27 Aylik-Iki dillilik

Iki dillilik/bilingualism ile ilk ciddi tanismam bundan yillar onceydi, daha gundemimde ne evlilik ne de cocuk vardi.  Iki dili ayni anda ogrenme surecinde cocuklarin kafalarinin nasil calistigina deginen bir bilimsel makale okumustum.  Tabii ondan once de iki veya daha fazla anadili olan insanlar oldugunun farkindaydim ama bu cokdilliligin temellerinin atildigi cocukluk kismiyla ilgili pek bir sey bilmiyordum.  Ben ilkokul sonrasi anadolu lisesi mufredatiyla baslayacak sekilde Ingilizce ogrendim, sonra universitede derslerle baska diller, icinde yasayarak baska bir dil.  Ama bunlar hep sonradan ogrenilen seyler.  Ingilizcem gayet iyi ama aksanim hala var bunca yila ragmen, anadil olarak ogrendiginde o dili bir yabanci gibi degil bir yerli gibi ogreniyorsun (asagida detay).

Okudugum makalelerden iki dillilige dair ogrendigim bir iki seyi buraya ozetleyeyim:

– Iki dillilik dogal bir sey, cocuklarin ayni anda iki veya daha fazla dili ogrenme kapasiteleri var.  Ama bu dogal surec, dogal ortaminda olursa saglikli ve “dogal” haliyle gelisiyor.  18 aylik cocuga haftada 10 saat Fransizca dersi aldirarak, gunde 3 saat Ingilizce cizgi film/sarki izleterek olacak bir sey degil.  Cocugun cevresinde o dilin konusuluyor olmasi gerekiyor, cocukla o dilde iletisiliyor (interaktif) olmasi gerekiyor.  Cocuk erken yaslarinda etrafinda belirli sesleri duyarsa, agiz yapisi da o sesi cikarabilecek sekilde gelisiyor.  Ingilizce’deki th sesi (three, the, think) buna cok iyi bir ornek, Turkler icin bunu telafuz etmek cok zor.  Amerikalilar da Ispanyolcadaki rr (perro) sesini cikaramiyorlar pek.  Babam guneydoguda yetistigi icin bogazdan gelen k(kh), h, g(gh) seslerini cok belirgin bir sekilde cikarirdi, ben cikaramiyorum.  Aksan denen sey de oncelikle bu yuzden var.

– Iki dil birden ogrenen cocuklarda “cogunlukla” kafa karisikligi olmuyor.  Cocuk belirli kisiler ve/ya ortamlarla dilleri eslestiriyor ve x kisisiyle veya y ortaminda hangi dili kullanacagini biliyor.  Anladigim kadariyla 3 yasina kadar bunu tam bilincli bir sekilde yapmiyorlar, iki dil konustuklarini tam farketmiyorlar.  3 yas civari bir seyler yerine oturuyor, cocuk bir aydinlanma yasiyormus.  Ondan sonra iki dili farkli olduklarini bilerek kullaniyorlarmis.  Burada cocugun kafasini karistiracak bir etken var ama: Cocugun sik iletistigi anne ve baba gibi kisilerin “temiz” bir dil kullanmamasi.  Eger anne veya baba cocukla yari x dili yari y dili konusursa ve en kotusu iki dili birbirine karistirip kullanirsa cocugun iki dillilik surecini biraz zora kosmus olurlar.  “Mummycim kapiyi open, sonra outside cik” seklinde konusan anne babalarin cocuklari Turkiye’delerse Ingilizceyi, Anglofon ulkedelerse Turkceyi duzgun konusamayacaktir.  (I said saclar no dedim!)

– Iki dil birden ogrenen cocuklarda konusma biraz gecikebiliyor, normal.  Tek dilde oldugu gibi, surecte gecikmeleri engellemenin en garanti yolu cocukla iletismek.  Konusmak, kitap okumak, sarkilar soylemek, sorular sormak, cevap olmasa da muhabbet etmek.

