Sukran Gunu

Gecen Persembe burada Thanksgiving, yani Sukran Gunuydu.  Ben bunca yildir Amerika’dayim, bir kere hindi pisirmisligim yoktu.  Daha onceki yillarda ya baska bir yere davetli oluyordum/k, ya da yalniz takilip oyle kutlamasiz geciriyordum.  Burada son birkac yildir Sukran gunlerimize evsahipligi yapan ve artik bu iste ustalasmis Sureyyalarin kulaklarini bir cinlatmak isterim.  Alerji sorunlari oldugundan guvenligi maksimize etmenin yolunu sukran gunu yemegini kendileri pisirip esi dostu davet etmekte buluyorlar yillardir.  Bu yillar icinde artik bu isin ustasi olup ciktilar.  Bu sene ben ilk defa bir sukran gunu yemegine evsahipligi yapacaktim, ilk defa bir hindi pisirecektim.  Sonunda guzel bir aksam gecirdik ve hindi korktugum gibi cig kalmamis, cok guzel pismisti.  Lakin instagram’da Sureyya’larin masasini gorunce imrendigimi, daha kirk firin ekmek yemem gerektigini anladigimi ifade etmek isterim.

Sukran gunu dedigin bizim icin daha cok maksat muhabbet olsun modunda.  Burada o 3-4 gunluk tatilde millet ucaklara dolusup ailelerinin yanina gidiyor, sulaleler biraraya geliyor, hep beraber yemek yeniyor, futbol (yani amerikan futbolu) maci izleniyor.  Biz isin (uyduruk) tarihiyle zaten alakali degiliz (hani Avrupali pilgrimler gelmis de, yerliler onlara hindi vermis de, filan fistik).  Burada uc gunluk ziyaretle gidip gorecek ana babamiz da yok.  Bizim icin genelde bizim gibi ailesi cook uzaklarda olanlarin, cogunlukla Turklerin biraraya gelip tikinip muhabbet etmesi seklinde gelisiyor.

Bu sene tesadufen kuzunun amcasi ve esi sukran gunu zamani bu tarafa geliyorlardi, bize geldiler ve beraber gecirdik sukran gununu.  Onlara ek olarak buradaki Turk arkadaslardan birkaci da geldi.  Toplamda 10 kisi ve 2 bebektik. Ben pazartesiden alisverisi yapmis, hindiyi dolaba atmistim.  Carsambadan “eltim” ile bazi yemekleri hazirladik, mesela tee halloween icin ciftlikte balkabagi tarlasindan sectigimiz, kapimizin onunde 1 ay nobet tutmus dev balkabagini soyup edip balkabagi tatlisi yaptik.  Menumuz klasik Amerikan sukran gunu sofrasi ile Turk meze sofrasi kirmasiydi, bir nevi Turkish-American oldu yani.  Hindi, stuffing (ic), gravy (sos), patates puresi, yesil fasulye, cranberry sosu, guacomole, borek, mercimek koftesi, mor lahana salatasi, arkadaslarin getirdigi zeytinyagli yerelmasi ve kereviz, balkabagi tatlisi falan vardi. Humus ve haydari de yapmistik ama onlari dolapta unutmusuz, cikarmamisiz!!!

Hindimiz 20 poundluk koca hindiydi.  Onceden tuzlu su islemi yapilmis bir hindi almistim, buzdolabinda 3.5 gun cozdurmustum. Firin torbasinda pisirdim, 3 saatte cok guzel pisti (bence bir yarim saat daha pisse daha iyi olurdu ama zamanlamama mudahale olunca mumkun olmadi).  Firin torbasini kesin tavsiye ediyorum, hem daha hizli pisiyor hem de kurumuyor.  Hindiyi firina verirken acele etmek zorunda kaldigim icin torbanin ustu hindinin ustune/gogsune yapisti, ben de acele ile “amaan” deyip attim.  Torbayi acarken kizarmis gul gibi deri torbaya yapistigi icin kalkti.  Fotografta “nar gibi kizarmis” goruntusundeki kellikler bu yuzden, suc torbada degil beni acele ettiren amcada!  Bende oyle ozel hindi pisirme tepsisi falan yoktu, dana gibi sey benim evdeki tepsilere borcamlara sigmazdi.  Vaktiyle annemler geldiginde Turk bakkalindan aldigimiz cigkofte tepsisinde pisirdim, neye niyet neye kismet.

