Kres maceralari

Daha onceki bir yazida kuzucugun krese baslamadan onceki iki haftada kres sinifina yaptigimiz ziyaretleri anlatmistim.  Okuyanlar bilecektir 3 gun giderek artan uzunluklarda ben hep yaninda olacagim sekilde sinifina ziyarette bulunduk.  Kuzu ilk bastan itibaren ortami cok sevdi, basta daha mesafeliyken giderek arkadaslari ve ozellikle ogretmenleri ile iletisime gecmeye basladi.  Ondan sonraki yazilarda kres maceralarimizdan bahsettim ama kres ve alisma sureci ile ilgili ayri bir yazi yazmak istedim.

Kuzu bir sosyal kelebek oldugu icin asiri endiseli degildim krese baslama konusunda, tek endisem benden ayri kalmaktan negatif etkilenebilecegiydi, 15 ay devamli birlikteyken gunun cogunu bensiz gecirebilecek miydi? Yaklasik iki bucuk aylik deneyimimizde boyle bir negatif etki olmadigi icin cok mutluyum.  Ayriligin yaninda Ingilizceye cok az maruz kalmis olmasi ve bu dili neredeyse hic anlamamasi endise kaynagiydi ama dil gelisiminin henuz basinda, hemen yakalayacaktir diye dusunuyordum, bu yonde gelismeler goruyorum basladigindan beri. Bir kafa karisikligi, bir “beni anlamiyorlar/onlari anlamiyorum” kaynakli sikinti gormedim, hatta tam guzel bir zamanda krese basladigimizi dusunuyorum dil kazanimi acisindan.  Yazinin gerisinde ayrilma/alisma, dil ve oyun+ogrenme konularinda daldan dala atlayacagim, bir de kresten bazi fotograflar ekleyecegim, biraz tekrar olabilir bazi seyler, yazi kendi icinde butunluklu olsun diye tekrar ediyorum onlari.

Amerika denen memlekette, hele de buyuk sehirlerde kres isi cok cok cok can sikici bir olay.  Insanin icine sinecek kres sayisi cok az, olanlarda yer bulmak cok zor (aylarca bekleme listesinde bekleniyor, hamile kaldigin gibi yazildigin listeler bunlar!), hadi yer buldun girdin pahali bir de.  Birbiriyle karsilastirabilecegim uc kres var gordugum: Bizim eskiden oturdugumus sehirde, universitenin kresi -ki arkadaslarimiz iki cocuklarini da oraya yolladilar, google’da calisan arkadaslarimizin bayagi sira bekleyip sonunda yer bulabildikleri google kampus kresi, bizim su anda gittigimiz kres. (Bir de bir Montessori okulu var diger arkadaslarin cocuklari sayesinde gordugum ama o kres degil okuldu, Montessori’yi o vesileyle tanimistim ama burada ondan bahsetmeyecegim.) Bu uc kreste de sinifta yer acilmasi icin beklemek gerekiyor, ve ucunun de kanunen uymasi gereken bazi standartlar var: sinifta cocuk basina dusen ogretmen sayisi ve cocuk basina dusen “alan” miktari.  Standartlar degismekle birlikte, bazi bagimsiz kuruluslardan onay alabilmek icin siniftaki ogretmenlerin egitim seviyelerinin de belirli bir duzeyde olmasi gerekiyor sanirim, cunku bizim kreste bu sebeple ogretmen degisikligi oldu yakin zamanda.

