Korkuyorum anne!

9. haftayi bitirip 10. Haftaya girdik bile!  Baligimiz bir kumkuat, bir normal boy cilek buyuklugundeymis.  Gobek fotograflarinda bir fark yok gibi ama 1-2 pound (1 kilo kadar) kilo da aldim.  Gecen hafta 8+6 iken doktora gittik, doktor ultrasonda olctu bicti, kicindan basina 2.19 cm cikti, gunune gore tam olmasi gereken boy (bkz. Sekil 1-a).  Kalp atislarini da olctu, ilkinde 150 cikmisti, bu sefer 180 cikti.  Heyecanli bir genc kendisi, kalbi hizli atiyor 🙂  Balikcanin her seyi guzel diye sevinsem de bu doktor ziyaretinin kendisi ile ilgili sinirimi bozan seyler oldu, onlari yazip sikayet edeyim, bik bik bik.

Bizim fertilite tedavimizi yapan Dr. H ultrasonu yaparken ekrani bize cevirmisti, her seyi gosterip anlatmisti, olcumunu bicimini yaparken hep soyle boyle diye anlatmisti.  Bu seferki doktor ekrani kendisine cevirdi, kocambey arkasina gectigi icin takip etti onun omzunun ustunden, ben bir sey goremedim.  Adam kalp atislarini falan kendi kendine dinledi olctu.  Insan bir “bakin kalp atislarini dinletecegim simdi” falan der, bir sey der.  Isini bitirdikten sonra cevirdi ekrani bana iste bebek, iste bak kalbi atiyor dedi, bitti!

Bir de toxoplasmosis meselesi var.  Ben Turkiye’de buyudum, hayatim boyunca da cig et yemis bir insanim (cigkofteyle buyudum diyebilirim, ustelik o etsiz cigkoftelerden degil hakiki urfa cigkoftesi).  Bu durumda bende toxoplasmosis bagisikligi olmamasi imkansiz gibi bir sey.  Ama evde kedi var, kedi kakasindan bulasabiliyormus bu yaratiklar.  Halihazirda bagisikligin varsa, bebe de otomatikman bagisik oluyor, ama hamileyken ilk defa bu toxoplasmosisle tanisirsan bebek icin ciddi sorunlara yolaciyor, sen farkinda bile olmuyorsun hastalandiginin.  Biz daha hamile kalmadan Dr. H’e “Evde kedi var, bagisikligim var mi yok mu diye bir test yapsak mi?” dedik, gerek olmadigini, kedide bir sey varsa simdiye coktan bagisiklik kazanmis olacagimi soyledi.  Kedikizimiz da ev kedisi, disari cikma, fare kus falan yeme olayi yok, bildigin kuru mamasini yiyor, siciyor, uyuyor 🙂  Ayni soruyu bu doktora da sorduk, doktor dedi ki “Benim kizkardesim olsaydin kediyi bebek dogana kadar bir yere yolla derdim” dedi.  Obareyyyy!  Tabii ki oyle bir sey yapamam, o da benim bir bebegim yani.  Kedi kumu isini bebeyi ogrendigimizden beri kocambeye havale etmistim ama o da bir haftaligina sehir disinda, is basa dusuyor.  “Cigkoftecisin kizim, bi$ii olmaaaz!” diye kendimi avutuyorum kum temizligi sonrasi elimi guzelce sabunlarken.  Doktorun temkinli ve garantici olmak istemesini anliyorum ama bu korkutma taktiklerine karnim tok, biraz halden anlasin. Bov.

