatlik degil aslen, yani icim icimi yiyor.  “Ya kizim yap, bitir, yolla, rahat et, son gun yollaman sart degil ki!” diyorum.  Ama bilgisayar basinda, masamda butun dokumanlar ve cayim hazir, zemin verimli bir calisma icin mukemmelken bir turlu o ise baslayamiyorum.  Her turlu internet sitesinde sacma sapan seyleri okumak veya veetle.com’da on kere izledigim friends bolumlerini tekrar izlemek gibi tamamen vakit kaybi isler yapiyorum.  “Structured procrastination” diye bir sey var.  Yapman gereken ama ikindiran isi bir kenara koyup, yapmak istemedigin baska bir isi yaparak ikindiran isten kacmak, kaytarmak temelli bir yontem.  Bu vesileyle gidip bahcede yabanotlarini temizlemisligim, evin icinde cesitli temizlikler yapmisligim oldu son birkac hafta icinde, ama utanarak soylemeliyim ki procrastinationumun cogu gayet unstructured, gayet sefildi.  Neden? Cunku yapmak istedigim, “sunu da yapayim” dedigim bir suru seyi “bu bitsin de oyle” diyerek erteledim.  Tam da bu yuzden ne zamandir buraya da bir sey yazmadim.  Hos, yazacak cok heyecanli bir seyler de yok.  Arada aklima “ay sunu da yazaydim!” diye ilginc bir seyler geliyor ama genelde “calismaya calisiyorum ama calisamiyorum” veya “ust seviye is yapmama teknikleri” gibi seyler cikacak yazmaya kalksam.  Bugun is yapmamak icin ne yaptin? Didin din di din! (Terminator seysi)

Bu arada procrastination icin “kaytarmak” gibi bir laf kullandim ama aslinda kullanmak istemiyorum bu lafi, cunku yasayan bilir, kaytarmak degil bu.  Kaytarmaktaki o gonlu genislik yok burada.  Aksine agir bir sucluluk hissi var, bilumum psikolojik yuku var.  Oyle, “oooohhh, bosvermissssiimmm ise guce, gelsin eglence gitsin cilginliklar” gibi bir durum yok. Is yapmak yerine yaptigin seyi yaparken icin sikiliyor devamli.

Ay neyse, bu yaziyi yazarken de hissettigim o ic sikintisini anlatmaya kalkinca icim daha da sikildi.  Size bir iki guncelleme geceyim.

– Bizim balkonun altina yuva yapip yumurtlayan kuslar vardi ya, hani en son yavrular cikmisti.  O yavrular cok kisa bir sure sonra kanatlanip yuvayi terk ettiler.  Gunlerden bir gun yuvanin etrafinda bir hareketlilik vardi, kus bicirtilari normalden yogundu, ertesi gun yuva bombostu.  Yavrularin yuvanin kenarina cikip kanat cirpislarini gordum ama ilk ucuslarini falan goremedim malesef.  Umarim kedilere yem olmazlar ve arada koydugum ekmek kirigi, misir cipsi gibi mamalardan faydalanabilirler.

– Kedi demisken, bu Sarman iyice azitti.  Resmen dadandi bizim bahceye.  Sabahlari bir posta kesin geliyor bahce kapisinin oraya, bir miyavlamalar bir miyavlamalar.  Beni veya kedikizi gorurse cok konuskan oluyor, ilgi gostermesem bile kapinin onune yatip takiliyor orada.  Takilsin, ne zarari var degil mi? Degil.  Bir, kuslara cok yan gozle bakiyor.  Iki, bizim kedi baska kedilere illet oluyor.  Bunu da hisleyerek, guruldayarak, tehditkar pozlar takinarak gosteriyor, Sarman’i kovmaya calisiyor ama eleman yuzsuz.  Bir de ustune ustluk, bizimki stres oluyor (beni veya kendi alani belirledigi evi kiskandigindan olsa gerek), stres olunca da hapsurma ve goz rahatsizligi belirtileri ortaya cikiyor.  Sonra isin yoksa goz pansumani yap, kedicagiz icin uzul kisip durdugu gozunu gordukce.  Bu Sarmandan kurtulus yok lakin, ikinci evi belledi bizi.