Once google’in kresinden bahsedeyim.  Bununla ilgili bildiklerim arkadasin paylastigi (ve agzim acik bakakaldigim) fotograflar ve internetten okuduklarimla sinirli, kendim gormedim (arkadas izin verdi, oglunun sinifinin fotograflarini paylasiyorum).  Reggio Emilia metodunu kullaniyorlarmis, bu metodu da bu arkadastan kres bahsi sirasinda ogrenmistim.  Fotograflardan goreceksiniz, sinif inanilmaz ferah, cok sade dosenmis, cocuklarin debelenebilecegi pek cok kose var.  Anlasilan Reggio Emilia’nin standardi olan bir dekorasyon var -ki dekorasyondan kastim duvar rengi degil oyuncaklar ve oyuncaklarin duzeni.  Oyuncak malzemeleri bildigin cer cop (deeermisim).  Tamam cer cop olmasa da gundelik malzemeler: degisik kumaslar, metal tas ve tahta kasik gibi bilumum mutfak gereci, odun parcalari ve taslar gibi dogadan “sey”ler, ipler… Kahve kutusundan, tuvalet kagidi rulosundan devsirilmis oyuncaklarda var (ehe, bunlar cer cop ama!).  Arkadaslar cok memnunlar kresten, su anda 4 yasinda olan oglan daha gecen sene dikis makines ile kendine canta dikmisti.  Evet, pedala basarak calistirilan bildigin elektrikli dikis makinesi ile.  Yani basariyla bir canta uretmis olmasina gelemedim bile, ben korkuyorum parmaklari kaptiracagim diye, bizim oglan tir tir tir dikmis kazasiz belasiz cantayi! Google’in kresi pek cok acidan ana-babalarin ruya kresi.

Gel gor ki google ile(!) basit bir aramayla google kresleri uzerine kopan firtinalari ogrenebiliyorsunuz.  Ozet gecmek gerekirse cok sira bekleniyor (arkadaslardan biliyorum), yazilabildiginde de maliyeti ASIRI cok.  Reggio Emilia’li yeni krese gecmeden once fiyat daha uygunmus, bu gecisle fiyatlar %70 artmis (bu fiyat artisi ile ilgili cogunlukla kopan firtinalar, enteresan hikaye, arayip okuyun).  Aramada figurler de veriyorlar aylik ucretler icin, ben dogrusu nedir bilmedigimden burada atip tutmayayim.  Internetten ogrendigimiz baska bir sey hocalarin universite mezunu ve en az 3.5 ortalamali olduklari.  Yani egitimi, organik yemekleri, temizligi, ferahligi, her seyi cok guzel gorunuyor ama feci tuzlu.

Ikinci kres benim eskiden calistigim universitenin kresi.  Bizim kuzuyu listeye yazdirmistik ve 4-5 aylikti sanirim arayip baslatabilirsiniz demislerdi ama ben ders vermiyordum o donem, ne gerek var dedik, hic gitmedik.  Arkadaslarin yavruyu almaya gittigimiz bir iki seferden bildiklerime dayanarak ideal kres oldugunu soyleyebilirim.  Ilk olarak cok temizdi, sinifa ayakkabini cikarip ya da galos takip giriyorsun.  Sinif bayagi genisti, ortada genis bir bos alan vardi.  Bu kres atistirmalik ve oglen yemegi veriyor fiyata dahil olarak.  Arkadastan hatirladigim cocugu almaya gittiginde ne yedigini ve ne yaptigini bir deftere bakarak ogrendigi idi, yani olan biteni deftere isliyorlardi. Egitim felsefesi olarak belirli bir seyi secmis gibi gorunmuyorlardi, ama iki numarayi takip edebildigim kadariyla (4 yasinda o da) bol bol aktivite (kagit tabaklardan bilmemne yapalim) ve “field trip”/okul disina geziler oluyor.  Bu kuzu en son gorustugumuzde (3.5 yas civari) okumayi sokmeye baslamisti, canta diktigi haberini almis degilim 🙂

Ogretmenlerinden hep memnunlardi, sinifta bir sorun oldugunda ogretmenler, yonetim ve gerekirse kresin de bagli oldugu universite birimi ile konusarak hallediliyordu.  Bu kresle ilgili hosuma giden bir sey de sosyallesme firstlari oldu.  Mesela benim Turk arkadaslar benim bolumumden bir iki arkadasla benden cok sosyallesiyorlardi cunku cocuklari ayni siniftaydi.  Ilk cocuklari en az 4-5 sene ayni siniftaydi, hem cocuklar hem aileleri bayagi kaynasmisti.  Fiyat/kalite acisindan en ideali bu kres diyebilirim.

