Turkish-American

Evet, bu sabah saat 9:10 itibariyle ben artik bir “Turkish-American”im!  15 yillik Amerika maceram bu sabahki yemin toreninde Amerikan vatandasi olmamla boyut degistirdi.  Turkiye vatandasligindan cikmam gerekmedigi icin cok buyuk bir icsel cekisme yasamadim, cifte vatandas oldum.  Bu yazida bugunku cilgin yemin toreninden bahsetmek istiyorum.

Google’dan falan arayip da “Nasil Amerikan vatandasi olunur?” sorusuna cevap ararken buralara dusecek arkadaslara uzulerek yanlis kapiyi caldiklarini soylemek isterim.  Dusunun bakin 15 yildir buradayim, daha yeni vatandas oluyorum.  Daha kestirme yollar var, onlari baskalarina soracaksiniz.  Benim hikayemin bu kadar uzun surmesi ise bu 15 yilin cogunu ogrenci vizesi ile yasamis olmam yuzunden: ogrenci vizesi gocmen olmayan/non-immigrant vize oldugu icin onun uzerinden green card alamiyorsunuz (yani legal permanent resident/LPR/ hukuki surekli yerlesimci olamiyorsunuz).  Mevzuati gecelim, sadede gelelim.  Ben 5 yil once Nisan ayi sonlarinda green cardimi almis LPR olmustum.  Eger green cardinizi bir Amerikan vatandasi ile evlilik yoluyla almadiysaniz 5 sene sonra vatandasliga basvurabiliyorsunuz (evlilikle 3 yil).  Bu basvuruyu green cardinizi aldiginiz tarihin 5. yildonumunden 90 gun once yollayabiliyorsunuz, ben de Ocak sonu basvurumu (ve cil cil paraciklarimi) yollamis, sureci baslatmistim.

Bu surec icerisinde once gidip parmak izi/biyometrik fotograf veriyorsun, orada sana icinde vatandaslik testinde cikabilecek 100 soru ve cevabini iceren bir kitapcik veriliyor calis diye.  Bunlar zaten uscis.gov websayfasinda da mevcut.  FBI “bu eleman tamamdir” diye onay verince bir “vatandaslik testi ve gorusme” randevusu veriliyor. O randevuda 10 sorudan 6sini dogru bilmen gerekiyor (ben 6da 6 yaptigim icin diger 4 soruyu sormadi).  Sorulardan birisi “rule of law/ hukukun ustunlugu nedir?” idi, diger biri “11 Eylul’de ne oldu?” idi, “Ulan!” dedim kendi kendime, “Benimle dalga mi geciyonuz, ben bunlarin dersini veriyorum!”  Sonra “The White House is in Washington D.C.” dedi ve yazmami istedi (bu da Ingilizce dil testi).  Sonra formlarla ilgili birkac soru sordu ve onayladi basvurumu.  Benim vaka cok duz bir vakaydi tabii.  Bu 5 yil icinde uzun sureler yurtdisinda bulunmuslugum yok, tatile Turkiye’ye gitmeler falan var, o kadar.  Bazilari icin oturup gun gun sayiyorlar galiba (O bes yil icinde belirli bir sureyi Amerika’da gecirmis olman gerekiyor).  Adam dedi ki “Yemin toreninin tarihini belirleyip sana mektup yollayacaklar, yeminini ettikten sonra surec bitecek.”

Yemin toreni yeri ve zamanini bildiren mektup bir sure sonra geldi, o sirada Haziran’i etmistik.  Tabii ben gocmen nufusu bayagi fazla bir bolgede oturuyorum, o yuzden gorusmeye veya yemine sira gelmesi uzun surdu, bazi eyaletlerde cok daha kisa suruyor butun surec.  Mektubu ve green cardi goturecektim bir tek yemin torenine.  Kartimi alacaklardi, oyle iptal edip geri vermece falan yoktu.  Dun gece aldim elime baktim karta.  Ozellikle arkadaki miinnnnacik baskanlar gecidini ozleyecegim 🙂  Ha, tabii, bu mektuptaki ic karartici bilgi toren icin saat 7:55te Los Angeles’ta olmam gerektigi bilgisiydi.  Kocambeyin burada olmadigi bir gune denk gelmesi de daha bir can sikiciydi.  Neyse ki yakin bir arkadasimiza reddedemeyecegi bir teklifle gidebildim: Beraber LA’e gidelim, ben torendeyken sen de konsoloslukta islerini hallet.  Kendisi ne zamandir konsoloslukta bizzat gorunerek halletmesi gereken bir isi halletmek icin LA’e gitmesi gerektiginden ama bir turlu gidemediginden sikayet ediyordu.  Sabahin korunde yollara dusme gerekliligi olsa da kabul etti.

