Hav hav hav!

Istanbul’dan merhaba!

Nereden baslasam nasil anlatsam? O kadar cok sey var ki anlatacak. Yolculugumuz, anneanne’nin evini Derya-proof yapma cabalarimiz, dislerimiz, uyku(suzluk)larimiz, ve konusma cabalarimiz. Istanbul’da yasamanin zorluklari ve de.

Derya oglen uykusuna yatti, ipadden yazayim iki satir dedim. Umarim son zamanlarda yaptigi gibi yarim saatte hortlamaz, en az birbucuk saat uyur. Dun bir bucuk saat uyudu, bana hic ihtiyac duymadan. Arada kiprasti etti ama kendi kendine geri daldi. Normalde ne yaptigimizi asagida yazayim.

Yolculuktan baslayalim. Biz JFK-IST direkt ucus bileti almistik. Bizim oldugumuz sehirden direkt ucus yok, Avrupa aktarmasi yapmak gerekecekti. Tercihimizi 2,5 saat arabayla NYC’e gidip direkt ucmaktan yana kullandik ve cok cok dogru bir karardi. Gece 11 den sonraydi ucus, arabayla yola ciktigimizda kuzunun uyku saatiydi, daliverdi, uyudu biraz. Yollar delik desik oldugu icin bababey soylendi, bir daha ny’dan ucmak yok falan dedi. Vardigimizda daha erkendi, havaalaninda check in’i yapip takildik. Bebek arabasini da veriyoruz bagaja biz. Sonunda Ergo’da bir Derya, bir sirt cantasi ve ben guvenlikten gectik. Neyse ki family boarding vardi, zira bucurum ergo’dan kendini atmis kosturmak istiyordu. O halde sirada beklememiz imkansizdi. Ucaga binince etrafini inceleme hevesiyle sakin durabildi.

Koltuklarimiz en en arkadaki ikili koltuklardi, check indeki teyze guzellik yapip yanimizi bos birakmisti. Cok rahat ettik. Gecikmesiz kalktik ve daha kalkarken kuzu memede uyuyakaldi. Yemek servisi yapildiginda uyuyordu, host yemek kapaklarini benim icin acti, tek elle sagimdaki bos koltugun tepsisinden yedim yemegi. Kuzu uyandi, biraz oynadik, vakit gecirdik, sonra kabin isiklari kapatildi ve yine memede uyudu. O uyurken ben bir film bile izledim :). Yolculugun cogunda uyudu, uyumadigi zamanlarda da etrafi inceledi. Bir ara yurumek istedi, kucagimda kabin turu attirarak hevesini aldim. 8 saatte falan geldik, erken indik. Cok rahat oldu valla. Emzirme yastiksiz ilk ucusumuzdu, bebis yurumeye baslayali ilk yolculugumuz degildi ama yalnizdik. Olabildigince iyi gecti, yine “ne kadar sessiz ve uslu bebek!” Ovguleri aldik iniste.

Geldigimizde dayi (abim) bizi aldi, hastanede babami ziyaret ettik ve bizi annemlere birakti. Istanbul trafigi bizi ucaktan daha cok yordu dogrusu. Yine gecen yazki gibi araba koltugunda bebek emzirmek zorunda kaldim.

Annemler bizim icin iki kisilik bir yatak almislardi misafir odasina. Beraber yatacaktik ama aksam baligimi uyuttuktan sonra kalkmam mumkun degildi cunku bizimki uyandigi gibi ayaklanip yuruyor yatakta. Herhangi bir engel yoksa ucuna gelip duser yuksek yataktan ben monitorden gorup yetisene kadar. O haftasonu bir bariyer aradik ama aldigimizdan memnun kalmadik geri verdik. Uykusunda yuvarlananlar icin iyi de kalkip yuruyene celme gibi olur, daha kotu. Utu masasi uzerine sarilmis sunger minder ve sandalyelerle bayagi guvenli bir yatak yaptik ama ben yine de onu memede uyutup yanima yatirip yaninda takiliyorum. Gunduz ipadden downton abbey izleyip bitirdim, geceleri gazete kitap okuyorum telefondan. Erken yatiyorum, ev ahalisi de erken yatiyor zaten ( geldigimizin 3. Gunu babam eve cikti). Jetlag ve disler yuzunden gece uykulari berbat, ben de erken yatip uyuyabildigim kadar uyuyorum.

Ilk bir iki gun yemegi kucagimda yedirdim ama ne onun ne de benim yedigimden bir sey anladim. Sonunda chicco mode aldik, sandalye ustune baglanan, portatif mama sandalyesi. Ikea Antilop kadar begendim valla, bunu soyledigime ben de inanamiyorum. Temizlemesi rahat, guvenli, konforlu, kuzuyu zaptediyor, daha ne isterim? Yerim olsa geri getiririm ama yazin gelirsek yine lazim olacak. Bakalim.

