Eve dönüş

Aşağıdakileri daha turkiye’deyken yazmıştım, araba yolculuklarımız sırasında. Sonrasında bir iki şey daha ekledim döndükten sonra.
***
Tatilimizin araba yolculuklu bir kismindayiz yine. Bizdik uyuyor sonunda. Herkeslerin bebeği uyumak için arabada tur attirtir bizimki arabada uyumamak için direniyor, uyuyamiyor. Bir keresinde onu koltuğundan çıkarmadan üzerine eğilip emzirdim öyle uyudu (kemerimi çözmem gerekti, Amerika’da bu mümkün değil). Yüzbin kere ninnisini çalıyoruz iphonedan. Koltuğuna örtü örtüyorum daha karanlık olsun diye. Kafamı da örtünün icine söküp sssss ssssss yapıyorum. Genelde ağlamadan uyumuyor arabada (gece hariç, hava kararmış ve uykusu gelmişse kafa tak diye düşüyor anında).

Son bir haftadır Şirince’deydik, bababeyin is toplantısına yamandık. Askeri kamp deneyimi olanlar bilir, oyle bir kamp gibiydi. Uykularımız arasında koyde dolandık, arkadaşların 18 aylık bebeği Nar kız ile oynadık. Tam 10 ay var aralarında ama ne çok şey farkediyor! Sabırsızlıkla bekliyorum pitir pitir yürüyeceği, günde 1 kez ama uzunca uyuyacağı, sabah daha vakitlice uyanacagi, göbeğin nerede deyince pat diye göstereceği, minik minik konuşacağı, oyunlar oynayacağı zamanları. Nar kız gibi akıllı olsun!

Tatilde geceleri pek feciydi: sivrisinekler ısırmadık yerini bırakmadılar, göz kapağı dahil. Yanımıza yatırdık bazı geceler, o çok güzel uyudu ama ben kötü uyudum. Bu sabah babasına sokulmuş ve kafası örtünün altında kalmış bulunca yok dedim cosleeping bize göre değil. Uykusu çok rezil oldu, ne yapacağız dönüşte bilmiyorum. En geç iki saatte bir uyaniyor, öyle 5-6 saatlik uyku falan kalmadı. Bir de uyandi mı emmeden uyumuyor, yirtiniyor. Eve dönünce normale doner umarım.

Bir teori de ac olduğu, doymadığı. Son zamanlarda fazla uykusuz kaldım, iyi beslenmedim ve üzüldüğüm/asabimin bozulduğu cok seyler oldu. Sutum azalmış olabilir belki bilmiyorum. Katilari daha çok yiyor, ama hala da doymak için yemiyor, o miktarlarda yemiyor yani. Sütte azalma olduysa belki acikiyordur ama çoğunlukla “rahatlama” emmesi oluyor (sanıyorum üst dişlerin rahatsızlığından). Yırtınıp ağlıyor, memeyi almadan, daha kucağımda oturunca susuyor ve iki firt çekip uyuyor geri. Yatakta benimle yatarken meme istemiyor o kadar mesela, 1 kere her zamanki normal emmesi. Evimize ve rutinimize geri donelim bakalım ne olacak.

İlk defa tatilden evimi özlemeyerek donüyorum, evin ozlenecek tek yani nazlikedi. Garibim uç haftadır arada uğrayan arkadasımız dışında yalnız, kafayı yemistir, biz dönünce yine garip garip sesler çıkarır.

Donerayak hastalandım, sinüsler minusler isyanda. Boğaz ağrım kendisini durmadan akan buruna bıraktı. Uçaklar kalkıp inerken feci ağrıyacak kulaklarım.

Bir haftadır koyde odada internet yoktu, bebisi uyuturken bol bol kitap okuma fırsatım oldu. 1Q84u böylelikle bitirmiş oldum. Şimdi de Game of Thrones başladım. Bu seri hala yazılıyor, yavaş okuyayım da kitapları bitirip “eee şimdi n’olcak?” diye merakta kalmayayım.

Gecen sene bu zamanlar Türkiye’de tatildeyken hamileydim. Bir sene icinde neler neler değişiyor. Balıkkız doğdu büyüdü de denize bile girdi. Bazen kucağımda uyurken anlık kafa karışıklıkları yasıyorum, “Bu güzel şey benim mi?” diye. Çok garip bir his, sanki 8.5 aydır onunla yatıp kalkan ben degilmişim gibi birden şaşırma hali oluyor, bu bebis de nereden çıktı dercesine. Hayran hayran seyrediyorum. Böyle anlar olmasa gecenin üçünde beşinde ağlayan bebeğe koşmak çekilmez zaten.

***
Dönüşten sonra devam:
Türkiye’de çok eleştirildik: kızın kilosunu ve beslenme seklimizi begendiremedik. İlle ağzına tikmamiz isteniyor, halbuki cocuğun yememe sebebi masada herkesin sirk maymunuymus gibi cocuğu izlemesi ve hatta “hanimis hanimis?” diye dikkatini çekmeye çalışması. Bir de gündüz yalnız uyumamasi, gece ışık ve ses hassasiyeti “çok kötü alistirmissiniz! Çık çık çık” ile yorumlanıyor. He, keyfimizden böyle alıştı. Zorla cocuğa göz maskesi taktik. Teallaam.

Benden sonra kocambey de hastalandı. Bicir’in burnu akıyor arada ama hasta olmadı, ateş keyifsizlik vs. yok. Siz siz olun, mendile ihtiyac duyacak kadar sumuklu hastaysaniz çocuklu insanlardan ride istemeyin, bütün aile perişan oluyor sonra. Annemlere bile bulastirmisiz, ona çok üzüldüm. Hatta kemoterapi gören babam için tehlikeli bile. İstanbul’daki iki gün babamla aynı odada durmadım bile ama bulaşmış iste ikisine de.