Bizim Turk bir cift olarak Amerika’da cocuk buyutecegimiz belli olduktan sonra etrafimdaki bizim gibi Turk ailelerin cocuklarini daha dikkatle gozlemler oldum.  Cocuklarin hepsi sular seller gibi Ingilizce konusuyorlar, buyuklerin telafuz hatalarini duzeltiyorlar canavarlar.  Krese gideni de, evde Turk bakici ile buyuyeni de Ingilizceye hakim.  Amaaaa Turkce desen cocuklar arasinda bayagi bir farklilik gozlemleniyor. Bazilari cok daha iyi Turkce konusuyorlar, Turkiye’de buyuyen yasitlarina gore daha kotu olsa da.  Bazilari ise Turkceyi anliyorlar ama konusurken bildigin ikiniyorlar ve ilk firsatta Ingilizceye donuveriyorlar.  Aradaki fark neden diye dusundum, elimdeki ornek sayisi fazla olmadigi icin saglikli bir cikarimda bulunamam tabii ama bazi faktorler bence onemli.  Mesela:

– Cocuk Ingilizce konussa da karsilik olarak Turkce konusan ailelerde, Turkceyi daha “temiz” konusan ailelerde Turkce daha iyi.

– Bir arkadasin annesi birkac ay onlarla kalacakti ve hic Ingilizce bilmiyordu.  Ingilizce konusmadigi her gun icin 1 dolar verdi cocuga.  Rusvet inanilmaz ise yaradi, o birkac ay icinde Turkcesi bayagi gelisti cocugun.  Anne-babasi ne kadar Turkce konusmakta israrli olsa da cocuk onlarin Ingilizceyi anladigini, bildigini biliyor.  Anneannenin sifir Ingilizcesi ve rusvetle Turkce konusmaya zorlamasi ise yaradi.  Ayni sekilde Turkiye’ye tatile gitmek (bir iki hafta degil, en az bir ay) iyilesmelere sebep olacaktir.

– Turkce kitaplari olan cocuk daha iyi Turkce konusuyor.  Cok onemli faktor: Cocuk okula basladiginda haliyle Ingilizce ogreniyor okuma-yazmayi.  Okumayi kivirdiginda cok gecikmeden Turkce okuma-yazmayi da ogretmek gerekiyor iyi Turkce icin.  Turkce kitap okuyan cocukta dil gelisimi cok daha iyi oluyor.

– Tek cocuk/ilk cocuk daha iyi Turkce konusuyor.  Ikinci cocuklar evde abi/ablalariyla Ingilizce konusuyor ve bu yuzden Ingilizce iyice bir “ev” dili olup cikiyor.  Ebeveyinler de ilk cocuktaki gibi ozenli degil saldim cayira modunda oluyorlar sanirim ikincide (pek cok diger konuda oldugu gibi).

Bunlari baskalarinda gozlemlemek ve kendi kendine ders cikarmak kolay tabii. Is basa dusunce o kadar kolay olmadigini anliyorsun.  Mesela en basit bir ornek: Turkce kitap.  Biz Turkiye’ye gittigimizde, ya da giden birisi oldukca Turkce kitap aliyoruz/ismarliyoruz.  Ama Turkce cocuk kitaplari Amerika’dakilere gore cok zayif.  Bir kismi Ingilizce (ya da baska dillerden) ceviri ve ceviriler cok super degil.  Bir kisminin hikayelerinde garip detaylar oluyor: mesela sevdigimiz Oyuncu Susam kitabinda baba ve annenin tavirlari cok stereotipik, geleneksel/ataerkil kadin-erkek rolleri fazla baskin anne babanin tavirlarinda.  Sukretmek lazim, bir 10-15 yil oncesine gore bile cok daha fazla secenek var cocuk kitaplarinda (ozellikle okuloncesi donemden bahsediyorum).  Biz ilkokuldayken mavi kapakli hikaye kitaplari vardi, bir de can yayinlari serisi, bunlari okurduk (ahhh, bir de Milliyet cocuk!).

