Yeni Hayat

Bir bebek dogurdum ve tum hayatim degisti… Tam bir sene onceydi.

Kac gundur minik baligimin 1 yasina girecek olmasi vesilesiyle gecen sene bu zamanlari dusunuyorum. Suyumun gelisi, arkadaslara yeni yil yemegi yemeye gitme planlari yaparken kendimizi hastanede bulmamiz, sancilarla gecen uykusuz bir gece ve sabah 8:07’de mutlu son.  Dogum hikayesinin bir kismini “live blog” yapmis, canli canli yazmistim hastaneden, gerisini de sonra kacak gocek yazmistim kucagimda bebek emzirirken. Ne cok sey yasandi, ne cok sey sigdirdik bir seneye!  Arada bu bir sene icinde cektigimiz binlerce kareye bakiyorum, google+ yil icinde paylastigim fotograflari video yapmis, muzik de eklemis, cok hos olmus, mesela o vesileyle.  O ilk zamanlardaki minnacik halleri, suursuz gulumsemeleri, sonra giderek buyuyusu, oturusu, ayaklanisi, yuruyusu, cingozlesmesi, minik bir conevagrrr olusu.  Bu gecen seneyi ve minigini katettigi yolu dusundukce basim donuyor.

Kisisel blogdan giderek bir “anne blogu”na donmeye baslayan bu bloguma bebegimle birinci yilimizin anisina guzel, duygu dolu bir yazi yazmak istiyordum.  Cok evirdim cevirdim kafamda, “nerden baslasam nasil anlatsam” diye.  Ama, dostlar, su anda birakin edebiyat parcalamak, edebiyat citlatamayacak kadar yorgunum.  Bocek son yazimda bahsettigim gibi mizildak hala, geceleri dogru durust uyuyamiyorum bir haftadan fazladir.  Dun gece de “hadi yeni yila uyanik gireyim” diye oturdum erken yatmak yerine ve 2 saatlik bir uykuyla duruyorum. Bebegimin hayatindaki ilk senesine dair soylenecek oyle cok guzel sey varken benim ilk soylemek istedigim: “uyku, biraz uyku, butun istegim buydu.”  Bir senedir -hamileligin son donemlerini sayarsan daha fazla suredir- guzel, doya doya bir gece uykusu cekmedim, uykularim boluk porcuk hep.  En son ne zaman sabah 5-6 sularini derin, guzel bir uykuda gecirdim bilmiyorum.  Annelik soyle muhtesem, boyle ulvi, bebegim soyle mukemmel, boyle harika diye bir guzelleme yazmak isterdim ama zorlu gecen su gunler (ve geceler) malesef anneligin zorlugunu carpiyor hep yuzume.  Uzuuuun yillar suren universite+doktora yillarimda sabahlamamis insanim, uykum oyle onemli, oyle kiymetliydi.  Bir senedir neredeyse unuttum, aksam 11de kafayi vurup sabah 7de kalkmak nasil bir seydi? Pazar sabahlari tembellik yapip saat 10a, 11e kadar uyumak, yatakta debelenmek diye bir sey de vardi sahi, hala yapiyor mu insanlar boyle seyler?  Biz unuttuk da…

Bir senedir kendimle bas basa kaldigim saatleri toplasan 24 saat etmez, benim gibi yalnizligi seven biri icin birisinin devamli sana bagimli olmasi, senden kopamamasi bazen cok bunaltici oldu, oluyor.  Bir mola ihtiyaci denizde bogulan birinin ihtiyac duydugu bir nefes gibi oluyor bazen.  O molada da cocugumu terkettim (o da babasina birakmak suretiyle!) diye suclu hissediyorum, aklim onda kaliyor.  Hicbir seye yetememek var bir de, o yetersizlik hissi beni bitiriyor.  Takmamaya calisiyorum ama bazen uzerime uzerime geliyor.  Butun gun bebekizin pesinden kosturduktan sonra sonunda uyudugunda ne yapacagimi sasiriyorum.  O degerli saatlerde 3e 5e bolunsem, birim uyusun, digeri esiyle vakit gecirsin, digeri yetisemedigi ev islerini yapsin, digeri ertesi gune yemek pisirsin, digeri blog yazisi yazsin, digeri is baksin, basvuru yollasin, digeri arkadaslariyla yazissin/konussun, digeri soyyyle cayini cekirdegini alip sacma sapan seylerle gonul eglendirip vakit gecirsin, dinlensin, ve daha neler neler.  Genelde uyku kazaniyor 😦

Zor gecti bu bir yil iste.  Cok istenen, cok beklenen bir bebekti bizim minik, bu surec icinde anne olmak icin yanip tutusurken anneligi cok romantize etmedim, kolay olmayacagini biliyordum elbet.  Ama bu kadar zor olacagini da bilmiyordum dogrusu -ki bizim minnakta kolik falan olmadi, genelde mizmiz ve aglak degil neseli bir bebek, ona ragmen.  Zorluklarin bir kisminin suclusu benim belki, kucakta uyutmak, uyku egitimi vermeye yuregimin varmamasi ve saire.  Bir sene oncesine geri sarip bu bir seneyi tekrar yasasam bir seyleri farkli yapar miydim, bilmiyorum, oyle geliyor ki her sey ayni olurdu.  Bir tek, 5. ay civari gece emmek icin sadece 1 kez kalktigi donemde gece emmelerini kesip bitirmeyi denerdim farkli olarak.  Belki sonra hareketlendigi, dislerin geldigi zamanlar avunmak icin emmek istemezdi geceleri kim bilir?

