baslik bulamadim-can sikintisi

Canim sikildi, bir yazi yazayim dedim. Aslinda yaptigim no-knead/yogurmasiz ekmeklerle ilgili bir yazi yazmaya niyetim vardi ama o yaziya ekmeklerin fotograflarini da eklemek istiyorum. Fotograflari aktar bilmemne usendim dogrusu, sirf bu usengeclik yuzunden o yazi 1 aydir yazilmiyor.  Su anda sikintidan yazayim bir seyler dedim ama ne yazacagimi tam bilemiyorum dogrusu.

Hayatimizda dipsiz kuyu modunda bir Derya konusu var, onun hakkinda anlat anlat bitmiyor anlatacak sey.  Her gun bir yeni icat.  Ondan bahsederek baslayayim.  Son birkac yazida “Of yaninda oldugum her dakika kitabini alip kucagima kuruluyor eme eme kitap okuyor” diyordum.  Artik bayilacak gibi oluyordum, agzinda meme isaret parmagini kitaptaki seylerin ustune koyup iih ihhh deyip anlatmami istiyordu (bir yandan emip bir yandan ihhh diyebilmesi de takdire sayan dogrusu).  En favori kitaplarindan biri Susam.  Guzel kitap, hos kitap, kendi elcegizlerimle begenip almistim Turkiye’deyken bu kis.  Lakin yuz kere okuyunca artik yuzunu gormek istemez olmustum, kitap kutusunun arkalarina sakliyordum, gidip yine bulup “aazzli aaazli” diye geliyordu kitapla (Butun kediler “nazli” kuzuya).  Ben de yilmis bir sekilde “Susam saklanmiss, aa yatagin altinda fare varmiss, murat’in oyuncak treni varmiiiis, evet kizim çuçu…” seklinde kitabin resimlerini anlatiyordum.  “Bu hep boyle mi gidecek, yavas yavas birakmasini beklerken iyice memeye dustu?” diyordum.

susam

Kitaptaki en sevdigimiz sayfa. Yukaridaki linkten (cizerin sayfasi) aldim, baska resimler de var o linkte.

Derken, birden azaldi memeye ilgisi.  Tabii tamamen bitmis, memeyi birakmis degil ama o bir, bir bucuk ay suren cilginlik bitti diyebilirim.  Gecen gun almaya ben gittim krese, normalde girdigim gibi gelir emerdi, o gun bir sarildi iceri girince sonra oyuna devam etti.  Soylemesem aklina gelmeyecekti meme falan (arabada eve donerken aklina gelip imkansizi istemesin diye ben yine hatirlattim!).  Hatta o siralar sabah 5-5:30 gibi uyanir beni isterdi, gidince 1-1:30 saat mememde uyur uyuanik yatardi (memeyi cekip emzik vermeye kalksam ortaligi yikardi).  Simdilerde yatis saatine gore 5 ya da 6’da uyanip beni istiyor, 15 dakika falan emince emzigi veriyorum hoop geri uyuyor, 1 saat daha uyuyor oyle. Haftasonlari legolariyla, boncuklariyla oynuyor, arada memee diye geldiginde “trenlerini gezdirdin mi?” diyorum, hemen unutup trenlere gidiyor.  Anlayacaginiz, o hic bitmeyecek sandigim yapiskanlik gecti.

Birden geciverince bu yapiskanlik, “ya” dedim “yine harika hafta su bu bir sey mi oldu?”  Bu aylardaki “the wonder weeks” ne zaman bilmiyorum, kitapta 17-18 aylikken bitiyor aciklamalar.  Ama olayin gidisatini biraz dusununce pekala cocugun mental bir gelisim icinde oldugunu anlayabiliyordum.  Soyle ki: bu yapiskanligin bitmesiyle beraber kizin dili cozuldu.  Daha onceden soyledigi kelimeleri yaziyordum, okuyanlar hatirlar, hic yok degil ama cok da degildi kelime sayisi.  En son 20. ay yazisinda (1-2 hafta once) yapiskanlik azalmaya baslamisti.  O yazidan sonra her gun yeni yeni kelimelerle karsimiza cikmaya basladi.

Kelime sayisi sinifta kendisiyle yasit diger arkadasina gore azdi bayagi, ben hep “iki dil birden ogreniyor zavallim, agirdan almasi normal” diyordum.  Kizim bir acildi, pir acildi, iki dilde birden kelimeler geldi bir, bir bucuk hafta boyunca patir patir.  Outside, shoe, bus gibi ingilizce kelimeler, asagi (mama sandalyesinden asagi mesela), duldul (babasinin bisikleti), meyme (meyve) gibi turkce kelimeler soyluyor.  Bir de bunlari hic beklemezken soyleyiverip bizi sasirtiyor.  Kapida ayakkabisini giydirirken “assa assa” gibi bir sey diyordu, babasi “evet kizim adda gidecegiz” dedi ama sasirdik cunku “adda gitmek” bizim kullandigimiz bir sey degil.  Sonra dinledik, meger “asadd” seklinde outside diyormus.  Bazen bir sey diyor, israrla tekrar ediyor anlamiyorum.  Sunu mu diyorsun kizim, bunu mu diyorsun kizim anlasamiyoruz bir turlu.

