Isildeten Doktora Basvurulari

Online ortamlarda kullanilan “isildeten” diye bir kelime var, almanca “fremdschamen”e sebebiyet veren kisiler ve durumlara karsilik geliyor, kisaca “baskasi adina utanc duyma”miza sebebiyet veren kisi ve durumlar icin kullanilan “sifat kibin, tanim kibin bişe.”  Dun bizim bolum icin yapilmis doktora basvuru dosyalarini okuyordum, karsima cikan bazi seyler, okudugum bazi satirlar isildemekle ozdeslestirilen o yuz burusturma, kan cekilmesi, “amaninnn” deme tepkilerini verdirtti -bildigin isildedim yani.  Burada bunlardan bir iki tanesini -tabii ki anonimlestirerek- yazayim, kim bilir belki doktora basvurusu yapacak arkadaslarimiz google araciligiyla bu sayfaya gelir, okur, ve yollayacaklari basvurulari okuyanlari isildetecek durumlara mahal vermemek adina bir kez daha gozden gecirirler.  Aslinda basvurulari degerlendiren “admissions committee”ler neye bakar, neyi onemser gibi bir sey yazsam daha faydali olur belki ama bunu yapmayacagim cunku: 1. daha once baska mecralarda yaptim, kendimi tekrar etmeyeyim, arayan o yaziya da ulasir elbet, 2. oyle ciddi bir recete yazisindansa “fremdschamen”i “schadenfreude”ye cevirircesine dalgami gecmek daha eglenceli olur diye dusunuyorum.

Mevzubahis bir sosyal bilim bolumu -bir muhendislik, bir doga bilimleri bolumu degil yani.  Bunu bastan soyleyeyim, cunku yazim, ifade, arguman yapabilme onemli boyle bir alanda, turev alabilmekle yirtamiyorsunuz (ama o da bir arti dogrusu!).  Basvurular online yapiliyor, biz de o basvuruda doldurulan formlari ve eklenen dosyalari online okuyoruz.  Basvuruda doktorada amacinizin ne oldugunu anlatmaniz beklenen bir “statement of purpose (SOP),” kisisel gecmisinizde sizi doktoraya yonelten, motive eden seyleri yazdiginiz bir “personal statement (PS),” en az 3 kisiden referans mektubu olmasi gereken dokumanlardan.

– Ilk isildeten durumumuz biraz dipten ve derinden geldi.  Basvuranlarin kimligi ile cok ilgilenmedigimden bastaki kimlik bilgileri kismini es gecip direkt SOP’ye gecmistim.  Doktorada ne yapmak istediginden cok yuzeysel bir sekilde bahsetmis (x, y ve z alanlarina yogunlasacagim diyor ama bunlar alt dallar, ucune birden yogunlasmasi mumkun degil), dokumanin gerisi “sunu yaptim bunu yaptim” seklinde.  Okuyorum, “Universiteden mezun oldum, hukuk fakultesine gittim ama benim gonlum hukukta degilmis onu anladim, avukat olarak calistim, sonra kendi hukuk buromu kurdum (vs. vs). Aslinda hep doktora yapmak istedigimi anlayip akademisyen olmaya karar verdim.” gibi seyler yazmis.  Okuduklarimi bir zamansal cerceveye oturtamadim, PS’ta Berlin duvari yikilirken universitede derse bu konuyu irdelediklerinden falan bahsetmis.  Ben tabii universite’den son 4-5 yil icinde mezun olmuslarin basvurularini bekliyordum, genelde boyle basvuranlar cunku.  Bir baktim ilk sayfadaki dogum yilina: 1969.  Benden BILE buyuk bu kisi, bunu gorunce bir isildedim.  Bu kisiye hocalik ya da daismanlik yaptigimi, bana TAlik yaptigini falan dusundum daha bir isildedim.  Ama boyle dalga gecercesine, acircasina bir isildemek degil, olasi durumun rahatsizligindan.

“Ageist”/yasli karsiti degilim, bir kariyerden sonra baska bir alanda yeni bir kariyere girismeye hic karsi degilim.  Beni isildeten bu elemanin bizim alandaki akademi -doktora ve sonrasi akademik calismalar- hakkinda ya tamamen cahil ya da cok yanlis beklentiler sahibi oldugunu anlamis olmakti.  Boyle ileri yasinda ve yanlis beklentilerle basvurup bir sekilde (ben baslamadan) kabul almis, ben geldigimde 8. ya da 9. doktora yilinda olan iki ayri ogrenci asistanim ve ogrencim olmustu.  Hem benim icin hem onlar icin (farkli sebeplerden) zor bir durum.  Ben kendimden 5-10 yas buyuk bu insanlara “sunu soyle yap, bu boyle olsun” derken rahat hissetmiyorum.  Genc ogrencilerime emir yagdirip kirbacla yonetiyor degilim ama farkli iste.  Onlar icin zorlugu da daha ilk veya ikinci yillarinda beklentilerinin yanlis oldugunu anlasalar da bir turlu vazgecmemeleri, kendi yapabildikleri ile bolumun beklentilerinin uyusmamasi yuzunden de bir turlu mutlu sona ulasamamalari.

