Hayri Pıtır Günü

Hello!

Gecenin 11i su anda, hizlica bir sunuyaptimbunuyaptim diye ciziktirip yatagima yollanacagim.  Oncelikle basliktaki hikaye.

En son yazdigimda “cok calismam lazim coook” diyordum ya.  Hala oyle de, gecen cumaya bir deadline vardi, ona makale yetistirmek icin kasiliyordum (bir yandan da dersler falan var tabii).  Iste cuma gunu onu bitirip yolladim gecenin bir vakti.  Bu da demekti ki Cumartesi gunu “Hayri Pıtır Günü”!  Bu ne simdi? Efenim, Harry Potter’dan bahsediyorum.  Ben bu serinin kitaplarinin satisa sunulacagi gun 4 ay oncesinden siparis ettikleri kitabi ele gecirmek icin kitapci onlerinde sabahlayanlari hic anlamadim (hala da anlamiyorum ya).  Kitaplarini hic okumadimdi, ama filmlerini izledim (sonuncusu haric).  Bir ara kitaplarini da okurum diyordum hep ama firsat olmuyordu.  Aslinda bir de audio book/sesli kitap olarak dinlemeyi tercih edebilecegim bir kitapti, o yuzden de erteledim belki.  Bir NPR programinda bu seriyi okuyan bir adamla roportaj yapmislardi, adam orada bir pasaj okudu ve “wow, bunlari dinlemeli” dedirtti.  Lakin audiobooklar pahali, adamin adini unuttum, arti oradan buradan bedava indirmek mumkundu ama ugrasamadim.  Neyse, friendfeed’de kitap paylasim grubunda paylasmis birisi kitaplarin orijinal (ingilizce) versiyonlarini, hepsini.  Indirdim koydum bir klasore.  Bunlar olurken bir makale uzerinde ugrasiyordum, bitse de gitsek moduna girmistim coktan, buyuk bir bikkinlik vardi uzerimde.  Makalenin bikkinligi uzerine “of su makaleyi elden cikarsam da Hayri Pitir okusam” sabirsizligi eklendi.  Makaleyi yolladigimin ertesi gunu sabahtan aksama kadar ilk kitabi okuyup bitirdim.

Bu makale yolladiktan sonra Hayri Pitir okuma isi hosuma gitti.  Makalenin son demleri cok sancili oluyor, onyuzbin kere okudugun seyi bir kez daha okumak, o endnotelari bir kez daha elden gecirmek cok sinir bozucu.  Bayagi yogun birkac gun geciyor.  Universitede final donemi gibi biraz. Her sey olup bittikten sonra bir garip sarhosluk oluyor kafada, biraz ambale olmus gibi, biraz uykusuzluk sersemligi gibi, biraz sudan cikmis baliklik gibi.  O gece guzel bir uyuyup ertesi gun bu “hos” kafayla sadece Hayri Pitir okuyup cay icmek iste super oluyor.  Kitap akici, fantastik (icerik itibariyle), dili yormuyor (cocuk kitabi sonucta) ve filmlerden bayagi bir sey hatirliyorum (karakterleri kafamda canlandirmakta cok zorlanmiyorum, direkt filmdekiler gibi dusunuyorum. Snape’in castingi mukemmel mesela, niye hayal gucumu zorlayayim farkli bri Snape yaratmak icin?).  Boyleyken boyle, artik bir “yazma” isine girerken ya da yazarken “bitsin de bir sonraki kitabi okuyayim, o keyfi yasayayim” diye kendimi motive ediyorum.

Iste Cumartesi gunu o gun, 2. Hayri Pitir Gunu gelip catmisti.  Bayagidir datasiyla bilmemneyiyle ugrasiyordum, son bir haftadir da yogun bir yazma sureci yasadim.  Sonunda da ikinci kitabi okudum, keyif yaptim.  Geriye 5 kitap kaliyor.  5 chapter/makale/poposal, iste onume ne gelirse bitirirsem seri de bitecek insallah!  Diyebilirsiniz ki “e kitaplari her aksam yatmadan once 1 bolum okuyarak bitirebilirsin, niye bekliyorsun ki?”  Ah civanim, ah aygizim, o benim hayatta yapamadigim bir sey.  Yataga girdiysem uyurum, hayatta da kitap mitap okuyamam.  Arti, bir kitabi basladim mi bitirmek isterim, cunku merakli bir insanim.  Ne olacagini bilsem bile en kisa zamanda bitirmek isterim.  O yuzden binge reading oluyor benimkisi.

Hayri Pitir gunlerinin 2.si de boyle gecti anlayacaginiz.  Gelelim sebze kutularimizin ikincisine.  Ilk kutumuzdaki sebzeleri kocambeyin katkilariyla ikincisi gelene kadar tuketmistik.  Kocambey yeni kutu geldikten sonra doguya gitti yine, o yuzden sebzelerle basbasa kaldim.  Bu seferki kutuda neler vardi: Collard (karalahana?), swiss chard (pazi?), kale, brokoli, havuc, patates, pirasa, karisik yesillik (torbadakiler), butternut squash ve kirmizi lahana (mor lahana?).  Bu sefer sirf sebze kutusuna gectigimiz icin meyve yok.

2. kutudan sebzeler

Kocambey varken bir tek kirmizi lahanayi kullandik saniyorum, salata yaptik 1/3unden.  Onun disinda kocambeyzademin cok sevdigi pirasayi bile pisirme firsati olmadi gitmeden.  Ha bir de o buradayken ama evde yokken ben birkac kale yapragindan kale chips yaptim, kitir kitir yedim, bir enteresan oluyor.  Ha bir de o karisik yesillikler geldiklerinde de yivis yivisti, cok kotulerdi, direkt cope gittiler malesef, hayal kirikligi oldu bayagi.