Bizimki iki dilde kelime dagarcigini hizla gelistirirken bir yandan da okumayi sokecek korkarim.  Bizim buzdolabinin ustunde miknatisli harfler var.  Onlarla oynarken bir ikisini soyledik Sssss, MeeeMeee, Eeee, Aaaaa, Ooooo falan.  Simdi disarida gezerken panolarda falan S gordu mu gosterip Ssss diyor.  Kitap okurken de hikayeyi birakip harfleri gosteriyor bazen.  Ben abim ilkokula basladiginda o odev yaparken yanina oturup okumayi sokmustum, otobuste giderken banka isimlerini falan okuyunca farketmisti bizimkiler (gayet net hatirliyorum o aniyi). O geldi aklima disarida panolari gosterince.  Bizimki benden de atak cikti!

Boyle seyler olunca biraz endiseleniyorum aslinda.  Soyle: bizim kuzu akilli, zeki bir cocuk, aptaldan cok cingoze yakin kesinlikle. Lakin oyle bir “ustun zeka/deha” durumu oldugunu sanmiyorum, normaldir yani. “Amanin kizim bir dahi, ustun zekali cocuklara ozel okul bulun bana dostlaaar!” diye yirtinacak bir durum yok.  Ama yine de dusunuyor insan: ya cocugumun bir istidadi, bir becerisi, bir yetenegi varsa ve ben yeterince uzerine dusmedigim icin korelirse?  Yani ne bileyim, mesela diyelim ki muzikle ilgili bir yetenegi var.  Ama evde bir oyuncak ksilofon ve babasinin gitari haric bir muzik aleti yok.  Ne bileyim, kosede bir piyanomuz olsa ya da cocuk boyu gitar gibi bir alet almis olsak belki bir gun mutfakta islenirken birden iceriden 9. senfoniyi duyup “Allah allah?” diye iceri kosup cocugun parmaklarini tuslarda yakalayip dusup bayilacagiz.  Hahaha, yok yani, dedigim gibi kizin bir seylere yetenegi vardir herhalde ama boyle bir dahilik, bir prodigy durumlari oldugunu sanmiyorum.  Bu abartili anlatim biraz iste ebeveyinlik endisemi dile getirmek icin.  Cocugun kaderinin, geleceginin su siralarda senin ellerinde sekillendigini bilmek korkutucu bayagi. O gelecegin pesine dusup, bu endiseye yenilip, cocugu o dersten bu derse kosturup durma taraftari degilim.  Ama bir gun kizim gelip de “beni baleye/cimnastige/piyanoya/resime/matematige…………… yollasaydiniz simdi x olabilirdim” desin de istemiyorum.

Dun gece yatmadan once disimi fircalarken biraz sirtim agridi, rahatlatmak icin sooooyyle bir arkaya egilesim geldi.  “Sirtim derken yere kapaklanmayayim gece gece” diyerek egilmedim ama aklima eski beden egitimi derslerimiz geldi.  Kucukken, hatta ortaokulda bile bayagi esnek bir vucudum vardi.  Yukaridan egilerek kopru kurardim (yerde yatar vaziyetten kalkmak yerine), el ve ayaklarimin arasi da az olurdu.  Evde uzun koridorumuza minderleri doseyip takla atar dururdum.  Kapilara tirmanmisligim da vardir.  Isterdim cimnastik kursuna yollasinlar ama yollanmadim.  Simdi haklarini yemeyeyim “Otur dersine calis, sinav kazan” diye mahrum birakmadilar cimnastik kursundan, anadolu liseleri gibi sinavlar icin de kursa gitmedim!  Biraz saldim cayira durumu sozkonusuydu.  Ama simdi dogruya dogru, bir uc bu benim saldim cayira halim, diger uc cilginca cocugu kurstan kursa kosturan endiseli OKS annesi cocugu haliyse, havada karada cayira salinmayi tercih ederim.

Bazen fotograflarda arkadaslarin cocuklarinin oynadigi oyuncaklari gorunce “Ya biz bu kiza yeterince ogretici oyuncak almiyor muyuz?” diye dusunur buluyorum kendimi.  Oysa bir cok cocuk egitim felsefesi bu “piyasa” oyuncaklarina cok prim vermiyor, onu da biliyorum.  Cocugun ogrenmesini yonlendirecek oyuncaklar yerine yaraticiligini gelistirecek oyuncaklar daha faydali, oyuncak dedigin her sey olabilir tuvalet kagidi rulosu bile ve saire.  Ama iste o “cocuguma eksik kaliyorum” hissiyatini bastan savmak zor.  Ya bir seyleri yanlis yapiyorsam endisesi, ya sonu “kirdin ha, kirdin kirdinnn!” olursa korkusu.

