Foto şip şak

Dun sabah bir sekilde bir dogum fotografcisinin web sayfasina denk geldim, sayfadaki ufak boy fotograflara soyle bir baktim.  Bir yandan insanlarin bebek dogumunu ve hemen sonrasini profesyonel fotografcilara fotograflatmasini garipsiyorum, diger yandan da o geri gelmeyecek “an”i dondurma, belgeleme, o belgeye baktikca o ana şıp diye geri donme istegini, cabasini anlayabiliyorum.  O gunun sonuna dogru karsima cikan baska fotograflar ise “amaaaan, her sey bos!” dedirtti, bu yazida o fotograflardan bahsetme niyetindeyim.

Niyetim belli, lakin benim herhangi bir yazida oyle hemen sadede geldigim nerede gorulmus?  Fotograf konusunda biraz laf ebeligi yapayim once.

Ben liseye yeni basladigimdaydi sanirim, babaannem hacca gitmisti ve bize bir kodak fotograf makinesi getirmisti.  Hani kaset filmli, yassi, dandik makinalardan, oyle alengirli bir sey degildi.  Fotograf cekmeye o zaman basladim ve o zamandan beri sanat icin degil “an”i hapsetmek icin fotograf cekenlerdenim.  Oyle kadrajdan, kompozisyondan anlamam, kaliteli fotograf ceken muhtesem makinalar sahibi de degilim.  Benim icin onemli olan şip-şak fotograflar cekip sonrasinda “bunu yasadim”a geri donebilmek oldu.  Lisenin son yilindan ne guzel fotograflarim var mesela, cok guzeller, baktikca o zamanki ergen ruh halime donuveriyorum.  Veya gezdigim gordugum yerlerin fotograflari var oradan buradan, baktikca o yolculugu hatirlatan.  Diger yandan, fotografin objesi olmaktan pek hoslanmiyorum, pek fotojenik olmamama ve “poz verme” halinden hoslanmamama bagliyorum bunu.  En sevdigim fotograflar kocambeyin, ozellikle yolculuk ve gezilerimiz sirasinda, ben onu cicek bocek cekiyor sanip etrafa bakarken habersiz cektikleri, daha bir salak gorunuyorum ama bir o kadar da dogal.

Profesyonel cekimlerin objesi olmak ise hep kacindigim bir sey oldu, bilmiyorum neden.  Universite mezuniyetinde studyoya gidip kepli cuppeli portre cektirebiliyordun (yillik fotografinin kopyasi verilmiyordu da).  Ben mezun oldugumda gidip cektirmemistim, 2 sene sonra bir Turkiye ziyaretimde annem “Soyle cuppeli bir fotografin yok cerceveleyelim koyalim suraya” diyerek mezuniyetimden 2 sene sonra cekilmis cuppeli fotografa sahip olmami sagladi.  Universite mezuniyetimde o zamanlar daha yeni “cikmaya” basladigim kocambey gelip cekmisti az ama oz guzel fotograflar.  Arka bahcemizdeki nikah partimizden fotograflarimiz benim ve kocambeyin kardeslerimizin cektiklerinden ibaret.  Turkiye’deki sulale dugunumuzde son anda bir fotografci ayarladik, misafirler dugunden fotograf almak ister diye lakin herif bulutlu gecede ay gibiydi, bir gorundu bir kayboldu.  En guzel dugun fotograflarimiz Ayla teyzenin cep telefonuyla cekilenler.  Bir dugun albumumuz yok, studyoda cekilmis gelin/damat fotografimiz hic yok.  Bazen dugunleri icin Istanbul’dan profesyonel dugun fotografcisi getirten arkadasim geliyor aklima, “acaba bu fotograf isine biz de ozense miydik biraz, insan on kere evlenmiyor ya hayatinda?” diyorum.  Hadi dugunler icin gecmis olsun, oldu bitti, ama “Bir gun dogum yaparsak fotograflama konusunda ne yaparim?” diye sorup kararsiz kaliyorum.  Kaliyordum daha dogrusu.  Dun aksamki huzunlu durum karsisinda bu “an”ı/”anı”  yakalama amacli fotograf cekmeler hakkinda hislerim daha belirgin oldu.