Dun gece 2 gibi uyanip bir turlu uyumak bilmeyen bebegim tam bir sene once disari cikmak icin ugrasirken oldugu gibi uykusuz birakti beni.  Sabah altini degistirirken de lazimliga oturmayi -ilk defa- reddedip agladi ve cisini oylece ortaya saldi, uzuuuuun zamandir boyle bir cis kazasi olmamisti ama yine tam bir sene oncesi gibi oldu: dogup kucagima verildiginde uzerime hem cis hem kaka yapmisti rezil! Artik dana oldu, bebeklikten cikip “toddler” oldu ama iste bazi seyler ilk gunku gibi!!! Bu detaylar da beni guldurdu bu yorgun gunumde.

Yorgunum, uykusuzum, annelik zor, sinirlarimi zorluyorum bir yildir deyip durdum.  Sikayet etmesi, sikayet edilecek seyleri bir bir saymasi kolay cunku.  Guzel seyleri anlatmasi zor ama, sorun orada.  Anlatilmaz yasanir anlar, bakislar, gulusler, guzellikler onlar cunku.  Ne bileyim, kucaginda uykusundan uyanip o sabah duvarlarina yapistirdigimiz deniz alti dunyasi cikartmalarini goruverince suratina yayilan saskin, heyecanli, mutlu gulumseme mesela.  Ancak bu kadar tarif edebiliyorum, o “an”lari bazen fotografla, bazen videoyla olumsuzlestirmeye calissam da hepsini kaydetmek mumkun degil.  Minik baligim bir yildir hayatimiza boyle guzel, insanin icini mutlulukla dolduran “an”lar serpistiriyor.

Yaziyi yavas yavas sonlandirirken derya kuzum icin bir guzelleme yapmak istiyorum.  Annesiyim ben, 38.5 hafta icimde buyuttum, dogurdum, 1 senedir onunla ic ice, koyun koyuna yasiyorum, onun benim icin bir mutluluk kaynagi olmasi, beni neselendirmesi cok dogal.  Ama benim kuzum dokundugu herkese nese saciyor, oyle guzel, oyle tatli, oyle gulec, oyle sevecen bir bebek.  Benim gibi introvertten nasil cikti bilmiyorum boylesi ama tam bir sosyal kelebek.  Disari ciktigimizda mutlaka en az bir kisinin suratina kocaman bir gulucuk kondurur.  En basit bir animiz bununla ilgili: Halloween’de ugur bocegi kiyafetimizle sokaklari turlamis artik geri donuyorduk.  Minnak babasinin omzunda oturuyor, etrafa tepeden bakiyordu.  Sokakta karsi yonden gelen trafik yavas ilerliyordu, arabanin icinde bir kadin bayagi yorgun ve bikkin bir sekilde ilerlemeyi bekliyordu.  Gozu bizimkine takildi, birden sikintili suratina bir gulumseme yayildi, yanimizdan gecerken acik penceresinden “Thanks for sharing that with us, you made my day!” dedi, “Bunu bizimle paylastiginiz icin tesekkurler, gunum aydinlandi” dedi yani.  Bu aklimda yer etmis ama benim guzel kizim bunu hep yapiyor, anlik dokundugu hayatlari guzellestiriyor, nese saciyor.  Ve ben ne sansliyim ki, o benim hayatimin tam ortasinda, dokunmakla kalmiyor, hayatimi kendi etrafinda ceviriyor.  Bir an dislerini gostere gostere gulumsuyor, bir an poposunu sallaya sallaya dansediyor, bir an gelip kocaman sariliyor, bir an opucuk vermeye calisiyor, bir an kedikiz’a dogru ataga kalkip badi badi kosturuyor basini (nedense) sol omzuna gomup, bir an dolabi karistirip neredeyse kendi kadar plastik kabi bavul tasir gibi oradan oraya tasirken “cok ciddi is ustundeyim ha!” bakisi atiyor.  O guzel anlari birlestirince iste, benim son bir yilki hayatim oluyor.  Hayat guzel yani bir yildir, hayat mutluluk dolu, minik sarisinim kollarima geldiginden beri.  Bir bebek dogurdum ve hayatim degisti, cok iyi oldu, cok guzel iyi oldu taam mi?

minnak

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s