Iplenmemek

… Ya da “bir dugun gunu ac bir kiz cocugu” mu olmaliydi baslik? Okuyup karar verin!

Derya kuzusu muhabbetlerine biraz ara verip gecmisten bir sayfayla karsinizda olmayi planladim bu yazida. (14 haftalik kuzu babasinin kucagindaki Ergo’sunda uyuyor, firsat bu firsat). Sizlere bir iplenmeme hikayesi anlatacagim. “Iplenmeme” yerine daha uygun, tam cuk dusen bir kelime var sanki, bulamadim, belki hikayeyi anlatirken aklima gelir, belki okurken sizlerin aklina gelir.

12-13 yaslarinda olmaliydim, hazirlik okuyordum cunku. Benim hazirlik senem hayatimdaki en “garip” senelerden biriydi farkli acilardan. En buyuk gariplik ise o sene babaannemin yaninda yasamam olsa gerek. O zamanlar anadolu lisesi sinavlari ilkokul sonrasinda idi ve sadece bir sehirdeki okullari yazabiliyordun. Bir Ankara’dan, bir Istanbul’dan, bir de Corum’dan yazayim olmuyordu. Babamin o sene tayini cikacagi kesin gibiydi cunku son birkac senedir hep “sark emri” geliyordu (hazir ol tayinin cikabilir demek). Tayini cikarsa babaannemin oturdugu sehire cikacakti (baska yerleri yoktu, bir Ankara, bir orasi). Biz de tayin cikarsa ve ben Ankara’da bir anadolu lisesine girersem seklindeki en istenmeyen senaryoyu gozonune alarak babaannemin oldugu sehirdeki liseyi yazdik, ve kazandim, ve babamin tayini yine cikmadi (bu bahsi gecen tayin teee 5 sene sonra cikti, biz Ankara’da kaldik, o gitti babaannemle kaldi 1-2 sene bu sefer).

Ben daha ilkokulu yeni bitirmisim, annemi, evimi Ankara’da birakip babaannemin yanina gitmisim yasamaya. Yeni bir sehir, yeni bir okul, farkli bir ev ortami, gozum bozulmaya baslamis farkinda degilim (bunun travmasi ayri hikaye). Bir de genc kizliga adim atiyorum, onun fiziksel ve ruhsal sikintilari var. Ve en onemlisi, babaannem sagolsun cooook zor bir insan. Ben torunuyum, bana gelinlere cektirdigini cektirmedi tabii de onun oldugu ortamda devamli bir ailevi krizler olur, dedikodular, kavgalar, pasif agresiflikler, bilmemneler. O gunlere dayanir sulale ile arama mesafe koyma tercihim. Krizlerden o zaman da hoslanmazdim, simdi de hoslanmam.

Babaannemle otururken bir takim isler donuyordu, sulale pek mesguldu. Cunku evdeki bekar amcalarimdan buyuk olanina bir kiz bulunmus, istenmis, nisani yapilmisti, ben oradayken de dugunu olacakti (ve o yeni evli cift de insaattaki evleri bitene kadar bizimle yasadilar! Ekstra gerginlik, ekstra kriz!) Benim icin hayat bir tekduzelik icinde devam ediyordu cogunlukla yine de, cunku butun olan bitenden mumkun oldugunca kendimi siyirmayi okul sayesinde becerebiliyordum. Sabah okula git, aksama dogru gel, dersim var odevim var diye odana cekil. O zamanlar hazirlik okuyan herkesin de bilecegi gibi, bu bir bahane degil, manyak odevler yaparak ogretirlerdi ingilizceyi. Yeni ogrendigimiz kelimeleri beser onar kez deftere yazardik, akillara durgunluk verecek kadar gerzek bir “fill in the blanks” turu gramer kitabi vardi tam omur torpusuydu, ders kitabindaki salak sacma diyaloglari ezberlerdik tabii bir de. “What is this? This is a fish. This is a fish, too. It is a shark. A shark is a fish. This is a dolphin. A dolphin is not a fish. What is this? This is an octopus.”

Hayatimda ilk defa ailemden boyle uzak kaliyordum, archenemy kategorisindeki abimden uzak kalmak bana cok iyi gelmisti ama annemi ozluyordum. O zamanlar Ankara’daki evimizde telefon yoktu (evet, dinozorum ben, evde telefon olmamasi normaldi bir zamanlar). Pazar gunleri gider ankesorlu telefondan jetonla babaannemleri ararlardi, oyle bir 5 dakika konusurduk. Jeton diyorum, kartli telefon da yoktu o zamanlar. Skypeli su gunlerde bunlar cok komik geliyor ama hayatimin gercegi idi o zamanlar bu teknolojik gerilik. Abim sadece Ankara (ve sanirim Istanbul)’da test yayinlarina baslayan TRT2’den bahsediyordu, Vicki diye bir robot-kiz’in oldugu bir dizi varmismis, onu anlatiyordu ballandira ballandira. Bir an once evime donmek istiyordum ama once o okul senesini bitirmeli, hazirligi gecmeliydim, sonra belki babamin tayini cikar onlar gelirdi, ya da beni Ankara’da bir okula nakil ederlerdi. Annem de duygusal bir kadin, sonradan ogrendigime gore hep komsulara aglarmis benden ayri kaldigi icin, telefonda da aglamakli konusurdu hep.

