Kopyaci madurlari buraya!

Oncelikle soyleyeyim: benim ne MEB ile isim var, ne de KPSS’ye girdim. Tanidigim kimse de girmedi.  Yazacaklarim bir kuyruk acisi ile yazilmayacak, onu demeye calisiyorum.  Cook uzaktan bu rezaleti sasirarak izliyorum, bu kadar buyuk skandalin bu kadar az gumburtu koparmasina daha da sasiriyorum.  Buyuk gazetelerin web sayfalarinda kenarda kosede haberler olarak kaldi basta, simdi biraz daha yer buluyor gibi ama “eskiden kaslarini bile almayip sonradan acilip sacilan unlu” haberi gibi olamadi henuz (bkz: hurriyet).  Hala duymayan varsa ozetle, memur, ozellikle ogretmen, atamalari icin kullanilan, OSYM tarafindan uygulanan KPSS isimli sinavin sonuclari aciklandi bir sure once ve egitim bilimlerinde 300 kusur kisinin full cektigi belli oldu bu sonuclara gore.  Daha onceki yillarda full cekme ya yok ya da tek tuk oldugu icin garip bu durum tabii, ama OSYMciler “sorular kolaydi” diye aciklama sundular.  Gel gor ki full ceken kisilerin kari-koca veya ayni evde yasayan kardes, ev arkadasi gibi kisiler oldugu ortaya cikti sonradan.  Ben cok yakindan takip etmedim ama egitim sinavinda branslara gore ilk 10a giren universiteler falan siralanmis galiba, hic beklenmeyecek universiteler en basarili olmus bir cok dalda.  OSYM’nin veribankalarina girilip oradan bilgiler sizdirildigi, girenin o bilgileri degistirebilecegi gibi baska bir seyler de okudum.  Ipin ucunu kacirdim artik dogrusu, neresinden tutsam elimde kalan bir cetrefilli skandali uzaktan ancak yarim yamalak takip edebiliyorum medya ilgi gostermeyince.

Istatistik ile biraz ilgim var.  Bu sinav sonuclarina bakip bir yamukluk var mi yok mu gormek icin cok karmasik arastirmalar yapmak gerekmiyor istatistiki olarak.  Sonuclarin histogramini cikaracaksiniz, bu kadar basit.  Eger butun adaylarin puanlari bir can egrisi seklinde dagiliyorsa (asagi yukari), bir terslik yoktur, ama tahmin ettigim gibi can egrisinin sag kuyrugunda bir siskinlik varsa bir bokluk var demektir.  Medyada insanlarin yaptigi gibi gecen seneler ile bu senenin ortalamalarini karsilastirmak da cok iyi bir karsilastirma degil, daha dogru bir karsilastirma icin ortalama (mean) ve medyan (median) arasinda kac puan fark olduguna bakmak lazim.  Neyse teknik detaylari gecelim, sadece elde bu datalar, hatta karsilastirma icin onceki senelerin datalari oldukca bir saptama yapmak istatistiki olarak cok kolay, oyle sorular kolaydi zirtti pirtti argumanlari da kontrol etmek (yani elemek) mumkun.  Benim elimde data  olmadigi icin bu muhabbeti burada kesip topu OSYM’ye ve onu hackleyebilenlere atayim (hehe).