Burada ilkokula baslayan cocuklar Harry Potter’a da basliyor.  Tugla gibi kitaplari okuyorlar sular seller gibi!  Daha yeni dogmus bebekler icin bile kitaplar var (siyah-beyaz sekiler).  Cok guzel hikayeler var ve cok guzel resimlenmis oluyorlar.  Sevimli karakterler, hayvanlar… Aya inisin hikayesi ile ilgili bir kitap bile bulduk kutuphanede tesadufen (ve kizimizin uzak/mekik/astronot meraki basladi o sayede).  Bu kitaplari Turkce okumaya gayret ediyoruz ama olmuyor, orijinalleri cok guzel kafiyelerle, ses ve kelime oyunlariyla dolu oluyor cunku.  Ayni sey Turkce cocuk sarkilari icin de gecerli.

Bizim iki dil maceramiz kuzunun krese baslamasiyla basladi.  Tam da kafa goz yara yara birkac kelime ogrenmeye baslamisti krese basladiginda.  Yazik ilk baslarda Ingilizce anlamadigi icin biraz sasirmistir herhalde ama cogu cocuk konusmaya yeni yeni basliyor oldugu icin zaten isaretlerle, gostererek falan anlasma coktu.  Sinifindakilere gore (hele de abisi/ablasi olanlara gore) bayagi agirdan aldi bizimki dil isini ama bir noktada papagan moduna gecti, soylediklerimizi tekrar etmeye basladi, kelime sayisi hizla artti.  Ogretmenleri de sinifta bir sey istiyorsa oyle ya da boyle istedigini anlatabildigini soyluyorlardi.

Ben bizim yavrunun Ingilizcesinin seviyesini pek bilmiyordum.  Bizimle Turkce konusuyor cunku.  Arada Ingilizce kelimeleri oluyor tabii, ya da Ingilizce bir seyler soyledigi oluyor (Ingilizce anladigimizi/bildigimizi biliyor).  Lakin gecen gun aylar once bir kez gorup cok sevdigi bir arkadas gelince onun kucagina oturup Ingilizce sakimaya baslayinca dibim dustu.  Abooovvv dedim.  Kizin Ingilizcesi Turkcesinden daha iyi ): ): ): Isin komigi kiz Ermeni-Amerikali ve Turkce ogreniyor, catapata Turkce konusuyor yani.  Ama bizim kiz onun Turkcesini kesinlikle kaale almadi, yerli/native seviyede Turkce konusmuyorsan hic Turkce konusmuyorsun onun icin galiba!!!

Kizin dilleri ve dil tercihleri sozkonusu oldugunda ilginc durumlar da ortaya cikmiyor degil.  Mesela: Renkleri ilk Turkce ogrendi, biz kitaplardan falan anlatirken.  Ama infant/bebek sinifinda cok cok sevdigi bir ogretmeni ona yellow (sari) dedirtmeye calisti ve ogretti, ve Derya sari demiyor.  Su noktada renkleri iki dilde de biliyor ve soyleyebiliyor ama sari lafini agzindan 3-5 kere ancak duyduk.  Soyleyebiliyor isterse, kelime zor geliyor falan degil.  Ama ille de yellow diyor.  Saniyorum o cok sevdigi ogretmeni ile ozdeslestirdigi icin.

Diger enteresan bir durum, son 1-2 haftadir ortaya cikti:  Bizim kiz Ingilizce tam bir citkirildim, uzerinden nezaket akiyor. Turkcede ise kazma.  Ilk defa parkta yurumek istedigi duvara yaslanmis birilerinin yanindan gecerken duyduk: “assori assori” (I’m sorry/afedersiniz).  Cok komikti hali.  Assori assori deyip gecti.  Sonra sofrada bir sey isterken onceden “daha” derdi, sonra “more more X” demeye basladi.  Bu aralar nezaket 10 numara, “more please/daha lutfen” diyor.  Daha’yi unuttu, Ingilizce istiyor.  En son da istedigi bir seyi verdigimizde “Thanks/tesekkurler” demeye basladi ama nasil dedigini duymaniz lazim, “Lutfedip tesekkur ediyorum” modunda, bir haller bir seyler.  Bir de bir kapiyi acmak isteyip acamadiginda “Help pleaseee!” diyor. Belli ki kreste bunlara lutfen, afedersiniz, tesekkurler demeyi ogretiyorlar.  Biz bu tur kelimeleri ogretmek icin ekstra bir caba icinde degiliz dogrusu, evde kendimiz de cok sik kullanmiyoruz.  Kazma, kaba insanlar oldugumuzdan degil, evlilikte, ev icinde o nezaket halleri artik kenarda kaliyor.  Sey gibi, eksi sozlukten bir baslik vardi eskilerden, evlilikte osurugun siradanlasma sureci gibi bir sey.  Bir sey icin tesekkur edeceksek de “Danke schoooon” “Tenkyu menkyu” falan dedigimizi farkettim.  Niye bilmiyorum.  Cocuk Ingilizce nazik, Turkce kazma yetisti elimizde olmadan, duzeltmeye calismamiz gerekecek!  Buradan Anglofon ve Turkofon kulturlerde nezaket konusunda cikarimda bulunmayayim.