Yasli karsiti olmadigimi ispat icin, bu adaydan daha genc (ben yaslarda), onun gibi avukatlik gecmisi olan baska bir adayin kabulu yonunde gorus bildirdigimi belirteyim.  Cunku bu eleman hem teoride hem pratikte neyin ne oldugunun gayet de farkinda oldugunu okuyana anlatabilen bir SOP yazmisti.  Kendisinden ve gecmis basarilarindan PSinde bahsetmisti, SOPsini de -olmasi gerektigi gibi- doktora ve sonrasinda, bir akademisyen olarak, ne istedigini anlatmaya ayirmisti.  Yapmak istedikleri bolumdeki insanlarin ilgi alanlariyla uyusuyor, eleman “bilincli” daha ne olsun.  Yani basvuracak arkadaslarim, buradan cikarilacak ders: yasiniz ne olursa olsun SOP’de “purpose”unuzu anlatin, “su konuyu calisacagim” diye acik acik yazin. “Sosyal psikoloji, kulturel antropoloji, is ekonomisi, uluslararasi iliskiler calisacagim” deyip birakirsaniz cok feci.  Bir de eger 42 yasinda doktoraya basvuruyorsaniz bir zahmet bu kararinizi daha iyi aciklayin; “Avukatlik sirketim batti, bu ekonomide en garanti is bu diye akademiye geleyim dedim” gibi bir cikarimda mi bulunalim, “Avukatlikta paranin gozune vurdum, artik kendimi entelektuel arayislara verip bohem hayata gececegim, doktorasiz yeterince hava atamiyorum” gibi mi bilemiyoruz yoksa.

– Baska bir basvuruyu okuyorum, SOP ve PS gayet guzel, ilk mektup, ikinci mektup gayet olumlu.  Ucuncu mektubun daha basindan “hoh?” deyip kaliyorum.    Diyelim basvuran eleman Michael Jackson isminde.  Mektup “Bu mektubu Britney Spears’in basvurusunu desteklemek icin yaziyorum” diye basliyordu.  Ve Michael icin yazilmamis ama Michael icin yollanmis bu mektup Britney’i oyle bir ovmustu ki “Ay keske Britney basvursaymis” dedim.  Michael’in diger iki mektubu olumlu olsa da, bu kadar “yildizli pekiyi” modunda degildi.  Hatta soyle diyeyim, Britney icin yazilmis mektup spesifik bir universite’ye yollanmak uzere yazilmisti (ve o universite biz degildik), adam “Britney Stanford, Harvard’a basvurmayi planliyor ama onu sizin bolumunuze erken basvuru yapmasi icin ikna ettim” demis “aman kacirmayin” dercesine.  Profesorunun bu hatasinin faturasini Michael’a kesmedik tabii ki ama Michael icin olmasa da Britney hayrani profesoru icin bayagi bir isildedim sahsen ben.

– Tavsiye mektubu hatalarindan girdik madem, oradan devam edeyim, farkli ama daha sik karsilastigimiz bir isildeten durumdan.  Malum Ingilizce’de ucuncu kisi icin “o” yerine he/she kullaniliyor, hakkinda tavsiye mektubu yazdiginiz kisinin cinsiyetini de ifade etmek durumunda kaliyorsunuz yani.  Cinsiyeti ifsa etme gibi bir durum yok tabii, zaten biliniyor kimlik bilgileri formundan.  Ama mektubun yarisinda he yarisinda she diye bahsederseniz bu kisiden, bir isildeme oluyor okuyanda -yine yazan adina.  Cunku belli ki her ogrenci icin kullandiklari bir tavsiye mektubu sablonu var, her seferinde ismi degistirip gerekiyorsa he’leri she’ye veya she’leri he’ye ceviriyorlar.  Bu basvuran adina negatif bir durum, zira kendisi icin ozel mektup yazilacak kadar iyi bir ogrenci olmadigi fikrini veriyor (Britney’e yazilan mektubu dusunun!).