Bu aile ozlemi icinde bizimkilerin dugun icin bizim oraya geleceklerini ogrenmek cok mujdeli bir haber olmustu takdir edersiniz ki. Dugun yaklastikca ortalik iyice curcuna oluyor, evde bir olaganustu hal durumu hasil oluyordu (krizler… krizler…) Ama benim derdim dugun degil anneme kavusacak olmamdi, ona gun sayiyordum. Halamlar, amcamlar falan da dalga geciyordu “Seviniyosun?” diyerek.

Derken dugun haftasi geldi catti, annemler de geldi. Cok kisa sureligine gelmislerdi ama olsundu, gorusecektik ya! Opustuk, koklastik ama bu fasil cok uzun surmedi, onlar da dugun telasesine kapilip gittiler. Annem “buyuk gelin” olarak bazi gorevler ustlenmek durumundaydi, o girdaba kapilmasi uzun surmedi. Yok takilar, yok ceyiz, yok bilmemne. Bana gore binbir turlu karin agrisi.

Derken dugun gunu geldi catti. Sabahtan itibaren hummali bir hazirlik basladi. Oglen civari bir kriz basgosterdi (krizler… krizler…): Babaannemin terziye diktirdigi elbisenin bilmemnesi bilmemne olmus. Detayini hic hatirlamiyorum. Eyvah eyvah! Herkes de bir seylere kosturdugu icin ne yapacaklarini bilemediler. Elbisenin terziye geri gitmesi, terzinin de o sorunu halletmesi gerek. Babaannem bir seylerle mesgul, kendisi gidemezdi. Herkes mesguldu, kimse gidemezdi. Ben haric!!! Bu elbisenin siparis ve provalari sirasinda babaannem elimden tutup terzisine goturdugu icin nerede oturdugunu biliyordum, beni taniyordu. Halamlarin evine yakin bir yerde oturuyordu. Cok yakin olmasa da yuruyus mesafesiydi. O sehirde tek basima (servis disinda) bir toplutasim aracina binmedigimden benim icin ancak yuruyerek gidilebilecek bir yerdi. Ve mesafe goz onune alindiginda gidebilecegim en uzak yer denilebilirdi. Bana “hadi bakalim!” dediler saldilar sokaga!

Elimde elbisenin oldugu bir naylon poset, dustum yollara. Icimde yalniz basima bu yollara dusme konusunda biraz tedirginlik olsa da cok dert etmiyordum, asil derdim acikiyor olmakti. Kosturmacalar icinde oglen yemegi biraz gecikmisti, ben de yiyemeden yollara dusmustum. Yurudum yurudum, terzinin evine vardim, elbiseyi verdim, sorunu dilim dondugunce anlattim, kadin da oturup beklememi soyledi ve ise koyuldu. Elbiseyi halletmesi ne kadar surdu hatirlamiyorum, ama beklerken canimin sikintisi ile birlesen aclik hissi beni iyice sabirsiz yapmisti. Sonunda elbise halloldu, ayni naylon posete kondu ve elime tutusturuldu. Ben de dustum yine yollara.

Yine hizli hizli yuruyup eve vardim. Eve girdigimde gordum ki herkes pek sikir sikir. Giyinilmis, suslenilmis. Babaannemin elbisesi elimden kapildi, ben oyle kalakaldim. Herkes hala kosturuyor, gelen, giden, curcunanin dik alasi. Ben vazifemi yapmisim, benden pek bir beklenti yok, kosturanlarin pek umrunda degilim. Bunlara annem de dahil, arada ustumu giyinmemi soyledi ama onun disinda iplemedi. Ben yavastan bu iplenmeme durumuna gicik olmakla birlikte asil iyice acikmis olan karnimdi beni rahatsiz eden. Bekliyordum ki bir sofra kurulacak ve yemek yenecek, ama ben terzideyken o sofranin kuruldugunu, yemeklerin yendigini ve sofranin coktan kaldirilmis oldugunu anlamam uzun surmedi. O anda bir farkindalik yasadim: iplenmiyordum! Kimse beni iplemiyordu! Benim ac olmam kimsenin umrunda degildi, o sofra kurulur, yemekler yenir ve sofra kaldirilirken orada olmayisimi kimse farketmemisti, farketse de umursamamisti. Birisi de cikip “Aaa, kizi da terziye yolladik ac bilac, bir tabak hazirlayip ayiralim da gelince hemen yesin” dememisti. Herkes bir seylerle mesguldu, bir seylerin derdindeydi ama kimse benim acligimi dert etmemisti. Ha, herkeslerin iplememesi o kadar kotu degildi de, annem de iplememisti, iplemiyordu be ya! En cok koyan da o olmustu.