Bizimki su siralar uc kelimeli cumleler kurmaya baslamis halde (Anne kapi ac, Nazli buraya gel vs.), daha karmasik cumleleri deniyor. Bazen dedigi bir seyi anlamiyoruz, yuz kere tekrar ettiriyoruz ama i ih anlamiyoruz.  Bazen sonunda anliyoruz ve “haaaa!” deyip guluyoruz.  Bazen anlatamadigi icin sinir oluyor, kiziyor.

Ingilizce ve Turkce arasinda cok bir kafa karisikligi yasamiyor.  Ufak tefek istisnalar var gerci gozlemledigim.  El=hand mesela, bizimki ikisini birlestirip “en” diyor el icin.  Ne alaka bilemiyorum.  Bir de iyelik eklerinde karmasa oldu, Elmo’nun sucu tamamen.  Biz Elmo’s Song dinletiyorduk ona.  Meshur “la la la la, la la la la Elmo’s song” diye giden.  Sonra Big Bird geliyor, “ben de isterem” diyor, Elmo da “Al sarkimi, Elmo yerine Big Bird de, senin olsun” diyor.  Sarki oluyor “la la la la, la la la la, Big Bird’s song.”  Ben hiic dikkat etmemis, hiiic umursamamistim.  Meger bu sarkinin olayi possessive/iyelik ogretmekmis.  Elmo’s, Big Bird’s, Snuffy’s (Elmo’nun, Minik Kus’un, Snuffy’nin).  Bizimki de hemen kapti olayi anne’s song, baba’s song, Aylay’s song, anneanne’s song diye soylemeye basladi.  Ben olaya uyandigimda sarkiyi Turkce’ye cevirdim “la la la la, la la la la Elmo’nun sarkisiiiii” diye.  Ama bizimki “annen sarkis” “baban sarkis” falan diyor.  “(n)in” cikmiyor, n diyor, bir de x-in y-si seklindeki tamlamadaki -(s)i eki Elmo’s, Big Bird’s vs.deki ‘s ile karisiyor galiba.  Cok buyuk bir sey degil, kendi kendine hallolur diye dusunuyorum.  Eger kendi kiviramazsa biraz ustune dusebilirim.

Kiz 27 aylik oldu ama ben bu yaziyi bayagidir taslak halinde tutuyorum, bir turlu bitiremedim, basamadim.  Bugun ayin 14’u insallah masallah bugun yollayacagim.  Yollamadan once bu haftasonundan bahsedeyim.  Kuzucugu da alip Aylaylara gittik arabayla, haftasonunu onlarla gecirelim, gezelim azicik diye.  Onlarin orasi bize 6 saat kadar arabayla, bu da kuzunun bezi biraktiktan sonraki ilk uzun yol yolculugu olacakti.  Butun gezimiz boyunca hic kaza yasamadigimizi gururla bildiririm, kuzucuk kivirdi bu tuvalet isini.  Aylay henuz 18 aylik ama bizim kiz donunu indirip, tuvalete oturup cisss cisss deyince o da merakla banyonun kapisina  gelip merakla onu izliyor sonra da cisss cissss diye pantolonunu indirmeye calisiyordu.  Gecen bize geldiklerinde Derya’dan aldigi cesaretle yurumeye baslayan Aylin, bu sefer de cisini soylemeye baslayacak galiba!!!

