Icimdeki cocuk

 Iste icimdeki cocuk!  Belki icimdeki balik demek daha dogru olur, o henuz bir kucuk embryo!  Uzun, hic bitmeyecek gibi gelen bir bekleyisten sonra kavustuk sonunda.  Boyle ultrason cihazi ekranlarindan bakmak yerine kucagimiza alacagimiz gunleri merakla bekliyorum.  2013 yilinin ilk birkac haftasi icinde aramiza gelmesini bekliyoruz.  O arada her seyin yolunda, guzel gitmesini umuyoruz.

Aslinda yasim itibariyle ilk trimestr icinde kaybetme riskimiz var kendisini, biraz o yuzden, biraz saskinliktan, biraz kendimiz de inanamadigimizdan duyur(a)madik pek bu hamileligi.  Hala da oyle dunya aleme, sulalelere haykirmiyoruz.  Zaten bu blogu takip eden bir avuc insan var, bir kismi cok yakinim bilsinler isterim, bir kismiyla da tanismiyoruz anonim bir iliski icindeyiz.  Buradan paylasayim bari dedim. Surpriz!

Bloga birkac ay once bir iki yazi yazmistim, infertilite ile ilgili, sonra kaldirdim.  Onlari yakalamis olanlar bilecektir, aylarca denedik, tutturamadik bir turlu.  Bu konuda bilinecek ne varsa okuyup ogrendim, yaladim yuttum o yuzden bir seyleri “yanlis yapiyor olma” ihtimalimiz yoktu.  Yine de her seferinde “bu da mi gol degil ha, bu da mi gol degil?” diyerek kirmizi karti yiyordum.  Sonra kendimizi modern tibbin kollarina birakmaya karar verdik.  Gittik her bir turlu testlerimizi olduk, sonuc superiz, mukemmele yakiniz, yapisal bir engelimiz de yok.  Doktor sonuclara bakti, tedaviye gecmek icin bir teshis girmesi gerekiyordu ama bir yamuklugumuz yoktu.  Yas sebepli infertilite dedi.  Eh yumurtalarim bir yirmilik kiz kalitesi ve sayisinda degil ne yapalim?

Bu teshisten sonra tedaviye basladik, tedavinin ikinci ayinda da topu aglara yolladik (bu kadar futbol referansi hayirlara vesile degil, Allah sonumuzu hayir etsin!).  Doktorumuz “Her sey duzgun gorundugu icin cok agresif bir tedaviye gerek yok, ama yasin itibariyle daha gecikmeyelim diye en basit yontemleri es gecip damardan dalalim” dedi.  Tedavi surecimizde dongunun basinda gidip bir ultrasonla kistin olmadigini, sartlarin tedaviye musait oldugunu tespit ediyorlar.  Sonra 5 gun boyunca 150mg clomiphene kullandim.  6. gun ise menopur denen ilaci kendim karistirip kendime gobekten enjekte ettim (ilk seferinde bir hemsire yalanci sise ve ignelerle bunlari nasil yapacagini gosteriyor).  12. gun yine ultrasona gidiliyor, olgun folikul var mi diye bakiliyor.  17mm’den buyuk en az bir folikul  gormeyi bekliyorlar.  Bu folikullerin icinde buyuk ihtimalle salinmaya hazirlanan bir yumurta oluyor.  Benim iki ay da guzel boyutlarda birden fazla folikulum oldu (yani yumurtaliklar tedaviye cevap verdi).  Bunu gorunce “git kendine trigger shot/catlatma ignesini yap” diyorlar.  Bu igne aslen hcg iceriyor, 24-36 saat icinde folikulun yumurtayi salmasini sagliyormus.  Sonrasinda ise o cekilmez 2week wait (2 haftalik bekleme) suresi basliyor.

Bu 2ww sureclerinde daha onceden pek bir sabirsiz olurdum, gunler gecmek bilmezdi.  Bu sefer her sey daha farki gelisti, cunku donem baslamisti, bu donem hem 2 ders veriyordum hem de donem basi iki ayri konferans icin oraya buraya gitmem gerekiyordu.  Hani diyorlar ya “aman cok stres olmayin, stres hamile kalmayi engeller” diye, kulliyen yalan!  En stresli, en kosturmacali ayda tutturduk biz!  Yalniz belki bebek ve bebek ugrasimiz hakkinda stres yapmamak gerekiyordur, onu ben aylarca becerememistim ama bu son seferde mecburen, kosturmacadan isten gucten pek o konuya kafa yoramadim.  “Amaan, her sey modern tibbin kontrolu altinda zaten, benim kasmam gerekmiyor” rahatligi vardi.  Ates olcmedim hic mesela, test mest de yapmadim.

Bu trigger shot’ta hcg var ya, hamilelik testleri de kandaki (daha dogrusu kandan idrara gecen) hcg’yi olcuyor.  Bu durumda daha onceden yaptigim gibi 10. gunden itibaren test yapsam trigger shot’tan mi hamilelikten mi bilemezdim, muallakta kalirdim.  Doktor “16 gunden once test yapma sakin!” diye tembihlemisti, ben de o gune kadar sabretme niyetindeydim.  Lakin, bir cumartesi sabahi uyanip mutfaga inip cay koymaya yeltendigimde bir garip hisse kapildim.  “Kocambey de sehir disinda zaten, cay demlemeyeyim, su decaf caylardan sallayayim” dedim.  Bir gece once arkadaslara oturmaya gittigimde ictigim cay son ictigim “normal” cay oldu!