Ve son olarak bizim kres.  Pesin pesin soyleyeyim, bu uc kresi gezip birini sececek olsam bizimkini secmezdim.  Sartlari diger ikisi kadar ideal olmasa da fiyati bayagi yuksek.  Ama diger iki kres Kaliforniya’da, bizim elimizdeki secenekler icinde en iyi iki kresten biriydi ve yer acildiginda atladik resmen.  Egitim felsefesi acisindan universite kresine yakin, Reggio Emilia veya Montessori sistemi gibi bir sey uygulamiyorlar, daha klasik “learning through play” yani oyun araciligiyla/oynayarak ogrenmek gibi bir yaklasimlari var.  Sinifin organizasyonu Montessori esintileri tasiyor: Cocuk boyunda dolaplarda oyuncaklar, cocuk masa/sandalyeleri, cocuk boyu mutfak seti.  Ama oyuncaklar bildigin oyuncak: bebekler, bezden sebze/meyve/yiyecekler, plastik dinozorlar, hayvanlar, renkli buyutecler, itfaiye arabalari ve saire.  Biraz daha R.Emilia turu kotarilmis oyuncaklar da var: Siselere doldurulmus renkli sular, bazilarinda siseyi salladikca oynayan simler, bazilarinda baska malzemeler.  Bir de silindirlere doldurulmus degisik malzemeler, salladikca degisik sesler cikariyorlar.  Montessorideki gibi cocugun ulasabilecegi seviyede surahi/bardak vs. olayi yok, cocuklar ihtiyaclarini gidermek icin ogretmenlerle iletismek zorunda.

Eski binadaki bir ufakliklar sinifinda cocuk tuvaleti vardi ama bizim yeni binadaki sinifta yok, o yuzden kuzu evde lazimliga yapsa da (ozellikle iki numarayi) kreste bir sonraki sinifa gecene kadar beze talim.  Ama diger sinifa ayakkabiyla giriliyordu, bu sinifa (cocuklar disindakiler) ayakkabilari cikarip/galos takip giriyor.  Temizlik konusunda on numara diyemem ama yeterince iyi diyebilirim.  Ozellikle yemek oncesi sonrasi cocuklarin ellerini yikama konusunda cok titizler.

Teoride tatmin edici olan “oyunla ogrenme” pratikte biraz sallantida yalniz.  Yani girisim var ama genelde ortamdaki kaos yuzunden pek cok sey arada kayniyor.  Benim gibi kontrol manyagi birisi icin “imdaaaakkkk!” dedirtecek bir durum ama aslinda sanirim olmasi gerektigi gibi oluyor.  Soyle anlatayim: Mesela sabah aktivitesi (ogretmenin kendisinin yaptigi yense de zarari olmayacak) oyun hamuru ile oynamak.  Ogretmen dolaptan cikarip birkac parcaya bolup masaya koyuyor hamuru.  Cocuklari zorla oynatmak zaten mumkun degil, gidip “aa, hadi gelin bakin ne ilginc” diye basina oturup kendisi oynamaya baslasa belki 1-2 cocuk ilgilenip gelir ama bebeler kendi baslarina buyruk takiliyorlar!!! Bazisi hic gelip bakmiyor bile, bazisi gelip iki mincirip gidiyor, bazisi oturup oynuyor.  Her sabah bir seyler kuruyorlar, yok legenin icine su, onun icine de bir seyler (karistirsinlar diye kasik, plastik baliklar vs. vs.) koyuyorlar ama iste oyunla ogrenme “haydi cocuklar tekrar edelim aaa, beeee, ceee” gibi bir sey degil.  Buyuklerin sinifinda daha kontrollu, beraber oyun+ogrenme oluyor anladigim kadariyla, daha kitabin o kismina gelmedik, gelince gorecegiz!