Bir de tabii Hanefi Avci’nin “cemaat” ile ilgili kitabinin cikisi ile ayni zamanda ortaya cikmasi enteresan oldu skandalin.  Zira iddialar skandalin ardinda yine cemaat’in oldugu yolunda.  Valla kim varmis, ne varmis o kadar onemli degil bu skandalin olmus oldugu gerceginin yaninda.  Sen memur alimlarinda ayricaligi kaldirmak icin sinav koy, sonra da o sinavin soru ve cevap anahtarlari birilerine servis edilsin.  Ya, rezaletin buyuklugu ile tepkilerin cilizligi biraraya gelince kuduruyorum.  “Bu rezaletten madur olanlar nasil sessiz kalabiliyorlar?” diye soruyorum kendime.  Sanirim bu sinavda full cekenlerin ve onlarin dadaslarinin yaninda, oyle boyle iyi puan almis ve bir daha sinava girerse bu basariyi tekrarlayamayacagindan korkanlar ve on kere de girse iyi puan tutturamayacaklar umursamiyor olanlari.  Ancak cok kritik bir puan araliginda puan almis kisiler isyan ediyorlardir, ki onlar da sayica azlar.  Dikkat edilirse, adalet, hakkaniyet vs. erdemlerden bahsetmiyorum, kimsenin onlara gore hareket edecegini, kilini kipirdatacagini dusunmuyorum zira.

Neyse, size kendi kopyaci madurlugumu anlatayim.  “Vay anam vay, neler donmus Serhat ya!” lafi keske o zamanlar da olaymis, bu maduriyetimi ogrendigimde kallavi, agiz dolusu bir soylerdim, cuk otururdu diye dusundurten yillar oncesinden bir animdir kendisi.

Universite 3. siniftaydim.  Bizim universite lise gibi bir seydi, cok az sayida ogrenci vardi.  Bizim senedeki herkesi tanirdik hepimiz (butun bolumler), hatta alt siniftakilerin de cogunlugu ile tanisirdik ismen, ismen olmadi simaen.  Ben baska bir sehirden kalkip geldigim icin biraz kara koyundum, bu iki senenin ogrencileri icinde bir klik vardi, ayni Bagdat caddesi lisesinden gelmelerdi.  Resmen lise hayatlarini universitede devam ettiriyorlardi.  Ayni arkadaslar, ayni ciftler, ayni dedikodulari mekan degistirmisti onlar icin sadece.  Bir de gunun birkac saatini ayni serviste gecirirdi bunlar “karsi”ya gidip gelirken  (ehliyet+arabalanacak yaslari gelene kadar), iyice bir ayri dunyalardi.  Iclerinde sevdigim, zamanla iyi anlastigim kisiler olmadi degil, ama genelde farkli dunyalarin insani oldugumuzdan birbirimize teget gectik okul yillari boyunca, oyle diyeyim.

[3 gun sonra devam, o uc gunun hesabini ver deseniz veremem. Dogumgunum falandi ama 3gun 3 gecelik senliklerle kutlamadigim icin boku ona da atamam.]

