Etik kaygilar

Gecen sene bu zamanlar ne kadar cok yaziyordum degil mi?  Valla son yazdigimdan beri yazacak seyler oluyordu, sunu da yazaydim bunu da yazaydim diyordum ama oyle yogun bir doneme rastgeldi ki.  Bahar tatili vardi sozde ama arada kaynadi resmen.  Pelinlerin misafirimiz oldugu birkac gun disinda bir tatil yapamadim. Neden? Makale yetistirmeye calisiyordum.  Neyse makale bitti, konferansa gidildi gelindi (hatta biten makalenin serefine donus yolculugunda baslayarak bir Hayri Pitir kitabi daha okundu). Simdi bahar doneminin ders programinin rutunine ayak uydurmaya basladim ve biraz rahatladim.  Bu donem haftada 3 gun dersim var ama sabahtan.  Normalden daha erken kendimi okula atabilmek icin uyanma saatimi erkene cektim, bu da yataga yollanma saatimi one cekti biraz tavuksal bir doneme girmis oldum ama ogleden once dersin neyin bitmis olmasi bana daha cok vakit birakiyor, iyi oluyor.

Yazmadigim sure icinde bahar geldi, ortalik baharsal aktivitelerle doldu.  Bizim ispinozlar yine yuvaya yimirtalari biraktilar, bugun yanlis gormediysem yavriciklar yumurtalarindan cikmis agizlarini acip bekliyorlardi.  Sukur bu sene yuvadan atilan deforme yavru kus olmadi.  Ama malesef olu kustan yine nasibimizi aldik.  Bir sabah patt diye yatak odasinin camina giren 9/11 teroristi mentalitesinde bir kumru darbeyle hemen oraciga, balkona dustu, onu alip gomdum.  Bugun de bahcede bir guvercin olusu buldum, gomulecek gibi degildi, fermuarli torbaya koyup cope atmak zorunda kaldim.  Guvercin bir hayvanin saldirisina ugramis gibi gorunuyordu, bu benim Nazlim olamayacagina gore ne zamandir ortalikta gorunmeyen sarman giciginin isi olmali.  Onun disinda sumukluboceklerimiz kisin kendilerini hic ozlemedigimizi anlayamayacak kadar angut olduklarindan arayi fazla acmayip yine dolustular (ama meger onlari yiyen baska bir tur sumuklubocek varmis, onlardan edinecegim, bocekleri birbirlerine kirdirtacagim).  Erguvanlar bir guzel cicek acti salkim salkim, sonra yapraklandi yesil yesil, ve de ruzgardan dokulen eflatun cicekler kar gibi kapladilar yerleri.  Dokuntusu pisligi cok olsa da cok super bir sey bu erguvan.

Icerideki tek bitkim evlendigimizde arkadasimin hediye olarak yolladigi orkide, kendisi birkac ay once yeni bir dal cikarmisti, simdi o dallarda o kadar cok cicek var ki (tu tu tu masallah).  Guneydogu Asya’da bizim bahcedeki karahindibalar gibi bittigini dusundugum bu orkideler bu iklimlerde o kadar narin ve dayaniksiz ki, ben hediye gelen bitkinin cicekleri dokuldukten sonra olup gidecegini saniyordum.  Gecen sene ikinci defa cicek acti, bu sene yine.  Yerini sevdi zaar, tesadufen kafadan ayarladigim sulama rutinini/miktarini da sevmis olmali.

Butun bu guzel seyler yaninda kicikkkk eden seyler de var tabii.  Butun bu otlar cicekler canlanirken, hatta onlardan once ayrikotu tipli yabani bitkiler canlandi.  Yivranc seyler.  Konferans oncesi yogunlukta cikip iki ot yolayim gibi bir firsatim olmadigi icin cosup gittiler.  Bu durumda imdat bayragini cektim.  Tanidigim birisi var, bahce islerinden anliyor, ona dedim ya ne yapacagim ben?  O da dedi ki, bu kaba is, ben sana bir gocmen cocuk getireyim yapsin, canavar gibiler, caliskanlar hallederler.  Ona caresizlikten “oluur” dedim ama icim icimi de yemiyor degildi.  Buyuk ihtimalle, neredeyse kesinlikle, kacak isci olan bu elemanlari calistirmali miydim?

Iste ev sahibi olunca boyle sorunlarla karsilasiyor insan.  Kiraciyken ev sahibine “su bozuldu” diyorsun, biri geliyor yapiyor, seninle alakasi olmuyor.  Ev yuzunden artik evle ilgili isler icin kendim eleman bulmam gerekiyor.  Tasindigimizdan beri boya icin, sulama sistemi tamiri icin, agaclarin bakimi icin (palmiye oldugu icin kendin cikip budayamiyorsun), en son da pencere cercevesini degistirmek icin eleman tutmustum.  Ama bunlarin hepsi kayitli kuyutlu, cogu licensed sirket turu isletmelerdi.  Simdiki durum farkli.  Elemanlar oyle kayit disi ki arabalari ve telefonlari bile yok.  Bir home depot dukkaninin onunde beklesiyorlarmis, gidip alip getiriyormussun, calisiyorlarmis, is bitince geri goturup birakiyormussun aldigin yere.