Uykulara geri donelim: turkiye’de sabah 6-6:30 gibi uyanmayi tercih eder oldu, normalde 7cidir. Uyaninca anneanneye atip biraz daha dinlenme firsatim oluyor bazen. Erken kalkinca uykusu erken geliyor, son birkac gundur 10-10:30 gibi uyuyoruz. Ondan sonra baska uyku uyumuyor. Bir kere bogusa bogusa uyuttum ogleden sonra, yarim saat bir sey uyudu ama sonra gece uyumak bilmedi. Ben de aksam 5-5:30 gibi yatirmaya basladim. Son bir iki gundur boyleyiz, fena degil.

Buraya geldigimizden beri kopek disi krizi yasiyoruz. Basliktaki “hav hav hav!” oncelikle buna gonderme. Ustteki biri cikti, iki gun sonra digeri, bugun baktim alttakilerden biri de pitlamis, alttaki digeri de bekletmeyecek. En zoru bunlar oldu, salyadan cenesi isilik oldu, o derece. Geceler zor geciyor ama beraber yattigimiz icin daha rahat acikcasi. Daha onceki dislerde, ozellikle azilarda da olan seyler oluyor. Kendini rahatlatmak icin surekli emmek isteme, uykuya dalarken zorluk (dayanamayıp ağrı kesici verdim birkaç gece), gece bir noktada tamamen ayilip iki saat geri uyumamak.

Bu sonuncusu onceden karyolasinda uyurken cok sinir bozucu oluyordu. Biz yatirmaya calistikca o ayaga kalkip ziplayip oynuyordu. Simdi emiyor, donuyor, uyumaya calisiyor ama uyuyamiyor. Dalga gecer gibi ziplamasi yerine uyumaya calisip uyuyamadigini gorunce sinirlenmek yerine uzuluyor insan. Erken yattigimdan bu olay oldugunda biraz uyumus oluyorum, “oy yavrummmm!” diye uyumasina yardimci olmaya calisiyorum (hic konusmadan, oynamadan, mumkun mertebe ayaga kalkmasina izin vermeden). Bir uyku döngüsü boyunca ugrasiyoruz, sonunda uyuyakaliyor. Cosleeping hic haz etmedigim bir sey ama dogrusu bu sancili donemi atlatmanin en rahat yolu bu oldu. Havhav disleri en iyi zamanda geldiler diyebiliriz, mecburi cosleeping yaptığımız günlerde. Tabii gunduz anneanne desteginin varligi da extra rahatlik bu donemde.

Balik kizim gelmeden bir sure once dillenmisti. Kendi kendine konusup duruyordu, da da da’nin otesinde sesler cikariyordu, “lerilerileri” falan diyordu. Simdi artik yavas yavas manali kelimeler soylemeye calisiyor. Anne dedigi nadir ama “nannee nannee” diye annemin pesinden dolaniyor. Sitenin sokak kopeklerini seviyoruz disari cikinca, evde camdan onlari izliyoruz. Kopeklere hasta oldu (basliktaki havhav’a ikinci referans). Hani kopek? deyince “huuu huuu!” diye havlayip duvardaki kopekli panoyu gosteriyor. Dede diyerek dedesini gosteriyor. Sanırım Derya ve Derya gel diyor.

Daha bir iki sey var yazacagim. Aksama telefondan yazip bir iki de fotograf ekleyeyim. Simdi bunu post ediyorum ama geri gelin fotograflara bakmaya!!!

Ekleme:
Kuzu wonder week tamamladı zaar, birden bir akillandi sanki. Onu bunu göstermeler, çiçek koklamamızı, balon sisirmemizi taklit etmeler, mandal transferleri, kutu kapağı kapatmaya çalısmalar falan. Neden sonuc iliskileri kuruyor, bizimle kurduğu iliskide de daha ne istediğini bilir bir hali var.

Kızım bir pire. Burada havalar cok guzel, her gun parka gitmeye çalışıyoruz. Parktaki bakıcı/anneler hep ne kadar çevik ve hareketli oldugundan bahsediyorlar. Parkta kuzu oynatmak bayagi egzersiz oluyor bana da!

Son olarak Türkiye’de bebek arabası itmenin büyük eziyet oldugunu (kaldırım yok!!!), AVMye gitmek zorunda oluğumuz iki gun isik, kalabalık ve gürültülu müzikten ana kız ambale oldugumuzu, orada burada kuzuma dokunan, hatta hızını anlamayıp ben yetişene kadar kucaklayıp open Turk ınsanına gicik oldugumu ekleyeyim. Simdi fotograflar… Bayyyy!

20140220-183344.jpg

20140220-183413.jpg

20140220-183459.jpg
soğan sepetinin icine girdi

20140220-183529.jpg

20140220-183549.jpg

20140220-183611.jpg

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s