– Bahceden baslamisken sebzelerimizden bahsedeyim.  Ilk roka salatamizi yaptik, maydonoz ve nanelerden faydalaniyoruz.  Biraz cilek yedik ama elemanlar bizden bu kadar dediler gibi, uc fideden ikisi mort, digerinde de cicek, meyve falan yok.  Domateslerden 3 cherry domatesimiz oldu, ikisini yedim, birini tam koparacagim gun kus gagalamis.  Ama fidelerin ustunde bir suru mini mini yesil domatesler var, onlarin buyuyup kizarmalarini bekliyorum.  Domates fideleri alive and kickin’ yani.  Patlicanlar da o ilk gunlerindeki sumuklubocek saldirisindan iyi toparlandilar, yapraklar cicekler vs. tam, meyveyi bekliyoruz.  Salataliklari anlamadim lakin.  Basta bir hisimla topraktan firladilar, tohumdan ektik bunlari fideden degil.  Oh oh, salataliga doyacagiz derken bir kismi oldu gitti, giden gitsin kalan saglar bizimdir ama onlar da ne enine ne boyuna buyumuyor, oyle kalakaldilar.  Cicek veriyorlar o iki uc yaprakla, ama cicekler kuruyor meyve yok.  Salataliklar icin assisted fertility merkezi kuracagim bu gidisle. Elimde bir allik fircasi gidip polenleyecegim cicekleri kendi elimle.  Hiyar pezevengi olacagim.  Bu vakte kadar bir suru salataligim olur diye dusunuyordum, hayal kirikligina ugratti beni hiyar bitkiler(i).  Bakalim ilerleyen gunler bize ne sebzeler gosterecek.

– Temmuz sonu Tr’a gidiyoruz.  Bir dugun olayi var, bundan ayri bir yazida bahsedip icimi dokmek ve dugun-dernek odalarinin tepkisini cekecek aciklamalarda bulunmak istiyorum.  Simdilik kendi payima dusen gelinlik vs. alisverisleri structured procrastination ayagina hallettigimi belirteyim.  Bir de ayarlarken biraz sikinti olsa da hayaliyle gunumu gecemi aydinlatan bir balayi isini hallettik.  Tee Ekim’de evlenmisiz, hala ne balayi degil mi?  Yooo, dostum yooo, bunu bana soyleyemezsin.  Benim derdim balayi degil, sampanya-cilek-balayi suiti ucgeninde kaybolmak degil.  Derdim sevdicegimle basbasa, dertsiz tasasiz, denizli gunesli bir tatil yapmak.  Luksunde degilim, romantizm kliselerinde hic degilim.  Istakoz olma riskini goze alip guneste yan gelip yatma derdindeyim, malak modunda yuzme derdindeyim, guzel yemekler yeme, ilginc yerler gorme derdindeyim.  Tatil konusunda da ayri bir yazi yazayim, simdilik 5 gecelik bir rezervasyon yaptirdigimizi ve ellerim bagrimda bir aksilik cikmamasini umit ederek o gunu bekledigimi belirteyim.

– Bir de yanlis gunde apple store’a isim dusup insanoglunu anlayamamak yuzunden basgosteren kafa karisikligimla basbasa kalisimin hikayesi var.  Ozet olarak iphone4 diyorum.

– Pasaportumda ayri, yesil kartimda ayri, nufus cuzdanimda ayri bir soyadim var.  Sonra da diyorlar ki kadin-erkek esitligi var bidi bidi.  Kocambey nufus cuzdani dahil hicbir sey degistirmemisken benim aylardir soyadi degisikligi ile ugrasiyor ve sacma sapan sonuclara maruz kaliyor olusum Turkiye Cumhuriyeti vatandasi kadinlar icin kadin-erkek esitliginin bir yalan oldugunun delilidir efenim, arz ederim.  Kahrolsun ataerkil duzen!

– Ise baslamamak icin saatlerce yazabilirim, uzattikca uzatabilirim lakin karnim acikti.  Yemek yapmaya da useniyorum bu aralar gerci ama dunden kalma bir seyler var.  Su acikmis halimle nasil gozumde tutuyor Turkiye’ye gidince yumulacagim lahmacunlar, kebaplar, mezeler.  Arkadasimda b12 eksikliginden kaynaklaniyor oldugundan suphelendigimiz bir takim rahatsizlik basgostermis, bende de etyemezken olmus ve korkup et yemeye baslamama sebep olmustu benzer seyler.  Et yiyorum ama cok az yiyorum, kesin yine bir seyler eksiktir.  Iste o eksikleri bu yaz 20 gunde dibine kadar tamamlayacagim, hedefim o.

Boyleyken boyle.  Simdilik gidip karnimi doyurup yumurtayla kapinin arasina girip bu rezillige engel olmaya calisayim (diyorum ama genel gidisata bakilirsa 6dan once calismaya baslamayacak, uyku bastirana kadar bir gece calismasi yapacagim). Hmpfh.  Gel Agustos gel!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s