Gecen aylar icinde yumurtladigimi tespit ettigim gunden itibaren o ay da tutturamadigimizi ogrendigim gune kadar decaf caya dondugum olmustu.  Yine bu gecen aylarin cogunda bu 2ww doneminde “aman soyle oldu, hamilelik belirtisi mi ki?” diye vucudumu dinlemekle kafa bozdugum, bir yandan “ay hamile miyim ki?!” diye umitlenip, bir yandan “yok ya, bos yere umitlenme, hayal kirikligi olmasin bos yere” diye kendimi frenleyip, bir diger yandan da gizli gizli, kendime caktirmadan “hamileyim hamileyim” diye hamile moduna girdigim 2ww donemleri oldu.  Bu sefer, demin de soyledigim sebeplerden oyle cok kendimi dinleyemedim, cok dusunemedim olayi ama o sabah oyle bir karar veriverdim caydanligin basinda.  Ertesi gun, daha test gunume 5 gun kala, dayanamadim, “Kiz bi test yapayim, ne olacak?  Zaten almisim ucuz testleri, cerez gibi harcamak koymuyor.  Hala trigger shot’un etkisi olabilecegini bilirsem cok havalanmam zaten” dedim, yaptim testi.  Haliyle bir cizgi cikti, hem de gayet belirgince, sak diye.  Tabii 10 puanlik uzman sorusu: “Bu cizgi neye delalettir?”

O testte cikan cizgiye bir anlam verebilmek icin sonraki birkac gun testi tekrarlamam gerekiyordu.  Eger test cizgisi siliklesip yokolmak yerine koyulasip belirginlesirse artik trigger shottan degil hamilelikten olduguna inanmaya baslayabilirdim.  Ikinci gun pek bir degisiklik olmadi, “ee?” dedim gectim.  Ucuncu gun ise birden koyulasivermesin mi cizgi? “Amanin tutturduk mu acaba, bu gercek olabilir mi?” saskinligi, “Yok, dur, 16. gunden once kesin bir sey bilemeyiz, bekle bakalim havalara girme” kontrollu olma cabasi, “Ay yok ya, yine siliklesir gider bu” seklinde tezahur eden aylarin verdigi kaniksamislik arasinda gittim geldim.  Sonunda test gunu geldi, yine sabahtan test yaptim, ve cizgi hala oradaydi!  Bana soylendigi sekilde, doktorun ofisini aradim, “periyodum aslamadi, pozitif test cikti” dedim.  Geri aradilar, gel bir kan testi yapacagiz, iki gun sonra da tekrarlayacagiz dediler.

Ben butun bu aylar boyunca dusunuyordum ki o pozitif testleri gordugumde hemen fotografini cekip buraya post ederim.  Her ay isiga tutarak, gozumu kisarak, cevirerek ederek en siliginden bir cizgi gormeye kastim, var mi yok mu diye baktim baktim olmadi.  Bu sefer en barizinden cizgi vardi ama buraya fotograf falan koyamadim.  Yapamadim.  Kendim de inanamadim cunku.  Cizgi bariz oradaydi, bir yere gittigi yoktu tekrarlayinca testi ama o cizginin bebek demek olduguna inanamadim.  O noktada ailelere bile bir sey soylemedik.  Once kan testlerini yaptiralim dedik.  Ilk bhcg 847 ikincisi 2414 cikti.  5ten (bayagi!) buyuk bir deger cikmasi, Iki gun icinde iki kattan fazla katlanmis olmasi cok iyiye isaretti.  Bunun uzerine ailelere haberi verebilecegimizi dusunduk ama hala da icimizde bir suphe, bir ikirciklenme, bir dusunmekten bile korktugumuz “ya…?” sorusu vardi.  Birkac hafta sonraya doktor randevusu alabildik, o sure icinde bebegin varligina dair tek guvencemiz guzel bhcg degerleri ve benim cilgin boyutlara varmis bitkinligimdi.  Bhcg degerleri cok yuksek ciktigi icin (ve birden fazla folikulum oldugunu bildigimiz icin) “Acaba ikiz mi?” diye dusunduk, hatta ikiz olduguna gayet emindim, bebeler diye bahsediyorduk icerideki bilinmezden.  Kesin sonuc icin ultrason gerekti tabii.