Ucuncu gicik eden sey de su:  Biz infertilite tedavisi icin hastaneye gittigimizde ayni bekleme odasinda kontrole gelmis hamile kadinlar da oluyordu.  Ic ceke ceke bakiyordum boy boy gobeklere.  Anladigim kadariyla yeni hamile kalanlara bir dosya veriyorlardi, artik icinde ne varsa, kadinlarin ellerinde goruyordum.  Ben de hamile kalicam, bana da dosya verecekler hayalleri kuruyordum.  Alti ustu bir dosya ama iste hamilelik tescili anlamina geldigi icin zorluklara katlanarak ulasilan bir odul mertebesine ulasmisti kafamda.  Yeni anne dosyasi… bu da tedaviye gelmis, hani bana hani bana demis… dedim yani.  E sonra hamile kaldim (ohhh!), idrar testi yaptim pozitif cikti, dosya yok; kan testleri yaptik, degerler guzel artti, dosya yok; ultrasonla bakildi, bebe de kalp atisi da goruldu, dosya yok; infertilite merkezinden normal kadin-dogum’a gecirildim, bir daha ultrason yapildi, mukemmel bir embryo goruldu, dosya yok!!!  “Lan bana niye bir dosya vermiyonuz lannnn!” diye ortaligi yikasim geldi.  Doktorla isim bittikten sonra hemsireyi bekliyordum, hani her an “Iste bu da dosyaniz!” diyecek diye, o vuslat ani geldi diye dusunuyodum, bir zarf tutusturdu elime, “Bunun icindeki formlari doldurup gelecek hafta hemsire ile gorusmene getir” dedi ve bizi postaladi.  “Ben hamile degil miyimmmm?  Ben gebe degil miyimmmm?  Hemsire hastaneye beni sen getirttin, form doldurttun, muayene yaptin.  Madem elime zarfi tutusturacaktin beni niye oyaladin?  Ben de elime yeni anne dosyasi vermeni istemez miydim su yalanci hastanede?  Kadin dogumcu boyle olur mu?  Doktor hamile hastasini boyle unutur mu?”  seklinde arabeske bagladim. 🙂  Dun formlari doldurup hemsire randevuma gittim, “intake”imi yapti, “Al sana bir suru bilgi ve form dolu dosya, eve git oku, su formu da 20. haftada geri getir” diye elime tutusturuverdi dosyayi.  Bu “intake”in yapilmasi gerekiyormus dosyayi vermek icin, aman yesinler.  Oyle tutusturuverince sevinemedim bile, cok ani oldu!

Bu arada bu “prenatal” hastane ziyaretleri hakkinda en hosuma giden seyi de yazayim, olumlu kapansin bu bahis.  Biz infertilite icin gittigimizde her seferinde bir suru para veriyorduk, sigorta sadece yarisini karsiliyordu cunku.  Normal doktor ziyaretlerimde de 15 dolar mi ne co-payment veriyorum.  Prenatal olunca ne muayeneye, ne ultrasona, ne lab testlerine para vermiyorsun, co-payment bile vermiyorsun.  Paragoz bir insan degilim ama hosuma gidiyor bu.

Dunku ziyarette genetik danismanla randevu ayarladilar, bundan daha sonra detayli bahsederim, adamla bir bulusayim da.  Ebe randevusu, 20. Hafta ultrason randevusu ayarladilar (tam da dogumgunumde olacak!!!). Kan ve idrar testi yaptilar. Her sey yolunda gozukuyor (tak tak tahtaya vurur!).

Yarin Cuma, yarini hic de dort gozle beklemiyorum.  Nedense Cuma gunleri butun gun iptal oluyorum.  Diger gunler bir bas agrisi olmazken Cumalari hep basim agriyor, kafami kaldiramiyorum, sizip kaliyorum gun boyu.  Mide bulantilarim tam gecti derken yine basladi zaten, Cumalari daha kotu oluyor.  Dun oglen ilk kez istifra ettim zaten, hic hos degildi, bir daha olmasa iyi olur.  Oyle her seyi yiyemiyorum zaten, yedigimi de kaybetmeseydim iyiydi.  Normalde mide bulantisi aksamlari oluyordu, bu iki-uc gundur oglen de oluyor.  Evdeyken -ozellikle aksamlari- zamanim cogunlukla kanepede uzanmis netflixten bir seyler izlemekle geciyor, o yuzden bir sey yazmak falan yalan oldu iyice.

Bir de benim cesmeler bu aralar hep acik, gicik oluyorum buna.  Ota boka agliyorum.  Dun kan vermek icin bekliyorum, bekleme odasinda da tv acik.  Haberde bir ilkokul cocugu var, okulunda andimizi soylemek icin cikariyorlar (evet, burada da var), tam andin ortasinda sahnenin diger tarafindan babasi giriyor uniformasiyla, karsisinda durup yemine katiliyor.  Babasi 11 aydir Afganistan’daymis.  Cocuk andi bitirip babasina kosuyor falan.  Orada milletin icinde gozlerim islandi, caktirmadan sildim, biraksan hungurt sakirt giderdim.  Baska bir sabah uyandigimda aklima “Veda Busesi” sarkisi geldi, hatirlayan var mi?  “Hani o birakip giderken seni…” diye baslayan.  Bu sarkiyi yazan sairin kizi hastaymis, olum doseginde kizina ettigi vedayi anlatiyor sarki.  Sarkiyi soyluyordum kendi kendime, bir yandan da kizinin alnina veda busesi koyan sair gozumde canlaniyordu, tabii basladim aglamaya, hem de ne aglama, ziril ziril.  Yattigim yerde Grey’s Anatomy izliyorum tee eski sezonlardan.  Ne zaman bir hasta bebek ciksa, bir NICU gosterseler hoooppp acilsin cesmeler.