Hindinin cogu yendi aslinda ama bir kismi da kaldi.  Bir iki isitip isitip yemeye kalktik sonraki gunlerde ama yok, i ih, oyle olmuyor.  Hindi eti zaten sevmem, sert ve kart geliyor bana.  Daha kac gun hindi yiyecegiz of diye isyan edip geri kalani atmaya niyetliydim.  Sonra kabi actim icindekileri atma niyetiyle, hmm dedim.  Diddim eti guzelce, butun kemikleri siyirip ufakca parcalar haline getirdim.  Oglen icin kendime ketcapli falan sandvic yaptim birazini, annemin lisedeyken oglen yemegi icin hazirladigi tavuklu sandvicler gibi oldu, nostalji yaptim.  Aksama terbiyeli manti suyuna sehriye corbasi yapacaktim, birazini ona koydum, tavuklu corba gibi (bir onceki gun manti yemistik, gnam gnam gnam).  Biraziyla da bademli tavuklu pilav yapar gibi yapip hindili pilav yaptim.  Hindinin yavan tadini bastirmak icin ic pilavi gibi olsun diye tarcin, yenibahar falan attim.  Su anda hindiden son biraz kalmis durumda, onu da cerkez hindisi yapmayi dusunuyorum, hehehe, cerkez tavuguseverler beni linc edecek.  Yalanci cerkez tavugu tabii, ince detay yok, eti didikle, ceviz ve ekmek ici ile karistir, yogurdu, sarimsagi bas, ustune yagli sos.  Kotu olursa ete degil cevize acirim.  Ve boylece bu seneki hindi bahsini kapatiriz.

Sukran gunu geldi gecti, es dost gorduk iyi oldu.  Hatta Pazar aksami uc kadin “girls’ night out” yaptik, disari ciktik.  Kis Uykusu filmini izlemeye gittigim gun disinda ikinci defa aksam disari cikmis oluyordum.  Bar ortaminin hastasi degilim ama muhabbet cok iyi oldu.  Amca ve yenge buradayken sehri biraz dolastik onlarla, Sukran gunu aradan cikar cikmaz Noel suslerini fora etmis dukkanlar ve bazi evler. Her taraf isil isil, camlar, isiklar, “Kis Pazar”lari… Noel ve kis Kaliforniya’da pek anlasilmiyor hep sicak, hep gunesli oldugu icin, kar olmadigi icin.  Bu festive havanin da kendine gore guzelligi var ama ben yine de Kaliforniya’yi tercih ederim!

Tatil bitti, yine her zamanki depresif dongume geri dondum.  Kulagimdaki ani duyma kaybi icin 4 kez doktora gittim tedavi icin.  Bu tedavi sonunda bir gelisme olmadi, sifira sifir elde var sifir.  Ama eve faturalar gelmeye basladi.  Sigortamiz var, her seferinde orada payimiza duseni oduyordum zaten.  Ama hastanenin sacma sapan uygulamalari varmis, sanirim gecirebildigini gecirmeye calisiyor.  Doktor muayenesi ile isitme testi farkli seyler olarak gosterilip test icin ayri ucret talep ediyor.  Bir de kategorisi farkli oldugu icin sigorta bunun hepsini odemiyor, bir kismi bana kaliyor.  Ama sorun su ki ziyaretlerim sirasinda bana bu konuda hicbir bilgi verilmedi, boyle bir durum var sonradan fatura gelecek denmedi.  Faturaya degil bu hastayi bilgilendirmeden gecirmeye calisma durumuna sinir oldum.  Buna itiraz edecegim gibi gorunuyor, tutarsa.  Bir de en son bir is gorusmem olmustu, gayet iyi bir is/pozisyondu ve bana cok uygundu, yeni haber aldim o da olmamis.  Issiz gecirdigim her gun zaten moral bozucu ama bu isin cok iyi olacagini dusunuyordum, onun icin biraz daha buyuk hayal kirikligim.  Onumuzdeki maclara bakacagiz, basvurulari biraz savsaklamistim, tekrar full force girisecegim yarindan itibaren.

