Bir gunlugune prenses

Once bir itirafla baslamak istiyorum: Sunca yillik Amerika seruvenimde gelini Amerikan olan bir dugune hic katilmadim. Amerikali esiyle evlenen bir Turk arkadasimin dugunune gitmistim, ama o sayilmaz.  Davet edildigim Amerikan dugunlerine ise bir sekilde gidemedim.  O yuzden yazacaklarim gordugum fotograflara, donen muhabbetlere dayaniyor daha cok.  Bir de istisnalarin pek tabii ki var oldugunu da belirterek disclaimerimi koyayim en bastan, bir miktar genelleme var anlayacaginiz.  Iste o genelleme: Amerikan dugun endustrisi “dugun”un kadinlara bir gunlugune prenses olma vaadiyle ayakta duruyor, ve bunu pekistirecek (gerceklestirecek) sembolizmi bizzat dugunlere dahil ediyor.

Gecenlerde Norvec prensesinin dugun fotograflari vesilesiyle bir muhabbet dondu, nedir bu kraliyet merakimiz, o “royal” hayatlara ozentimiz onu dusundum.  Turkiye’de durum o kadar vahim olmayabilir, ama Amerika’da bir “prenses”lik sorunu var.  Ne bileyim, babalar kizlarina “prensesim” diye hitabediyor. Bir sonraki yazida bahsetmeyi umdugum bir prenseslik dayatmasi var kiz cocuklara.  Bir sekilde ozel olduklarini hissetmek ihtiyaci duyuyor olabilirler.  Bu isin psikolojisini cok iyi bilemiyorum.  Ama dugun denince o prensesligin lafta kalmayip gercege donusunu yasamayi istiyorlar. “Bu benim buyuk gunum!” falan deniyor, filmlerden gorduklerim dogruysa kucuklukten beri bu dugunun her turlu detayini kafalarinda planliyorlar ve saire.  Nedense bu dugun muhabbetinin oznesi hep gelin oluyor.  Yani orada evlenen iki kisi var, ama sanki dugun gelin icin yapiliyor da damat orada bir aksesuarmis gibi. Hep bir “aman da gelin memnun olsun, mutlu olsun” tedirginligi ve telasi var.  Gelin hanim o gun etrafindakilerin pohpohlamasi ve gelinlik sayesinde prensese donusurken o dugun ortami da olabildigince, imkanlar elverdigince bir saray/kraliyet balosuna dondurulmeye calisiliyor.

Benim anlayamadigim, bu prenseslik durmunun ne kadari gelin kizlarin istegi, ne kadari geleneksel mecburiyet ve ne kadari dugun endustrisinin pazarlamasal dayatmasi. Doktoradan mezun olurken mezuniyetimi bir dugun torenine, kep/cuppemi de gelinlige benzetmistim, bence gayet uygun bir analoji.  Orada giyilen kiyafetler, torenin yapilis sekli (hooding denen olay) direkt fi tarihinin papaz okullarindan gunumuze kalmis bir gelenek.  Bizim papaz olma durumumuz yoktu, ama doktor olmanin yolu yordami da buydu.  Bugun bilmemne devrinin Ingiliz sarayi kackini elbiseler, basta taclar, arkada nedimeler esliginde evleniliyorsa belki bu da o geleneklerin gelisim tarihi yuzundendir.  Nedime diyorum ya, bu devirde ne nedimesi? Hadi zenginlerin “personal assistant”lari falan vardir, nedime/maid ne alaka?  Gelenekler bu dugun merasiminin ana hatlarini belirlese de, o hatlarin icini dolduran baska bir sey olmali.  Yani, doktora olayina donersek, biz papaz okulu rituellerini gerceklestirsek de kendimizi papaz sanmaktan, papaz gibi hissetmekten cok uzaktik.  Sadece ogrenciligi bitirip ogretmenlik/uzmanliga gectigimizi ifade eden bir belgeleme islemiydi, doktora ogrenciliginden doktorluga gecme disinda bir durum olmadi. “Bugun senin en onemli gunun, artik bir doktorsun!” diye etrafimda kimse dort donmedi benim. Halbuki burada gelin olunca sanki gelin hanim gokten zembille inmis gibi davraniliyor.  Gelenekten fazlasi var isin icinde, o kesin.

