Attachment (baglanma)

Benim minnak balikkizim 20 aylik oldu. 20li aylara da geldik, yakinda 24 olacak, yani iki yasina girecek. Ya sonra? Emzirme anne-cocuk iliskimizde cok onemli bir yere sahip oldu hep, kendime koydugum hedef (ve ne kadar emzireceksin diyenlere cevabim) 2 yasina kadar emzirip sonrasini oluruna birakmak.  Bu hedefe yaklastikca “memeden kesme/memeyi birakma” artik azar azar kafami yoklamaya basladi.  Nasil olacak, nasil yapacagiz, bu emzirme maceramiz nasil son bulacak bilmiyorum, merak ediyorum, bekleyip gorecegiz.

Emzirme hikayemiz bayagi dolu dolu bir hikaye, basindan olayli basladi zaten!  Kuzu artik veda ettikten sonra oturup uzun uzun yazmak isterim, buyuk ihtimalle o zamanki psikolojimle bu seruvenin hakkini daha iyi verebilirim.  Simdilik su siralar nasil gidiyor kisaca ondan bahsedecegim, ve onun otesinde “attachment/baglanma” denen seyden.

Emzirme seruvenimizde son zamanlarda bir zorlanma yasiyorum.  Daha onceki yazilarda da soyledigimi hatirliyorum, zilli benimle evde oldugu her an emmek istiyor, hem de eline kitabini alip kuruluyor kucagima, eme eme kitap okuyor.  Onunla kucak kucaga oturmak, kitap okumak benim de cok hosuma gidiyor ama bunu memesiz yapamaz miyiz?  Gece fena uyumuyor, uyansa da meme istemiyor.  Ozellikle gunduzleri kreste 2 hatta 2.5 saat uyumaya baslayali sabahlari 5-5:30 gibi uyanip ille meme istiyor ve en az 1 saat ooyle agzinda meme yatiyoruz yan yana.  (Bu arada oyle arada lafini edip gecistirmis olmak istemiyorum, KRESTE 2-2:30 SAAT UYUYOR!!!!  Ilk basladiginda 30-40 dakikalik uykuyla tamamlardi butun gunu, simdi bazen babasi almaya gittiginde yeni uyanmis uyku sonrasi atistirmasini yapiyor oluyor.  Mucize bu!)  Konuya geri donecek olursak bu devamli memede olma istegi beni bazen daraltiyor. Aclik susuzluk gibi fiziksel bir ihtiyactan sardirmiyor memeye.  Sanirim psikolojik bir ihtiyac, 2. azilar geliyor da ona rahatlama ariyor olabilir ya da giderek kendisinin benden ayri bir birey oldugunun farkina vardigi icin biraz korkuyor olabilir.  Kosturup oynamak varken gelip kucagimda oturup memeye yapismasi sirf keyiften olamaz diye dusunuyorum, bir seyin acligi var, doyurmaya calisiyor. Ne kadar biksam usansam da elimden geldigince memeye izin veriyorum ben de.  Bu faz cabuk gecer diye umuyorum, bu yas civari tanidigim, bildigim (hala emen) cocuklarda genelde var bir memeye dusme, bizimkine ozgu bir sey de degil.

Emzirmeden baglanmaya geceyim.  Bu yaslar/aylar artik cok onemli bir gecisin gerceklesmeye basladigi aylar.  Biraz once de bahsettigim anneden farkli bir birey oldugunu kavrayip bagimsizligini ilan etme zamani.  Attachment/baglanma teorisi ebeveyinlik teorilerinden biri, kendime yakin buldugum bir teori.  Dogar dogmaz cocukla anne VE baba arasinda fiziksel-duygusal bir bag olusturmanin gerekliliginden, bu bag ne kadar saglam olursa ileride cocugun psikolojik sagliginin da o kadar iyi olacagindan bahseder.  Ilk iki senede ebeveyinleri ile guven dolu bir iliski kurabilirse sonra daha rahat bagimsiz bireylige gecer, guven temelleri saglamdir cunku.