Bizim kiz hep aktif oldu, hareketli oldu.  Hic “tummy time” yapmadigimiz halde (sevmiyordu)  erkenden kafasini tutmaya ve sirtustu yatarken ellerimizi tutunca kendini kaldirmaya baslamisti.  Yuvarlanmayi ogrendigi gibi odayi turlamaya da baslamisti.  Hala cok hareketli, kosturup durmayi cok seven bir kuzu.  Oyun parkinda aletlere tirmanisi falan bayagi saglam (kucuklerin parki kesmiyor, buyuklerinkine kaciyor zaten artik).  Diger yandan kalem tutup resim yapmaya cok merakli degil.  Yani simdiden bazi egilimlerini gozlemlemek mumkun.  Biraz daha gozlemleyip sevdigi seylere yonelik kursa goturebiliriz eglensin diye (simdilik dans/jimnastik/spor gibi gorunuyor).  Bakalim.

Gecen yazilarda bizimki ergenlige giriyor demistim degil mi?  Tantrum hala cok yok da inatlasmalar girla.  Sabah pijamasini cikarip ustune bir kiyafet giydirene kadar akla karayi seciyoruz.  Kiyafet begendiremiyoruz han’fendiye.  Mesela corap… Corap cekmecesindeki butun coraplari inceliyor, ben de bu arada satis calismalari yapiyorum.  Baak bunda denizatlari varmiss, aaa bak bunda ne var? bubbles! (puantiye=bubbles).  Genelde kurdele/fiyonklu renkli coraplara tav oluyor bu aralar kokos.  Neyse buna da sukur, en buyuk inatlasmamiz kiyafet-corap olsun.

Canim sikiliyor, evde olmak pek cok acidan canimi sikiyor.  Is bak, uyan islere basvur, bitti.  Sonra kendimi yemek, ekmek yapmaya veriyorum.  Isim olsun, calisayim istiyorum (isyeaaaaggn).  Yazin bir online ders aldim, o iyi geldiydi.  O ders baslayinca ara verdigim self-paced baska bir ders vardi, ona geri doneyim bari, hem basvurdugum turde islerde faydasi olacak bir ders (Databases).  Insan bir seyler ogrenince kendini ise yarar hissediyor.  Benim gibi akademiden ayrilip baska kariyerlere yonelmis kisilerin bulustugu versatilephd diye bir website varmis (kocambeyin universite uyeligi sagolsun halka kapali kismina da bakabiliyorum, forumlar gibi).  Bayagi faydali oldu benim icin, hem is arayislarinda fikir ve taktik acisindan hem de ayni yolun yolcularinin hikayelerini okumanin getirdigi psikolojik rahatlama acisindan.  Yalniz olmadigini, bu yoldan gecip er gec akademi disinda bir hayat kurabilmis olanlari gorunce insan seviniyor, umitleniyor.  Bir is bulayim da sonra bu gecis ve is arama maceralarimi anlatirim daha detayli, su anda work in progress!

Yazmak biraz can sikintimi gecirdi, ekmek+yemek(firinda patlican kebabi) pisiyor. Benimkiler gelmeden biraz daha job boardlara bakayim bari.

 

Reklamlar

5 thoughts on “baslik bulamadim-can sikintisi

  1. alaninizi merak ettim, sormak ayip olmazsa:) ben de non-academic is ariyorum; evde beraber oldugum bir bebem bir de okullu bebem var. ilgiyle takip ediyorum; bilhassa gecis ve is arama maceralarini. cok bol sans dilerim 🙂

    • siyaset bilimi benim. siz akademikten non-akademic’e mi geciyorsunuz yoksa direkt okul sonrasi is arama deneyimi mi? bulundugun yere gore is imkanlari ve is yelpazesi cok degisiyor, ilk gozlemim bu.

      • benim de ekonomi.akademikten gecis.bizim alanda non-academic secenekler fazla epey de ben data analizi icinde cok bogulmayacagim birseyler bakiyorum.empirik ise alaniniz, sadece istatistik, data analizi bilgisi bircok kapi aciyor gibi bir izlenimim var benim de.bilhassa east coast boyle islerle dolu..ben south’dayim.

  2. versatilephd’ye baktim, faydali buldum, tskkrlr. is bulduktan sonra gecis ve is arama maceralarini detayli anlatmaya vakit olmaz; iyisi mi caniniz boyle sikildikca yaziverin. bakin durdugunuz yerde en az bir kisiye (ben) faydali oldunuz, hem yalniz degilim destegi hem faydanilacak bir kaynak onerisi 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s