Gecen yazida aldigim gelinligin linkini vermistim, David’s Bridal websayfasindan, baktiniz mi bakiim?  Gelinligin resmine baktiktan sonra “hmm, neler varmis bu sitede baska bakalim?” diye biraz kolocan ettiniz mi ortaligi?  Ettiyseniz iste Amerikan dugun endustrisine ilk adiminizi attiniz demektir.  Iste genc kizlari “hayatinizin en onemli gunu, her sey eksiksiz ve mukemmel olmali, siz en iyisine layiksiniz” diyerek onu da, bunu da, sunu da almaya mecbur etmeye calisan bir ekonomik faaliyet dali bu.  Bir Amerikan dugunu icin davetiye aldiniz mi hic siz?  Ben ilk aldigim davetiyeyle anlamistim bu dugunlerin sadece filmlerde olmadigini, ve gercek hayattaki dugunlerin manyakligini.  Onceden bir “save the date” (dugun su gun olacak, o gunu bize ayir) karti gelmisti.  Davetiyenin icinden ise davetiye, cevap karti ve pullu zarfi, dugunle ilgili lojisik bilgi notu cikti. Cevap kartinda yemek seceneklerinden hangisini istedigimizi isaretliyorduk hatta.  Tabii butun bunlar renk ve dizayn olarak uyumlu kartlardi, kalin, kaliteli kartlara basilmislardi.  Gelin adayi kizlara satacak o kadar cok sey var ki!!!

Ben kendi dugunumuz icin online alisverisler yapmistim ya, o sirada -ozellikle nikah sekerimiz icin bakinirken- cok kolocan ettim bu tur siteleri, ne var ne yok bayagi baktim.  Bak liste yapayim aklima gelenlerden, bir dugunu sen organize ediyorsan neler alacaksin: her turlu detayiyla, ozel basilmis pulu dahil davetiyeler, gelinlik, duvak, tac/tarak vs. turu sac susu, inci taki, pisi pisi, damat disiyle cikarsin diye garter (Turkce’si ne bunun, bacaga gecen jartiyer tipli sey?), yuzuk yastigi, cicekci kiz sepeti, hatira defteri/kalemi, masa numarasi, yer karti, sampanya bardagi, pasta kesmek icin ozel bicak, pasta susu (cake topper deniyor), ay yoruldum yazmaktan.  Bunlarin bir kisminin da Cinderella temali olmasi hic sasirtici olmasa gerek (buyrun buradan bakin).

Daha gelinlik alisverisi yaparken basliyor bu prenses pohpohlamalari, “the big day” abartmalari ve “her sey mukkkemmmmmeeell olmali” cilginligi.  DB magazasina ilk bir ugradim, ne var ne yok kolocan edeyim diye.  Iste ilk hata! Randevu alacaksin hayvan!  Nedimeleri ve anneni alip kakara kikiri yapa yapa gelinlikleri giyip cikaracaksin podyumun uzerinde, oradaki kanepelere yayilmis hatunlar da soyunma odasindan her cikisinda “awwww, wooooowww, you look so beautiful!” diyecekler, kizlar ic cekerken annelerin gozleri dolacak.  Oyle bir hatunlar konsensusuyla secilecek o elbise.  Ben ne yaptim? Bir basima gittim, dedim ki “Randevum yok ama bir iki elbise deneyebilirsem memnun olurum, bugun randevu alip haftaya esimle gelmek niyetindeyim.”  Cevap: “Ama nasil olur!?! Dugunden once sizi gelinlikle gormemesi gerekmiyor mu esinizin?”  Benden cevap: “Biz zaten evliyiz!” Hahahah.  Bir iki elbise sectim, elbiselerle kabine girdim, kadin dedi ki “siz bu slipi giyin, sonra elbiseleri giyerken ben yardimci olacagim.”  Ben slipi giydim, sonra elbiseyi de giydim.  Kralice Viktorya’nin ikircikli elbisesi degil ki giyerken yardima ihtiyacim olsun, kafadan gecir, fermuari cek (kollarim esnek, sirt fermuari kapatabiliyorum), oldu bitti.  Sevmiyorum insanlarin bana hizmetlenmesini, rahatsiz oluyorum.  Ben kendim giyinip ciktikca kadin da ne yapacagini bilemedi ama ikinci gidisimizde “bunlar baska turlu bir manyaklar” diye bizi kendi halimize birakmislari bile.

Evet, ikinci seferinde, kadinlarin bu kutsal mabedine bir erkek sokarak pic ettim ortami.  Kocambey orada oturup ben elbiseleri giyip cikarirken bakip fikir bildiriyor, tesadufen orada rastlastigimiz bir arkadasimizla bir problemin cozumu uzerine turevli integralli bir muhabbet ceviriyor, yardimci kadin da ise yarar gorunmek icin “isi bittiyse gotureyim bunu” falan diyerek elbiseleri oradan oraya tasiyordu (normalde orada bir askida biriktirip musteri gidince yerlestiriyorlar).  Dugun detaylari yerine matematik konusan insanlar esliginde elbiselerini kendi giyip cikaran bir gelin!  Sacrilegious!  Gelinlik muessesesine kufur bu!  Basta “SO WHEN IS THE BIG DATEEEE?” diye buyuk bir heyecanla konusan elemanlar da bitse de gitsek moduna girdiler, ozlerine donduler.

