19 Aylik kuzunun dili cozuluyor

Bizim minnak 19 aylik oldu bile.  Su siralar cok sikintida, cunku konusmak isteyip konusamiyor. Kendisini ifade etmekte zorlandigi icin sinire kestigi oluyor bazen.  Sunu mu istiyorsun, bunu mu demek istiyorsun diye tercume etmeye calissak da ise yaramiyor cunku ya her seye “no!” diyor ya da her seye keyfine gore asagi yukari ya da iki yana kafasini salliyor (bunlarin anlamini tam kavrayamadi anlayacaginiz).  Ama insanlik icin kucuk olsa da kendisi icin bayagi buyuk adimlar atiyor dil gelisimi acisindan, onlardan bahsedeyim biraz.

Daha onceki yazilarda bahsettiklerime ek olarak yeni kelimeler ogreniyor.  Kelimeler cooook yavas geliyor ama en beklenmedik kelimeleri soylemek istedigine karar veriyor.  Kaplumbaga dedigini anliyoruz artik: kaplumbaga demiyor tabii, kapu kapu diyor.  Hani onceki yazilarda “gap gap diyor ogretmeni cup/bardak soyledigini saniyor ama emin degilim” demistim ya, o gap sonra gapu ve kapu oldu, meger kaplumbaga demekmis.  Ugur bocegi “jivey jivey” gibi bir sey.  Hadi kuslari sayalim falan deyince basliyor “bir” diye. “Gule gule” diyor, Turkce konusmaya calisan Amerikalilar gibi diyor bunu. Bir de geyik demeye calisiyor, geyk gibi bir sey cikiyor. Sanirim bugun muz ve zurafa demeye calisti, uzz ve züü seklinde.  Bir de “Sen benim annem misin?” kitabi var, onu getirirken “menimenim” diye getiriyor, galiba benim demeye calisiyor orada da.  Daha kim bilir anlamadigimiz neler diyor yavrucak.  Ingilizce soyledigi yeni seyler var mi bilemiyorum, bubbles, baby ve ball bildigini bildiklerim, o cephede yeni bir sey yok.

Kelime dagarcigindan anlayacaginiz gibi hayvanlara ve baliklara asiri merakliyiz.  Yaz basinda buradaki hayvanat bahcesine uyelik almistik, simdiye kadar uc kez gittik.  Her gidisimizde daha cok ilgilendi hayvanlarla (ilkinde daha cok etraftaki cocuklarla ilgilenmisti).  Her seferinde eve dondugumuzde evdeki hayvan resimli kitaplara daha fazla sardi.  Odasinin duvarindaki balik cikartmalari ve gece uykuya hazirlanirken actigimiz hayvanli, balikli, koyun/ay/yildizli versiyonlari olan projektorden gorduklerine de daha bir ilgiyle bakiyor (deniz kaplumbagasini gorunce kapuu kapuuu, baykusu gorunce hu huuuu, maymunu gorunce maymun gibi uh-uh-oh gibi performans da sergiliyor!).  Tesadufen aldigim flamingolu pijamalari var, hayvanat bahcesindeki flamingolari gordugunden beri daha hevesle giyiyor.  Uzerinde hayvan olan her seyi daha bir hevesle giyiyor aslinda. Belki isimlerini soyleyemiyor ama bir suru hayvani taklit ediyor: koalanin agaca sarilmasi, flamingonun tek ayagini kaldirmasi, gorilin gogsune vurmasi, maymunun kafasini kasimasi, kurt ulumasi, kanguru ziplamasi, kelebegin pir pir kanat cirpmasi, penguenin paytak yuruyusu, filin kocaman kulaklarini sallamasi, timsahin agzini sak diye kapamasi aklima gelenler. Kitaplardaki resimlere bakip bakip bunlari yapiyor.