Hava uygun oldukca disari cikiyorlar, bu genelde ogle yemeginden once oluyor.  Ya mahallede yuruyus yapiyorlar, ya kresin ufaklik bahcesinde takiliyorlar.  Bu aralar yaz gunu oldugundan koca legenlere su doldurup su oyunlari oynuyorlar (kuzuyu aldigimda islak mayo da aliyorsam oglen uykusunu guzel uyudugunu tahmin edebiliyorum, normalde 1 saat 15 dakikayi gecemiyor ama su oyunu oldugu gunler 2 saat hatta 2:30 uyudugu oldu!).  Disari cikarken sektirmeden cocuklara gunes kremi suruyorlar, buna arti puan.  Disarida kum camur oyunlari, topragi kazip solucan arama gibi seyler yapiyorlar (iyyy). Bu sinif henuz “infant/bebek” sinifi oldugu icin daha kontrollu bu tur oyunlar ama “toddler/cocuk” siniflari bildigin domuz gibi debeleniyor bahcenin “mud kitchen/camur mutfagi” kisminda.  Camur mamur demisken, boya konusunda cok rahatlar, bizim sinifta bile.  Cocuk bazen bir geliyor, kiyafet degismis, kirlisi bastan asagi boya.  Bazi boyalar parmak boyasi, bildigin puding gibi, bata cika boyuyorlar onlerindeki kagitlari (ve ellerinin degdigi her seyi).

Sinif bana kaotik geliyor, 9 yavruya 3 ogretmen olmasina ragmen.  Cocuklar zaten serbest salinimda, bidir bidir dolaniyorlar.  3 tanesi daha ufakca, o ucunun biri daha bu hafta ilk adimlarini atmaya basladi.  Onlar genelde kucak istiyor ya da uykulari geliyor ve mutemadiyen agliyorlar.  Ben dayanamiyorum hemen gidip oyalamaya calisiyorum ama ogretmenler eger baska isleri varsa birakip aglayana meme vermeye kosmuyorlar.  Aglayan cocuga dayanamiyorum ama ogretmenleri de “aglattiniz gidip kucaklamadiniz yavruyu” diye kinayamiyorum.  Boyle bir durum oldugunda genelde cocukla konusuyorlar tabii “Ooo, Maya, kucak istiyorsun ama su anda yiyecekleri hazirladigim icin seni alamam, birazdan masaya oturacagiz tamam mi?” falan.  Sabahtan itibaren devamli bir program dahilinde kosturuyorlar zaten.  Sabah oyununu kur (hamurdu, legen+suydu vs.), kaldir, temizlik el yikama yap, atistirmaliklari hazirla, cocuklari oturt, yesinler, kalksinlar, ortaligi topla, disari cik (krem surundukten sonra), disarida oyunlar/yuruyus, geri gel, el yika oturt oglen yemeklerini ver, kendi yemegini ye o arada, ortaligi topla, uyku ortamini hazirla, onlar uyurken (ki benimki gibi erken kalkan ya da minikler gibi uyku saatleri farkli olanlar var) defter tut, bulasik yika, onluk yika, ve benzeri sinif isleri yap, uykudan uyananlara atistirmalik hazirla ver, uyuyanlari uyandirmadan oyun oyna.  Butun bunlara ek olarak her cocuk gunde en az uc kere alt degistiriliyor, ufakliklar uyumak icin pispislanmak istiyor vs.

Kuzuyu almaya gittigimde uc seye bakiyorum: yanina koydugumuz yemeklerden ne yemis/yememis, uyku panosuna bak-ne kadar uyumus, alt panosuna bak ne cis/kaka yapmis.  Yani bizde defter tutulmuyor ama neler olduguna dair bir fikir oluyor.  Bazi gunler ogretmeni sunu bunu yaptik diye not yaziyor, fotokopiyle cogaltip kutulara birakiyor.  Cogunlukla da onu almaya gittigimde emzirirken bir ogretmeni bu gunu soyle boyle gecirdi diye izahat veriyor.

Kreste “keske soyle olaydi” diyecegim seyler var, yok degil ama olay ogretmenlerde bitiyor dogrusu.  Cocuguma sevecen ve ilgi ile yaklasan ogretmenleri var, bunu bilmek diger seyleri onemsizlestiriyor.  Gecen ay bir ogretmeni degisti, ona uzuldum cunku (yenisiyle de bir sorunum olmasa da) giden ogretmen cok sevimli, cok hopbidi hopbidi oyuncu bir ogretmendi.  Kizimin ogretmenleriyle iyi anlastigini goruyorum ama bir tanesini daha cok sevdigini de goruyorum (o sinifa girdiginde yuzu aydinlaniyor o derece!).