Neredeydik? Hah. Bizim tikicanlardan bahsediyordum.  Bu genclerden biri, adini hatirlayamadim, hose kutinyo diye anmak istiyorum onu izninizle, feci yirtik bir seydi.  Ailecek varliklari yerindeydi gorunen o ki, ama cocugun bir “Genc yasta buyuk paralar kirip Istanbul’u yeneceemm!” bir “Beynimde bin turlu sark kurnazligi donuyor, bunlari projelendirmezsem kafam patlayacak diye korkuyorum, uhuhuhu” veya bir “Bu okul bana isletme ogretecekmis sasarim! Isleteyim de bir gorsunler, universite degil is firsati, yeni pazar bana bu, hahahayt!” turu sikintisi vardi saniyorum.  Daha ilk donemden bir “servis” krizi yasandi.  Okul bir sirketle anlasmis, kim bilir ismi neydi, hangi sirketti, adamlar Istanbul’un her yerinden getirip goturuyorlardi bizi (hee, liseli bebelikten plaza insanligina geciste de servis deneyiminden eksik kalmadi bizim okuldakiler).  Eleman bir isyan baslatti, bu kadar pahali da servis olur muymussss.  Ya tamam, servis olayi harbi pahaliydi ama bunu sakin ola ki bir sol soylem sanmayiniz, baska universitelerdeki yemek boykotlari ile karistirmayiniz.  Herifin dedigi aslen su: Bu kadar pahali da servs olur muymus [burada ne bicim paralar donuyor, bu heriflere mi yedirecegim o parayi, ben yiyecegim elbet.]  Eleman bir otobus sahibiyle anlasiyor, zaten hepsi arkadasi olan Kadikoy-Moda-FB-Bagdat cad. hattini direkt kapatiyor.  Biraz fiyat kirarak, bir de kisisel iliskilerini kullanarak bir “hose kutinyo’nun servisi” mefhumunu ortaya koyuyor ve servis sirketinin basini feci agritiyor.  Universite saniyorum bayagi zor durumda kalmisti, cunku sirketle belirli bir musteri hacmi uzerine anlasmislardir, boyle bir rakibi sirket gibi onlar da beklemiyorlardi.  Ama serbest pazar, bu girisimi yasaklayamadilar da, ancak bu deha karsisinda dudaklarini isirmislardir.  Hose kutinyo kardesimiz daha sonra bu sirketle ortak oldu bir sekilde (bukemedigin eli opeceksin yapti sirket), oyle hatirliyorum, ama detaylari takip etmedim (ziklemedim acikcasi, o donemde ben bu tarafa tasinmis toplutasim kalabaliklariyla samimi olmayi secmistim).  Ama kafa goz yararak, buyuk mucadelelerle izni koparilmis kampus kantininin isletmesini de bu herif aldi, onu hatirliyorum (kampuste bir “kantin” acilmasi niycun bu kadar zor oldu o da ayri hikaye, baska zamana kalsin).  Hozekutinyocugumuzun ne kadar girisimci oldugunu, nasil yolunu buldugunu anlamissinizdir diye umuyorum. (Ulan adini soyadini hatirlasam googlelayip ne olmus herif bakacagim, hatirlamiyorummm)(hehe, ismini hatirladim, Eksi Sozluk+google ile buldum herifi. O ilk golunun parsasi ile yola devam etmis anlasilan.  Bu “sirket ortagi”nin gecmisindeki kara lekeyi bir ifsa edeyim birazdan, acaba elalem bu lekeyi bilse yine boyle “parlak” gorunur mu eleman. Gorunur gerci burasi Turkiye, daha bile parlak gorunur!)

Ben 3. senemin ilk donem ekonometri aldim. Benim senemdeki arkadaslar (ekonomiciler) bir onceki sene almislardi o dersi, benim sinifta hoze kutinyo ve tiki arkadaslari vardi (bunlarin cogu ilk sene bizimle girip hazirligi gecemeyip bir sonraki seneye kalanlar).  Dersin hocasi kendi alaninda basarili bir ekonomici kadin, uzun yillar Amerika’daki universitelerde ders verdikten sonra gelmis, Turk universite ortamina ve ogrencilere daha tam ayak uyduramamis.  Beni gibi bir inek icin bulunmaz nimet olmasina ragmen, diger ogrenciler onu sevemediler pek, ekonometrinin kendilerine zor gelmesinin de katkisiyla.  Bana da gicik oluyorlardi, onu da soyleyeyim.  O sinifta olmamasi gereken bir sosyal dal ogrencisinin gelip de sinavlarda en yuksek notlari almasina, ortalamayi yukseltmesine gicik oluyorlardi sanirim.  Istatistik/ekonometriye kafalari basmasa da yuksek not alan birisi olunca kendi final ders notlarinin daha dusuk gelecegini anlamislar superzekalar.  Neyse.  Doktora ogrencisi falan da yok o zamanlar, asistanlik yapacak kimse yok.  O yuzden benim senemden, bir onceki sene o dersi almis arkadaslarim asistanlik yapiyorlardi.  1 saat derste problem cozme, sinavlari/quizleri okuma, sorumuz oldugunda yardimci olma gibi islere bakiyorlardi.  Iki asistandan biri cok yakin arkadasimdi, badilerimdendi diyeyim (sonra doktora yapip Yrd.Doc. oldu buralarda, yakinca oturuyorlar, hala gorusuyoruz).  Eleman badim ama derste cok da zorlanmadigimdan oyle kapisini asindirmisligim falan yok, kayirildigim falan da yok, kayirmalik bir ortam yok zira.  Boyle boyle, ilk donemi gecirdik, sonuna geldik, finaller oldu ve somestr tatili icin dagildik.