Gecen hafta boyunca yazmakla ve saireyle mesgul oldugum icin evde yemek pisirmeye cok firsatim olmadi dogrusu.  Bir tek karalahana ve havuclardan salata yaptim.  Ha bir de kale corbasi yaptim ama bu sefer icine patates ve biraz chard da koydum, ve pirinc.  Hepsini pureden gecirdim, oyle seviyorum ben.  Bir kismini yedim, bir kismini da dondurdum.  E cok oluyor yapinca, bir basima bitmiyor, devamli ayni seyi yemek de biktiriyor.  Cumartesi gunu Hayri Pitir’dan mola alip yemek pisirdim, ve butun hafta yemek yemeyi unuttugum icin cogunlukla bos kalmis midemi feci halde doldurdum.  Swiss chard/sogan/brokoli kavurmasi beklemedigim kadar muhtesem oldu, buyuk surprizdi.  Bunu oyle ocak ustunde hafif kizartaraktan pisiriverdigim tavuk/patates’in yanina yapmistim ama sahneyi caldi resmen.  Yogurtla da iyice mukemmel oldu.

Dun yine bir yemek pisirme seruvenine daldim.  Oglen yine lahanali havuclu yesil soganli (bahcemden) salatadan yaptim yedim, havuc ve lahana bitti.  Sonra, o butternut squash’i ne yapacagimi dusundum, tariflere bakakaldim uzun uzun.  Hep corba tarifi var ama ben corba istemiyordum.  Sonra butternut squash suflesi tarifi buldum, cok da zor gorunmuyordu, ona giristim aksama yerim diye.  Yanina da collardlari pisireyim dedim.  Klasik soganla kavuracaktim, hadi dedim yavan olmasin, bir de konserve nohut ekledim.  Bu swiss chard/brokoli kadar basarili degildi, collard’i baska bir seylere kullanmak lazim, kavurmakla olmuyor.  Ama diger yandan suflenin yanina iyi gitti.

Sufle i ih ti cunku.  Yani Amerikalilarin begenecegi ama benim agiz tadima uymayan bir yemek oldu, hele ana yemek hic degil, yan yemek olabilir.  Sebebi de su ki, butternut squash dedigin balkabagi tadinda, ayni.  Tatli yani kendinden.  Benim yemegim tuzlu olacak arkadasim, en fazla sweet and sour chicken’a tahammul edebiliyorum.  Bir de bu sufleyi dondurmak mumkun degil, ya kusana kadar yiyecegim ya da yarisini dokecegim bilmiyorum.  Iste nohutlu yesillik o tatliligi bastirdi, o acidan cok faydaliydi.  Bugun de firin posetinde kuzu tandir yaptim (kocambeyin specialtysi aslinda) patateslerin geri kalani da orada bitti.  Bugunku yemegim bu yemek ve dunden artanlar da side dish.

Ha bir de butternut squash soup var ahhaha.  Bu sufle icin kabaklari firinda pisirip kabugunu soyuyorsun, sonra 2 cup posa kullaniyorsun, tarifte “geri kalanini baska kullanim icin ayirin” diyor.  Lan?  O butternut squashlarin en kucugu bile dana gibi, 2 cup ayridim, malzemenin 1/3u ortada kaldi?  Amaaaaan dedim, corba istemiyordum ama kaderim corbaymis dedim.  Attim blendera, doktum ustune “acaba nasildir, e alayim dursun, kullanilir belki?” diye o gun dukkandan aldigim veggie stock (sebze suyu)’nu, al sana corba.  hahahah.  Hayatimda bu kadar hizli corba yapmamisim hic.  Veggie stock tadi cok baskin oldu gerci ama fena da degil, oglen onu yedim.

Su anda kutudan kalanlar: bir miktar brokoli ve pirasa.  Bir de dolapta bahceden topladigim rokalar var.  Gerci ona bakarsan dolapta son bir iki gunun ganimetlerinden corba, sufle, kuzu tandir da var, buzlukta kale corbasi da var, sardigim sigara borekleri de var.  Buzluk sorun degil de su artan yemekler dururken yeni kutu bu cuma gelene kadar brokoli ve pirasa yenir mi onu merak ediyorum.  Bir hafta yemek pisirme isini savsaklayinca, tek basina olunca, ayni yemegi 2-3 gun yemek durumunda kalinca insan zorlaniyor.  Neyse artik.

Son olarak yemek tarifi ararken denk geldigim bir sayfanin linkini vereyim: Meger bu CSA (Community Supported Agriculture) ve CSA-box isine gonul vermis insanlar bunun blogunu tutuyorlarmis.  Sirf bu isle ilgili, iste bu hafta kutudan su cikti bu cikti, sunu pisirdim iste tarifi falan diye bloglar yani!  Kutumu acin blogu, eki eki…  Bu elemanlar SF’de yasiyor, vegan ve gluten free takiliyorlar.  Ama kutudan cikan benzer seyler ve burada da var olan Trader Joe’s malzemeleri ile yemekler uyduruyorlar, fikir oluyor bana.  Elemanin blogroll’unda bir suru baska blog var boyle 🙂

Geceyarisi olmadan yataga gireyim, yoksa balkabagina donusuyorum, balkabagiyla yeterince basim dertte zaten, bunu hic istemeyiz!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s