Dun aksam ne mi oldu? Münevver ve Umit’in buyuk askina sahit oldum.  Munevver ve Umit kimdir bilmem, muhtemelen su anda ya pinpon nine ve dede olmuslardir ya da bir ihtimal vefat etmisler, dunyaya veda etmislerdir.  Ben dun aksam bir fotograf marifetiyle onlarin o buyuk askina sahit oldum, onlarin haberi bile olmadi.  Onlar kim bilir ne halet-i ruhiye icinde cektirdikleri o dugun fotografinin alakasiz insanlarca kendisi gibi bir yigin fotograf icinden secilip 1TL ya da 50kurusa satin alinmayi bekledigini bilseler ne hissederlerdi acaba?  Yasayanlari icin paha bicilmez olan o an, o anin yillarca sevilerek bakilan belgesi simdi 50 kurusa satilik.

1 liraya 1 omur

50 kurusluk hayatlar

Taksim civarindaydim dun aksam, Asli han var (ya da Aslihan pasaji), sahaflar var hani, balikcilarin arasindan giriliyor. Sahaf tezgahlari arasinda bakinirken gordum bir fotograf kutusunu once.  Daha onceden var miydi bunlar, ben mi yeni goruyorum? Boyle Osmanli zamanindan antikamsi fotograflarin yan taraftaki turistik pasajda satildigini gormustum de, boyle Cumhuriyet yillarindan eski fotograflarin satildigini ilk defa goruyorum.  Rastgele secip baktim fotograflara.  Hepimizin albumlerinden cikmis olabilecek fotograflar: sinif fotograflari, arkadaslarla cekilmis fotograflar, genc kizlarin muhtemelen yeni cicileriyle poz verdigi fotograflar, dugun, nisan, sunnet fotograflari, bir masa basinda yemek yiyen grup fotograflari… Tek fark sujelerin giyim kusam ve saclarindan ve tabii ki fotograflarin siyah beyazligindan belli olan zaman farki.  50lerden 60lardan cogunlugu, bazilarinin arkasinda 1957 gibi tarihler atilmisti. Diger bir kutuda ise zaman artik ileri sarmis, 80lerden oldugunu dusundugum renkli fotograflar da digerlerinin yaninda tek tuk yerini almisti.  Kutulardaki tebrik kartlari gibi cogu fotografin arkasi da bombos.  Fotograftakiler kimdir, nedir, bu fotografin bu kutuda olmasi nedendir bilemiyorsun.  Munevver ve Umit’in dugun fotografi haric.

Munevver ve Umit’in fotografinin arkasinda benim annemin el yazisina cok benzeyen bir yaziyla sunlar yaziliydi:

“Buyuk bir ask

Hem de ne buyuk bu buyuk ask’ta bir dugun toreniyle sona erdi. Evet bu buyuk aski yasanlardan biri Munevver ve Umit ciftinin Evlenmeleriyle son buldu. Omur boyu mutluluklar”