Ben gerek emzirme, gerek ten tene temas, gerek kucak kucaga gecen gunler (ve bazen geceler) ile bizim kuzuya doydum, o da bana doymustur.  Babasi ile de kuvvetli bir bagi var cunku ilk aylarda onun koynunda cok uyumustur, simdi memeden kestigimizden beri de gece uykuya babanin koynunda daliyor, uyanirsa baba yanina gidiyor ve genelde de yaninda siziyor (iki kisilik yer yatagi kuzunun yatagi).  Burada uyku lafi gecmisken not edeyim: Baglanma teorisinde co-sleeping/beraber uyuma tavsiye edilir, family bed/aile yatagi yani.  Biz bunu cesitli sebeplerden yapmadik (Turkiye’deyken ana-kiz 1.5 ay mecburen ayni yatakta yatmamiz haric) ama kuzu gece uyanip agladiginda mutlaka yanina gittik.  Besigindeyken kucagimizda uyuttuk, geri yatirdik, geri yattiginda uyanip duruyorsa (1 yas civari oyle olmustu) kucagimiza yatirip beraber uyuduk arkaya yatan emzirme koltugunda.  Sonra da simdiki yer yatagi ile bir tur co-sleeping yapiyoruz aslinda ama sizip kalma sebepli!

Vaktiyle bir yazi okumustum, kuzunun uyku duzeninin feci altust oldugu ve bize kok sokturdugu zamanlardi.  Aglatmali uyku egitimi yontemlerini dusunmeye baslamistik, onu arastirirken denk geldim saniyorum, simdi ariyorum ama bulamiyorum yaziyi.  Dunyanin ucra koselerinde, moderniteyle baglari zayif bazi kabilelerde cocuklarin nasil bir gelisimden gectigini gozlemleyen bir antropolog yazmisti diye hatirliyorum.  Sozkonusu kabilede cocuklar uzun sure emiyor, anneleriyle beraber uyuyorlarmis.  3 yasindan sonra ise cocuklar tam bir “saldim cayira, mevlam kayira” hayati yasiyorlar.  Diger cocuklarla avlanmaya gidiyorlarmis daha 3 yasindayken, kendi kendilerine de ormana gittikleri oluyormus.  Bu yaziyi yazan kisinin bu kabile gozlemleri ile modern ebeveyinligi karsilastirdiginda soyledigi sey aklimda yer etti: “Cocuklari bize asil ihtiyaclari oldugunda kendimizden uzaklastirip, bagimsizlasip kendi baslarinin caresine bakabilecek yasa geldiklerinde asiri korumaya aliyoruz.”

Kucak duskunu olacak, simaracak diye el kadar bebegi kucagina almaktan cekinen ana babalar var.  Dusunecek olursaniz bu bir riskti, ben ille de attachment parenting dogrudur diye inandigimdan degil icgudulerim oyle yonelttiginden kucakladim da kucakladim kuzumu.  Simdilik pek bir simarikligini gormuyorum, bu yastaki cocuklarda gelisen “tantrum” denen inatci bagris cagrislar da cok olmuyor (arada yokluyor gerci ama zivanadan cikmiyoruz).  Krese adaptasyonu cok kolay oldu, tam bir sosyal kelebek zaten.  Karakteri oyle sanirim, o kismina benim bir etkim yoktur da, kendine guvenle dis dunyayla iliskiye geciyorsa 20 aydir kucagimizda ona o guven duygusu temellerini cok guzel vermis olmaliyiz diye dusunuyorum.

Gecis donemindeyiz, simdiye kadar iyi gitti, bundan sonrasi da guzel devam eder ve kuzucuk saglam bir birey olur, bagimsizligini ilan ederken canimiza okumaz insallah.  Sonrasi iste asil aileleri zorlayan kisim anladigim kadariyla.  Helikopter ebeveyinlik deniyor (helicopter parenting), cocugun buyudugunde, hatta universite icin baska sehre gittiginde bile etrafinda helikopter gibi donup durmak, en ufak ihtiyacinda hooop mudahale etmek.  Cocukla bag olusturmak, onu kucaklamak, sevmek, bagrina basmak, doya doya opup koklamak kolay.  Gel de cocugun ormana avlanmaya giderken evinde rahat otur!  Tabii ilkel kabile degiliz, cocuklarin ava gidecegi falan yok da onlara gerekli ozgurlugu, bagimsizligi korkmadan verirken cocuk ormana gidiyor gibi korkuyor sanirim cogu ana-baba.