Oyle depresif bir ruh halinde degilim, hele de donem bittigi icin, sorunsuzca hamileligimin 10. Haftasina geldigim icin keyfim yerinde.  Spotify’da kendime oynak bir playlist yaptim, onu dinleyip gerdan kiriyorum bazen.  Ama beni aglatan seylerdeki ortak noktayi siz de farkettiyseniz anlamissinizdir, icten ice cok korkuyorum.  Normalde felaket tellali bir insanimdir, her seyin en kotu senaryosunu dusunur ona gore davranirim.  Blogu takip edenler kontrol manyakligimi da biliyor, bunlar el ele giden seyler.  Ama hamile kaldigimi ogrendigimden beri bana bambaska bir hal hasil oldu.  Hani cok inancli bir insan degilim ama her seyi oluruna biraktim.  Agir kaldirma, sigara-alkol icme, vitaminini ic, iyi beslen elimden gelen seyler, cay bile icmiyorum –ki ne bicim caykoliktim ben (hic zor olmadi, resmen canim istemiyor hic!).  Ama bu temel seyler disinda benim elimden gelen hic hic hic hic bir sey yok.  Iceride bir seyler olup bitiyor, balik bozuntusu su siralar embryoluktan fetusluge terfi ediyor, elleri kollari var, hareketlenmeye bile basladi herhalde ama ben “Yavrum bugun de saclar ve tirnaklar uzerinde calisalim biraz” falan diyemiyorum ki.  Iceride bir seyler oluyor ve ben ne hissedebiliyorum ne kontrol edebiliyorum.  Dusunsenize ilk gunden bu bebenin sac rengi, goz rengi, ten rengi, genetik yapisi belli.  Babasiyla benim kromozomlar birlesti, hoop, her sey fix.  “Sss, trisomy’li kromozom, sen bi kenara gec bakim, senin ne isin var orada? Gormesin gozum seni, nas nassss!” diyemiyorsun.  Sadece ve sadece her seyin yolunda oldugunu umabiliyorsun.  Muayenelerde kalp atislarini duydukca derin bir “ohhh” cekiyorsun, o kadar.

Sukur ki hamilelikte her sey yolunda gidiyor, kanama sanci falan yok.  Ama korkuyorum her an baligimi kaybedecegim diye.  Bazi orneklerde bebegin kalbi duruveriyor, anne hic farkinda olmuyor, doktora gittiginde bir bakiyorlar bebegin buyumesi haftalardir durmus, kalbi atmiyor, kurtajla aliyorlar.  Bu benim de basima gelecek diye korkuyorum.  Ya da testleri yaptirinca genetik bozukluk cikacak da veda etmek zorunda kalacagiz diye korkuyorum.  Bizim arkadaslarini ilkokuldaki kizlarinin yilligina bakiyordum, ozel cocuklar icin ozel sinif vardi, o cocuklarin fotograflarina bakinca icim sizladi, neredeyse orada da aglayacaktim.  Elimden bir sey gelmeyecegini biliyorum, bir terslik olacaksa bunu engelleyemem, onun rahatligi var ama bebegi kollarima alamadan kaybedecegim diye kendimden bile gizli sakli korkuyorum.