Iste yemin gunu bu gundu!  Onceki gun online deneyimlere falan bakinmistim biraz, bu LA Convention Center nasil bir yerdir, butun yemin toreni ne kadar surecek, neler olacak ve saire.  Iyi bir fikir edindim, uzun uzun yazmis birkac kisi sagolsunlar.  Online arastirmamdan gordugum kadariyla bu toren icin 6000 kisilik kapasite varmis, yemini ettirecek hakim 9’da geliyormus. (sonradan anons edilene gore -yanlis hatirlamiyorsam- 4487 kisiydik.)

Sabah 4:30da kalktim, uyur uyanik hazirlandim, bir bardak sutu, vitaminlerimi ictim, zorla 1 pogaca yedim.  Karnim ac kalsa kotu olacak beklerken cunku.  Yanima suyumu ve bir ziplock pretzelimi almayi da ihmal etmedim.  Arkadas 5:15 gibi geldi, muhabbet ede ede LA’e dogru yol aldik.  Carpool lane’den gitmemize ragmen cok agir agir gittigimiz yerler de oldu ama yine de erkenden varabildik, 7yi biraz gece beni convention center’in onunde indirip devam etti genc. Binanin disinda super bir kalabalik yoktu, tek tuk iceri giren gruplar vardi sadece.  Ben okuduklarimdan 4500 kadar kisi olacagini bildigim icin bir mahser yeri bekliyordum ama iceri girdigimde “Cover! Cover!” diye toren sonunda alcagimiz sertifikalari koyabilecegin afilli dosyalar satan tipler en dikkat cekici seylerdi ilk anda.  Yukarida toplanmis insanlari gordum oraya yollandim.  Baktim insanlar dizilmis siralanmis, bakindim, siranin ucunu buldum.  “Sictik!” dedim, erken gelmeme ragmen yilaaaaaannn gibi uzayip giden bir kuyruktu bu zira.  Hayatimda girdigim en uzun kuyruk olabilir yani.  Ama hemen farkettim ki sira bayagi hizli ilerliyor, “Nasil bu kadar hizli ilerliyor lan?” diye sasirdim bile.  Bir noktada vatandas adaylarini ziyaretci/ailelerinden ayirdilar, ziyaretciler baska bir kapidan giriyormus.  Biz tin tin devam ettik.

Sonunda torenin yapilacagi, bir basket sahasinin zeminini andiran kocaman salona geldik. Sol tarafta uzuuuuun bir masa vardi, 60tan fazla eleman baslarinda numaralarla siralanmislardi, her birinin onunde de ufak ufak siralar olusmustu.  Salona girenler gidip bu siralara ekleniyorlardi.  Bu kisim ulkeye girislerdeki pasaport kontrolu siralarini hatirlatiyor.  60 kadar eleman islem yaptigi icin bayagi hizli elden geciyordu islemler.  Yapilan sey de su: Sana gelen yemin toreni mektubunun arkasinda bir form var, onu kontrol ediyorlar, green cardi delip iptal edip bu mektup/forma zimbaliyorlar. Sonra da uzerine islemi yapilmistir damgasi basiliyor ve bir numara yaziliyor.  Bu numarayi neye gore belirliyorlar bilmiyorum (Soyadina gore alfabetik degil, basvuru tarihi veya basvurunun yapildigi yerel ofis olabilir) ama torenden sonra o masaya gidip oradan aliyorsun sertifikani. Ben girisimden sonraki yarim saat icinde islemimi yaptirmis yerime oturmustum.  O kalabalik icin cok hizli oldu.

 

Islemini yaptirdiktan sonra salonun diger yanindaki binlerce sandalye dizilmis bolume geciyorsun.  Sandalyeler bolum bolum ayrilmis, iceri girdigin zamana gore oturtuyorlar (cikista da ayni sirayla cikartip sertifika teslim alma sirasina sokuyorlar). Ben goreceli olarak erken gelmisim demek ki, ikinci bolmenin ortalarinda falandi yerim.  Oturdum, daha bir bucuk saat falan vardi torenin baslamasina.  Etrafima bakindim, oturma alanina girerken elimize tutusturulan zarfin icindekilere ve minik plastik bayraga baktim, kocambey ve arkadasla mesajlasip durumu bildirdim.  Zarfta pasaport basvurusu, Barack Obama’dan bir mektup, sertifikayi koyabilecegimiz bir karton dosya, vatandaslik, oy verme, su bu brosurleri vardi.  Otururken bir de “voter registration/secmen kayit” formu dagittilar.