Gelinligi alip daraltma/kisaltmalar icin olcu verdikten sonra bir sure DB ve anlasmali sirketlerin spam emailleriyle bogustum, otomatik abone etmisler hemen, hepsinden unsubscribe etmek durumunda kaldim teker teker.  Sonra gecen, tam da su bela makaleyi bitirmeye ugrasmaktan beynim sulanmisken, telefon caldi, tanimadik numara.  “Iyi gunler, ben Men’s ….dan ariyorum” “(Hoh?) Nereden ariyorum dediniz?” “Men’s Warehouse, David’s Bridal ile anlasmaliyiz” “Haaa!” “Anlasilan yakinda evleniyorsunuz, BUYUK GUN NE ZAMANNNNN?” “Agustos’ta (sesim feci yilgin, adamin heyecanini kesinlikle karsilamadi)” “(Adam sikkin ve bikkin bir yaklasimda oldugumu duyunca bir an sessiz kaldi, belki aklindan ‘ulan bunlar kavga falan etmis olmasinlar, kotu zamanda aradik tuh’ diye gecirmis olabilir, yine de devam etti temkinlice) Siz gelinliginizi aldiniz saniyorum, ya esiniz?” “Esimin takimi var, onu giyecek” “Ya sagdicgiller?” “(Bu noktada artik sabrim tukenmis, bu manasiz konusmayi yeterince uzattigima kanaat getirmistim) Bu sizin bildiginiz dugunlerden degil, bizde sagdic yok, kiyafet ihtiyacimiz yok, tesekkurler, hadi size iyi gunleeerrr!”

Gelinkizlara karsi bu asiri hevesli, yuksek sesli yaklasim beni feci sinir ediyor.  Yalan oldugu oyle bariz ki.  Hic tanimadigin bir insan evleniyor diye niye bu kadar seviniyorsun ki?  En son bir soon-to-be-PhD arkadas paperinin kabul aldigini soylediginde vermistim boyle hevesli, mutlu, ses kontrolsuz bir tepki; kizcagiz da o kadar tepkisiz, sakin, “so what?” yaklasimindaydi ki, hah dedim, bu gelinlikci magazasi calisanlari da boyle “honk?” diye kalakaliyorlar ben bekledikleri tepkiyi vermeyince.  Hahaha.  Uzgunum arkadaslar, ben zaten evliyim, ekstra bir heyecanim yok ikinci dugunumle ilgili, birincisinde de yoktu zaten.  Ayrica su da lazim mi, bu da lazim mi diye onerdiginiz nedime elbisesi, canta, ic camasiri, duvak, ve saire (bkz. yukaridaki liste) turu seylere hep “hayir” dedigim icin de uzgunum.  E elbiseye verdigim kadar parayi da etegini kisaltma vs. tamir isleri icin aldiniz, yeter ayol, aaa!

Prenses olayina geri donecek olursak, bu dukkandakiler bende umduklari prensesi bulamadilar.  Prenses malzemesi yok bizde abi, kanimiz yalanciktan bile mavi akmiyor, bildigin kirmiziiii (sana kirmizi cokk yakissiyorr!).  Ama prenseslige meyilli bir kiz gelse, acimazlar hic.  Pohpohla pohpohla, en pahali elbiseleri getir, “auuww ruya gibi” de, donunu, corabini, susunu busunu, her seyi her seyi sat, elbiseyi koyacaklari torbaya kadar! Iceriye giren herhangi bir gelin adayi minimum 1000 dolarlik alisveris demek (4×100 dolar nedime elbiselerini unutmayalim!).

Ya tamam, evlenmek onemli bir donum noktasi insanin hayatinda, ozel bir gun.  Ama dugune gosterdigin kadar ozeni kocana goster be kizim, dugunu evlenmekten cok onemsiyorsan iki seneye kalmaz bosanirsin, sonra da “niye yurutemedik ki?” diye sorarsin, boku da kocana atarsin.  Halbuki o ozel gununu kendini pohpohlatmak ve incik cincik detaylari dert etmek yerine eglenip cosmaya odaklasan ne guzel olacak.  Zaten benim gordugum kadariyla, gelinler ve etrafindakiler kasiyor kasiyor kasiyor, sonra torenin nikah kismi bitip de parti kismi baslayinca oyle bir oh cekip rahatliyorlar ki, bu sefer de iyice dagitiyorlar.  Deminki listede bir pisipisi vardi, dikkatinizi cekti mi? Biz folklor oynarken giyerdik, beyaz renkli patikler bunlar.  Iste olmasi gerektigi gibi dugun, o topuklu ayaklabilar ve duvak kafadan cikip, elbisenin train denen kuyrugu yukari toplanip, o pisipisiler ayaga gecirildiginde basliyor.  O noktadan sonra ne sofra duzeni, ne somon mu tavuk mu sorusu, ne samdan, ne mum.  Buketi de savurdun muydu gelsin eglence.  Cok az bir kasinti grup o noktada da rahatlayamiyor, fotografci gidene kadar poz veriyor, onlari da yukariya havale ediyorum.