– Ha bak simdi aklima geldi, yine tavsiye mektubu damarindan.  Mektuplar genelde sisteme upload ediliyor, tabii ki ogrenciler ne yuklendigini gormuyor (ve yukarida bahsedilen ve burada bahsedecegim turden hatalari duzeltmeleri mumkun degil malesef).  Hocalar isterlerse formun icine yazdabiliyorlar mektuplarini, isterlerse word doc veya pdf yukleyebiliyorlar.  Birisi bir word doc yuklemis, cogu oyle yapiyor zaten.  Lakin bu word doc “track changes” modundaydi!  Hani uzeri cizilmis satirlar, eklenmis satirlar, sagda kocaman degisikliklerin listelendigi bir sutun.  “Accept changes” deyip, save edip yollamaliydi, oyle oldugu gibi yollamis eleman.  Isildedim -yine mektubu yazan adina.  Ne oldugunu anlamaya calistim (ama cok vaktim de yoktu, okuyacak baska dosyalar vardi, cok kafa yormadim), anladigimca cocuk kendisi bir mektup taslagi yazmis, hocasina yollamis, o da o taslagi degistirip degisiklikleri kaydetmeden yollamis.  Bu varsayimla cocuk icin de isildemek durumunda kaldim, zira boyle “aslandir kaplandir” turu ovucu cumleler “kimseye zarari olmayan uysal bir vahsi kedidir”e donmustu.  Ouch!

– Doktoraya basvuracak arkadaslar ders alsinlar diye yaziyoruz sozde ama asil ders almasi gerekenler tavsiye mektubu yazan hocalar cikti, iyi mi?  Merak etmeyin arkadaslar, konuyu geri doktora basvurucusu genclere (ve genc kalanlara!?) getiriyorum.  Bu mektupsal hatalari bir tek hocalar mi yapiyor saniyorsunuz.  Degil tabii ki.

Simdi bu SOP’de arti puan getirecek -ve herkese tavsiye ettigim- bir sey basvurduklari bolumle ilgili bir seyler yazma olayi var.  SOP’yi jenerik, genel bir dokuman olmaktan cikarip bolume ozel bir dokuman yapiyor, “bakin ben sizin bolumu taniyorum, odevimi yaptim, sizinle haggatten ilgileniyorum, alin beni” mesaji veriyor, “bir SOP yazdim, basvuru ucretleri butcemi gocertene kadar onume gelen okula ayni seyi yolluyom haci” mesaji vermiyor.  Iste “Ben su konuda soyle bir arastirma yapmak istiyorum, bu konunun x konusunda calisan X ve y konusunda calisan Ynin arastirma ilgi alanlariyla uyustugunu dusunuyorum” falan gibi basit seyler yazilacak.  SOPnin degisik yerlerinde de “A universitesinin B bolumunun benim icin uygun bir secenek oldugunu dusunuyorum” gibi seyler deyip bir nevi name droppingle pohpohlama yapilabilir.  Lakin adam gibi yapacaksaniz.  Gidip de A universitesinin B bolumune “C universitesinde basarili olacagima inaniyorum” falan gibi yanlis ismi “drop” ederseniz okuyani isildetirsiniz.

Ha biz bize basvuran ogrencinin baska okullara da basvurdugunun gayet de farkindayiz, hatta formda “basvurdugunuz diger universiteler?” sorusu var, yazan yaziyor, gorunce kirilip gucenmiyoruz.  Ama boyle pohpohlama, “sen ozelsin yavrıııım” mesaji verme girisimi seklinde yazilmis bir cumlede yanlis namedropping biraz fail kabul edersiniz ki, isildetiyor iste.

– Son olarak PS’lerdeki isildeten seylerden bahsedeyim.  Simdi bu Personal Statement, kisisel bildiri diye mi cevrilir bilemedim.  Evet, kendinizden, hayatinizdan, gecmis deneyimlerinizden bahsedeceksiniz. Ama yazdiginiz seylerin bir manasi olmali, bir alakasi olmali (relevance yani).  Gereginden fazla ogrenci bu PS’i “bakin ben hayatimda ne zorluklar yasadim, o zorluklara gogus gerdim, calistim, didindim, basardim, doktoraya kabul edilmeyi hak ediyorum” yazilarina ceviriyor.  Guzel cocugum, guzel kizim, biz burada “kim en zor sartlardan gelmis” yarismasi (Gumustepsisizsiniz!?!) yapmiyoruz ki!  Sonucta Paris Hilton bizi iyi bir doktora ogrencisi olacagina inandirsa onu da kabul edebiliriz (ha burs vermeyebiliriz, o ayri).  Ha bazilari yasadiklari zor sartlarin kendilerini calismayi istedikleri konuya yoneltmesini, o konuda akademik calisma yapmalari icin nasil kisisel bir motivasyon sagladigini falan cok guzel anlatiyor, onlara lafim yok.  Isildeten (uzulerek yaziyorum) “fakirlik edebiyati” turu seyler bu yasanan zorluklarin asiriya kacan tasvirleri.  Online ortamlarda TMI (too much information/cok fazla bilgi) denen, kendine saklaman gereken turden seyler.  Yok acliktan karni gurulduyormus, yok bosanma sonucu annesi depresyona girmis, yok bilmemne.  Saskinliktan firsat kalirsa isildiyorum bunlari okuyunca.  Ayni seyi “ailemin finansal zoruluklari vardi” veya “ebeveyinlerimin bosanmasindan olumsuz etkilendim” diyerek (ve tercihen bir yere baglayarak) gayet usturuplu anlatabilecekken midenin yapismasindan, annenin ruh hastaliklarindan niye bahsediyorsun ki?  Bu tur PSler beni feci halde sogutuyor basvuru sahibinden.