Bizim tiki genclik klasik Uludag’a falan gitmistir herhalde toptan, bilmiyorum.  Ben Istanbul’da, evde takildim cogunlukla sanirim, pek heyecanli bir durum olmadiydi herhalde.  Kis gunu fazla gezip tozmamisimdir da.  Tatilin bitimine birkac gun kala eve telefon geldi (o zamanlar cep olayi cok yeni, benim de yoktu).  Beni okuldan ariyorlarmis.  Allah Allah diyerek aldim telefonu.  Dekanin asistani olan hanim ariyor bir de.  Yillik millik bir seylerle ugrasmistik, onunla ilgilidir herhalde diye dusundum, aklima bir sey gelmedi baska.  “Dekan bey bir gorusmek istiyor, su tarihte gelmen mumkun mu?” dedi.  “Geleyim de, ne icin, nedir?” dedim, geldiginde kendisiyle konusursunuz dedi.  Garipsesem de zaten 1-2 gun sonra gidip ogrenecegim icin ustelemedim.

Randevunun gunu geliyor, tatilin son persembe ya da cumasiydi galiba, hemen 1-2 gun sonrasinda okul acilmisti diye hatirliyorum.  Gittim dekanin ofisine, asistan beni bekleme odasina aldi, bizim ekonometri sinifindan 1-2 kisi daha vardi orada oturmus bekleyen.  Samimi oldugum insanlar degiller, merhaba merhaba bir girizgahtan sonra sessizlik oldu.  Orada bulunus sebebimiz ayni sey miydi, bambaska seyler miydi bilemedim bastan.  Sonra “Sizi de mi X hanim arayip cagirdi?” diye sordum, oyleymis (hmm, demek bana ozel bir sey degil), sonra “Soyledi mi niye cagirdiklarini?” dedim.  Hicbir fikrim yoktu, ve orada bu diger kisilerle otururken artik merakim bayagi artmis durumdaydi.  “Soylemedi.  Galiba bir kopya olayi olmus.”  Ben bu bilgiyi alinca bazi taslar yerine oturdu ama hala da “e olduysa oldu, ben niye buradayim?” diye sordum kendime.  Ben kopya cekmedigim gibi, cekilmisse de ruhum duymadi.  Benim verdigimi mi dusunuyorlardi yoksa?  Bir miktar azalan merakin yerini endiseli bir merak aldi, “ee, ne olacak simdi? iceride neleroloyor?”

Iceriden cikan bekleyenlerle samimiyet seviyesine gore bir selam sabah yapip, iceride olanlardan bahsetmekten ozenle kacinip, atkisini dolanip cikip gidiyordu.  Sira bana gelene kadar bir sey anlayamadim.  Sonra iceri girdim.  Dekanla bas basaydim.  Adam da cok sevimli, gulec, pos biyikli bir tipti.  Koskoca dekan olmasa yaslandiginda Turk filmlerinde Hulusi Kentmen, the next generation olarak oynayabilirdi.  Bu adamin benim icin korkutucu olmasi mumkun degildi, o da cok yumusak yumusak girdi konuya.  “S hanimin ekonometri dersini aldin degil mi?” gibi bir girizgahtan sonra final sinavinda bir kopya durumu oldugunu, farkina vardiklarini ancak kimin ya da kimlerin sorumlu oldugunu, kimlerin kopya cektigini bilmediklerini soyledi.  Ben bir sey biliyor muymusum, etraftan bir seyler duymus muyum, sinav sirasinda bir sey sezmis miyim.  “Valla” dedim (belki de dememisimdir, dekanla konusuyosun lavuk!) “Ben disarda beklerken duydum ilk kopya mevzusunu, hicbir fikrim yoktu, hala da meraktayim” gibi bir sey soyledim.  Adam “Senin boyle bir sey yapacagina ihtimal vermiyoruz zaten, ama herkesi dinlememiz lazim.  Bir sey duymadin mi sinif arkadaslarindan?” dedi.  “Ben bir ust sinifta oldugum icin onlarla pek takilmiyorum, onlarla ders de calismiyorum.” dedim.  Adam da bana finali tekrar yapma gibi bir niyetlerinin oldugunu, donem basladiginda haberleri beklememi soyledi.