Bizim emziren anneler grubunda iki cesit muhabbet cok dondu bu aralar.  Birisi krese baslama ile ilgili.  “Cocugum 3/3.5/4 yasinda, krese baslamak icin cok mu erken?” diye soruyor endiseli anneler.  Ben sasiriyorum, gec bile kaldiklarini dusunuyorum cunku.  Her cocuk bizim sosyal kelebek gibi kres asigi degildir, bunun farkindayim.  Adaptasyon surecleri cok farkli olacaktir.  Ama -sahsen- cocugun 2 yasindan itibren tum gun olmasa bile yarim gun krese gitmesi gerektigini dusunuyorum sosyallesme acisindan.  Oyun gruplari falan da olabilir belki ama onlar hem zaman olarak kisitli surelerde sosyallesme imkani sunuyor hem de degiskenler, cocuk grubu icinde sureklilik yok.  2 yasinda kresi denemek lazim en azindan, cocuk hazir degilse 2.5 yasinda tekrar denenebilir.  Cocugu hazir olmadigi bir seye zorlamamak lazim tabii ama bir iki aglama yuzunden hemen vazgecmemeli de.  Cocuk bir hafta icinde gercekten mutsuz olmussa israr etmeye gerek yok tabii.  Ben yegenimden biliyorum, 3.5-4 yasina kadar anneanne/babaanne elinde el bebek gul bebek buyudu ve o yastan sonra krese basladigi zaman cok cok cok zor adapte oldu. Pedagog falan degilim ama anneden ayri/annesiz ortamlara girebilme konusunda cocuklara biraz kredi verilmesi gerektigini dusunuyorum.

Diger muhabbet ise “sen de vur cocugum” ogretisi. “Oyun parkinda bir cocuk sizin cocugunuza vurursa ne yaparsiniz?” ya da “Cocugum parkta bir cocugun kendisine devamli vurdugunu soyluyor, nasil karsilik vermesini ogutlemeli?” meselesi sozkonusu.  Bazi ailelerde cocuk parklarinda “orman kanunu”nun gecerli oldugu algisi var, oyle bir onkabulle parka gidince cocuklarina da orman kanununa uygun davranmalarini ogretiyorlar, yani biri sana vurursa sen de ona vur.  Mudahale edip vuran cocugu tehdit etmeler, aileleriyle kavgaya tutusmalar vs. var bazilarinin gundeminde.  Ilkel kabile anneleri gibi birakin cocugunuzu “orman”a yahu!  Ha, modern hayatta cocugu oyle saldim cayira mavlam kayira yapamayiz ama parka gittiginizde birakin cocuk kossun oynasin (ozellikle 3-3.5 yastan buyukleri diyorum).  Biraz mesafe koyun araya, baska bir cocukla iletisime gectiginde radarlariniz acik olsun ama birakin cocuk diger cocukla sizin golgeniz olmadan iletisime gecsin.  Sosyallesmeleri hep sizin golgenizde olursa buna sosyallesme denemez ki? “Bu cocuk bana vurursa annem gelip ona kizar” beklentisi icine girmis bir cocuk kendini korumayi ogrenemez ki?

Genel olarak biraz cocuklarimizla kafamizi bozmus durumdayiz.  Yadirganacak bir sey degil, kinamiyorum da -ben de oyleyim, neyini kinayacagim?  Ama kendimizi dizginlememiz lazim, cocuk birey olma yoluna girdiginde ona izin vermemiz lazim.  Prenses Elsa’nin da dedigi gibi “Let it goooooo, let it gooooooo!”  Kendimizi birer “mother ship/ana üs” olarak konumlandirmamiz lazim.  Cocugun gidip gelip siginabilecegi, her daim sevgiye doyabilecegini bildigi guvenli bir üs.  Birakin kendi kesiflerini kendi yapsin, kendi savaslarini kendisi savassin.  Koruyup kollamanin dozunu cok iyi ayarlamak lazim.  Cok okuyana ders verir gibi oldu bu kisim ama aslinda kendime diyorum bunlari, yanlis anlasilmasin. Kolay olmayacak bu donem, hele de boyle cilgin bir “baglanma” doneminden sonra.  Zorluklariyla basa cikmak icin aklima tek bir sey geliyor: bu bastibacagi cocuktur, ufaktir demeden bir “birey,” bir “kucuk insan” olarak kabul etmek.  O kabulle gerisi daha kolay gelir diye umuyorum.