Yanimda bir kari-koca vardi, Arapca konustuklarini farketmistim sonra bir sekilde muhabbet basladi onlarla, meger Suriyelilermis.  Suriyeli hristiyanlarmis, cocuklari buradaymis, 5 yil once gelmisler Amerika’ya, yilin yarisini Suriye’de gecirirlermis hep ama artik nasil gidecekler bilmiyorlardi. Ingilizceleri cok super degildi, yapilan anonslari falan anlattim onlara.  Iskender amca Arapca ogretmeniymis ulkesinde, Nazim Hikmet’i, Yasar Kemal’i ve Aziz Nesin’i okumus, “Arapca bir bunlar vardi” diyor.  Tawfika teyzeyle de kibbeh/icli kofte muhabbeti yaptik.  Benim sulalenin bir tarafi guneydogulu, bunlar da ayni bizim oralilar gibilerdi, kanim isindi.  Yoksa hic sevmem oyle yabancilarla muhabbetleri.  Gerci bunlarda da benim rahmetli dedemde de olan bir vakar vardi, oyle sehirlerarasi otobuslerde, hastane sirasinda muhabbet koyup susmak bilmeyen vidi vidi teyzeler gibi asla degillerdi.  Tadinda konusup tadinda sustuk.  Torenden sonra Tawfika teyze “Vaktin varsa bir oglen yemegi yiyelim beraber” dedi.  Arkadasim beni almaya gelecek oldugu icin hayir demek durumunda kaldim.  Bu arada merak eden varsa: “Eskiden Suriye cok guzeldi, simdi cok fena” diyorlar, hukumet yanlisi degiller fakat belirsizlik, siddet ve olasi bir Islami rejimdense simdiki rejimi tercih eder gibilerdi.

Saat 9a yaklastiginda oturma alanindaki binlerce sandalye giderek dolmus, podyumda bir hareketlilik baslamisti.  Saat 9 olunca hakim geldi.  Bir eleman bizi ayaga kaldirdi, dedi “Burasi su andan itibaren bir mahkeme salonudur!” Oturduk. USCIS’ten birisi “Bu basvuruculari vatandas yapmak icin onay veriniz” dedi (motion, turkcesi neyse).  Hakimbey Kwon da “Hay hay! Seni mi kiracagim guzelim?” dercesine onayladi ve mikrofonun onune geldi.  Bizi yine ayaga kaldirdilar, sag elimizi kaldirdik, “Oath of Allegiance”i soylettirdi bize.  Soyledik.  “Burada bu yemini etmis sizler artik Amerikan vatandasisiniz, tebrikler!” dedi.  Ve boylece Amerikan vatandasi oluvermistim!  Annem “Yemini ederken ayagini kaldir!” demisti, hehehe, kaldirmadim.  Bu ettigim yemin yuzunden Turkiye’de memlekete bagliligim ve sadakatim sorgulanacak ama benim icimde hangi ulkeye ne hislerle bagli oldugum cok net.  15 yilda bu tur kimlik krizlerini coktaaan cozmus, bir ic huzuruna ve anlayisa ermis oluyorsun.  Bu manada, vatandas olmakla zaten hissettigim duygulari hissetmeye yasal bir hak kazanmis oldum. Bu ulkeye duydugum o hisler nasil gelisti, o hislerin Turkiye icin hislerime bir etkisi oldu mu baska bir yazinin konusu, uzun hikaye.  Ama benim acimdan Turkiye ve Amerika bir savasa girmedikce sorun yok.

Torene donelim.  Yeminden sonra Hakimbey’in bir kisa konusmasi oldu, coskulu, alkislarla bolunen bir konusmaydi.  Tabii bu arada ben elimde mendilimi hazir etmistim cunku bu hamileligin cesmelerimi follos ettiginin farkindaydim.  Olur olmaz seye agliyorum zaten, itiraf etmeliyim ki toren, o atmosfer, 40 milletten binlerce insan ile bambaska yerlerden gelip ayni yerde bulusmanin buyuklugu beni cok duygulandirdi.  Hakimbeyden sonra bir USCIShanim da konustu kisaca, sonra iki video gosterdiler buyuk ekranlarda.  Birisi Barack Obama’nin Amerika’ya hos geldiniz mesajiydi, digeri de pek de hoslanmadigim country tarzinda bir “God bless the USA” sarkisiydi. God bless mod bless beni yoran seyler ama videosuyla beraber o da pek bir duygulu oldu, snif snif.  Tabii videolar gosterilirken salonu kararttiklari icin gozlerimi silerken cok rezil olmadim 🙂 Ah be baligim, yaktin beni, suluzirtlak yaptin.