Haftasonu cok guzeldi, gezdik eglendik, Hatta okyanus kiyisinda sirin kasabaciklara da gittik, sahile indik.  Hava suya girecek gibi degildi tabii ama kumlarda eselenmek de guzeldi, deniz havasini solumak da.  Haftasonu ile ilgili tek sorun Derya zillisinin butun bu yeniliklerden fazlasiyla heyecanlanip hipere baglamasi, overstimule olmasi oldu.  Heyecani yuzunden gunduz ve aksam zor uyudu, yemek yemedi.  Butun haftasonu ekmek ve sut disinda bir sey yemedi neredeyse.  Birkac haftadir garip bir istahi vardi zaten: makarna, pilav, ekmek, kalip kalip tereyagi veya mascarpone yiyor.  Normalde cok sevdigi kirmizi/beyaz eti, meyveleri sadece soyle bir tadiyor.  Sanirim bir buyume doneminden geciyor ve karbonhidrat ve yaglara (yani kaloriye) ihtiyac duydugu icin bunlara abaniyor.  Gercekten de bayagidir 23 pound (~10.5 kg) civarinda dolanirken simdi 25i (~11.5 kg) yoklamaya basladi.

Gezimizde kuzuyla ilgili yasadigimiz en buyuk sorun sanirim ona tuvalet begendirememek oldu.  Sanirim 5 aylik kadardi, disaridaydik, altini degistirmek icin tuvalete gittim.  Orada ellerini yikayan insanlar surekli el kurutma makinelerini kullaniyorlardi ve bunlar da coook gurultulu oluyor bazen.  O gurultuden o kadar korktu ki etini kopariyormuscasina aglamaya basladi.  Altini falan acamadan kactik oradan.  Dun donus yolunda yine ayni sey oldu.  Tuvaletin oradan bu makinelerin sesi geldigi icin tirsti.  Bir “aile odasi” vardi, hemen oraya girdim.  Bu oda diger tuvaletlerden ayri oldugu icin makinelerin gurultusu gelmiyordu ama korkmustu bir kere, asla oturmak istemedi.  Sen bekle ben yapayim dedim (ben de sikismistim!) iki saniye ben isimi gorurken agladi.  Sonra disari ciktik, neyse ki yanimda portapotty’miz vardi. Cimenlerin uzerinde acik havada kurduk, cisimizi yaptik, cope attik, yola koyulduk.  Bazen restoranlarda veya disarida tuvaletleri cok seviyor, sirf tekrar gitmek icin yalandan cis diyor.  Bazen de kapisindan girer girmez geri cikmak istiyor (muzenin tuvaletinde oyle oldu, strudelcide de).  Gurultu oldugunda sebebi malum oluyor ama gurultusuz, normal bir tuvalette de reddedebiliyor.  Bir anlasam!  Sirf tuvalet begenmedigi icin uzun sure tutuyor, altina saliverme riski de oluyor.  Ne yapabilirim bu konuda bilemiyorum.

6 saat gidis, oradayken sahil kasabalarini gezdigimiz gun kafadan 3-4 saat, 6 saat donus araba koltugunda bagli oturdu balik kizim.  Arada tirlattigi olsa da iyi idare etti.  Onu oyalayacak bazi numaralarim vardi tabii, hazirlikliydim.  Bir ara bir cocuk/toddler ile yolculuk etmek konusunda ayri bir yazi yazarim herhalde.  Daha once bebekle yolculuk etmek uzerine bir seyler yazmistim ama boyle hareketli, dilli, cevval cocukla bambaska oluyor her sey.  Yazin Temmuz sonuna dogru Turkiye’ye gidecegiz gibi gorunuyor, bu yaziyi o yolculugu yaptiktan sonraya sakliyorum ki araba ve transatlantik ucus karsilastirmasi da yapabileyim!

Herkese iyi gunler!

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s