PSler hakkinda soyleyebilecegim bir sey daha var (isildeten degil, genel bir gorus de degil, benim kendi gorusum).  Kendi kisisel sorunlarindan, zorluklarindan dert yanan PSlerdense, kendisiyle baraber icinde yasadigi toplumun da sorunu olan seyleri dile getiren ve kisisel tarihcesi “zorluklara ragmen bunu bunu basardim” yerine “beni de etkileyen bu toplumsal soruna direnmek icin/ sorunu cozmek icin sunu sunu yapmaya calistim, akademik ilgilerim de bu cabam sayesinde sekillendi” diyenler beni daha cok etkiliyor.  Amerika haliyle cok bireyselci, bu tur  “toplumcu” seyleri PSlerde cok goremiyoruz ama gorunce, mantikli da geliyorsa, ben sahsen “aferim cocuuum” diyorum.

Baska bir sey gelmiyor aklima, yeterince uzattim zaten, bitireyim bu bahsi burada, kapatayim penceremi, cekeyim perdemi bu gece (cocuum mocuum derken Bulent Abla kacti icime, Turk Sanat Musikisi gondermesi yabdim).

Bunu “sorunlu ogrenci profili” olarak tag ettim ama aslinda o tagin sanina pek yakismiyor, sadece okul, ogrencilik vs ile alakali daha uygun bir tagim yok.  Genelde evde olanlari yaziyorum, okul hayatimla ilgili bir kategori yaratmam lazim belki de.  Bu blogu Female Science Professor bloguna cevirmeye niyetim olmasa da yaziyorum arada okul ortamimi (o blogda da kadin yazacak seyim olsun diye amma ivir zivir seyleri dert ediniyor buyutuyor allahim yaleppim). Ay dagittim konuyu yine, bitireyim.

Hep sunu da yazarim bunu da yazarim yaziyorum yazilarin sonuna, bir tanesine geri donup yazi yazdigim da yok.  NYC maceralarimiz falan oyle kaldi.  Bir ara da evde yogurt yapma maceramdan bahsedesim var, firsat olursa, kendime not duseyim.  Turkiye’de pek cok kisinin oyle otomatige baglamis bir sekilde yaptigi bir seyin benim icin neden tebrik edilesi bir “olay! olay! olay!” oldugunu aciklayarak tabii.  Simdilik ciao! (Kocambeylen lades oynadik, tabii ki ben kazandim, beni sinemaya goturecek, yemek ismarlayacak (hic yapmadigi sey sanki, cok ucuza gidiyor bu lades zaferlerim heyhat!).  Bu aksamki planimiz da boyle bir “date night” ama date nightligi eve donmeden Trader Joe’s a ugradigimiz zaman kacacak, son zamanlarim moda deyimiyle “domestige baglayacagiz” yine.  Bu sefer gercekten bitirdim ve gittim.

Reklamlar

2 thoughts on “Isildeten Doktora Basvurulari

  1. Blogunuzun müptelası oldum, kaç saattir “Wııışş Hoca’anımın başından neler de geçmiş gıız elin Amerikanyasın’da!!!” diyerekten aralıksız okumaktayım yazdıklarınızı. Yalnız online ortamlarda yanlış kullanıyorlar o sözcüğü; doğrusu “isenmek”tir, “isildemek” değil (diğer Türk lehçelerinde de bu böyle). Yani “isendiren doktora başvuruları” demek daha doğru olurdu. (Ukala mode on :))
    “Bu blogu Female Science Professor bloguna çevirmeye niyetim olmasa da yazıyorum arada okul ortamımı (o blogda da kadın yazacak şeyim olsun diye amma ıvır zıvır şeyleri dert ediniyor büyütüyor allahım yaleppim).” derken bahsettiğiniz o kadın Düygü the Biyolokum dimi? ahhaahahaa 😀 Eğer oysa çok doğru demişsiniz. 🙂

    • Valla dogrusunu yanlisini bilemem, cunku 3 yil oncesine gore hic mi hic duymamistim. Isildeteni online ortamda duydum ama isenmek hic duymadim (hangi lehcede var, bizim ailede hic kullanilmaz mesela).

      Female Science Professor diye bir blog var, Amerikali bir kadin profesorun blogu, google’larsan bulursun, ondan bahsediyorum. Biyolokum aile dostumuz olur, yorumunu okusa cok eglenirdi, profesorlugune bayagi yolu var zira 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s