Atkimi dolanip asistana “baybay!” deyip binadan cikarken aklim bambaska yerlerdeydi.  Birincisi, tam olarak ne oldugunu hala bilmiyor oldugum icin feci meraktaydim.  A kisisi B kisisinin kagidindan bakip yazmis seklinde bir kopya olayi degildi belli ki.  “Bir kisinin cevaplari 3-5 kisiyi mi dolasmis sinav sirasinda acaba?” seklinde teoriler uretiyordum.  Ikincisi, finale haftalar once girmisim, notumu almisim, o defteri kapatmisim, simdi yine mi o finale girecegim diye bir bikkinlik dolu isyan icindeydim.  Iki cingoz yuksek not almak icin kopya cekti diye niye butun sinif sinava giriyor, benim sucum ne, haksizlik buuuu!  Alakali olarak ucuncusu, lan sinifta neler olmus haberimiz yok, hala da haberim yok dogrusu. Lan n’oldu beeaaaa? (Ya da: Iste “Vay anam vay, neler donmus Serhat ya!” ani bu.)

Bu dusuncelerle kendimi eve attim ve anneme kisa bir izahattan sonra telefona sarildim.  Asistan arkadasimi aradim hemen.  O anda hemen bulabildim mi, sonra tekrar aradigimda mi buldum hatirlamiyorum ama muhtemelen sinifta ben haric herkesin bildigi detaylari ondan ogrendim.  O da bayagi zor durumda kalmis ve “sorusturma” hala devam etmekte oldugundan cok detay veremedi ama temkinli de olsa bildigimden daha fazla sey ogrendim.  En azindan hikayenin onun tarafini anlatti (bunu da siniftaki digerleri bilmiyordu herhalde, ohhh, canima degsin!)

Sorular calinmis!  Sorularin calinmasinda kimlerin rolu oldugu bilinse de, sorular ve cevaplari bayagi yayilmis, ve anlasilan kimlere yayildigini anlamakti asil sebebi bu sorgularin.  Arkadasimin anlattigina gore hoca bunlarin odasina sorulari getirmis, “Bir bakin bir yazim hatasi falan var mi, sorular anlasilir mi gozden gecirin” demis.  Bizimki bakmis, bir yamukluk gormemis, “Bence bu tamam, simdi derse gidiyorum” deyip cikip gitmis.  Sorularla bas basa kalan diger genc ise hemen ayni koridordaki kopya odasina gidip bir fotokopisini almis sorularin ve orijinali hocaya vermis.  Hoca tabii hiiiiic iskillenmemis durumdan.  Ogrencilerin yapabilecekleri cakalliklara belki hazirdi ama asistanindan, is arkadasi olarak gordugu (normal olarak) bu kisiden boyle bir kazik yemeyi beklememistir.  Asistan ve hoca arasinda guvene dayali bir iliski olmasi cok dogal, polisler gibi “partner” oluyorsunuz bu kisilerle.  Kendisi de halen ogrenci olan bu eleman, sahip oldugu pozisyonu, manasini, beklentileri cok iyi kavrayamamis anlasilan, asistanligi bir kenara birakip “ogrenci” modunda bir islere kalkismis.