Videolardan sonra yine ayaga kalktik, bu sefer Andimiz muadili “Pledge of Allegiance”i soyledik sag elimiz kalbimizde (Olimpiyat toreni mode on).  Sonra da bir siyahi abla milli marsi okudu, guzel de okudu, sesi cok guzeldi ve girtlak numaralariyla batirmadi.  En cok o zaman duygulandim herhalde, cunku nedense bu mars bana cok uzucu gelir.  Yani daha vatandaslik basvurusu falan ortada yokken Whitney Houston’un 1991’de sanirim super bowl’da soyledigi marsi dinler duygulanirdim.  Marsta bahsi gecen “Star Spangled Banner”i DC’de Smithsonian’da gormustum, hikayesini orada ogrenmistim.  Ingilizler kaleyi denizden bombalarla doverken bombalarin kizil isiginda kaledeki bayraga bakip “yikilmadik, ayaktayiz!” diye cesaret bulan askerler, insanlar geliyor aklima hep duyunca, bagimsizlik fikrinin guzelligi geliyor, empatime kurban, duygulaniyorum.  Bayraklara seslenen sairlerden marslara genetik yatkinligim var zaten, tutmayin beni!

Sonra toren bitti.  Yerimizden kalkmamamiz soylendi.  Sonra gorevliler sira sira geliste islemlerin yapildigi tarafa aldilar insanlari. Herkes formuna yazilmis numaranin onunde sira oldu.  Cok gecmeden bizim siramiz geldi, benimki de 41 numaraydi, 40 ve 42 numaralarda hic sira yokken bizde 8-10 kisilik sira vardi.  Ben de o arada arkadasla mesajlastim, beni gecerken alacagi icin zamanlamamizi ayarlamamiz lazimdi.  Sira hizli ilerliyordu, form+green cardini teslim edip orada adamin onunde hazir dosyasinda bekleyen sertifikani aliyordun.  Aldim, baktim, “Vay be!” dedim, “Bir kagit parcasiyla birden 1. dunya vatandasi oluyorsun, bir dunya gucunu yonetecekler icin oy verebiliyor, dunyadaki pek cok ulkeye vizesiz girebiliyorsun.”  Buradan giristeki ve cikistaki islemleri boyle seri bir sekilde halleden, bizi perisan etmeyen USCISi tebrik etmek lazim, 4binkusur kisi, dile kolay!  Saat 10 gibi isim bitmisti bile!

Sonra hizlica sertifikayi cantama kaldirdim, arkadasla yazisa konusa randevumuzu ayarladik ve arabaya atladigim gibi donus yoluna ciktik.  Simdi ilk yapacagim sey pasaport basvurusu yapmak ve secmen kaydi yaptirmak.  Kasim’da secim var agalar, basacam oyumu demokratlara!  En son ne zaman oy verdim hatirlamiyorum (havaalanindaki referandum oyunu saymazsak).  Bazi insanlar onemsemiyorlar bunu ama benim icimde kanayan yaraydi ne kendi ulkemde ne yasadigim ulkede oy verebiliyor olmak.  Turkiye’ye gidip dondukten sonra da kocambey icin green card basvurusu yapacagim, yavrumun babasi da LPR olsun.

Vatandas olunca “ben” ya da “kim”ligim ya da bunlari algilayisim nasil etkilenecek diye merak ediyordum.  Saniyorum ki “ben” denen yaratik zaten Amerikan olmus kafasinda, bu torenle ve sertifikayla bu kimligim yasal bir temele kavustu. Bu acidan tamamlanmis hissediyorum, rahatlik hissediyorum.  Turkiye icin hislerim degismedi, orasi benim icin “homeland” ama evim/home burasi.  Amerika’ya vatandaslik yemini etmeden onceki bir iki gun icinde Turk bakkalina gidip 200 dolarlik nevaleyle cocuklar gibi sen cikan da benim, Eylul’de Turkiye’ye gidis bileti aldigim icin “heyo heyo!” moduna giren de benim, internetlerde fatmagul, yalan dunya izleyen de benim.  Amerika’ya dair sevdigim seylerden birisi Amerikan oldun diye koklerine kusmenin beklenmemesi.  Turkish-American oluyorsun, asimile olman gerekmiyor.  Ha burada da var Turkiye’deki korkunc milliyetcilerin muadilleri, keskin sinirlari olan, her seyi siyah-beyaz goren milliyetciler.  Ama benim o tur bir milliyetcilik anlayisim zaten yoktu, o yuzden su anda oldugum sey beni rahatsiz etmiyor.