Kitap demisken: son bir iki haftadir yeni bir huy gelistirdi.  Emerken kitap okuma keyfi veya kitap okurken meme keyfi, tam cozemedim, ikisinden biri.  Kitaplari hep pek severdi, sabahlari lazimligina oturunca mutlaka kitap okur mesela.  Ama simdi eline kitabi alip emzirme koltuguna gidip vuruyor, gel otur diye, memmee memmee diye de bagiriyor. Zorla oturtup, kitabi elime tutusturup tirmaniyor, yapisiyor memeye, aciyor kitabi.  Sonra on yuz bin kere kitabi anlat: goril, goril bekcinin anahtarlarini calmis, aa fare de balonun ipini kemirip koparmis…. Goril, fil, zurafa, aslan, sirtlan, armadillo, fare cetesindeki hayvan isimlerini tekrarlaya tekrarlaya dilimde tuy bitiyor.  Evde oldugunda devemli memede (tabii bunda yine hasta olmasinin ve istahinin kapali olmasinin da etkisi vardir).  Ayilip bayiliyorum artik hayvan ismi soylemekten, ayni hikayeyi anlatmaktan.  Soylemezsen hayvani gosterip iiiiiihhh iiihhhh diye desibeli artirarak israr ediyor soyle diye.

Dil gelisimi konusuna geri donecek olursak: Bir suredir laftan anladigini biliyorduk zaten ama neyin ne oldugunu tam bilmiyordu galiba.  Bu bahsi gecen gorilli kitapta hep “hangisi fil? fil nerede?” diye sordugumda fili gosteremiyordu (digerleini de). Cok kisa bir sure icinde, artik ne olduysa, her seyi gosterir oldu.  Bilmedigini de bir kac kere gosterip soyleyince kapiveriyor.  Kitaplarinda ugur bocegi nerede, kelebek nerede, top nerede, yildizlar nerede sor parmagiyla gosteriyor bir bir. Sokak lambalarini, agaclari da gosteriyor.  Kaplumbaga falan olursa kapu diye soyluyor.  Tekrar cok onemli sanirim bu ogrenme icin, ilk “aydede” ile baslamistik: Gece uykudan once kitabinda aydedeli sayfalarda israrla aa aydede, aydede nerede falan diye soruyordum.  Once orali olmamisti, bir sure sonra dedeee, adedeee diye gostermeye basladi.  Sonra da diger seyler hizla geldi. Haftasonu birkac kere kelebek gorduk, simdi kitaptaki kelebekleri gostermeyi cok seviyor.

Uyku demisken ondan da bahsedeyim.  Masallah su siralar -hastalik sorunu olmadikca- uykusu cok guzel gidiyor.  Aksam cogunlukla cok sac bas yoldurmadan uyuyor en gec 8de (genelde 7:30 gibi, biraz oglen uykusundan kacta uyandigina bagli).  Sonra sabah bazen 4:30a kadar ama cogunlukla 5 gibi uyaniyor ve sonra ya meme keyfi yapiyor ya da emip biraz daha geri uyuyor.  Kuzucuk boyle guzel uyudugu zaman cok seviniyorum.  Bir de bu erkenden hortlamayi halletsek, aksam yatip sabah 6ya kadar falan uyusa… Tamamen memeden kesmedikce sabah hortlayip meme isteyecek korkarim.  Neyse buna da sukur.

Tabii arada hastaliklar bitmiyor. Bir hafta iyiyse bir hafta burnu tikali ve akiyor. Arada ishali oldu. Ama artik oyle direncli atesi olmuyor, krese gitmesine engel olmuyor yani. Gitmesini engelleyecek halsizlik falan da olmuyor zaten, hep hareketli zilli. Bazen daha mizmiz oluyor. Eve getirdigi virusler beni daha cok hasta ediyor. El ayak agiz beni surundurmustu, gecen hafta yine hastalandim, sindirim sistemim feci darbe aldi. Neyse ki bababey evdeydi bu sefer, ben yattim, o yavruyla ilgilendi.  Bu mide virusu yuzundendi sanirim bir gece yattiktan birkac saat sonra kustu.  Boyle kusmasi hic olmamisti, yazik uyanip sasirdi, agladi.  Bababey hizlica temizledi, ben de geri yatirdim ama o kusmuk o kadar igggggrenc kokuyordu ki temizlesek de kokusu kaldi (air purifier var, onun sayesinde gecti sonra koku).  Hasta olmasin cocuklar ya, insan cok caresiz hissediyor.