Kadinlarin secimlerini elestiren bik bik bik eden insanlara gicik oluyorum, “sana ne lan, sana ne, istedigini yapar!” diyorum.  Burada benim de ayni seyi yapiyor oldugumu dusunerek yazinin su noktasina geldiyseniz bir aciklik getirmek isterim.  Bir kadin ozgur iradesi ile prenses dugunu istemis ve organize etmisse, bana ve hepimize bok yemek duser.  Benim elestirdigim sey, bu istegin cogunlukla ozgur irade ile degil kucuk yaslardan itibaren cesitli sekillerde kadinlarin kafasina ince ince islenisi yuzunden ortaya cikmasi.  Bunun sorumlusu olarak da iste dugun endustrisini sucluyorum, ve daha sonra bahsedecegim Disney turu mutlu sonlari.  Istedigim sey, kadinlarin evlendikleri gunun nasil olacagina dair planlarini yaparken, o gunu yasarken kendi icinden geleni yapmalari, bu dis etkiler tarafindan dayatilani degil.  Umarim bu farki anlatabiliyorum.

Son olarak, israrla etrafin doldurusuna gelip bir gunlugune prenses olmaya heveslenen kizlarimiza ozel not: Hani o gun prenses olacaksiniz ya, klasik prensesler kadar guzel olacaksiniz.  Buyuk cogunlugunuz o guzellik standardina gore cirkin oluyorsunuz o kadar ugrasip didinmenize ragmen.  Balkabagiysaniz sirf o gun evleniyorsunuz diye su kabagina donmeyeceksiniz, uvey annenin evindeki Cinderella’ya benzemiyorsaniz, balodaki Cinderella’ya yirtinsaniz, cirpinsaniz, ac kalsaniz, boyansaniz, gelin basinin alasini yaptirsaniz da benzemeyeceksiniz.  David’sBridal sayfasinda yorumlarina fotograflarini ekleyenlerin fotograflarina bakiyorum, dugununu asiri onemseyip ozel dugun fotografcisi tutup kasilmaktan tek kare samimi poz verememislerin fotograflarina bakiyorum, cirkinseniz cirkinsiniz abi, gelin olunca guzel olmuyorsunuz, hatta guzel olacagim diye kasip sacma sapan islere kalkisinca daha da cirkin oluyorsunuz.  Birakin bu prenseslik hevesini, sirf o gun evleniyorsunuz diye insanlarin sizin etrafinizda pervane olmalarini, emir kuluna donmelerini beklemek yerine kocaniz da dahil o insanlarla eglenin cosun.  Bridezilla olmanin hic alemi yok.  Katildigim dugunlerde gordugum en guzel gelinler hep normalde sade ve sakin kisilikleri olanlar oldu, ben bundan kendimce bir ders cikarttim kendime.

Turkiye’de de yavas yavas bu Amerikan tarzi dugun anlayisi ve dugunler yayginlasmaya basliyor malesef.  Bachelorette party denen bekarliga veda partisi oldugu gibi “kina gunu” etiketi altinda ithal edilmis, tek farki arada bir de kirmizi bir seyler giyip, yuksek yuksek tepelere soyleyip kina yakmak.  Yapmayin etmeyin yav, batinin teknolojisini alin sadece, piyasa dayatmasi geleneklerini almayin (sozum sana sevgililer gunu!).  Bir gun Turkiye’de bir dugunun rehearsal dinner/prova yemegi’ne davet edilirsem o noktada direkt isyan ederim, ya cok pis dalga gecer ya da ceker giderim, bunu da buraya yaziyorum.

Sen beyaz gelinlik hayalleriyle buyumus, o hayale ulasmak icin gun sayan kadin kardesim.  Iki saniye dur da nicin senin hayalinin etrafindaki kizlarin cogunun hayaliyle bire bir ayni oldugunu dusun.  Sonra belki kendin gibi atarsin evli hayata ilk adimini!

Reklamlar

3 thoughts on “Bir gunlugune prenses

  1. eheheheh pardon seni de boyle hayal kirikligina ugrattim diye sonra ben de uzuldum, ama ben hocam dergiye gonderebilirsin artik dediginde sevinmistim zaten, bir de o makaleyle evli gibiydik, 3 sene dile kolay 🙂

  2. Geri bildirim: Baligimizin ilk giysileri | Sapkadan Cikan Tavsanlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s