Ayni isi devamli kapima kart ve brosur birakan “landscaping” isletmelerine de yaptirabilirdim simdi Allah icin.  Ama daha pahaliya gelecekti, orasi kesin.  Kayitsiz isci calistirmakla ilgili bir sorunum var mi diye sordum kendime?  Adamlar buraya calismaya gelmis, ben calistirmasam ailesine para yollayamayacak.  Verdigim ucret “somuru”ye girmedikce, insanca bir isveren-isci iliskisi kurabildikce kayitdisi emek piyasasina daha falzla talep yaratmak benim icin sorun degil.  Hukumet cozsun o sorunu.

Neyse bizim tanidik cumartesi gunu bir eleman getirdi, isi soyle soyle diye anlatti, ucrette anlastik.  Bizim undergrad asistanlara verdigimiz saatlik ucretten fazla verdim, asgari ucretten de fazla bu.  Ben piyasayi falan bilmiyorum tabii, tanidik iyi o ucret dedi.  Eleman butun gun calisti ama ben iceride oturup isime bakarken yine de kendimi bir garip hissettim.  Elemanin ingilizce cok az, mecburen benim unuttugum ispanyolcami canlandirmaya kasmam gerekti.  Bir seye ihtiyacin var mi diye sordum sik sik, kendime oglen yemegi hazirlamaya usenmistim ama adama sandvic falan yaptim.  Ne bileyim bir garip psikolojiymis bu da.  Diger isler icin gelen kayitli elemanlar kendi arabalariyla geliyorlardi, yiyecekleri, su termoslari bilmemneleri yanlarinda oluyordu.  Bu eleman bir ustundeki ceketiyle geliyor, bir de dil bilmemesi falan, sanki biraz cocuk gibi.  Kayitlilar benim icin is yaparken sirketle anlastim modunda oldugu icin hic kisisel bir durum olmamisti ama bu sefer biraz da bu elemanlarin bu “cocuksu”lugu yuzunden hep sorumlu hissettim.

Ilk gunku eleman on tarafi halledebildi, geri gotururken benim rezil ispanyolcamla biraz muhabbet ettik.  Meksikaliymis, burada kardesi varmis ama diger akrabalari Meksikadaymis.  Istedigim zaman gelip gidiyorum dedi ama ben bundan supheliyim.  Acik acik kayitdisiyim demek istemiyordu.  Efendi ve isini bilir birisiydi, arka taraf icin sali gunu gelecegim dedim, saat verdim.  Telefonlari olmadigi icin ancak oyle anlasabiliyorsun.

Sali sabahi, sabah sabah hiiic kalkip te home depotlara gidesim yoktu ama ya elemana soz verdim bir nevi, ya beni beklerse diye kotu hissettim, is yapilsin aradan ciksin dedim, ya Allah bismillah dedim kalktim gittim.  Daha onceki sefer elemani alip getiren tanidigim kisi oldugu icin ben bu elemanlar nerede bekler, nasil gider anlasirsin bilemiyordum.  Zaten home depot’dan alinacak bir iki sey vardi, park eder alisverisimi yapar o arada da bakinirim nedir ne degildir demistim.  Daha dukkanin onune dogru girerken anlamaya basladim olayi.  Dukkanin park yerine dogru iki giris var, elemanlar 3-4 kisilik gruplar halinde bu girislerin kosesinde beklesiyorlar.  Sanirim binanin onune dogru yaklasip daha duzgun bir yerde beklemelerine dukkan izin vermiyor, kaldirim olunca dukkan laf edemiyor.  Dukkanin guvenlik elemanlar bunlarin etrafinda dolanip duruyordu.

Alisverisimi yaptim, biraz bakindim elemanlara.  Bizim gecen gunkunu gorsem el sallayacagim hallolacak lakin yoktu.  Ben soz verdim diye kalkip gelmistim ama o yoktu.  E baska birini alip gotureyim de nasil olacak?  Ya herru ya merru deyip yanastim 3 kisilik bir ekibe.  Once gecen gunku elemani taniyip tanimadiklarini sordum, ha surada deyip el etseler alip goturecegim tanidigim elemani.  Bilmiyorlarmis.  Bahce isi icin adam lazim dedim, bu yapar diye iclerinden birini gosterdiler.  Ama bu sokagin kosesinde donen muhabbet, kayitdisiligi aramizda ve etraftaki goren herkesce “common knowledge” olan bu transaction (turkcesi ne bunun, tam alisveris degil, neyse) cok rahatsiz ediciydi.  Elemani aldim, park yerinde bekleyen arabaya dogru yururken “su kadar verecegim saat basina, iyi mi?” dedim “iyi” dedi.  Ve arabaya binip eve yollandik.  Oncekiyle dukkana dogru yaptigimiz yolculugun aksine cok sessiz bir yolculuk oldu, pulp ficiton’daki uncomfortable silences misali.