Gecen gun kafama dank etti, bu kadar korku neden.  Ilk haftalarda daha rahattim, haftalar ilerledikce, kaybetme riski azaldikca korkum artiyor.  Muhtemelen haftalar ilerledikce bebeye daha cok alisiyorum, varligina alistigin bir seyi kaybetmenin korkusu da daha buyuk oluyor.  Bir de tabii basa sarma mevzusu var.  Ugrasip da hamile kalamadigim, her seferinde kirmizi karti yedigim aylar bende biraz travma yaratmis galiba.  Kirmizi karti yiyince uzuluyordum, moralim bir gunlugune bozuluyordu ama en umitlendigim aylarda bile umidim bosa ciktigi zaman uzuntuden kahrolmadim, saatlerce aglamadim.  Hep “onumuzdeki maclar” mentalitesiyle “E madem bu ay da olmayacakti en azindan periyodum basladi, gecikmeden yeni donguye baslayabilirim, hem her sey yolunda demek periyod.” diye olumlu dusundum (ben! Olumlu dusundum! Yaptim bunu her ay!).  Ama her seferinde geri sarmak yine de icine oturuyormus insanin.  Ilk bu ise giristigimizde iphone’a app’ler yukledim, kitaplar aldim hamilelikle ilgili.  Bunlar genelde hafta hafta hamileligi takip eden, hangi hafta neler oluyor anlatan kaynaklar.  Yumurtladigim zamandan itibaren gun gun okurdum, yok bugun dollenme oldu, yok bugun blastocyst rahme indi bilmemne.  Hamilelikte hafta sayimi son adetin ilk gununden sayiliyor ya, yumurtladiginda 2 haftalik oluyorsun, beklenen adet tarihinde de 4. Haftayi bitirmis oluyorsun.  Ben tam 5. Haftaya girdigimde hooop basa donuyordum.  2. Ve 5. Hafta basi arasindaki o bilgileri tekrarlayip durmak zorunda kaliyordum her seferinde -bir iki ay sonra baktim moralimi bozuyor sildim app’leri zaten..  Her seferinde “ne zaman 6. Haftayi okuyabilecegim?” diye hayiflaniyordum.  Kitaplarda bir sonraki bolume gecmeyi cok istesem de her seferinde basa donuyordum.  Bu her seye sifirdan baslama, geri sarma, kitabin basina donme kirmizi karti yiyince yine bir derece kabul edilebilir ama simdi, bu kadar ilerlemisken basa donmek kabus gibi, bu sefer oyle “onumuzdeki maclar” modunda iyimser yaklasamam basa sarmaya.  Haftalar ilerledikce olabilecek bir kayip daha da buyuk olacak, uzuntusu de daha buyuk olacak, korkusu da buyuyor o yuzden her hafta.  O yuzden cok dusunmemeye calisiyorum, her sey yolunda gidiyor diyorum, genetik testlerin sonucu guzel ciksin diliyorum, elimden baska bir sey gelmiyor, caresizim cok bu bilinmezligin elinde.

Bu arada bu basa sarislar donemimle ilgili komik bir seyle bitireyim.  Onca 2ww, onca ay ne yaptim?  Yumurtlamayi ya da adetin baslama(ma)sini beklerken okudum bakindim online ortamlarda hamilelikle ilgili her seyin piri oldum.  Simdi ufak bir hamileler grubumuz var, benim gibi ilk bebegini bekleyen annelerden biri “Sen nasil her seyi biliyorsun? Ben bir sey bilmiyorum?” dedi.  “Aylarca kendimi bunlarla oyaladim.” Dedim.  Amazon.com bebek reyonlarinda ne var ne yok onlara bakindim, birth plan neymis, hastane cantasinda ne olmalidir onlari ogrendim.  Hala da ogrenecek cok sey var ama iste bu ruya yarida kalir da kabusa donerse korkusu bebek dogana kadar bitmeyecek galiba.  Her gecen gun korkuyu buyutmek yerine “We’ve made it this far!” diye sevinsem daha iyi belki.  Niye ingilizce sevindim bilemiyorum, icerdeki Amerikan vatandasi oyle buyurdu galiba!

Bizden durum simdilik boyle.  Bir yandan yeteri kadar protein almiyorum diye hayiflaniyorum ama diger yandan da yiyebildiklerimi yedigime sukretmem lazim diyorum.  Fatmagul’un Sucu Ne? dizisindeki Fatmagul de hamileymis, bugun baktim, midesi bulaniyor kusuyor falan.  Ne yalancisiniz lan, o kadar erken baslamaz bulantilar bir kere! He gulum, bu konuda da “Tecrubeyle sabit!” diyebiliyorum cok sukur, eksik kalmasin, sefam olsun.  Gecen yazidaki dilegimi tekrarlayayim, isteyen her kadin hemencecik hamile kalsin, sorunsuz tamamina ersin hamilelik (ama istemeyen de vazgecme hakkina sahip olsun)!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s