Kuzu ile babasi artik krese bisikletle gidiyorlar! Bisiklet koltugu ve kask aldik, oturuyor babasinin arkasina tin tin gidiyorlar. Basta kasktan hoslanmadi, hala da bayilmiyor ama bisikleti seviyor, kaska katlaniyor. Ben arabayla gidip gelmek zorunda kalmiyorum, cevrecilik puani kazaniyoruz, bisiklet guzel, bisiklet cici.

BIr de su siralar kendisini kesfetti sanirim.  Bu devrin cocuklari hep fotograflari, videolari cekilerek buyuyorlar akilli telefonlar sagolsun.  Bizimki kendi fotograf ve videolarini gorunce oradakinin kendisi oldugunu tam anlamiyordu, yeni cakti sayilir.  Bir gun videosunu cekerken ona donuk kamerayla cekeyim dedim, ekrandaki goruntusu kendi yaptiklarini yapinca bir sasirdi!  Agzini acip kapatiyor, arkasini donup gidiyor ve omzunun uzerinden kontrol ediyor o da gidiyor mu diye, kosa kosa geri donup geliyor falan.  19 aylik omrunde cektigimiz bir suru video icinde en komik olan buydu sanirim.  Bu eglenceden sonra ikea’da cocuklar icin plastik ayna gordum.  Goruntu normal ayna gibi ama cam degil.  Aldik yapistirdik duvarina, cok seviyor gitsin baksin, aynadaki kendisiyle oynasin.  Video cekerken yaptigi gibi kenara cekilip sonra kendisine bo falan yapiyor.  Kiyafetlerine bakmayi da seviyor suslu kokos.

Bu kuzunun amcasi Turkiye’den tatilden dondu, haftasonu onun yanina gittik.  Bize mart ayinda gelmisti, o zaman cektigi videolara bakiyorduk.  Daha kac ay once, 6 ay olmadi ama kuzucuk o zamandan beri nasil buyuduyse o hali cok minnak geldi videoda.  Nasil hizla buyuyorlar yahu.  Son birkac haftada boy atti biraz, 18 aylik pantolonlari falan yavastan kapri moduna gecmeye basladi. Anneannesi amcasi ile yeni ciciler yollamis, onlara cekmeceden yer acmak icin bayagidir yapmam gereken ama geciktirdigim bir “emekliye ayirma” operasyonu yaptim.  Kuzunun kiyafetlerinden kuculenleri ayirip kaldirmaya emekliye ayirma diyoruz.  Yakin zamana kadar seve seve giydigi badileri, taytlari, pijamalari artik kaldirmanin vakti gelmisti.  Onlari ayirirken icim bir hos oldu, onlarin icindeki daha kucuk halleri geldi aklima, simdi becerebildigi bir cok seyi daha beceremedigi halleri.

Duygusallastim sabah sabah, bizim minnak balikkiz da buyudu toddler/cocuk oldu.  Te ona hamileyken aldigim rengarenk cizgili bir elbisesi vardi, onu kaldirirken hamileligim geldi aklima.  Sabah kahvaltida ona bakarken de icime dolan bir hisle doldum.  Hamile kalmaya calisirken ya da hamileyken hep dusunuyorsun, nasil bir bebek olacak, neye benzeyecek?  O karsimda bicir bicir bir seyler soyleyip ekmegini kemirirken ona bakip o zamanlar hic boyle guzel, boyle tatli, boyle zilli olacagini tahmin edemeyecegimi dusundum. Herkesin cocugu, yavrusu kendine guzel ama sahsen ben kuzucuguma bakinca hayal bile edemeyecegim bir guzellik goruyorum.  Tam fiziksel guzellik de degil kastettigim bu arada, nasil desem, the Fifth Element’de LeeLoo vardi ya, “the perfect being”, iste oyle!!

Bu duygusal noktada elveda diyeyim, bu “mukemmel yaratik”larin hep mukemmel hayatlari olmasini dileyerek.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s