Vaktiyle Amerika’da okudugum ve kaldigim icin beni “beyin gocu” yapmakla (ve bu vesileyle Turkiye’ye zarar vermekle, satmakla, hainlik etmekle) suclamaya kalkanlar oldu (yakinlarim yapmaz bunu, farkli yollara gidip facebook’ta biraraya geldigimiz liseden bir tipti).  Simdi bu tipler Amerikan vatandasi oldugumu duysa, anti-Amerikan hisleriyle de iyice cosup neler neler derler kim bilir.  (Belki bu yaziya denk gelip comment yazmaya kalkanlar cikar boylelerinden).  Acik ve net soyleyeyim: umrumda da degiller.  Eskiden olsa uzuun uzun bu tavrimi aciklamaya, anlatmaya calisirdim.  Bu kis olanlardan sonra umrumda olmalari zor!  Bilmem bahsetmis miydim, kisin is icabi gorusmeler yapmistim Turkiye’de.  Gorustugum bazi kisiler iktidarin pek hoslasmadigi kisiler ve benim donmeme uc gun kala ofisleri basildi.  Gorusmelerimde verdigim kartlari bulup beni de “supheliler” listesine alacaklar, havaalaninda tutup goturecekler diye cok endiselendim.  Iste beni bu korkuya maruz birakan devlete ben alternatif ararim arkadas!  Turkiye’yi ne kadar seviyor olsam da, bu devlet anlayisindan da o kadar nefret ediyorum.  Kendimi bildim bileli sokakta bir polis durduk yere cevirecek, nufus cuzdanmdaki sehir isimleri yuzunden killanip beni tutup goturecek diye korktum ben, niye bu korkuyla yasamayi seceyim ki?  Ben politik olarak aktif bir tip de degilim, yaptigim is de ben de olabildigine siradan ve zararsiziz.  Ben boyle bir korku yasiyorsam aktivistler, muhalifler, politika ile icice olanlar ne yapsin?  Aktivizmin her turlusunu tehdit olarak gorup ver biberi, ver gazi yapan devlet yerine goreceli olarak daha ozgurlukcu bir sisteme dahil olma firsatim varken niye geri cevireyim?  Vatan millet Sakarya ne karin doyuruyor ne de beni haksiz devlet ihlallerinden koruyor.

Son olarak yepisyeni bir Amerikan vatandasi olarak bu ulke icin dilegimi yazayim.  Istiyorum ki en kisa zamanda sacma sapan savaslarindan (Irak-Afganistan) cekilsin, kendisini ayaga kaldirsin -ekonomisini duze cikarsin, gocmenleriyle barissin, ozgurlukleri kisitlama cabalarina (kadin haklari dahil) ket vurulsun.  Amerika da politik olarak sorunsuz bir ulke degil, en azindan benim politik pozisyonumdan bakinca.  Turkiye ile cok benzer taraflari var, din-devlet-toplum iliskileri sozkonusu oldugunda ozellikle.  Ama bir Avrupa vatandasligi alana kadar boyle iyi.

PS1. Youtube’da “LA Convention Center naturalization” diye aratirsaniz ortami gorebilirsiniz.  Torende video/foto yasakti ama bazilari yeminini ederken bile cekti telefonla falan.  Bu artik japon turistlik yapmaya giriyor, o ani yasayip hakkini vermek yerine kaydetmekle ugrasmayi onaylamiyorum.  Son olarak toreni beklerken cektigim fotografi ve bize verilen seyleri gosteren bir fotografi ekleyeyim.

PS2. Simdi benim 12+0lik bebem de Amerikan olmus mu oluyor?  Burada dogsa Amerikan olacakti zaten ama simdi benim bebem oldugu icin nerede dogarsa dogsun Amerikan olacagi icin bu torende o da vatandas olmus sayilir mi?  Bu ulkedeki buyuk politik meselelerden biri “personhood” (detayina girmeyeyim).  USCIS’in fetusler hakkindaki tutumu nedir acabaggg?

Reklamlar

One thought on “Turkish-American

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s