Yukarıda üst dişlerin gelmesini beklediğimizi yazmıştım, İstanbul’da bir baktık, orta üst beklerken onların yanındakilerden biri çıkmış!!! Orta üstler de geliyor, azıcık çıkmışlar. Aynı anda birkaç dis çıkarıyor, jetlag, yorgun, uyku bizde nanay. İki gecedir reziliz, devamlı kucak veya meme istiyor. İlk gece yorgun ve hastaydik, yanımızda yatırdık. Bizim (evdeki) yatağımızda ilk defa yattı. Ama artık yok, yatağa getirme olayını kapattık. İki günde alışmış, ten teması istiyor devamlı, sürekli meme erişimi istiyor.

Dis çıkaran bebekle yolculuk zor olur diye düşünüyordum ama yavrucuk sorun çıkarmadı, daha kolay uyudu, çoğunlukla uyudu. İki film izledim o uyurken!!! Uçaktan inince kucakta askidaki bebisi görüp iltifat ettiler hep, ne uslu bebekti diye (on sıralarda iki cocuk vardı daha buyukceydiler sanki, çok mizildandilar. Hatta onlar yüzünden uyumakta zorlandı ve erken uyandı bizimki). Bizimkinin tek sorunu merakı, etrafı, insanlari inceliuor; koltukları ve her seyi, eline verilenleri bayağı kurcalıyor (rahatsizlik vermediği sürece izin veriyoruz, oyuna çeviriyoruz).

Havaalanında çok garip bir şey yasadık İstanbul’da, kısaca onu anlatayım. Bebekle yolculuk yapınca çok parça eşyan oluyor, uluslararası yolculukta valiz sayısı da çok oluyor. Bir Victoria Beckham modunda seyahat etmiyorum, sırf kolumda cocuk. Ama artık balikkizla yolculuk deneyimimiz tam, güvenlik vs islerini seri hallediyoruz.

İstanbul’da terminale giristeki ilk guvenlikte sıraya girdik, bucur kucağımda askıda, kocambey valizleri banda koymuş bile. Ben askının icinden ceketimi çıkarmaya çalışıyordum ki kolum arkamdakine dokundu. Dönüp bakmadım ama dibime girmiş ve neredeyse ittiriyor oluşuna sinir oldum. Sonra bu kişi, bir kadinmis, “önünüze geçebilir miyim sizin isiniz çok sürecek” dedi. Ben şaşkınlık ve kızgınlık arasında gittim geldim bir an. Önce inanamadım bu lafı ettiğine, yanlis anladim herhalde diye dusundum, ucagini kaciriyor belki dedim. Ama hayir, cocugu ve parca sayimizi gorup onumuze gecmek istedi, bu barizdi. Parca sayimiz da o kadar abarti degildi aslinda: 3 valiz boy boy, sadece biri buyuk; iki sirt cantasi, cantasi icinde katli cocuk arabasi, infant boy carseat, canta icinde enzirme yastigi. İki kisiyiz bebek haric, yurtdisina giden birileri icin o kadar da cok degil, extra ucret vermiyoruz bagaja mesela. Ve kadin bu muhabbeti ettiginde biz otomatige baglamis, takir takir koyup geciriyorduk bile bagajimizi.

Kızgınlık baskın çıktı, “Siradayiz değil mi?” dedim sertce. Bozuldu, savunmaya gecti, “Soruyorum sadece, asabilesmeye gerek yok” falan dedi. Sabahın altısında, tabakhaneye bok yetistirircesine arkamdan ittir, önüme geçmeye çalış sonra zeytinyağı moduna geç, oldu! Acelen vardıysa cocuklunun arkasına durmayaydin, başka sıraya geçeydin. Sırf cocukluyuz diye niye önümüze gecesin? Hangi birini önüme geçireyim arkamdakilerin? Sen beni lafa tutmasan biz herhangi cocuksuz bir aileden daha seri geciyorduk zaten. Ben ceketimi çıkarmaya çalışırken o hoo bunların ısı uzun diye düşündü belki ama kocambey o sirada eşyaları koyuyordu bile. Sabah sabah asabimi bozdu kadın. Çocuklu aileler güvenliklerden geçerken vakit alabiliyor, keza hayvanla geçerken veya yaşlılar geçerken veya agirkanlilar geçerken veya dil bilmeyen acemi yolcular geçerken. Ben bu tür yolcuları görürsem başka sıraya geciyorum, dogruya doğru. Ama ola ki arkalarına düştüm, ittirmek, diplerine girmek, acele ettirmeye çalışmak, hele de önlerine geçebileceğim fikri aklımın ucundan geçmez. Ha uçağı kaciriyorsan, uçağım kaçıyor diye önündeki herkesten izin istersin, hatta görevliden yardım istersin. Böyle denyolarla sinirleri bozulmasın diye çocuklu, engelli, hamile ve yaşlıları ayrı sıradan alsınlar güvenlikte!!!

Neyse iste… Geri donduk, hemen ev aramaya başlıyoruz. Kuş bastırmadan taşınsak süper olurdu. Bu dairede kıs geçmez. Çok karanlık ve merkezi ısıtma (evde termostat yok, sıcaklığı ayarlayamayacagiz!?!).

Biraz normale donelim de is bakmaya başlayacağım ben de artık. Kaderimizde ne kariyer var acaba?

Foto telefondan koyamiyorum galiba. Denedim, olduysa Şirince’den iki foto.

20130921-201830.jpg

20130921-201854.jpg

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s