Gerci, isin bir sonraki adimi “ogrenci”ligin de biraz otesinde. Isin icine para giriyor cunku.  Bu asistan arkadas bildigim kadariyla burslu okuyan, basarili bir elemandi (basarisiz olsa asistan yapmazlardi zaten).  Babadan zengin degildi ama Anadolu’dan gelmis, binbir guclukle okuyan, uc ogun kuru ekmek ve sogan yiyen bir hali de yoktu bildigimce.  O yuzden yaptigini niye yaptigini bugun hala bilmiyorum.  Gitmis, bizim hoze kutinyo’ya sorulari teklif etmis.  Isin icinde bu ikisinin dahil oldugu parasal bir alisveris var ama isin detaylarini hala bilmiyorum.  Sadece sorulari vermis de hoze kutinyo sorulari birisine cozdurmus mu, yoksa sorulari bir guzel cozup cozumleriyle mi satmis onu bilmiyorum, sanki ikincisi olmus gibi bir seyler duymustum ama emin degilim.  Bilemedigim bir baska sey de hoze kutinyo’ya tam olarak ne teklif ettigi.  “Abi al sorulari (ve cevaplari?) ver parayi, bu is burada bitsin” miydi teklif, yoksa “Abijim simdi seninle bir bizinis olayina giricez. Sorular (ve cozumler?) benden, pazarlama ve tahsilat senden” miydi?  Tek bildigim sorularin (ve cevaplarin) hoze kutinyo’nun eline gecmesinden sonra islerin cigrindan ciktigiydi.

Oyle yuzlerce kisilik, amfiler dolusu bir sinif degildik.  Tas catlasa 30 kisi falaniz.  Hoze Kutinyo’da girisimci ruh var, aa finalin sorulari, gectim dersi dememis tabii ki, kendisine saklamamis.  Herif sorulari badileriyle paylasiyor.  Parali mi parasiz mi paylasiyor emin degilim ama parali paylastigina iddiaya girerim, zira boyle bir pickurusundan baska turlusu beklenmez, en yakin dostlarina da parayla satar bu sorulari.  Milletin anasini aglatan ekonometri dersinin final sorulari bunlar boru mu?  Babisko parasi yiyen Bagdat Caddesi gencligi bu sorular icin tabii ki acar kesenin agzini.  Hoze kutinyo’dan sorulari parayla alan olduysa da, o kisiler sonra kendi badileri ile de paylasmislar, isin hozecigimin kontrolunden cikmasi o noktada olmus.  Calisma gruplari falan yaparlardi, orada bu sorulari calismislar herhalde toptan.

Isin ortaya cikmasi ise tabii ki dersin hocasinin ogrencilerin vize, odev, quiz ve final notlarindan olusan tabloya soyle bir goz atmasiyla oluyor.  Haydi 1 ogrenci 2 ogrenci finalde depara kalkmis olsun, depara kalkan ogrenci sayisi biraz fazla olunca iskillenmistir.  Kagitlara bakiyor, cevaplar hep ayni (cozumdeki gidisat yani) ve hatalar da ayni.  Sanirim kadin once sinifta bir seyler dondugunu dusundu, sinav sirasinda “honor code” gibi bir uygulama olmadigi icin gozetmen vardi tabii ki ama yine de bir sekilde yapmislardir demistir.  Ama sonra kurcalamaya baslayinca yavas yavas ipler cozulmus.

Ortada bir yolsuzluk vardi, isin kimin basinin altindan ciktigi belliydi, ama kimlerin bulastigi, kimlerin haberdar oldugu belli degildi.  Benim aldigim not yuksekti, belki top bile cekmisimdir (yapmadigim sey degil, ustunden onyillar gectikten sonra tevazuyu elden birakmakta sakinca gormuyorum).  Ama benim kagidimla bu elemanlarin kagitlarini karsilastiran eminim hemen anlardi farkli tornadan ciktiklarini.  Boyle birkac baska kagit da vardi kopyaya bulasmadigini bildikleri belki.  Ama bulasan 1 kisiyi bile cezasiz birakirsan kopya cekip ceza alan digerlerine haksizlik olur, bulasmamis bir kisiyi bile yanlislikla cezalandirirsan zaten haksizlik (ekonometri diyoruz madem, istatistik diliyle type 1 ve type 2 hata yapma luksu yok).  O yuzden sinavi tekrarlamaya karar vermisler.