Sonunda gecen gun randevu gunumuz geldi, doktorun ofisine gittik, 1 ay kadar once folikul olarak gordugumuz “sey” simdi yukarida resmini gordugunuz guzel baliga donmustu!  Doktor iste bu bebek, bu amniotic sac (kese), bu da bebeginizin beslenmesini saglayan yolk sac diye anlatti gorulebilen seyleri.  Keseyi ve bebenin kictan kafa tepesine boyunu olctu, boylar “yas”ina gore gayet guzel cikti, guzel buyumus kerata.  Siyah-beyaz ekranda gokyuzunde uzak bir yildiz gibi belirip kaybolan beyazligi gosterdi doktor, meger ufakligin kalbiymis, attikca ekranda goruntusu degisiyordu.  Cok manyak bir sey onu gormek, insanin icini karman corman eden, tanimlamasi zor bir hisler kaosu yaratan bir sey.  Sonra bize kalp atislarini dinletti, kalbi benimkinin iki kati atiyor, dakikada 150 kere diye olctu doktor.  Kalp atislarini duymak iyice saskinlik verici.  Yani, iceride bir canli oldugunu biliyordum, internetlerden hafta hafta cizelgelerden o siralarda neye benzedigini, gelismesinin hangi safhasinda olmasi gerektigini de biliyordum ama kalp atisini duymak birden onu gercek yapti. Ultrasona kadar bos gebelik, dis gebelik, kimyasal gebelik ve saire ihtimaller yuzunden “ne olur ne olmaz?” seklinde bir inanmazlik, bir suphe ile yaklasiyordum olaya, gorup isitince artik supheye yer kalmadi, o orada, saglikli, buyuyor esek sipasi!  Simdi o inanamayan saskin hallerim yerine “aman bir terslik olmasin!” endisesi yasayan, “n’olur her sey yolunda gitsin” umidiyle kafasi mesgul bir hal hasil oldu.  Ilerleyen haftalarda buna da alisirim, normallestiririm belki.  Su birkac haftayi atlatsak saglicakla rahatlayacagim, 13. haftadan sonra dusuk riski azaliyor bayagi.  Burada normalde doktorlar 8. haftadan once gormuyorlar bile hamileleri, dusen dussun kalan saglar bizimdir mantigindalar!!!

“Ben ikiz saniyordum, baska bebek yok degil mi oralarda?” dedim, doktor eglendi, bakti “yok” dedi.  Ikiz iyi olurdu, bir al bir bedava seklinde 🙂 Ama hem hamilelik, hem dogum daha riskli oyle olunca.  “Tek olsun bizim olsun aman” dedik, saglamci insanlar olarak minimum risk tek bebekte diye sevindik.

Su anda 7 haftayi bitirdik, 8. haftanin icindeyiz.  Bu haftalar son periyodun baslangicindan itibaren hesaplaniyor, yani bebenin kendisi aslinda (yumurtlama/dollenmeden itibaren) 5 haftalik falan.  Bu donemde bebe kaynakli rahatsizliklar muhtelif.  Demin bahsettigim uyku, yorgunluk feci.  Sabah kalktiktan daha 2 saat sonra ders hazirligi yaparken kafami masaya koyup sizdigim oldu ilk zamanlar.  Simdi sabah daha dincim ama dersten sonra kendimi eve atma ihtiyaci duyuyorum hala, aksamlari cogunlukla yari uyur yari uyanik yatar vaziyette geciriyorum.  Giderek artan bir yeme sorunu var.  Normalde cok yemek secen bir insan degilim ama simdi bazi yiyeceklerin fikri bile “iyyy” yaptiriyor.  Bazi kokular feci igrendiriyor.  Bazen, ozellikle aksamlari, bulanti olmaya basladi ama cok feci degil ve kusma falan da olmadi.  Ozellikle aksamlari “ee, bu aksam ne yiyelim?” sorusuna midemi kaldirmayan, canimin isteyecegi bir cevap bulmak bayagi zorlasti.  Neyse ki sutle yogurtla aram iyi, bayagi goturuyorum onlardan.

Ha tabii bu arada bir sinuzitlerim azdi 😦  Gecen hafta bir bogaz agrisi ile basladi, sonra agiz, burun, genizde bir doluluk, simdi postnasal drip sebepli oksuruk.  Oksururken, hapsururken icerideki misafir cok sarsilmiyordur insallah.  Zaten sizip yatip duruyordum, bu hastalikla iyice nakavt oldum.  Bu sumuk dolu kafa bulantilara da olumsuz etki yapiyor malesef.

Boyleyken boyle.  Icimde bebe buyuturkenki maceralari anlatirim artik burada.  Blog hamilelik bloguna donecek biraz kacinilmaz olarak ama ne yapalim, hayatimda olan en buyuk olay bu su siralar!!!  Donemi 3 haftaya bitiriyoruz, ondan sonra daha bir rahatlayacagim diye umuyorum.  Iki ders yordu bayagi.  Her hafta bir yazi yazmayi hedeflesem becerebilir miyim acaba?

Reklamlar

3 thoughts on “Icimdeki cocuk

  1. Merhaba ,

    Harika bir yazı. Aynı şeyleri ben de yaşadım ve okurken tekrar hatırladım. Testler vs. Bende tam tedaviye başlamak üzereyken hamile kaldım 🙂
    Şimdi 1,5 yaşında bir kızım var , darısı başınıza inşallah. Sağlıkla birbirinize kavuşmanızı dilerim.

  2. O oh ların ne anlama geldiğini çok iyi biliyorum ve kızımı selamınızla birlikte kocaaman öpüyorum 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s