Alisma sureci ile ilgili bir iki sey soyleyeyim: Baslamadan birkac gun beraber gitmeni cesaretlendiriyorlar, ziyaret ediyorsun bizim de yaptigimiz gibi.  Ama bu sureci fazla uzatmanin da taraftari degiller.  Bizimki kres ortamini cok sevdi, o yuzden arkamdan aglama isi cok uzamadi.  O aglamali gunlerde de gidecegim zaman ogretmenlerinden biri onu alip “anne her zaman geri gelir” diye avutuyordu, ben cikarken arkamdan agliyordu ama daha ben kapinin disinda ayakkabimi giyerken sustugunu duyuyordum.  Hic oyle girip “ah yavriiimmm” diye kucaklamadim, ciktim gittim hep.  Cok kisa bir sure sonra aglama falan kalmadi, aksam geri gidip alacagimi anladi herhalde.  Simdi sabah sinifa gidince ilk is yaptigimiz el yikamayi yaparken bile gozu arkada oyunlara katilma derdinde.  Baayy diyor.  Diger annelerden biri ve aile koordinatoru yonetici de ogretmenlerinin de hep dedigi gibi “cok cabuk alisti, goren 1 ay once basladigina inanmaz!” dediler gecen ay.  Alisma surecinde iyiyce giden bir sey de yemesi.  Bazen gec kaliyoruz, kahvaltidan kalkip gittigimizde atistirma saati oluyor.  Seninki oturup kahvaltida olmayan istahla orada verilen atistirmalik ne varsa goturuyor kitliktan cikmis gibi.  Aksam evde yemedigi seyi ertesi gun yanina koydugumuzda yemis oluyor.  Krese baslayali kilo aldi, hafif tombullasti (bir de hastaliklar olmayaydi!!!)

Kresle ilgili yolunda gitmeyen 3 sey var ama ucu de buyutulecek seyler degil, zamanla hallolacak.  Biri hastaliklar iste, basladigindan beri 6. hastalik, el-ayak-agiz da dahil olmak uzere devamli bir seyler kapiyor, su anda da burnu tikali ve oksuruyor geceleri.  Kaderimizse cekecegiz, bunyesi gucleniyor diye kendimi avutuyorum, yapacak bir sey yok.  Ikincisi uyku: evde oyle boyle 2 saat uyuyor genelde ama kreste evdeki gibi sessiz ortam yok, onlar uyurken uyanik bebekler agliyor, kapilar carpiliyor, ogretmenler konusuyor vs.  Bizimki daha ilk haftadan emzigini alip sedye/yatagina yatip kendi kendine uyumaya baslamisti (bu bile bir mucize aslinda).  Bir sure 30-40 dakikalik felaket uyku/disaster nap’ler yapip uyandi.  Sonra yavas yavas bu sure uzadi ve su anda 1:15 gibi bir ortalama uyuyor.  Buna da sukur diyorum, en azindan gercek uyku.  Arada 1:30,1:50, 2:00 ve 2:30 uyudugu oldu, sabah su oyunu yaptiklari zamanlar iyi uyuyor galiba.  Soyle 1:30-2:00 saatlik bir sureyi normalize etse cok cok sevinecegim.  Sinifindakilerin uyku sureleri parmak isirtiyor, hele bir Theo’muz var, cilgin gibi yemek yedigi gibi zom olup saatlerce uyuyor da!

Son “sorun” parmak isirma.  Kuzunun bir iki denemesi disinda meme isirma girisimi olmadi.  Bu denemelerde de hemen memeyi cekip isirana meme yok dedim (bagirmamak, kizmamak cok zor canin oyle aciyinca ama tepki vermemek onemli).  Isirarak sevme konusunda kendimizi frenledik, isirmak sevgi ifadesi olarak aklinda yer etmesin diye.  Gel gor ki simdiye kadar 4 parmak isirma hadisesi yasandi.  Bir sekilde arkadaslarinin parmaklarini isiriyormus, bir keresinde bize oyuna gelen arkadasin kizininkini de isirdi, oradan biliyorum bayagi iz birakacak, acitacak sekilde isiriyor.  Alip agzina goturup mu isiriyor, yoksa oyle denk geliyor da mi isiriyor bilemiyorum.  Anladigimca kafasi karisinca (frustrate olmak Turkcesi ne?) hart isiriyor.  Ogretmenleri kenara cekip “disler/isirmak yemek icin, salatalik havuc isirilir, arkadaslarin parmaklari isirilmaz” diyormus.  Olumlu ya da olumsuz bir “reaksiyon” alirsa onu hep almak icin hep isiracak, o yuzden notr olmak onemli.  Ben de onlardan ogrendigim gibi yapmaya calisiyorum, tepki vermeden telkin.  Baska ne yapilabilir bilmiyorum, bu isirma isinden vazgecse iyi olurdu.  Ogretmeni bu yasta normal, kelimelerle ifade etmeyi daha beceremiyor o yuzden diyor.  Onlarin yonlendirmesini takip ederek cozecegiz insallah.