Donem basladi, bu olayin okulda gizli gizli veya acik acik cok konusulacagini, gundeme bomba gibi dusecegini falan bekleyenler yanildi.  Sanki hic olmamis gibiydi!  Bulasanlarin duydugu utanc yuzunden konusmamalari ok, ama diger insanlar da duydularsa da duymamis gibilerdi.  Sanirim okulun ismine, ve dolayisiyla kendi diplomalarinin degerine halel gelmesini istemediler.  Tekrar sinavi hemen o hafta yapilacakti.  Hocanin odasina gitmistim, onu net hatirliyorum, kim bilir niye.  Kadin hep kagit karalardi bir sey anlatirken, kafasinda model dusunurken falan.  Yine kagit karaliyordu, yine guler yuzlu karsiladi ama suratinda pek alisik olmadigim bir ifade vardi.  Bir yilginlikti diye dusundum sonradan.  Konusurken konu sinava ve olaya geldi.  Soylediklerinden bu tekrar sinavinin biraz formalite oldugunu, benim gibilerin endiselenmesine gerek olmadigini, kimlerin bulastigini asagi yukari bildiklerini soyledi.

Sinav gunu sinavin olacagi odadaki durum enteresandi.  Herkes tum detaylariyla olmasa da biliyordu odadakilerden bir kisminin yaptigi cinligi, ve bunlarin bu tekrar sinavi kulfetinin sebebi oldugunu.  Ama cinlerin kimliklerini sadece cinlerin kendileri ve badileri biliyordu.  Ben ve benim gibi bir kac suzme salaga ancak sinifa gidip, millete, ozellikle bu ise bulastigina emin olunan tiplere “iyyy” diyen kisa bir bakis firlatip oturup sorulari cozup cikmak dustu.  Peki olayin kahramanlarinin akibeti ne mi oldu?  Hemen sayayim: Hoze kutinyo ve asistanlarin yuz karasi disiplin cezasi alarak okuldan uzaklastirildilar.  Ama sonra ne hikmetse geri gelip okulu tamamlayip mezun olmuslar!  Biz mezun olduktan sonra olmus bu, ben duydum.  Bu insanlarin sucunu yoksayip onlari affeden, okula donmesine izin vermeyi birak kantinin isletmesini bile bu isbilene veren, bu dolandiricilarla ayni diplomaya beni mahkum eden universiteye lanet olsun.  Kesin Hoze kutinyo ve ailesinin girisimleriyle olmustur bu geri donus, belki okulu tehdit etmislerdir geri almazsaniz bu rezaleti ifsa ederiz okulun ismine leke olur falan diye, hic sasirmam. Asistan bozuntusu da ayip olmasin diye faydalanmistir bu geri donus izninden.  Bu sorulari parayla ya da parasiz alan, sinavda yolsuzluk yapan diger nice ogrenciye hic ama hicbir sey olmadi sinava tekrar girmek zorunda kalmak disinda -ki o cezaya ben de maruz kaldim, yani ozel bir ceza degildi.  Son olarak, belki de en sasirtici ve kendim ugradigim haksizliktan daha cok isyan ettiren, ancak yillar sonra ogrendigim bir akibet: sinavin hocasina disiplin cezasi verilmis!!!  Kadinin tek sucu -ki suc degil kesinlikle- asistanina guvenmekti, kadina bilmiyorum ne gerekceyle bir ihtar mi ne verilmis.  Rezalete bak!  Saniyorum o gun kadinin suratinda gordugum ve sonra uzun sure yuzunde kalan o yilgin ifadenin sebebi de asistani tarafindan sirtindan bicaklanmis olmanin otesinde universite yonetiminin ona layik gordugu bu hic hak etmedigi tavir ve cezaydi.