Onca zaman ayri kaldigim, ozledigim annem oyle bir dugun telasesine dusmustu ki beni unutmustu, ac miyim tok muyum umrunda degildi. Annemin en bir onceliginin kendim oldugum sanrisina sahiptim belki, o sanri paramparca oldu ac midemde, bir guzel sindirdim. Annemi bulup “Ben acim” dedim, biraz da kirginca. Tam tepkisini hatirlamiyorum bugun, ama mutfaga gidip bana bir sey hazirlamadi, ben kos kos mutfaga gidip kendim bir seyler atistirdim, muhtemelen peynir ekmek. Sonra da ustumu giyindim. Sonra da tikis tepis bir arabada birilerinin kucagina tunemis vaziyette “keske beni evde unutsalardi” diye iclenerek dugun mekanina yollandim.

Dugun dernekten zaten pek hazzetmezdim, bu olaydan sonra iyice nefret eder oldum. Dugun sozkonusu oldugunda herkesin zivanadan cikmasi, o kargasa, o telas beni gicik eder oldu. Haliyle, bir gun evleneceksem dugun isine kesinlikle girmeyecegime karar verdim. Herkes deli tavuklar gibi kostururken dugunun gelinini bile unutuyor, ihmal ediyor. Ben ne “Ben! Ben! Ben!” diye ortalikta teror estiren cinderella sendromlu bridezilla olmak, ne de iplenmeyip kosturmaca icinde uzerine dusen gorevi ifa ederken ac kalan perisan gelin olmak istemedim. Gercek dugunum kabul ettigim dugunumuzu evin bahcesinde 30 kadar arkadasimizla yaptik, parti gibi. Gayet guzeldi. Bir de Turkiye’de aile istegi ile dugun yapildi. O dugunde oglen civari birakildigim kuaforden aksamin bir vakti ciktim (ac olarak). Gittim yuzumdeki makyajin korkunclugu karsisinda hissettigim “Oh, the horror! The horror!” hissiyatini bastirmaya calisarak kendi kendime gelinligi giyindim ve kedi sidigi kokan bir araba ile (gelin arabasi bile beni tasiyamayacak kadar mesguldu!) dugun mekanina gittik. Dugun oncesindeki birkac gun boyunca nonstop devam eden o nefret ettigim olaganustu hal durumlari benim sinirlerimi oyle lacka etmisti ki, dugunun gelini olarak dugun gununde bile iplenmiyor olusum cok koymadi.

Simdi artik dugun dernek olaylari mazi oldu, yavruyu kucagima aldigimdan beri isin diger tarafindayim. Anne oldum olali, annemin o dugun gunu bana yasattigi, yasattiginin farkinda bile olmadigi o iplenmeme farkindaligi ve alakali hayal kirikligini kuzuma yasatmamak en buyuk amacim annelikle ilgili. Onu her serait altinda bir numarali onceligim yapacagima soz veremem, bu safca olur, insanim ben de. Ama kizimi bir dugun histerisine satmayacagimi emince soyleyebilirim. Annelik fedakar olmayi gerektiriyor, umarim benim insani kapasitem dahilinde gosterebildigim fedakarlik kuzumu hayal kirikligina sevketmeden, bana guvenini yitirmeden buyumesi icin yeterli olur. Ben onun kar yagmayan guvenilir dagi kalmak istiyorum.

Bugun koskoca kadin oldum, anne oldum. Ama hala da iplenmedigimi anladigim zamanlarda o 12-13 yaslarindaki ac kizin mahsunlugunu yasiyorum. Birileri bir yerlerde bir telas icinde diyelim, bir kosturmaca, bir eglence, bir tantana var. Butun bunlarin ucu bir sekilde sana dokunuyor diyelim, bir sekilde ac kalmis kizcagiz gibi bir perisanlik oluyor ihmal edilmenin sonucu, guvendigin daglara kar yagiyor cunku o tantanada. Koskoca kadinim ya, bir sekilde kendimi idare ediyorum, baskalarina muhtac olmamayi kivirmayi ogreneli cok oldu. Ama yine de iplenmemis oldugunu bilmek koyuyor. Bel bagladigin insanlarin kendi dertlerine veya zevklerine dusmusken “ya bu kiz ne olacak?” diye dusunmuyor oldugunu, daha da kotusu dusunup de “amaaaan bosver onu!” diye bosvermis oldugunu bilmek koyuyor. Dugun gunu tantanasinda ac kalmis bir kiz cocugu gibi basinin caresine bakiyorsun, iplenmemisligine kirildiginla kaliyorsun.

Reklamlar

2 thoughts on “Iplenmemek

  1. Benzer olaylari yasamis bir cocukluk gecirdigimden burnumun diregi sizlayarak okudum ve ayni hisleri kizima yasatmamak icin her gece dua ediyorum.

    • Annelik zor is, annemi daha iyi anlar oldum ama hatalarini da daha iyi anlar oldum. Annem calismiyordu mesela ama anne-kiz oyun oynadigimizi hatirlamam. Cocukla “kaliteli vakit” gecirmek lazim gercekten, ise donecegim zaman kendime hep bunu telkin edecegim!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s