Kelimelerle ifade demisken, en bastaki dil edinimi konusuna deginip bitireyim.  Bizdik su anda sadece kelimeler soyluyor, bir kismini da anlamiyoruz 😦 Sanki Ingilizce kelimelerde bir agirlik var ama iki dil de karisik gidiyor diye dusunuyorum.  Ingilizce bubbles, baby, truck, ball diyor, Turkce baba, (kitaptaki aydedelere) dede diyor (nanne-anneanne, memme, anne, dur, azzlll-Nazli gibi kelimelerine yeni ek).  Gap gap deyip duruyordu, ogretmeni “bugun cup/bardak dedi” deyince “hmm gap gap derken cup mi kastediyor acaba?” dedim ama “gap” hala anlayamadigimiz kelimeleri kategorisinde.  Bu birkac ay icinde iyice dillenecek, hem heyecanla bekliyorum hem de basimiza geleceklerden korkuyorum!!!

Bu kres mevzusunu bizim kresten fotograflari da ekleyip bitireyim.

Reklamlar

4 thoughts on “Kres maceralari

  1. Merhaba Ebru,
    Güzel bir yazı olmuş. Amerika insanı bazen kendine hayran bırakırken bazense gerçekten korkutuyor. Kreşteki sıra ve ücretler mesela çok acaip. Ama gerçekten ilgileniyorlar herhalde. Bizde ise öğretmenin eğitimi vs o kadar önemli değil, öğretmen başına düşen çocuk sayısı da kesin çok daha fazla… Yazıyı okuyunca hele de 2 yaş altı bebelere bakmanın aslında ne zor olduğunu gördüm, tabii anne olarak biliyorum; ama öğretmen açısından…
    Biz de her cumartesi 1 saat 5 oğlanla “oyun grubu” yapıyoruz, geçen Ocak ayı sonunda başladık, o zaman benim oğlum 1 yaşını biraz geçmişti, en büyükleri ise oğlumdan 3 ay büyük. Ve tesadüfen gelişen bir iki kez dışında -o da beraber yastığı atıp fermuarını açmaca gibi- birlikte oynamıyorlar aslında, zaten de beklemiyoruz; yine de fasülye, mercimek oynatmayı denedik, balkonda havuz denedik, oyun hamuru denedik; ama hepsi aynı anda aynı şeye odaklanmıyor. Daha zamanı var biraz.
    2 – 2,5 yaşında bakıcı yerine kreşin daha faydalı olacağını düşünüyorum ben de;)

    Eda

    • Burada krese baslama yasi cok dusuk, dogum ve bebek izni cok rezil durumda. Bizde bebek tam hayatimizda bazi degisikliklerin olacagi donemde geldi, denk geldi, onunla kalabildim 15 ay. Ama normalde izin 8 hafta (bir kismi da ucretsiz izin). Amerika bu acidan cok acimasiz, Avrupa’daki sosyal devletin anne-cocuk-aile yaklasimlari kesinlikle yok. Bizimkilerin sinifina yeni bebek gelecekmis bu ay, daha 3 aylik. Eminim annesi ici kan aglayarak yolluyordur ama mecbur.

      Krese gitmeyen cocuklar icin oyun grubu cok guzel ama onu ayarlamak oyle zor oluyor ki (biz hic beceremedik). Kafaca ve yasca uygun cocuklari/aileleri bul, herkese uygun vakit bul, bulus… Turkiye’deyken hep ayni saatlerde sitedeki parka gelen cocuklarla rastsal oyun gruplari olusuyordu bazen 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s