Munevver ve Umit'in buyuk aski

Orada fotograflara baktim baktim, icimi buyuk bir huzun kapladi.  Bu fotograflar niye bu kutularda satiliga cikmis diye isyan ettim kendi kendime.  Daha cok da fotograflarin manasini ve degerini bilen sahiplerinin cok buyuk ihtimalle olmus olduklarini, geride kalanlarin ise olenlerin diger esyalariyla beraber bu fotograflari da bir sekilde elden cikardiklarini tahmin edince sanki ben olmusum de benim esim dostum colugum cocugum fotograflarimi, o en guzel anlarimi ve anilarimi boyle dukkanlara birakivermis gibi hissettim.  Ihanete ugramis gibi.  Hani bu kalan fotograflar sahipleri oldukten sonra yakilsa, kul olsa, sahipleri gibi yok olsa yuregim sizlamaz.  Ama insanlarin en ozel anlari boyle kutularda ifsa oluyor.  Cogu bakan -bakan varsa- soyle bir bakip geciyordur, benim gibi “bunlar kimmis neymis?” diye dertlenmiyor dusunmuyordur muhtemelen ama neden ben Munevver ve Umit’in dugun fotografina sahit oldum mesela?  Munevver ve Umit o fotografi cektirirken bir gun benim sahaflarda dolanirken gorecegimi bilseler yine de cektirirler miydi?

Ha denebilir ki, bugunku dijital ortamda, bir fotografi internete koydugun anda o elinden cikiyor ve bir nevi sahaflardaki kutuya dusmus oluyor.  Ben bunu biraz gerzekce bir hikayeyle ogrendim (sonra anlatirim) ve o gunden beri ya fotograf koymam ya da koysam da privacy ayarlarini sikica set edip koyarim.  Google indexlemesine acik, ortalik yerde fotografim (hele ozel anlarimin fotograflari) olmasin isterim.  Herkesin “suradaydim, sunu yaptim” diye fotograflarini internetlerde ifsa ettigi bu donemde biraz ters bir tutum belki benimki ama istemem alakasiz insanlarin bir sekilde fotografima denk gelip “ismi cismi belli olmayan bir hatun x’te y yapiyor, hmm, zymis” diye yorum yapmasini.

Kendi cektirdigim fotograflarimi dusundum, basili olanlar birkac album dolusu, sonra da megabaytlarca dijital album var.  Ben gocup gittigimde ne olacak onlar?  Senin icin ozel olan anilar ve o anilarin belgeleri de sen varoldukca varlar, colugun cocugun icin ayni degerde ve anlamda degiller, atilabilirler (disposablelar).  Bir gun vasiyet yazarsam, fotograflarimi yakin, harddisklerden silin, butun sosyal medya hesaplarimi da silin diye ekleyecegim. Manasi da benimle olmus seylerin bu dunyada kalmalarinin bir manasi yok.

Not1: Munevver ve Umit, sagdaki 50kurusluk fotograflar kutusunun en ortasindaki gelin ve damat.

Not2: Goruldugu uzere, bugun de şip-şak fotografciligimi iphone ile devam ettiriyorum, bir fotograf makinesi ile bile degil!  Cekmenin ve saklamanin kolayligi ile o kadar cok fotograf oluyor ki harddisklerde, acaba her cekilen fotografla her bir fotografin degeri, manasi azaliyor mu diye dusunuyorum bazen.  Sadece 250mb’lik karti olan ilk dijital makinamla cektigim (ve gezilerde download edemedigim icin 250 mb’a sigdirmak zorunda kaldigim) her bir fotografi hatirliyorum ama iphone’la cekilmis haddi hesabi olmayan kedi fotograflarimi bir bir hatirlamam mumkun degil.

Reklamlar

2 thoughts on “Foto şip şak

  1. Hahahaha, degil mi? Ilk okudugumda ben de oyle dusunmustum, “ay yazik ya” dedim ama bence yazan kisinin ifade yetenegi zayifmis. Evlilik ile nihayetlenen, taclanan falan demek istemis. Dusunsene o zaman buyuk asiklar evlenebilmek icin ne cileler cekiyorlardi ki evlilik mutlu son oluyordu. Gerci simdi de oyle galiba, evlenmek isteyip de ha diye evlenebilen az Turkiye’de, yok askerlik, yok is-ev edinme, yok ev doseme, yok anamin keyfi, yok babamin isleri. Nisan sonrasi ailelerin devreye girmesi ile ruyadan uyanip gerceklerle yuzlesme uzerine atilan onca nisani da saymiyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s