Akademisyenlige gonul vermis arkadaslarim.  Bir gun bir universiteyle is gorusmesine giderseniz sizi tanimak icin sorular soracaklar ve sizden de universite ve bolum hakkinda sorular sormanizi bekleyecekler.  Eger bir Turk universitesiyse sozkonusu olan, onlara “Asistanlariniza guvenebiliyor musunuz?” ve “Asistanim sorulari calarsa bana idari ceza verip onun cezasini iki sene sonra affeder misiniz?” diye sorun.

Simdi dusunuyorum da, eger bir sey biliyor, bir sey duymus olsaydim bunu dekanin odasinda ispiyonlar miydim acaba?  Sinavda yandaki arkadasindan iki satir yazma gibi bir sey degil sonucta. Eger sinavdan once boyle “organize” bir kopya olayi oldugunu bilsem, o zaman kesin gider hemen dersin hocasina soylerdim, okul hayatimin gerisinde ispiyoncu olarak anilacak olsam bile.  Zaten bu tipler buyuk ihtimalle beni ucubik inek olarak goruyorlardi, onlarla iliskilerimde cok da buyuk erozyon olmazdi.  Sonradan bir seyler duymus olsam onu dekanla paylasir miydim, evet paylasirdim, bu tiplerle bir eyvallahim yok zira.  Benim senemden insanlar, arkadaslarim olsaydi bu isin icinde? Onu bilmiyorum, buyuk ikilem yasardim herhalde, n’apardim bilmiyorum.

Iste boyle, bu KPSS skandali ile bu anilar canlandi kafamda.  En guzide okullarimizda bile kopyacilarin, organize suclularin yanina kar kaliyor bu tur yolsuzluklar, KPSS’de bu isi yapmis olanlarin da bir ceza yiyecegini sanmam.  En iyi ihtimalle sinav iptal edilir, herkes tekrar girer.  Isin icine savciliklar neyler girmis, keske birileri bu yuzden hapse girse!  Bugun KPSS’de olan yarin OSYS’de (ya da ismi artik ne olduysa, universite giris sinavindan bahsediyorum) olursa, fena olur zira.  Ufak tefek yolsuzluk suphesi hep vardi OSYMnin sinavlarinda ama boyle organize oldugu, boyle ideolojik/ayrimci boyutlari oldugu supheleri duserse OSYS’ye millet sanmiyorum ki boyle sessiz kalsin.

Boyleyken boyle.  Cok hirsli ve cok paragoz tiplere guvenmeyeceksin mirim, hirs ve para yuzunden senin uzerine de basip gecmeyeceklerinin garantisi yok zira.

Reklamlar

2 thoughts on “Kopyaci madurlari buraya!

  1. Turkiye’de universiteler garip bir kuantum superpozistonunda: bir yanda az da olsa duzgun isler uretirken, diger yanda sinav calmalar, 70 tane makaleyi asirma yoluyla uretmeler yapiliyor, cezasiz kalmadigi gibi bir de odullendiriliyor (bu 70 makaleyi asiran cetenin reisi dekandi, rektor yardimcisi oldu). Aslinda bu superposizyon olayi da sadece iyi olan 5-6 tanesi superpozisyon durumunda, digerleri direk diploma mill/yolsuzluk ocagi durumuna cokmus durumda. Baska bir metafor: Turkiye’deki akademiye bakip umitli olmak, ormanda yagmur altinda sirilsiklam olmus odunlari tek kuru kibritle tutusturmaya calismaya benziyor. Arada kivilcimlar cikmasina cikiyor ama o kadar cok yapisal sebep var ki atesin tutusmasini engelleyen, o kivilcimlar ay sonuyor ya kaciyor. Ustune ustluk, yapisal sebepler giderek de kotulesiyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s