Bu sessizlik icinde yaptigim isten iyice utandim.  Arabasiyla yolda agir agir ilerleyip kaldirimda beklesen hayat kadinlarindan biri ile fiyatta anlasip sonra onu evine goturen bir adam gibi hissettim.  Hayat kadinlarina neden seks iscisi dendigini daha bir anladim.  Adamin icinde bulundugu zor kosullardan faydalanarak onu somuruyormus gibi hissettim.   Kendimi teselli icin yine “ben eve goturup is yaptirmasam, butun gun orada beklese daha mi iyi?” dedim ama bu isveren-isci iliskisinin baslangici ve iki tarafin esit olmayan pozisyonu rahatsiz ediciydi.  Ben bu calisan kayitdisi kisilere insanca davranmak icin elimden geleni yaptim.  Atiyorum, benim dersim icin asistanlik yapan bir ogrenciden daha farkli davranmadim.  Adamin bedenini, kas gucunu, emegini satin aldim, kullandim ama bu ilk defa olan bir sey degil ki (ben de beynimi satarak para kazaniyorum sonucta).  Sanirim bu sefer asil rahatsiz eden bu “alisveris”in aracisiz olmasi (bir isletme, bir kurum, bir sey yok, “alan” ve “satan” var) ve kayitsizliktan ileri gelen bir mecburiyet/esitsizlik hali.  Aman ne bileyim…

Yillardir Amerika’dayim, bir kez bile eve temizlikci kadin almadim.  Evde yaptigimiz dugun sonrasi birbasima bayagi kapsamli bir temizlik yapmak zorunda kalmistim, o zaman bile kendi basima hallettim.  Mecbur kalmadikca da almam herhalde.  Ama iste temizligin altindan oyle boyle kalkabiliyorum, vaktim oldukca yapiyorum.  Bu bahce isi benim kendi basima altimdan kalkabilecegim gibi degildi.  Cok rahatsiz hissetsem de, isin etigi hala kafami kurcalasa da, bu hezeyanlarimi okuyan bazilarinin “oo kucuk burjuva cilginsapkaci vicdan azabi cekiyor vah vah” diye dalga gececegini bilsem de bu boyutta bir “is” olsa yine bu sekilde eleman tutar yaptirirdim herhalde diyorum.  Bir gun kongre ya da senato adayi olursam da “aha bile bile kayitdisi eleman calistirmis” diye delil olarak kullanin bu yaziyi, bazi kaliforniya adaylari gibi kivirip nankorluk edecek, inkara kalkacak degilim.

Gonul isterdi ki bu yaziya bir iki fotograf ekleyeyim erguvandi, orkideydi neydi.  Ama gecenin bir yarisi, elimde cekilmsi foto da yok, gorselleri bir sonraki yaziya birakip yaziyi yollayacagim.  Tavuk moduna girdim iste bu donem, yavastan yataga yollanma vaktim geliyor.  Bahcede yaseminler ve cicek acmis bir misket limonu agaci var aksamlari baygin baygin kokuyorlar.  Yasemin kokulu dusler herkese (:

Reklamlar

2 thoughts on “Etik kaygilar

  1. vaaay, cilgincim senin bahce maceralarin da pek heyecanli oluyor hep! ozellikle orkideye iki sene ust uste cicek actirmis olman gozumden kacmadi, darisi basima ve masallah diyeyim. gocmen isci maceranda seni cok cesaretli buldum, ve ayrica yasadisi ya da degil birine gel sunu yap ben de sana bu kadar para vereyim demek her zaman zor bir istir bence, tr pazarlarinda pazarlik etmek bile insanin kafasinda kirkbesbin tur soru olusturur…

  2. Orkide konusunda krediyi bana degil hediye olarak yollayan arkadasima vermek lazim diye dusunuyorum. TJ’s den aldigim bir orkide olsa simdiye 10 kere compost olmustu herhalde. Bu “saglam” orkideler bayagi pahali oluyor, bu acidan bitkicigimin canli kaldigi, cicek actigi her gun “Ah [arkadasimin ismi], kim bilir kac para saydin buna, ne gerek vardi” diyorum icimden.

    Ya cesaret degil de biraz deli cesareti herhalde. Evde yalniz basina adamin birini alip eve getiriyorsun. Evin icinde yapilacak bir is olsa o kadar cesur olamayabilirdim. Ama elemanlarin ikisi de bir mahsundu, hic tehditkar bir hal tavirlari yoktu. Ucret pazarligi pek olmadi, cunku onerdigim fiyat onlarin piyasa icin iyiydi anladigim kadariyla. Aa, abla, olmaz x dolar daha ver muhabbeti olsa ben de kacacak delik arardim. Biliyorsun sirf bu pazarlik olayindan igrendigim/cekindigim/hazzetmedigim icin arabayi alirken de bankaya yaptirdim pazarligi 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s