Aslinda niyetim bugun basvurulara girismekti ama kuzucuk hasta, atesi vardi sabah, o yuzden krese goturmedik.  Bugun ana-kiz evde takildik.  Hava da pek musait degildi, yagmur soguk, aksam 5 dakika markete gidip geldik ama onun disinda evdeydik.  Aslinda hareketli ve neseliydi ama atesi devam etti.  Yuksek ates degildi, ilac vermem gerekmedi ama keske hic hasta olmasaydi.  Nereden ne kapti kim bilir?  Burnu akiyor, akintidan oksuruk oluyor arada.  Cok uzuluyorum hasta olunca, hele de ateslendiginde.  Bu sefer -simdilik en azindan- o bitkin, yorgun, baygin hasta cocuk durumu olmadi.  O zaman insanin ici gidiyor.  Her zaman bir saniye yerinde durmayan cocugunu o halde gormek ve bir sey yapamamak cok zor. [Yaziyi dun aksam yazmistim, fotograf eklemek icin beklettim ama bugun kuzu yine atesliydi, yine krese gidemedi.  Simdi yatiyor, atesi var, bir iki saate dun geceki gibi ilac verecegiz buyuk ihtimalle. Yarin gecse bari bu hastalik, gecmezse zaten doktor civanim.]

Yazinin basligi Sukran Gunu, canimi sikan seyleri siralamaya giristim, daha gerisini de getirebilirdim “Peki sukrettigin bir sey yok mu?” diye sordum kendime, onlari dusunmek daha guzel.  Kuzucugum icin sukrediyorum en basta, bu ufak tefek gribal hastaliklari haricinde saglikli ve mutlu bir cocuk oldugu icin, dunya tatlisi oldugu icin, benim oldugu icin.  Gerisi hikaye.

23 aylik oldu bile! Tatil suresince elini yiyecek kadar bir kasintisi vardi agzinda.  Parmagini sokuyor ama azi disi ta arkada oldugu icin ona uzanana kadar on disleri parmaginin kokunu (yani ayasini) isiriyordu.  Oyle kendinden gecercesine disini kasimaya calisiyordu ki isiriklari derin derin iz yapiyordu.  Dis kasiyicilari, susamli krakerler, disini kasiyabilecegi baska seyler veriyorduk her firsatta.  Sonunda bugun gordum ki ustteki ikisi cikmis bile!  Daha dogrusu yarisi cikmis, diger yarisi hala geliyor.  Bunlarin tamamen cikmasi, alttakilerin cikmasi derken bu ay gecer herhalde.  2 yasina girdiginde agzinda 20 dis olmali deniyor, normali buymus.  Bizim 8. aydan itibaren durmaksizin dis gelmis, 14. ayinda 16 disimiz tamamlanmisti.  14. ay ve simdi arasinda bir hareket olmadi, ben bu 2. azilardan umidi kesmeye baslamistim, 2. yilimizin son ayinda ani bir atakla tum gucleriyle gelmeye karar verdiler.  Bunlar da gelsin de artik dis derdimiz sona ersin.  Bu ay biraz zorlaniriz ama sonra gelsin deliksiz uykular, gelsin mazi olan isirmalar (insan hayal ettigi muddetce yasar).

Amca ve yengesinin arkasindan da “anya” ve yengesinin adini sayikladi.  Cok seviyor yeni birileriyle tanisip oynamayi.  Bir de bu aralar yeni arkadaslariyla takiliyor ve sonra onlarin isimlerini soyluyor hep.  Lila ile kampa gitmistik, Eva’lara ziyarete gidip guzel bir gun gecirdik, Ela da sukran gunu’nde bize geldi.  Avaa, Avaaa, Elayy, Elayyy. Eva ile aslinda tee fetuslukten arkadaslar ama farkinda degiller, hamilelik yoldasim oluyor Eva’nin annesi, aralari 2 haftadan az.

Simdi cok uykum geldi (bu aralar oksuruk yuzunden ben de cok uyaniyorum, cok boluk porcuk uyuyorum, sinuzit kaynakli oksurugum gecmek bilmiyor).  Yarin bir iki fotograf ekleyip post ederim artik.

[Iste o fotograflar, tam tekmili birden.]

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s