Son olarak bu son 1 aydaki gelismeleri ozet geceyim: kres uykusundan bahsettim, yihuuu diyorum!  Saclarimiz hala az ve kisa, bir fiskiye yapacak kadar bile degil.  18 aylik kiyafetleri bayagi kucuk geliyor artik, normalde x ayin kiyafetini en az x+6 ay giyebiliyorduk halbuki.  Ust raflara ulasmak icin iki basamakli bir sey almistik ikea’dan, onu mutfak tezgahina dayadik, biz tezgahta islenirken tirmanip cikiyor izliyor.  Asagidan bakip neler oldugunu anlamadiginda sinir oluyordu, ille kucaga gelmek istiyordu gorebilmek icin.  Aslinda “learning tower” mi ne diyorlar, beraber islenebilmeyi guvenle saglayan bir urunler var ama baktigimda 200 dolar mi neydi, simdi ona para vermeden boyle idare ediyoruz. Firsat buldukca hayvanat bahcesine gidiyoruz, cok seviyor cok, cok mutlu oluyor orada.  Hayvanlara bayiliyor.  Iki gun once ilk cumlesini kurdu diyebilirim: goril gibi gogsune vurup “pispis” dedi, yani goril uyuyor.  Yari isaret dili, yari bebekce ama anladim mi? anladim! Iletisim boyle bir sey 🙂  Haa, pardon ya, ilk “cumle”sini daha onceden kurmustu “aaazll mama” diyerek “Nazli (kedi) mama yiyor” yani.

Dil olayi hala yavas gidiyor ama gidiyor.  Bu birkac gundur sanki yeni kelimeler daha sik geliyor. Eskilerine ek olarak soyledikleri tapot (ahtapot), tirtir (tirtil), kapu(z) (karpuz -bu kaplumbaga/kapuuu ile karisiyor biraz), meyme (meyve), baba (papagan -babaya da baba diyor ama babbaa seklinde, papagan daha cok babag seklinde), mama (maymun -mamaya da mama diyor ama azicik farkli soyluyor bu ikisini).  Sanirim bir kere kirpi duyduk.  Balik demiyor ama dudaklarini balik gibi pap pap yapiyor, cok tatli.  Zaten diger bir suru hayvani da hareketle/isaret diliyle anlatiyor.  Ha bir de, birkac gun misafirimiz olan James’e “cici” diyordu onu gosterip (ona cici diye hitap etmesini biz ogrettik, ceyms demesi zor cunku!).

Beni gosterip nenne (eskiden guzel anne derdi ama herkese anne derdi, simdi nenne benim sadece!), babayi gosterip babba, kendini gosterip bebe diyor.  Dun kendisini gosterip “bebe Derya” dedi, ismini cok guzel soyleyebildi.

Bu arada ben de sivrisinek isiriklari ile bogusuyorum, cok var, isirdiklarinda hayatimda bilmedigim reaksiyon gosteriyor vucudum, bayagi kocaman sisiyor ve deli gibi kasiniyor.  Is basvurulari yapiyorum, bir iki gorusme oldu (telefonda) ama gerisi gelmedi, cok canim sikiliyor bu ise (daha dogrusu issizlige!).  Umarim yakinda bir gelisme olur.

Simdilik bu kadar, gelecek ay gorusuruz (veya belki arada size ekmeklerimden bahseden yazi yazarim!).

Reklamlar

2 thoughts on “Attachment (baglanma)

  1. Biz de abd’deyiz. Bebeme ben de yer yatagi dusunuyorum epeydir, soyle gerektiginde rahatca katlanip kaldirilabilecek, ama duzgun birse bulamadim. Siz ne kullaniyorsunuz? Normal mattress mi? Tskkrlr:)

    • Biz ikea’dan full size mattress aldik yere attik. Kaldirmamiz gerekmiyor ama gerekirse duvara dikilebilir. Biz de geceleri onunla yatiyoruz ya bazen, belimiz burkumuz kirilmasin diye duzgun bir sey aldik, katlanir matlanir olsa o kadar rahat edemeyiz sanirim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s